Gürcü Tiyatro Tarihi 1: Rustaveli Devlet Tiyatrosu

Rustaveli Tiyatrosu’nun en büyük özelliği hiç bitmeyen gençliği ve araştırmacı ruhudur.

Gürcü Tiyatro Tarihi 1: Rustaveli Devlet Tiyatrosu

Rustaveli Tiyatrosu’nun en büyük özelliği hiç bitmeyen gençliği ve araştırmacı ruhudur. Geçen yüzyıl boyunca, tüm Gürcü Ulusu’nun ruhu ve yükselen değerleriyle bezenmiş yeni tiyatral formlardan oluşan, yeni teknikler şekillendi. Rustaveli Tiyatrosu’nun sürekli canlı kalan cazibesinin nedenini, onun yaratıcılığı ve insanlarına karşı olan sağlam analizlerinde aramak gerekir. Önde gelen Gürcü yazarları ve kültür çalışanları, büyük ulusal ve sanatsal problemleri kendilerinin önünde tutarak tiyatronun yanında yer aldılar; Onlara göre tiyatro, Gürcü sosyal düşüncesinin, ulusal bilincinin ve kültürünün şekillendiği yer olmalıdır.

Bu nedenle de Rustaveli Tiyatrosu, Gürcü Ulusu’nun tinsel kültürünü harekete geçirmek gibi çok zor görevler de üstlendi. En iyi modern ve klasik Gürcü ve yabancı yazarların eserleri, Rustaveli Tiyatrosu’nda sahneye konuldu. Her yönetmen, yönettiği her oyuna kendi imzasını attı. Rustaveli’de sahnelenen her oyun, vermek istediği net mesajlarla ve ortaya koyduğu estetik değerlerle ve sağlam prensipleriyle diğerlerinden farklılaştı. Yüksek sanat değerlerine adanmış olan Rustaveli Tiyatrosu, her dönemde çağın ritmini yakalamayı ve onu tarif etmeyi başardı. Bu özelliği, Rustaveli Tiyatrosu’nun yüzyıl boyunca canlı kalmasını sağladı. Marjanishvili (Marcanişvili) ‘nin adeta bir tek sinir teline bağlı, duygusallık yüklü oyunlarını (Fuenta Ovejuna – 1922, Antonov'un Gürcüstan’da Güneş Tutulması - 1923, Hamlet – 1925), Akhmeteli’nin her insanın sahip olduğu ulusallığı ruhunda barındıran hafif, keskin, güçlü ve zeki yaratıcılığı izledi. Medeniyet anlayışı, gençlik enerjisi, yönetmen ılımlılığı ve mesleki kesinlik, Lavrenev’in 1928 yılındaki göz kamaştırıcı Dezorganizasyon’unu anlamsal mükemmelliğe taşıdı.

Shanshiashvili (Şanşiaşvili) ‘nin 1928’deki Anzori’si, Robakidze’nin 1930’daki Lamara’sı, Dadiani‘nin 1931’deki Tetnuldi’si; Bütün bu oyunların her biri kendi sanatsal güzelliğini bünyesinde barındırdı. Rustaveli Tiyatrosu, ne yazık ki, bazı tarihi talihsizliklerden de kaçamadı. Totaliter devlet makinesi, sanatsal ifade özgürlüğünü zaman zaman acımasızca kısıtladı. Bu nedenle Rustaveli Tiyatrosu çok başarılı dönemlerin yanı sıra, çok zor dönemlerden de geçmiştir. Ancak, yalan yaşamlarının gerçeklerini istemeden dile getirerek Tiyatronun onurunu korumaya çalışan oyuncular tarafından, bu zorlu dönemlerden başarıyla çıkmayı bildi.

Yüzyılın içinde iktidarın politik tutumunda meydana gelen küçük bir yumuşama, yeni bir yaratıcılığın yükselmesine neden oldu. Bu yükseliş, açık bir şekilde tiyatronun uslubunda ve estetik anlayışında da bir değişimi beraberinde getirdi. Tumanishvili (Tumanişvili) ‘nin “İnsanlar, dikkat edin!” adlı manifesto oyunu, bu süreci güçlendirdi. Günün şartlarına göre şekillenen bu yeni estetizm, artistizm ve grotesk üslup, Rustaveli tiyatrosunun kendisini saf bir şekilde ifade etmesini sağladı. Kutlamalar, özgür espri anlayışı, halkın zengin yapısını yansıtan gerçek resimler olarak tiyatro sahnesine geri döndü.

Mikhail Tumanishvili (Tumanişvili) 'nin sahneye koyduğu “İspanyol Papaz - 1954”, “Öyle bir Aşk ki – 1959”, “Chinchraka - 1963”, “Antigone – 1968” adlı oyunlar, sahip oldukları yüksek mesleki seviye, mükemmel biçimsellik, problemler ve tiyatral biçimler açısından, tiyatro dünyasındaki yeni kültürün ve modern düşünüşün kuruluşunu temsil ediyordu. Temur Chkheidze (Çkheidze) ve Robert Sturua’nın tanınmış oyunlarını sergiledikleri 1960-1970 yılları; bu gelenek ve kültüre öncülük etti. Temur Chkheidze (Çkheidze) 1972 yılında Shalva (Şalva) Dadiani'nin “Dünün İnsanları”nı sahneye koydu. Günümüz Gürcü insanının günlük yaşamını ve ahlaki yapısını masaya yatıran oyun, bunları yeniden inceledi. Sahne kararları ve sanatsal yapısıyla olduğu kadar, sıra dışı karakterleriyle de beğeni toplayan oyun, günümüz insanının köleleştirildiği gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Garcia Lorka’nın ünlü “Bernanda Alba’nın Evi” adlı oyunu da aynı yönetmen tarafından sahneye konuldu.

Artık bu dönemde, sanat, sosyal ve politik yaşamın deformasyonu yüksek sesle dile getirilmeye ve devletin despot yönü ilk kez gösterilmeye başladı. Bireylerin düşüncelerini dile getiren tiyatro, seyirciden kötülüğü yargılamasını istedi. Robert Sturua'nın “Kvarkvare (P. Kakabadze)”si, bu tür hicivlere alışkın olmayan halk üzerinde derin bir etki bıraktı. Bu oyunun acımasız hiciv ve groteski, zamanla mitleri yok etmek için bir silah haline geldi. Dönemin yozlaşan tüm politik figürleri, oyunda izleyiciye gösterildi. Oyunun kahramanı, yüzü gülmeyen tirana karşı olan korkusunu yendi ve kahkahasını yükseltti.

Böylece drama, güldürüye dönüştü ve traji-komik bir hal aldı. Yönetmenin bu düşüncesi, bir dünya karnavalının sahnesinde takılan maskeleri genelleştirdi. Yönetmenin keskin gözü, bizlere geçmiş dönemin karanlığında gizli olan yaşamın entrikalarını gösterdi. Hayat fenomenindeki sıra dışı komik ve trajik unsurları birlikte ele alan yönetmen Robert Sturua, seyirciyi, özgür yargılama yapan aktif katılımcılar olarak kullandı. Yönetmen Sturua; “Kafkas Tebeşir Halkası - 1975”, “3. Richard – 1979”, “Kral Lear – 1987” oyunlarındaki karakterleri, farklı psikolojik ve lirik dozajlarda; farklı cinsiyetlerde konuşturdu. Mitlerin ve yaşamın tiyatro modelleri olarak kutlamalar yapan bu kişilikler; bilinen tiyatro geleneğinin en şaşırtıcı karakterlerini ortaya çıkardı.

Rustaveli Tiyatrosu, zorlu 90’lı yıllarda da çalışmalarını sürdürdü ve bir çok oyun sahneye koydu. Modern dönemin rolünü ortaya koymak için; yeni kaynak ve sanatsal ifade arayışlarına devam etti. Oyuncular ve yönetmen Robert Sturua, deneysel oyunlar sahneye koydu. Gürcü Alfabesini temel alan “ABC” buna örnek bir oyundur. Bunun yanı sıra “Hayat bir Rüyadır”, “Sechuan’lı Kibar Adam”, “Makbet”, “Lamara”, “Leylak Ağacı”, “Yılanlı Kadın”, “Irene’nin Mutluluğu”, Gürcü Tiyatro tarihinde tartışılmaz bir yere sahip olan Rustaveli Tiyatrosu’nun son dönemde sahneye koyduğu oyunlar arasında gösterilebilir.

Gaffar Yılmaz (Katamadze)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.