Sonsuzluk Yasası

Nodar Dumbadze, bir Gürcü romancısı. Karadeniz'den sınır komşumuz Gürcüstan küçük bir Cumhuriyet. Gürcüler de küçük bir Ulus. Fakat geçmişleri son derece zengin bir tarih ve kültür hazinesine dayanıyor.

Sonsuzluk Yasası

Nodar Dumbadze, bir Gürcü romancısı. Karadeniz'den sınır komşumuz Gürcüstan küçük bir Cumhuriyet. Gürcüler de küçük bir Ulus. Fakat geçmişleri son derece zengin bir tarih ve kültür hazinesine dayanıyor.

"Güneşi Görüyorum" ile Türk okurunun da çok yakından tanıyıp sevdiği bir yazar olan Nodar Dumbadze, bu yeni romanı "Sonsuzluk Yasası"nda daha Gorbaçov dünya politika sahnesine adımını atmamışken ülkede (Sovyetler Birliği'nde) özgürlüğün, yumuşamanın ve dünyaya açılmanın gereğini savunuyor ve bunun öncülüğünü yapıyor.

"Sonsuzluk Yasası"nı okudukça Gürcülerle aramızda yalnızca komşuluk değil, uluslar olarak duyarlık, direnç, cinsellik ve aşk konularında da şaşırtıcı yakınlıklar ve benzerlikler bulacaksınız.
Duyarlı ve Gerçekçi bir Gürcü romanı


ÖNSÖZ YERİNE
Sovyetler Birliği'nde 1980'li yıllarda ortaya çıkan reform hareketi, (Glasnost [açıklık] - perestroyka [yeniden yapılanma]) gerçekte 1980 yılları öncesi tanınmış Sovyet yazarlarınca başlatılmıştır. Bu yazarlar arasında Nodar Dumbadze'nin özel bir yeri vardır. Nodar Dumbadze gerçekçi bir yazar olarak katı kalıpları aşmasını bilmiştir. Edebiyat alanına atıldıği ilk günden başlayarak kendine özgü mizah dili ve güçlü kalemiyle "açıklık politikası"nın önde gelen bir savunucusu olmuştur. Siyasal roman türünün ve "açıklık politikası"nın en başarılı örneklerinden biri olan Sonsuzluk Yasakyazarın yaşadığı yıllarda film de yapılmıştır.

Güçlü sağduyu ve görüş açısı, akıcı ve yalın diliyle yaşadığı Sovyet Gürcüstan toplumunun güncel sorunlarını, yürekli ve gerçekçi bir biçimde yansıtan Nodar Dumbadze, zengin ve köklü Gürcü edebiyatının çağdaş yazarlarından biridir.

Nodar Dumbadze'nin kitaplarında doğa insanların hayranlıkla seyrettikleri manzara değil, kahramanların duygularına, eylemlerine katılan bir öğedir. Kahramanlar, doğanın bağrında doğup büyüyen, doğayla iç içe yaşayan ve doğa gibi saf, temiz insanlardır. Kavramlarının değerlerin altüst olduğu bir dönemin ya da değişen toplumsal yapının yarattığı insanlık yüzünü kaybetmiş "insancıkların" gerçek portrelerini güçlü kalemiyle çizmiştir.

Yazarın en son ve en güçlü yapıtlarından biri olan Sonsuzluk Yasak bir anlamda Sovyet Gürcüstanı'nın yakın geçmişini edebi olarak yansıtır.

Romanın baş kahramanı Baçana Ramişvili'nin babası ve annesi, birçok Sovyet vatandaşı gibi, Sovyetler Birliği'nde 1937 yılında başlatılan ve toplumun çok değişik sınıflarındaki insanları, özellikle aydınları "burjuva kalıntıları, burjuva kültür savunucuları, vatan hainleri" gibi değişik suçlarla suçlayıp çoğu kez sahte kanıt ve tanıklarla, yargılamaya bile gerek görmeyen "Temizlik Kampanyası" adlı, genelde dikta rejimlerine özgü "devlet terörü"nün kurbanlarıdır.

Yazar, kahramanının İkinci Dünya Savaşı döneminde köyde geçirdiği çocukluk yıllarını, Tbilisi’deki 1950'li öğrencilik ve gençlik yıllarını, hayata atıldığı 196O'lı yıllarını ve 1970 yıllarında Sovyet Gürcis-tanı'nda yönetim değişikliğiyle ortaya çıkan olayları ve devlet görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını gerçekçi bir yaklaşımla kaleme almıştır.

Nodar Dumbadze'nin özgeçmişini iyi bilen bir kişi, Sonsuzluk Yasak'taki baş kahramanın, yazarın kendisi olduğunu hemen anlar.

Romanın öteki kahramanlarının aşağı yukarı tümünün de hayattan alınan kişiler olduğunu, yalnız ad ve soyadlarının değiştirildiğini ve bu romanda geçen olayların çoğunu, özellikle o dönemde yaşayan herkesin bilmesi bir yabancı olarak beni hayretlere düşürdü.

Belirli bir toplumda birtakım sosyal grupların olması, o toplumun sosyal-ekonomik yapısının doğal ürünüdür. Romanda geçen "profesyonel hırsız" kendi biçimi ve içeriğiyle Sovyet toplumuna özgü çok küçük bir sosyal grubun temsilcisidir. Bu sosyal grubun, kendine özgü bir dünya görüşüne sahip olması ve ekonomik-geçim kaynağının Sovyet "yüksek zengin tabakası"ndan para sızdırmak ya da onları soymak olması çok ilginçtir. Bu grup, genellikle Sovyet resmi yargı organlarına başvurmayıp kendi yasalarıyla kendi üyelerini yargılayarak cezalandırmakta ve çok az da olsa, başka sosyal gruplar bu küçük grubun yargısına sığınmaktadır. İşte böyle ilginç yasadışı sosyal grupların temsilcileri, Sovyet Gürcü edebiyatında Nodar Dumbadze'nin kitaplarında sık sık karşımıza çıkar.

Bu romanın en önemli kahramanlarından biri olan ayakkabı tamircisi Bulika, bir anlamda "proleter edebiyatı"nın gelenek ve görenşklerine özgü gerçekçi bir yaklaşımla çizilmiştir.

Sonsuzluk Yasak'ın en önemli iki kahramanı olan komünist yazar Baçana Ramişvili ve papaz İoram Kandelaki iki karşıt dünya görüşünde olmalarına rağmen bağnazlık göstermeden aynı düşüncede birleşirler: İnsanlığın yüzyıllardan beri uğraş verip ulaşmak istediği yüksek ve güçlü insan sevgisi, adalet, kardeşlik ve barış... Böyle kahramanların ikisini bir arada vermek, Türk edebiyatında olduğu gibi Gürcü edebiyatında da çok az rastlanır.

Sonsuzluk Yasak'ın baş kahramanı Baçana Ramişvili Sovyet devlet terörü yüzünden suçsuz ana ve babasını kaybederek en büyük darbeyi yiyenlerden biridir. Buna karşılık, kin ve intikam gibi duygulardan uzak durur ve bir aydın olarak bu tarihsel çelişkinin çözümlenmesi ve böyle hataların yinelenmemesi için Sovyet yönetim kadrolarına girer. Bu davranışı bir anlamda sağduyunun ve hümanizmin doruk noktasıdır.

Günümüz dünyasında, toplumsal yapı çok hızlı bir biçimde değişime uğruyor. Toplumsal gelenek ve görenekler, kavramlar ve değerler son derece ciddi sarsıntılar geçiriyor. Altüst olan kavramların ve değerlerin yerine ne konmalı?

Bu soruya elbette sosyologlar yanıt vermelidirler. Fakat edebiyatın kendisi toplumdan soyutlanamaya-cağına göre, sorun aynı zamanda edebiyatın da sorunudur.

Altüst olan kavramlar ve değerleri insanın kendi iç yapısındaki çelişkileriyle birlikte inceleme çabası içinde olan, insanın insanı sevmesini, saymasını, birbirini anlamasını sağlayan ürünler veren edebiyat bir eğitim aracı ise, aynı zamanda bir kültür kurumudur da...

Ali Altun
Tbilisi, Kasım 1987

NODAR DUMBADZE (1928-1984)

Tbilisi’de doğdu. Tbilisi Devlet Üniversitesi Ekonomi Fakültesini bitirdi. Gürcüstan'da yayımlanan Niangı (Timsal) dergisini 1967-1972 yılları arasında yönetti. Gürcüstan Yazarlar Birliği başkanlığı, Sovyetler Birliği Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği, birkaç dönem milletvekilliği ve Gürcüstan Komünist Partisi merkez komitesi üyeliği yaptı.

1950 yılından başlayarak önce şiirler, sonra mizah öyküleri ve daha sonra romanlar yazdı. Çocuklar için kaleme aldığı şiirler, beğeni kazandı. Güneşi GörüyorumBen, Ninem İliko ve İlarionGüneşli Gece, Beyaz Bayraklar, Korkma Anne ve Sonsuzluk Yasak adlı romanlanyla büyük üne kavuştu. Romanları, birçok Sovyet Cumhuriyet dillerine, İngilizceye, Fransızcaya, Almancaya, îİspanyolcaya, Japoncaya, Arapçaya, Türkçeye ve başka dillere çevrildi.

Ben, Ninem ,İliko ve İlarion ve Güneşi Görüyorum adlı romanlanyla Sovyetler Birliği Komsomol(1) ödülünü, Korkma Anne, Güneşli Gece ve Beyaz Bayraklar adlı romanlanyla da Şota Rustaveli(2) ödülünü kazandı. Yazarın son yapıtlanndan biri olan Sonsuzluk Yasak'a, Sovyetler Birliği'nde en büyük ödül olan Lenin Ödülü verildi. Romanlan ve öyküleri Sovyet cumhuriyetlerinde ve yurtdışında sahneye konuldu, bazıları ise filme alındı.

1)  Sovyet Komünist Partisi gençlik örgütü.
2)  Ünlü Gürcü şairi.

Eser: SONSUZLUK YASASI
Yazarı: Nodar Dumbadze
Türkçesi:  Ali Altun

Hazırlayan: Mehcure Karaören 
Yayınevi : Yılmaz Yayınları 
Halkalı Cd. No: 259 
Sefaköy-İstanbul
Tel.: (0212) 698 97 50 (8 Hat) 
Fax: (0212) 698 97 61 - 62

banner195

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.