Vaja Pşavela

Vaja Pşavela, Gürcü edebiyat tarihinde özel bir yere sahiptir. Son derece farklı ürünler vermiş, büyük ölçüde mitolojiden esinlenmiştir.

Vaja Pşavela
15 Şubat 2004 Pazar 14:18

VAJA PŞAVELA - ႥႠႯႠ ႴႸႠႥႤႪႠ
Gürcü edebiyatından portreler

Vaja Pşavela, Gürcü edebiyat tarihinde özel bir yere sahiptir. Son derece farklı ürünler vermiş, büyük ölçüde mitolojiden esinlenmiştir. Halkın yaşamını çok iyi tanıyan bir yazar olarak yapıtlarına felsefi boyutlar kazandırmış ve büyük şairlik yeteneğiyle özgün bir şiirsel dünya sunmuş, önemli sorunları yeni bir bakışla ele almış ve çözümlemiştir. 

Pşavela çok zengin bir miras bırakmıştır. Şiirler, sanatlı düzyazılar, tarihsel yazılar, etnografyayla ilgili yazılar, siyasal ve toplumsal yaşam üstüne yazılar... Bütün yazılarında yetenek ve kültürü tüm  görkemi ve parlaklığıyla ortaya çıkar. Yazdığı her şey yüce yurtseverlik duygularını ve halk sevgisini dile getirir. Pşavela yaşamının büyük bölümünü dağlarda, ıssız yerlerde geçirmesine karşın, o dönemin Gürcüstan yaşamıyla ilgili hiçbir şeyi gözden kaçırmamıştır. İlia Çavçavadze ve Akaki Tzereteli gibi, tüm yaşamı boyunca ülkesine hizmet etmeyi bir borç olarak kabul etmiştir. Bu nedenle onun bütün yapıtları yüksek ve soylu şiirsel duygu ve düşüncelerle doludur.

Asıl adı Luka Razikaşvili olan Vaja Pşavela, 14 Temmuz 1861'de Pşav'da Çargali köyünde doğmuştur. İlk çocukluk izlenimlerini orada görkemli bir doğa içinde ve dağlılar arasında edinir. İlköğrenimini Telavi din okulunda görür, daha sonra ise Gori öğretmen okuluna devam eder. Buradaki öğrenciliği sırasında Gürcü edebiyatıyla daha fazla ilgilenme fırsatını bulur ve okul kütüphanesindeki kitapların hemen hemen tümünü okur. Yalnızca edebi kitaplarla değil, tarihsel, toplumsal, iktisadi ve felsefi yapıtlarla da ilgilenir, eski Yunan felsefesini inceler.

Haziran 1882'de Gori öğretmen okulunu bitirdikten sonra, Gürcüstan'da eğitim ve öğretimin yaygınlaşması için çaba harcar, özellikle halkın haklarının ve çıkarlarının korunmasıyla ilgilenir ve kurulu düzenden yana olanların düşmanlığını kazanır.

Pşavela yüksek öğrenime başlamak amacıyla 1883'de Petersburg'a gider ve Hukuk Fakültesi'ne yazılır. Çalışkan, gayretli, dersleri düzenli izleyen bir öğrenci olarak tanınır, ama maddi olanakları kısıtlı olduğundan bir yıl içinde ülkesine geri dönmek zorunda kalır. Pşavela, Petersburg'dan döndükten sonra Didi Tioneti köyünde öğretmenliğe başlar. Büyük bir hevesle eğitim ve öğretime adar kendisini, ama kısa süre sonra, ölümüne kadar hiç ayrılmadığı doğum yeri Çargali'ye döner. Tüm yaşamı boyunca Tiflis'e çok seyrek olarak, yalnızca dergi ve gazete almak, matbaalardaki işleri için gidip gelir. Çok zor koşullarda sürekli ihtiyaç içinde yaşar ve bu olumsuz koşullar doğal olarak sağlığını bozar. 1915 yılı başlarında zatürree hastalığına yakalanır ve aynı yılın nisan ayında tedavi olmak amacıyla Tiflis'e gider. 23 Mayıs'ta "Gürcüstan Edebiyat Derneği"nin girişimiyle "Devlet Tiyatrosu"nda Vaja Pşavela'nın onuruna bir gece düzenlenir ve bu gece şair için görkemli bir zafer gecesi gibi geçer. Şiirler okur ve dinleyiciler tarafından coşku ve hararetle alkışlanır. Ama sağlık durumu git gide kötüler.

14 Temmuz'da hastaneye kaldırılır. Hasta şairin tek bir isteği vardır: doğduğu yere dönmek, doğaya kavuşmak. Yaşamının her anında dağları hatırlamaktadır. Öldüğü gün köyünü anmak amacıyla kendisine bir yer yatağı hazırlanmasını, yatağın çevresinin çiçeklerle ve dallarla süslenmesini ister. Zayıflayan bedeni hastalıkla mücadele edemez artık ve Vaja Pşavela 27 Temmuz 1915'de son nefesini verir. Didube'de Gürcü ileri gelenlerinin gömüldüğü panteona defnedilir. Mezarı daha sonra Mtatzminda panteonuna nakledilmiştir. 

Vaja Pşavela, ender rastlanan lirik şairlerden biridir. Heyecan ve duyguları olağanüstü bir şiirle dile getirmeyi başarmıştır. 19. yüzyıl Gürcü edebiyatında yeni bir lirik tür yaratmış, çok derin düşünceleri açık seçik, düz ve basit bir anlatımla dile getirmiştir. Şiirleri, yaşamı bütün yönleriyle ele alır. Gılgamış, İlyada, Homeros'u hatırlatan bir şairdir. Pşavela da tıpkı İlia Çavçavadze ve Akaki Tzereteli gibi atalarının kahramanlıklarını ve vatan sevgilerini büyük bir coşkuyla aktarmıştır. Denebilir ki tüm yapıtları kahramanlığa adanmış göz kamaştırıcı bir şiirdir. Bu görkem, bu coşku, gerek yarattığı kahramanlar, gerekse üslubuyla büyük bir içtenlik içinde çizilmiştir. Sözgelimi kahramanlarından biri Gigi,düşmanları tarafından öldürüldüğünde atı ve kılıcı ağlar arkasından. Pşavela son nefesini vermekte olan bir başka kahramanını betimlerken, onun, ülkesine hizmet etme fırsatını bulabilmek için görünmez ve korkunç ölümle mücadele etmek istediğini söyler. 

Vaja Pşavela'nın bütün kahramanları her eylemlerinde kahramanlığın yüce duygularını belli etmek isterler. Pşavela'nın şiirleri çoğu zaman yalnızca erkeklerin, savaşçıların değil, aynı zamanda kadınların da kendilerini unutacak kadar vatanlarına adadıkları bir tablo oluşturur. Sayısız karmaşık sorunlara el attığı epik yapıtları da sanatsal özgünlüklerle doludur. "Aluda Ketelauri", "Konuk ve Evsahibi", "Yılan Yiyici" gibi şiirleri, halk masallarına ile efsanelerine dayanır ve olağanüstü şiirsel zenginliklerle dikkat çeker.

Folklorik özgünlük Pşavela'nın yapıtlarının yalnızca temelinde değil, üslup ve yapısında da kendini gösterir. Şair şiirlerinde hiç bıkmadan, yorulmadan halk geleneklerini işlemeye çalışmış ve şiirini zenginleştirmek için çaba harcamıştır. Vaja Pşavela halk sanatına başvururken, kullandığı gerece de şiirsel bir atılım kazandırmış, basit bir halk masalından karmaşık yapılı devasa bir yapıt ortaya çıkarmayı başarmıştır. Eleştirmenler onun şiirdeki belirgin özellikli felsefi anlayışın, masal konularını işlediği şiirlerde rastlanabilecek fikirlerden daha derin ve köklü olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla Pşavela'nın bazı şiirlerindeki halk motiflerinin rolünü abartmamak gerekir. 

Bu şiirlerdeki kahramanlar çevrelerindeki insanları aşabilmeyi başarmış sıradan insanlardır. Toplumla "ben"lerini her şeyin üstünde tutan bireyciler olarak değil, özgürlük, yüksek bir ahlak ve insanlık aşkıyla dolu bireyler olarak çatışırlar. Bu insanlar insanlığın en yüksek idealleri için mücadele eden  baş kaldırmış insanlardır. 

Pşavela'ya göre toplumun kuralları sert ve acımasızdır. Her bireyden tam bir bağımlılık ister. Toplum hiçbir biçimde bir bağımsızlık gösterisini kabul etmez ve bireycilik ve toplum arasındaki çatışmalar trajik bir yoğunluk kazanır. Vaja Pşavela bu bireycilik ve toplum arasındaki çatışmayı "Aluda Ketalauri" adlı şiirinde son derece dramatik bir tarzda ele almıştır. Kahramanı toplumda hüküm süren davranış kurallarını ihlal eder, yüzyıllardır körüklenen yaşam kurallarını eleştirel bir anlayışla sergiler.

Pşavela iki geleneğin,kanlı intikamcılığın ve konukseverliğin çatıştığı "Konuk ve Evsahibi" adlı şiirinde de aynı türden bir çatışmayı sergiler. Vaja Pşavela'nın edebi mirasını oluşturan sayısız şiir arasında derin bir felsefi düşünceyi dile getiren "Yılan Yiyici" önemli bir yer tutar. Bu şiirin kahramanı Mindia bilgeliği temsil eder. 

Vaja Pşavela olağanüstü bir doğanın şairi ve temsilcisidir. Doğanın bütün sırlarını bilen bir şairdir ve Gürcü şiirinde bu açıdan onunla boy ölçüşebilecek bir başka isim yoktur. Yarattığı manzaralar doğanın kendisi kadar ölümsüzdür. Bu tabloları ve imajları olağanüstü yeni ve özgün bir biçimde yaratmıştır. Onun şiirinin doğanın görkemli bir şiiri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ama şairin ilgi ve dikkatini çeken doğanın ne dış güzelliği ne de iç büyüsüdür. Pşavela'nın şiiri doğanın ruhuna girer, doğanın her köşesinde yaşamı arar. Ona göre yaşam ucu bucağı belli olmayan ve görkemli, gizli bir yaşam süren, düşünen, konuşan, hisseden bir yaratıktır. Doğada her şey yaşamı teneffüs eder. O da ünlü şair Nikoloz Baratişvili'nin görüşlerini paylaşır ve cansız varlıklar arasında gizli bir dil olduğuna ve onların konuşmalarının anlamının öteki dillerden daha önemli olduğuna inanır. 

Vaja Pşavela doğanın sırlarını öğrenmiştir, doğanın uyumunun sözcüsüdür. "Yavru Karacanın Hikâyesi", "Menekşe", "Doğanın Kaynağı", "Kuru Gürgen", "Ağlayan Kaya", "Kökler", "Yüksek Dağlar", "Geyik", "Ormana Bakın", "Doğanın Kucağında", "Orman Ağlıyor" gibi düzyazılarında ve birçok şiirinde insan duygu, düşünce ve heyecanları arasından doğanın bütün olgularını sergiler, insan ve doğayı birleştiren bağları hissettirir bize.

Vaja Pşavela'ya göre "her yazar her şeyden önce kendisine özgü bir dile sahip olmalıdır, çünkü dil yazarın yüzü, fizyonomisi ya da daha doğrusu ruhudur, yazarın bireyselliği, kişiliği, 'ben'i burada gizlidir". Pşavela'nın bütün edebi etkinliğinin temeli buna dayanır. Şiirlerinde halk dilinden, halk deyimlerinden büyük ölçüde yararlanmıştır, ama o halk dilinden aldığı sözcükleri ve deyimleri klişe biçiminde kullanmaz, onlara şiirsel bir titreşim katar. Gürcü edebiyatında ilk kez onun kullanmış olduğu çok sayıda sözcük modern Gürcü edebiyat diline kök salmıştır. 

Vaja Pşavela'nın "Aluda Ketelauri", "Konuk ve Evsahibi" ve "Yılan Yiyici" adlı şiirleri, Tengiz Abuladze'nin sembolist filmi Yakarış’a esin kaynağı olmuştur.


mamuli, Temmuz 1997, sayı 3


Etiketler; #Vaja Pşavela

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.