Ajanlar Cumhuriyeti

Gürcistan ve Rusya’nın 2008 yılında uğruna birbirleri ile savaştıkları ayrılıkçı bölgelerden biri olan Abhazya, Rus istihbarat servisleri tarafından sömürgeye dönüştürüldü ve Abhazya halkı bu durumdan fazlasıyla etkilendi.

Ajanlar Cumhuriyeti

Gürcistan ve Rusya’nın 2008 yılında uğruna birbirleri ile savaştıkları ayrılıkçı bölgelerden biri olan Abhazya, Rus istihbarat servisleri tarafından sömürgeye dönüştürüldü ve Abhazya halkı bu durumdan fazlasıyla etkilendi.

Güneşli bir yaz akşamında, Rus İstihbarat Servisi’nden ve Rus İçişleri Bakanlığı’ndan bir grup, kaldıkları tatil merkezinin Karadeniz manzaralı ve yenilenmiş bahçesinde, Votka dolu kadehlerini, ayrılık yanlısı Abhazya’da gelecek yıllarda geçirecekleri yazlara kaldırıyorlar.

Geçmişte Stalin elitlerinin favori tatil yerleri olan sahiller, Gürcistan’dan sözde bağımsızlık kazanmasına rağmen Rusya’nın yeni sömürgesi haline geldi. 2008’de Abhazya ve Güney Osetya’yı Gürcistan’dan koparan Ruslar, Abhazya’da kendilerini iyiden iyiye evlerinde hissetmeye başladılar.  

Kıyı şehri Gagra’nın Özelleştirme ve Yatırım Departmanı Başkanı ev sahibi Aleksander Tsişba bu durumdan memnun görünüyor. Gürcistan’ın on beş yıl süren ekonomik ablukası boyunca Abhazya’da yatırım hemen hemen hiç yoktu, kıyılar boştu ve ekonomi durgundu. Bunun tek istisnası Rusya Federal Güvenlik Teşkilatı’nın (FSB) kontrolünde gerçekleşen az sayıda işti. Şimdi 3000 Rus askerinin bölgeye yerleşmesi ile Tsişba’nın FSB’den eski arkadaşları önde gelen mülkleri satın almaya başladılar. Tsişba neşeli bir şekilde, “FSB ajanları Abhazya’dan mülk satın alabilmek için bizimle kendi aralarında uzun süredir var olan iyi ikili ilişkileri kullanıyorlar” diyor.

Rus gizli servislerinin Abhazya ile olan “özel ilişkileri” bölgenin Gürcistan’dan fiilen ayrıldığı 1991 yılı öncesinde, Sovyet KGB’si günlerinde başladı. Stalin döneminde her Abhaz ailesinde bir KGB memuru, bir gizli ajan veya akrabalar içinde bir muhbir bulunurdu. Eski ajanların Newsweek Dergisi’ne anlattığına göre Moskova, Suhumi’nin palmiyeli sahilindeki geniş caddeleri üzerinde hoş görünümlü bir KGB merkezi kurabilmek için Abhazya’ya özel bir statü – Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti bünyesinde otonom cumhuriyet – verdi.

Abhaz sınır muhafız birliğinde görev yapan Albay Lavrik Mikvabia’ya göre yerel halk açısından “Abhazya’da kişi başına düşen ajan sayısında dünya rekoru kırmış olmak” büyük bir övünç kaynağı. Sovyet döneminde KGB analitik bürosunda çalışmış üç yıldızlı General Vladimir Rubanov Newsweek’e şöyle diyor, “KGB Abhazya’da her zaman özel bir güce sahip oldu. Geçmişte Abhazya’ya tatile geldiğimde ve üstüm olan bir Abhaz KGB komutanı ile bira içmek bir yere gittiğimizde biralar veya pavurya (kızarmış yengeç) için para ödemek zorunda değildik. KGB kimlik kartlarını göstermemiz yeterli oluyordu.”

Kafkasya’da geleneklere saygı duyulur. Bu yüzden, 1991’de Sovyetlerin dağılması sonrası KGB varisi FSB’nin, eski KGB ajanları için dinlenme merkezi olarak kurulan Mayak Sanatoryumu’nu KGB’den miras alması veya devlet başkanını ve devletin önde gelen isimlerini korumakla görevli Federal Koruma Servisi yetkilerinin ailelerini Pitsunda’daki 10 kilometre karelik alanı kapsayan villaya (bir zamanlar Hruşçev’in kaldığı) tatile getirmeleri hiç de şaşırtıcı bir durum değil. Artık, Abhazya’nın lüks otelleri, villaları ve en gözde yerleri belli bir sıra dahilinde FSB yetkililerini ağırlıyor.

Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’yı Gürcistan’dan “özgürleştirmesi” sonrası iki yıl içinde bu bölgelerdeki “Ruslaştırma” politikası iyice hız kazandı. Abhazya’daki tarihi değere sahip yapıların en iyilerinin neredeyse tamamı Rus yatırımcıların eline geçti. 19. yy’a ait Oldenburg Prensi Sarayı, Olga Kulesi, şehre kuşbakışı bakan tepelere kurulu Moritanya stili zarif bir saray, Gagra kentinin en eski tarihi yerlerinden biri ve Perslere ait Attaba Kalesi. Geçen Ocak ayı içinde açılan lüks gayrimenkullerden uzun kıyı şeridinde uzanan Dolfin Otel, Pitsunda’nın turizm endüstrisini savaş sonrası girilen komalı yıllardan uyandırıyor. Gagra’nın özelleştirme gurusu Tsişba gururla kentin “FSB’nin en iyi tatil yeri” olduğunu söylüyor.

Dolfin Oteli Müdürü Aleksander Çukbar da Tsişba’ya katılıyor ancak çekinerek “yeni patronların yanlarına gidip kolaylıkla sohbet edebileceğiniz türden kibar insanlar olmadığını” söylüyor. Sovyet döneminde KBG devlet içinde ayrı bir devletti. Bugün ise eski KGB ajanı Vladimir Putin ve çevresindekiler (eski ajanlar) ülkedeki pek çok şeyi kontrolü altında tutuyor. FSB’nin kolları Rusya’nın bünyesinde bulunan hemen her büyük işe uzanıyor. İş adamına dönüşen eski KGB ajanları, eski uğrak yerleri olan Abhazya’da sıcak bir şekilde karşılandılar ve yatırım için milyarlarca dolar getirdiler. Rus gizli servisleriyle olan yakın bağları ile tanınan Rus petrol şirketi Rosneft bu yıl Suhumi’de bir ofis açtı ve gelecekte önemli enerji yataklarından biri olması beklenen Karadeniz’de 32 milyon dolarlık bir Petrol arama çalışması başlattı.

Diğer Rus elitleri de eski ajanların izinden ilerliyor. Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov da zaman kaybetmeyerek Gagra dışında 70 milyon dolara devasa bir arazi (bu araziye yerel halkın “Moskova Projesi” olarak adlandırdığı bir kıyı kompleksi inşa edilecek) satın aldı. Bunun yanında Lujkov Moskova’dan olan yatırımların kontrolünü sağlamak için Suhumi’ye “Moskova Merkezi” isminde büyük bir ofis yaptırıyor. Rusya Savunma, Tarım ve İçişleri Bakanlıkları ise halihazırda Suhumi, Gagra ve Gudauta’da bulunan (geçmişten kalan) tatil merkezlerini yeniledi ve çalışanlarının hizmetine sundu. Güney Rusya’da bulunan Krasnodar Bölgesi Valisi Aleksander Tkaçev, yerel idareden kiraladığı ancak ne yazık ki parasızlıktan yenileyemediği villada (zamanında Stalin’in gizli polis şefi tarafından inşa ettirilmiş) son iki yazını geçirdi. Yine yerel yönetimden alınan bilgiye göre de Rusya Nükleer Enerji Ajansı Başkanı Sergei Kiriyenko’nun da bölgede bir şarap fabrikası var.

Fakat Rus yatırımcıların içinde biri var ki Abhazya’ya en büyük yatırımı bu kişi yapıyor. Bu kişi Başbakan Putin. Geçen yaz savaşın birinci yıldönümünde Abhazya’yı ziyaret eden Putin, Abhaz savunma sistemlerinin geliştirilmesi için 500 milyon dolar taahhüt etti. Putin ayrıca Rus çarlarının, Sovyet elitlerinin ve yeni Rus elitlerin gözde mekanı, devasa çam ağaçları ile ünlü Pitsunda Kasabası’nın yeniden kalkınması yönündeki projelere milyonlar akıtma sözü de vermeyi de ihmal etmedi. Rus Hükümeti bölgeye bünyesinde yat limanı, sağlık merkezleri ve özel sahilleri bulunan son derece lüks bir otel inşası da planlıyor. Bölge yönetimi başı Astamur Ketsba bu projeyi “Putin Kenti” olarak adlandırıyor. Bu kompleksin Soçi 2014 Olimpiyatları’na kadar bitirilmesi bekleniyor. Abhazya lideri Sergei Bağapş Newsweek’e açıklamasında Rusya’nın Abhazya’ya taahhüt ettiği 9 milyar rublenin 300 milyonunu aldıklarını, ayrıca Putin ile bir anlaşma imzaladıklarını ve bu anlaşmaya göre Rus vatandaşlarının Abhazya’da mülk edinebileceklerini söyledi. Bağapş’ın gelecek ay açılacak olan Suhumi Havalanı’nın Soçi’dekinden daha iyi olduğunu söyleyerek böbürlenmesi de dikkatlerden kaçmadı. Bağapş ayrılıkçı bölgeye en kısa sürede Rus S–300 füzelerinin de yerleştirileceğini sözlerine ekledi.

Ancak bölgede Rus parasının Abhazya’yı işgalinden rahatsız olanlar da var. Halkın bu kesimi yeni kazanılan “bağımsızlığın” saldırı altında olduğunu düşünüyor. Gagra ve Pitsunda kentlerinin önde gelen mimarlarından Tomara Lakrba, on kat üstü binalardan oluşan ve “Putin Şehri” adı verilen projenin planlarını gördüğünde dehşete düştüğünü söylüyor. Projenin çok çirkin ve binaların gereğinden uzun olduğunu düşünen Mimar Lakrba: “Rus gizli servislerinin, şehirlerimizde hangi binaları alıp, neleri inşa edeceklerine rahatça karar verebilmek için bizlere bağımsızlık verdiğini şimdi anlıyorum” diyor.

Pek çok Abhaz genç de gururlarının ve küçük devletlerinin Rus elitleri tarafından satın alındığını düşünerek endişe duyuyor. Suhumi’den genç bir aktivist olan Ahra Smir endişeli bir şekilde, “Rusların bizim farklı olduğumuzu anladıklarını sanmıyorum. Biz yeniden bir KGB devleti olmak istemiyoruz. Bu toprakları Gürcistan’dan bağımsız olmak için aldık. Rusya’ya verirsek bunun bir önemi kalmayacak” diyor. Smir ve diğer Abhaz genç aktivistler kızgın bir şekilde, Gali (ç.n: hala büyük oranda Gürcülerin yaşadığı Abhazya bölgesi) yollarının Rus tankları tarafından yok edilmesinden ve uluslararası telefon kodunun Rusya ile aynı numaraya (+7) dönüştürülmesinden büyük düş kırıklığına uğradıklarını Newsweek ile paylaşıyorlar.
  
Abhazya’nın minik ordusu da FSB tarafından kendini kuşatılmış hissediyor. Abhazya idari sınırında kontrol büyük ölçüde FSB tarafından sağlanıyor. Abhazlara bir düzineden fazla olan kontrol noktasından sadece iki tanesi bırakılmış. 120 Abhaz askeri yetkili işten atılmış. 60 tanesi kovulmuş 60 tanesi ile gümrük memuruna dönüştürülmüş. “Hepimiz savaş gazisiyiz” diye konuşan Abhaz sınır birliği komutanı Albay Lavrik Mikvabia, “Bizler özgürlük için kanlarımızı döktük. FSB sınır görevlileri bizlere onların sömürgesiymiş gibi davrandıklarında bunu hatırlamalı” diyor. 

Abhazlar açısından güçlü kuzey komşusu Rusya ile imzaladığı işbirliği anlaşmasını gözden geçirmenin zamanı geçmiş gibi görünüyor. Sınırda tamamen ayrı ve sadece FSB’ye karşı sorumlu olan Rus sınır muhafızları görev yapıyor. Yollarda, üzerlerinde Rusya Federal İnşaat Şirketi’nin çift başlı kartal logosunu taşıyan parlak turuncu renkli kamyonlar, FSB’nin sınır muhafızları ve aileleri için Gali bölgesinde inşa ettiği yedi katlı binalara gerekli inşaat malzemelerini taşıyorlar.

Rus paraları oluk oluk Abhazya topraklarına akarken ABD Dışişleri Bakanı Ruslara acil olarak askerlerini geri çekmesi için boş çağrılar yapıyor. Savaşı sona erdiren ve Rusya’nın askerlerini çekme taahhüdünde bulunduğu ateşkes anlaşması hükümlerinin hiçbir önemi yok. “Rusya daha yeni Abhazya’ya geldi” diyen Bağapş Batılıların “Rus işgalcilerin yakın bir zamanda bu topraklardan çıkacakları” hayallerine son vermeleri çağrısında bulunuyor. İM

Anna Nemtsova


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.