Vaket Festivali"nin Ardından

Vaketi; yaşayan ve yaşatılan doğa harikası bir yer. Dile gelmiş nice türkünün esin kaynağı olmak gibi büyük bir görev üstlenmiştir kendine...

Vaket Festivali"nin Ardından

Vaketi; yaşayan ve yaşatılan doğa harikası bir yer. Dile gelmiş nice türkünün esin kaynağı olmak gibi büyük bir görev üstlenmiştir kendine... Şuan da dilden dile dolaşan birçok Artvin’e ait yöresel parçada Vaketi’nin tadını bulmak mümkündür... Düşünüyoruz bazen; elimizde fırça, önümüzde tuval olsa ve bizlerde ressam olsak; maviyi, yeşili ve sarıyı nasıl bir araya getirip de böylesine güzel bir doğa resmi çizebiliriz diye... Toprağı, havayı ve suyu birleştirip dudak uçurtan bir manzarayı nasıl resmedebilir acaba... Oysa böyle bir şeyi yapmak için hayal gücümüzü zorlamamıza pekte gerek yoktu... Çünkü Vaketi ordaydı...  Vaketi ki geçmişinden, geçmişinde ki güzelliklerden hiç bir şey kaybetmeden natürel bir şekilde karşımızda duruyordu. Geleneği, göreneği ve öz kültürü hiçbir şekilde asimilasyona uğramamıştı... Vaketi’nin hemen girişinde bulunan yelelerin bile hem kokusu hem görüntüsü geçmişe ve göçlere inat, hala bu gün gibi karşımızda duruyor ve yüreğimizin tüm derinliklerinde bu güzel koku hissedilebiliyordu...

Vaketi’nin yerlisi ve aynı zamanda yıllarını orada geçirmiş, hayatının bugün ki demlerini de bu topraklarda yaşayan insanlar, Marioba sırasında şenlikler yapılır, eğlenilirmiş. Vaketi halkı, Marioba zamanında ki bu eğlencelerle o gün tüm işini gücünü bırakıp bu eğlencelere katılırmış. Bu şenliklerin süresi kesinlikle kararlaştırılmazmış. Eğlencelerin durumuna göre bu sürenin uzadığından hatta on, on beş günü bulduğundan söz edilir... Vaketi halkı yazlıkta her akşam toplanır, ya “mokorilanın” önünde yâda evleri buluşturan, ”halham’ın” arka tarafında, tahta sedirlerle çevrilmiş alanın önünde ateş yakılır, akordeon ya da tulum çalarak halaylar çekilir, horonlar tepilirmiş. Vaketi’nin genç kızlarıyla, genç erkekleri karşılıklı manilerle birlikte, kendileri tarafından uyarlanmış sözlerle atışma şeklinde türküler okurmuş. Köyün genç kızları “buzma” adıyla anılan yerel kıyafeti giyer ve köyün ortasında çeşit rengarenk bir çiçek mozaiği oluştururlarmış.. Köyün yaşlı ve büyükleri tarafından tek kişilik oyunlar oynarmış. Tabi bununla da kalmaz temsili bir otantik tiyatro topluluğunu andıran “Berobana “ oyununu oynarlarmış... Birde köyün gençlerinin rekabeti var ki bunu de kimse inkâr edemez... Gağmit, gamoğmit maçları bu gün ki büyük takımların yaptığı maçlar kadar zor olur aynı zamanda da büyük bir heyecana sahne olurmuş... Birde köyün gençleriyle ara ara köyün orta yaşlı ve yaşlılarının katılımıyla “Lepiki, Bila ve Koco ”oyunu oynanırmış.

Festival Vaketi için Vaketili için ne kadar önemliyse, oraya gelen misafirler içinde güzel anılarla dönmek bir o kadar önemliydi. Netice de gelen ve eğlenceye katılan herkes büyük hoşnutluk içinde Vaketi’den ayrıldı... Bu festivalin gerçekleşmesi konusunda emeği geçenlerden bahsetmek istediğimde sözü Metehan Aytekin’e bırakmayı yeğliyorum... Muhakkak ki onun bu konuda benden fazla söyleyeceği şeyler olacaktır...

- Öncelikle bu konuda bana da söz hakkı tanıdığın için sana teşekkürlerimi sunuyorum... Güzellikleri yaşatmak adına, kültürümüzü tanıtmak adına verdiğimiz mücadele önemli..Vaketi için, Vaketi festivali için söyleyeceklerime nerden başlayacağımı bilmiyorum çünkü; Vaketi için söylenecek o kadar söz var ki kelimeler az kalıyor ama bir yerden başlamak gerekirse söze şuradan başlayabilirim;
Bir hayalle başladık aslında Vaketi festivali için çalışmalarına. Vaketi bizim kültürümüz ve aynı zaman da her şeyden önemlisi
Sevdamızdı... Sene boyu Vaketili gençlerle yoğun çalışmalar yaptık. Kültürümüzü yaşatmak adına zaman zaman umutsuzluğa düşmemize rağmen, kendini Vaketili hissedenlerde ki heyecanı gördükçe umutsuzluklarımız umuda dönüştü. Bu bağlamda köy muhtarımız emekli öğretmen Hurşit Aytekin’in büyük uğraşları sonucu bürokratik işleri halledildi ve Artvin’li ( İmerhevili) dostlarımızla 22–23 Temmuz 2006 tarihinde Vaketi’de festivalde buluşmak için sözleştik... Belirtmek isterim ki maddi manevi katkılarını esirgemeyen her zaman yanımda olan Selçuk Aytekin’e özel teşekkürlerimi sunuyorum... Festivale ekonomik katkılarından dolayı İsa Aytekin'e, Gülsa İnşaat’a, Geocell Genel Müdürü Osman Turan’a Vaketi gençliği olarak teşekkürlerimi iletiyorum. Bize reklâm konusunda desteğini veren www.imerhevli.com ve www.chveneburi.net internet sitelerine şahsım adıma teşekkürü ediyorum...Bizi Vaketi’de yalnız bırakmayan civar köylere ve Vaketi’ye gelen misafirlere ev sahipliği yapan, misafirperverliğini gösteren Vaketi halkına da teşekkürlerimi sunarak, sözlerimi burada tamamlamak istiyorum.
 

- Metehan Aytekin, bende size Vaket Festivali için yaptığınız çalışmalarınızdan dolayı ve verdiğiniz emekten dolayı kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum... Vaketi için harcadığınız bu çaba özel bir takdire layık... Erdemli ve vefalı tavrınızdan dolayı size Vaketi gençleri adına tekrar teşekkürü bir borç biliyorum.

Vaket Festivali'ni her yıl gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. Vaketi Artvin’in yükselen değeri, parlayan yıldızı yapmak adına tüm enerjimizi harcayacak ve tüm çabamızı sarf edeceğiz.. Hiç bir çıkar kaygısı gütmeden, sadece kültürümüzü tanıtmak ve paylaşımda bulunmak için bu festivali gelecek kuşaklara miras gibi bırakacağız.. Bu festivali gelenek haline getirip, insanlara unutamayacakları güzellikler anılar yaşatmış olacağız. Birlik. beraberlik ve yaşam adına güzelliklerimizi de korumuş ve geleceğe aktarmış olacağız...

Kültürümüzü yaşatmak ve tanıtmak adına yaptığımız bu Vaketi festivalini gelenekleştirmek için önümüzde ki yıl ikinci adımını atacağımız ve daha güzel çalışmalarla, daha büyük katılımlarla, geniş eğlence potansiyeli ve birbirinden değerli sanatçıların katılımıyla gerçekleştireceğiz.  İkinci Vaket Festivali'nde tüm Artvinlileri ve diğer illerden gelecek olan siz değerli misafirlerimizi güzelliklerle ağırlamak için sabırsızlıkla bekliyor olacağız...

Vaket 2007 ‘de görüşmek ümidiyle...


 
VAKET

Bir Vaket türküsü duyulur, Çura’nın dilinden, 
Biraz çekingen, biraz da nazlıdır sular, 
Coşkun akmaktan utanır, 
Sessiz sedasız hükmünü sürer dağların dibinden...

Suçsuz kuşların sesi duyulur uzaklardan 
Masumluğunu kaybetmemiş ötüşler başlar 
Keskin çam kokusuna nispeten... 
Gölgeler ardında oynanır oyunlar...

Soğuk bir sebile götürür tozlu yollar, 
Adımlarım tükenir 
Takatim kalmaz ya 
Terkedilmiş bir dinletidir aslında oturduğum taşlar...

Bir yeşilin büyüsü sarar ruhumu, 
Gözlerim; 
Gözlerim ise; 
Gökyüzünün maviliğiyle söz kesmişti, 
Dilimde ıslıksız türküler baş gösterirken, 
Düşlerime sarı gerdanlı yeleler girmişti.

Kokolaserden başlar ince bir yağmur 
Yarin narin ve zarif tenine düşer damlalar, 
Soğuk bir rüzgar vurur zülüflerine 
Gözleri nemlidir, 
Esrik ve mahmur yüzüme bakar,

Özlemin soğukluğu biter 
Sevdalının sözlerinde, 
Sıcak bir çay deminde ısınır yürek,

Sessiz bir Erol Türküsü ilişir dudaklara, 
Oysa o an ki; 
Gurbet hükmünü yitirmiş sesinde, 
Kimsesizlik tarifsiz sabahlara bırakılmıştır, 
Hasretler marana kaldırılmış, 
Ertelenmiş tüm sevdalar gün ışığına çıkarılmıştır...

Yıldızların ışıltısında halhamsız resimler çizerdim 
Kör karanlıklarda gözlerinden akan yaşı 
ellerimle silerdim 
Ve sensizken ben 
Seni saklayan vaket türküsüne ağıtlar yakardım 
inatla....

Gurbet dört yanımı sarmışken 
Güneş doğmamış dünyama 
Beş yapraklı yoncanın gölgesi düştü...

Burası Vaket’ti, 
Burası Gerçek bir Cennetti...
 
Şiir: Emrah Çetinkaya


Etiketler; #Vaket Festivali

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.