“Yabancı gökyüzü altında” deyişi, sevdiğim deyişlerden biridir. Beni ve bizi iyi anlattığını düşünürüm her şeyden önce. Bu deyiş benim için bir duygu farklılaşmasını ifade eder, mekândan çok. Ne olduğumuz değil ne olmadığımız, ne hissettiğimiz değil ne hissetmediğimiz öne çıkar bu duygu halinde... Kalabalıklar içinde olabilir, o kalabalığın bir parçası görünebiliriz, ama o kalabalık bizim yabancı gökyüzü altındaki duvarımızı aşamaz, öteye geçemez ve bizi kendinden bir parça yapamaz. Görünürde duvarın beri yanındayızdır, kalabalıklar içinde, ama görünmeyen dünyamız duvarın ötesinde durur, yabancı gökyüzü altında. “Yabancı gökyüzü altında” deyişi, biraz hileli bir deyiştir de; her nerede bulunursak bulunalım, bizi değil üstümüzdeki gökyüzü örtüsünü yabancı olarak görür ve gösterir. Oysa yabancı olan içimizdeki dünyalardan biridir, üstelik o dünya biraz öteki, biraz bizden uzak bir dünyadır.