Broşürü Yazdır
Seçilen Kategoriyi Yazdır

Chveneburi.Net

http://www.chveneburi.net/tr/default.asp"


İçerik Tablosu


Yayınlar

Pirosmani Dergisi

PİROSMANİ, SAYI:11 (YAZ 2010)
Pirosmani DergisiKızıl bir rüzgâr gibi geçip gidiyor hayat…

Kızıl bir rüzgâr gibi geçip gidiyor hayat, önüne düşleri ve aşkları katarak… Hayat, kendisinin kızıl bir rüzgâr olduğunu bilmeden, bir martının beyaz kanatlarında taşıyıp getirdiği… Bazen deli bir fırtına, bazen ılık bir meltem... Rengini değiştirip bazen maviye, bazen sarıya çalıyor… Ama o da gidebileceği yolu izliyor yalnızca, sağa sola sapsa da bazen, korksa da kurduğu düşlerden, kaçmak ve gizlenmek istese de... Ve sonunda aynı yere varıyor kızıl rüzgârın izinden giderek, o yere, biraz erken ya da geç… Âşık olduğu kızla ilk öpüşmenin verdiği esrikliği yanında taşıyor yol boyunca, ama o yere gelince duruyor ve ilk öpüşmeyi orada bırakıp tek başına devam ediyor yoluna, beyaz kurdelelerin sarktığı ağaçların altından geçerek… Bu kardan kurdeleleri ağaçlara asan kız, her birine birer damla gözyaşı akıtıyor, sabahın çiy taneleri gibi saf ve duru… Ve sonra, her biri kızıl rüzgârın içinden geçerek renklerini değiştiriyor
By: admin

Pirosmani DergisiKızıl bir rüzgâr gibi geçip gidiyor hayat…

Kızıl bir rüzgâr gibi geçip gidiyor hayat, önüne düşleri ve aşkları katarak… Hayat, kendisinin kızıl bir rüzgâr olduğunu bilmeden, bir martının beyaz kanatlarında taşıyıp getirdiği… Bazen deli bir fırtına, bazen ılık bir meltem... Rengini değiştirip bazen maviye, bazen sarıya çalıyor… Ama o da gidebileceği yolu izliyor yalnızca, sağa sola sapsa da bazen, korksa da kurduğu düşlerden, kaçmak ve gizlenmek istese de... Ve sonunda aynı yere varıyor kızıl rüzgârın izinden giderek, o yere, biraz erken ya da geç… Âşık olduğu kızla ilk öpüşmenin verdiği esrikliği yanında taşıyor yol boyunca, ama o yere gelince duruyor ve ilk öpüşmeyi orada bırakıp tek başına devam ediyor yoluna, beyaz kurdelelerin sarktığı ağaçların altından geçerek… Bu kardan kurdeleleri ağaçlara asan kız, her birine birer damla gözyaşı akıtıyor, sabahın çiy taneleri gibi saf ve duru… Ve sonra, her biri kızıl rüzgârın içinden geçerek renklerini değiştiriyor…

Hayat, yukarılara yükselip, geniş kanatlı bir kuş gibi gökyüzü atlasından kendine kanatlar takıyor; oradan bakıyor gözyaşından çiy tanelerine. Yeşili sarıya boyayan akşam güneşi, atlastan kanatların altından süzülerek denizin sularına kızıl bir yol döşüyor. Kızıl yol önce mora, sonra gecenin karanlığına bürünüyor; hayat karanlıktan önce gençliğine dönüyor, dünyanın bütün kardelenlerini kollarına alıp bu kızıl yoldan geçerek âşık olduğu kıza gidiyor. Yağmurun içinden geçen bir şarkı gibi kız gelip usulca sokuluyor ona, ilk kez dokunuyormuş gibi dokunuyor... Kardelenler dünyanın bütün gülümsemeleriyle sarıyor ikisini, sonra kenara çekiliyor. Hayat, kardelenlerin sesiyle atlastan kanatlara doğru haykırıyor, yukarıdaki kendisine ve aşk, kızıl bir rüzgâra dönüşüp ona doğru yol alıyor. Hayat gidiyor, geride kızın ince uzun parmakları ve kardelen kokulu avuçları kalıyor.

İnce uzun parmaklar ve kardelen kokulu avuçlar biliyor nereye gittiğini hayatın, hangi yolu geçtiğini, hüznünü nereye serptiğini… Çiy tanelerini kurdelelerden, kurdeleleri ağaçlardan topluyor kız, çırçıplak bırakıyor ağaçları, geçip giden bir ömrü… İlk öpüşmenin esrikliğini kanatlı bir at yapıp kızıl rüzgârı arkasına atarak, o öpüşten sonra gökyüzüne haykırılmış sevgi sözlerinin peşine takılıyor ve o da gidiyor, aynı yolu izleyerek...

Hayat başa dönüyor, kendi başlangıcına, arkasına düşleri ve aşkları alarak… Kızıl bir rüzgâr olduğunu bilmeden, bir martının beyaz kanatlarında taşıyıp getirdiği…

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Kızıl bir rüzgâr gibi geçip gidiyor hayat… / Fahrettin Çiloğlu
- Anıların ışığında Ahmet Özkan Melaşvili… / Kevser Ruhi
- Laz ozan Hasan Helimişi.. / Tina Şioşvili
- Düşümde annemin kanaviçeleri.. / Kevser Ruhi
- Bahtiyar Babil’in Gürcü hükümdarı.. / Dato Turaşvili
- Müzikle Gürcüstan’a yolculuk… / Mircan Kaya
- Önceki hayatlardan kalan izler.. / Mikail Kaya
- Güneşli günler görecektik! / Şenol Taban
- Gürcistan Bağımsızlık Komitesi hakkında yeni keşfedilmiş anılar / Giorgi Mamulia
- Nigali üzerine… / Marika Cikia
- Başım bulutlarda, yüreğimde bir sızı… / Bedisa Eloğlu
- Gürcü elyazmaları.. / Selda Uygun
- Oşki’yi kurtaralım! / İrine Giviaşvili, Buba Kudava

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:10 (KIŞ-BAHAR 2010)

Pirosmani DergisiAşk ve hüzün martıları…

Bir masaldı; iki martı masalı, bir aşk ve bir hüzün... Birine aşk, diğerine hüzün düştü, ama iki kent daha önce hiç bu kadar uzak düşmedi; bu kadar yakın da... Ortalarından geçip giden sular, hiç böyle kederli ve neşeli akmadı; iki kentin iki yakası birbirine böyle hüzünle bakmadı. İki kentin martıları daha önce hiç böyle süzülmedi suların üstünden, bir yakadan öbür yakaya… Hiçbir martı âşık olmadı bir başka kentin martısına; yüreği Nisan yağmurları ve Kasım karlarıyla hiç böyle dolmadı.

By: admin

Pirosmani DergisiAşk ve hüzün martıları…

Bir masaldı; iki martı masalı, bir aşk ve bir hüzün... Birine aşk, diğerine hüzün düştü, ama iki kent daha önce hiç bu kadar uzak düşmedi; bu kadar yakın da... Ortalarından geçip giden sular, hiç böyle kederli ve neşeli akmadı; iki kentin iki yakası birbirine böyle hüzünle bakmadı. İki kentin martıları daha önce hiç böyle süzülmedi suların üstünden, bir yakadan öbür yakaya… Hiçbir martı âşık olmadı bir başka kentin martısına; yüreği Nisan yağmurları ve Kasım karlarıyla hiç böyle dolmadı.

Martılar, aşkın peşinden bir kentten başka bir kente taşınmadı hiç, ne İsa’dan önce ne İsa’dan sonra... İki martı gece yarısı sere serpe yatmadı deniz kıyısında. Suların sesi eşliğinde, birlikte gökteki yıldızları saymadı. Birbirini dudaklarından öpmedi yıldızlar yere insin diye… Gecenin mavisinden yere bakan Ay, deniz kıyısını hiç böyle aydınlatmadı, iki martı birbirlerinin gözlerindeki parıltıyı görsün diye…

Hiçbir martı kendisini kar ve toprak sanıp, üzerini beyazlarla örtmedi. Biri diğerinin kanatlarına kardan beyaz şeritler takmadı; elinin kokusunu diğerinin cebine koymadı. Yalnız kalınca üşümedi, gemilerle gitmeyince böyle el sallamadı. Biri öbürünü uzaklara yollarken parmaklarını ve kardan şeritleri yanına katmadı. Hiçbir martı yüreğinin içine bakıp gördüğü aşktan ürkmedi, aşkı sisten perdelerle örtmedi.

Hiçbir martı, denizin köpüklerini ve yitik patikaları izleyerek kendi masal ülkesine varmadı… Kayıp masalsı ülkesine sarılır gibi sarılmadı biri ötekine. Yüreğinin sıcaklığını ve ruhunun derinliğini çocukluğunun ninnisi sanmadı. Hüzünlü gözlerde, sıcaklığı ve aydınlığı bulmadı. Hiçbir martı öbür martıya böyle teslim olup onu üzerine gökyüzü gibi örtmedi. Sevgilisinin saçlarını yağmur, gözyaşlarını çiçek sanmadı.

İki martı hiç bu kadar ayrı düşmedi. Biri diğerinin özlemiyle böyle yanmadı ve gözyaşı dökmedi. Hiç bu kadar özlemedi bir martı diğer bir martıyı. Aşkın özlem, özlemin aşk olduğunu bilmedi. Geceleri rüyasında uzak bir kenti gezmedi, sokaklarında kayıp aşkı aramadı. Yitip giden zaman içinde aşkı yeni baştan yaratmadı.

Ve iki martı, hiç böyle, “lezzetli bulutlar ve marmelat yağmurları”nda yitip gitmedi…

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Aşk ve hüzün martıları… / Fahrettin Çiloğlu
- Sen de öyle yap / Charlie Chaplin
- Benim “Kaplan Postlu Şövalyem” / Dato Turaşvili
- Anıların diliyle İsmet Acar / Kevser Ruhi
- Abhaz-Gürcü tarihi: Sevgi ve fedakârlık… / Lela Cikaşvili
- Etnografya Müzesi’nde bir anıt: Çikuneti Camisi / Rozeta Guceciani - Nodar Şoşitaşvili
- Ne zaman kar yağsa… / Fahrettin Çiloğlu
- Antalya’da bir Gürcü ve Kazım’ın şarkıları / Nana Buhsianidze
- Gürcüstan’ın dağlık bölgelerinde kan gütme / Maia Zuraşvili
- Yalnızca Gürcü adını taşımakla kalmadılar... / Nino Okrostsvaridze
- Kafkasya ve Yakındoğu’da martirium ve mezar örnekleri  / Nino Silagadze
- Ben Senin Hüzünlü Rüzgârını Sevdim / Bedisa Eloğlu
- Bir okulun öyküsü / Eter Kavtaradze
- Nabucco Gürcüstan’a Ne Getirir? / Yasin Öncü

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:9 (YAZ-GÜZ 2009)

Pirosmani DergisiÇocukluğumun geçtiği köy, o yaşlarda benim için sadece bir köydü ve başka köylerden farkı, evimizin burada bulunmasıydı. Hiç kuşkusuz evimizin, çok eskiden yapılmış olması, sekiz kardeş olan babamların çocukluklarının burada geçmiş olması gibi merak uyandırıcı yanları vardı. O zaman başkalarının anıları benim için bir tarih gibiydi. Bu tarihin de kesin olarak bilinen bir başlangıcı vardı ve “Batum’dan göç” gelinen tarihle başlıyordu. Oysa köyün eskiye ait bir tarihi de olmalıydı. Ne var ki bilinen kısmı bile pek anlatılmazdı bu eski tarihin. Ama trajik yanını fark etmek mümkündü gene de. Birileri göç etmek zorunda kalmış, evlerini bırakıp gitmişlerdi. Bizim dedelerimiz de yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmış; bu köye gelmiş ve buradaki terk edilmiş evlere, topraklara yerleşmişlerdi. Bizim köyden gidenler de gittikleri yerlerde, topraklarını terk etmek zorunda kalmış ailelerin evlerine yerleşmiş olmalıydılar. Trajedi yer değiştirmişti adeta.

By: admin

Pirosmani DergisiKöye giden yol

Çocukluğumun geçtiği köy, o yaşlarda benim için sadece bir köydü ve başka köylerden farkı, evimizin burada bulunmasıydı. Hiç kuşkusuz evimizin, çok eskiden yapılmış olması, sekiz kardeş olan babamların çocukluklarının burada geçmiş olması gibi merak uyandırıcı yanları vardı. O zaman başkalarının anıları benim için bir tarih gibiydi. Bu tarihin de kesin olarak bilinen bir başlangıcı vardı ve “Batum’dan göç” gelinen tarihle başlıyordu. Oysa köyün eskiye ait bir tarihi de olmalıydı. Ne var ki bilinen kısmı bile pek anlatılmazdı bu eski tarihin. Ama trajik yanını fark etmek mümkündü gene de. Birileri göç etmek zorunda kalmış, evlerini bırakıp gitmişlerdi. Bizim dedelerimiz de yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalmış; bu köye gelmiş ve buradaki terk edilmiş evlere, topraklara yerleşmişlerdi. Bizim köyden gidenler de gittikleri yerlerde, topraklarını terk etmek zorunda kalmış ailelerin evlerine yerleşmiş olmalıydılar. Trajedi yer değiştirmişti adeta.

Bu yılın Temmuz ayında, bu çifte trajedinin yaşandığı, çocukluğumun geçtiği köyü dereleri, tepeleri, ağaçları, değirmeni ve yollarıyla yeniden gördüm. Köyde, çocukluğumun özel bitkisi ğomiyi hâlâ ekenlerin olacağını hiç düşünmemiştim. Bu ziyaretimde mezarlığı daha dikkatlice dolaştım; taşların altında ve üzerinde tarih arayarak… Göç gelenlerin içinde en yaşlı kişi olan büyük dedenin, Emin’in mezarı, bütün mezarlar arasında “anıtmezar” gibi duruyordu. Mezarda eskiye ait gibi görüne hiçbir yazıt yoktu. Adının Osmanlıca kazıldığı yazı ise mezar taşına sonradan yazılmış olmalı. Bu arada elime geçen ilçe nüfus kayıtlarında ailenin ilk kişisi olarak Emin’in değil de Küçük Ağa lakabıyla bilinen Ali’nin adının yazılı olması dikkatimi çekti. Küçük Ağa, Emin’in oğlu ve 1849 yılında Batum’da doğmuş. Annesinin adı Safirre imiş. Safirre’den sonra aileden hiçbir kadına bu ad verilmemiş.

Göçten sonra köyde artan nüfusa bağlı olarak ormanların açılıp tarlalara dönüştürülmesi sonucunda yaşam alanları bozulan yabandomuzlarının, dağkeçilerinin, geyiklerin çekip gitmiş olmaları çocukluğumun öyküleri arasında yer alıyordu. Şimdi ise durum tersine dönmüş; köyün nüfusu iyice azalmış, eskiden açılmış tarlalar yeniden ormana dönüşmüş. Bizim köyü ve çevresindeki ormanları terk etmek zorunda kalan yabandomuzları ve geyikler, yeniden eski evlerine dönmeye başlamışlar. İnsanların değil ama yabani hayvanların trajedileri son bulmuş sanki.

Şimdi bizler önce buralardaki köylerimize dönmeli, hiç değilse yabandomuzları ve geyiklerle helalleşmeli, sonra dedelerimizin terk ettiği köylerin yolunu mu tutmalıyız acaba? Belki de…

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Köye giden yol / Fahrettin Çiloğlu
- Hasretin kenti Batum /İrine Giviaşvili
- Blucinin Gürcülere özgü tarihi / Dato Turaşvili
- Karınca gibi bir hayat… / Kevser Ruhi
- Gürcü seyahatnamelerinde İstanbul ve Aya Sofya / Vaja Kiknadze
- Yurtsuzluk ve göç şiiri / Lia Çlaidze
- Üzerini iyi ört / Melike Tegün
- Osetlerin Gürcüstan’a yerleşmeleri ve tarihin tekrarı / Hatuna Todadze
- İçinden nehir geçen şehir / Kevser Ruhi
- Babam, Aydın, Bir Mayıs ve Piyes / Şenol Taban
- “Yarmorka” ya da Gürcü ulusal ekonomisinin Ruslaştırılması / Nino Okrostsvaridze
- Bir hayır vakfı olarak Ertguleba
- Pazisi / Buba Kudava

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:8 (BAHAR 2009)

Pirosmani Dergisi“Yabancı gökyüzü altında” deyişi, sevdiğim deyişlerden biridir. Beni ve bizi iyi anlattığını düşünürüm her şeyden önce. Bu deyiş benim için bir duygu farklılaşmasını ifade eder, mekândan çok. Ne olduğumuz değil ne olmadığımız, ne hissettiğimiz değil ne hissetmediğimiz öne çıkar bu duygu halinde... Kalabalıklar içinde olabilir, o kalabalığın bir parçası görünebiliriz, ama o kalabalık bizim yabancı gökyüzü altındaki duvarımızı aşamaz, öteye geçemez ve bizi kendinden bir parça yapamaz. Görünürde duvarın beri yanındayızdır, kalabalıklar içinde, ama görünmeyen dünyamız duvarın ötesinde durur, yabancı gökyüzü altında. “Yabancı gökyüzü altında” deyişi, biraz hileli bir deyiştir de; her nerede bulunursak bulunalım, bizi değil üstümüzdeki gökyüzü örtüsünü yabancı olarak görür ve gösterir. Oysa yabancı olan içimizdeki dünyalardan biridir, üstelik o dünya biraz öteki, biraz bizden uzak bir dünyadır.

By: admin

Pirosmani DergisiYabancı gökyüzü altında

“Yabancı gökyüzü altında” deyişi, sevdiğim deyişlerden biridir. Beni ve bizi iyi anlattığını düşünürüm her şeyden önce. Bu deyiş benim için bir duygu farklılaşmasını ifade eder, mekândan çok. Ne olduğumuz değil ne olmadığımız, ne hissettiğimiz değil ne hissetmediğimiz öne çıkar bu duygu halinde... Kalabalıklar içinde olabilir, o kalabalığın bir parçası görünebiliriz, ama o kalabalık bizim yabancı gökyüzü altındaki duvarımızı aşamaz, öteye geçemez ve bizi kendinden bir parça yapamaz. Görünürde duvarın beri yanındayızdır, kalabalıklar içinde, ama görünmeyen dünyamız duvarın ötesinde durur, yabancı gökyüzü altında. “Yabancı gökyüzü altında” deyişi, biraz hileli bir deyiştir de; her nerede bulunursak bulunalım, bizi değil üstümüzdeki gökyüzü örtüsünü yabancı olarak görür ve gösterir. Oysa yabancı olan içimizdeki dünyalardan biridir, üstelik o dünya biraz öteki, biraz bizden uzak bir dünyadır.

Yabancı gökyüzü altında şarkılarımızı farklı söyleriz, insanlığın en yakıcı sesi bu gökyüzü altından yayılır yeryüzüne. Ninnilerimiz de farklıdır şarkılarımız gibi, şarkılarımız hiçbir şey istemeden gelir ve hiçbir şey istemeden giderler. Yabancı gökyüzü altında, mutlak bir inziva içindeyizdir, kalabalıklar içinde bir başına yaşamayı biliriz, en kalabalık halde yaşamayı bildiğimiz gibi. Biraz, yabancısı olduğumuz hayatları yeniden yaşar gibiyizdir yabancı gökyüzü altında, yabancı hayatlar bizi fark etmese de.

Yabancı gökyüzü altında aşklarımız, düşlerimiz de farklıdır. Neredeyse artık yabancısı olduğumuz adları büyük bir aşkla veririz çocuklarımıza, içimizin derinliklerinde kalmıştır çünkü o adlar. Çocukluk aşkımızı aramamız, sadece çocukluk aşkımız olduğu için değildir, kalabalıkların dışında birine duyduğumuz özlemdir aynı zamanda. Bir tür hayatı kavrama biçimidir her konudaki şahane ölçüsüzlüğümüz. Ve bu şahane ölçüsüzlüğümüzle, çocukluk aşkımızın üstesinden gelmeyi değil, o kalabalıklar dışındaki aşkı yeniden elde etmeyi yeğleriz. Aksi haller bizim mahcubiyetimiz olur.

Yabancı gökyüzü altında nerede bir köy görsek, kendi köyümüz sanırız, oysa kendi köyümüz de aynı yabancı gökyüzü altındadır. O yabancı gökyüzü altındaki otu, dağı, suyu, köpeği ve insanı, bir başka aşkla severiz... Üstümüzdeki bulut bir başka, altımızdaki bulut bir başka bulut oluverir. Beğendiklerimiz ya da beğenmediklerimiz, aradıklarımız ya da yitirdiklerimiz, neye benzediğimiz ya da benzemediğimiz o bulutlar arasında karşılar bizi, bir şairi karşılar gibi…

Yabancı gökyüzü altında her şey yabancı gibidir bize, ama hiçbir şeye yabancı değilizdir biz. Hiçbir şey istemeden gelir, hiçbir şey istemeden gideriz bu gökyüzü altından, çocukluk aşklarımızı yanımıza alarak...

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Yabancı gökyüzü altında / Fahrettin Çiloğlu
- Tanrım, onu bana yaz! / Kevser Ruhi
- Aşk kenti Siğnaği / İrine Giviaşvili
- Hayatı mahcup eden güzel adam / Perihan Mağden
- Geleneksel Gürcü kadın giysileri / Guliko Kvantidze
- Benim Doğu Karadeniz’im / Constanze Letsch
- Abhazya’nın son prensi / Bejan Horava
- Kayıp kitaplar / Laurent Mignon
- İpekböceği / Kevser Ruhi
- Küçük Ayşe / Nino Okrostsvaridze
- Çartali’ye gider iken Klaskur’u buldum / Şenol Taban
- Gürcü folklorunda imece şiirleri ve şarkıları / Şioşvili
- Kudüs’teki Gürcü manastırı / Eldar Mamistvalişvili
- Rusların propaganda yalanları / Yasin Öncü
- Gürcü minyatürü / Buba Kudava

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:7 (KIŞ 2009)

Pirosmani DergisiNeredeyse eve girecek ladin, başını uzatmış pencereme, bir dost gibi, sevgili gibi, sevmekten vazgeçmeyen… Kar yağarken beyazlara bürünüyor, yağmurda çiylere… Güneşli günlerde parıltılar saçıyor yeşilin her tonunda, gümüşi ay ışığında daha bir gümüşleniyor, her çeşidine bürünüyor simlerin. Başını uzatmış pencereme, neredeyse eve girecek ladin. Zaman kısalırken o uzuyor durmadan, boy atıyor gökyüzünü aşağı çeker gibi… Ve evi de geçecek neredeyse ladin…

By: admin

Pirosmani DergisiNeredeyse eve girecek ladin… 
 
Neredeyse eve girecek ladin, başını uzatmış pencereme, bir dost gibi, sevgili gibi, sevmekten vazgeçmeyen… Kar yağarken beyazlara bürünüyor, yağmurda çiylere… Güneşli günlerde parıltılar saçıyor yeşilin her tonunda, gümüşi ay ışığında daha bir gümüşleniyor, her çeşidine bürünüyor simlerin. Başını uzatmış pencereme, neredeyse eve girecek ladin. Zaman kısalırken o uzuyor durmadan, boy atıyor gökyüzünü aşağı çeker gibi… Ve evi de geçecek neredeyse ladin…

Daha dün bir çocuktu, güneşin yaktığı, yağmurun sırılsıklam ettiği, karın dallarını yere yatırdığı… Nasıl da büyüdü ladin, nasıl da boy attı birkaç baharda, ninnilerle… İavnana ile anılara sürüklenmiş gogo gibi, nani ile hüzünlenmiş bozo gibi uzadıkça uzuyor ladin. Duruşu bin yıl yaşamış gibi mağrur ve şefkatli, bir Kafkas kızı gibi sıcak, Anadolu kızı kadar uzak… Durmadan boy atıyor ladin, elini uzatıyor pencereme, elimi uzatmamı istiyor penceremden kendisine…

Yabancı değil sanki ladin, bir kadının saçlarını okşamak isteyen dut ağacına… Fısıltılarla seslenip kadına göz kırpan, evine girip beline dolanmak isteyen zümrüt yeşili dut ağacına... Dut ağacına tanıdık sanki ladin, dışarı çıkmamı isteyen, beline kolumu dolamamı… Neredeyse eve girecek ladin, başını uzatmış pencereme, sevmekten vazgeçmeyen bir sevgili gibi…

Duracak ladin yerli yerinde, çekip gideceğim bense ladinin geldiği yere. Karların içinden sıyrılıp gelemeyecek Uçinmaçini, ladin gibi ince ve uzun, saçları yaprakları, elleri dalları... Ben burada kalacağım öylece, ladinin geldiği yere gitmeden önce, kimse bilmeyecek onu beklediğimi, kimse görmeyecek o gelmeyince bir fil gibi onurla çekip gittiğimi… Neredeyse eve girecek ladin, elini uzatıp elimi tutacak neredeyse.

Eve girecek ladin, elleriyle yüzümü okşayacak neredeyse. Kar beyazına bürünmüş göldeki bir kuğu gibi süzülüp boy atıyor ladin. Geceyi fısıltılarla çağırıyor ve hep aynı şarkıyı söylüyor. İavnana ile anılara sürüklenmiş, nani ile hüzünlenmiş bir kız gibi uzadıkça uzuyor ladin…

Semada izleri kalıyor 2008’in ve umutla giriyoruz 2009’a ben ve ladin...

İçindekiler
- Neredeyse eve girecek ladin…/ Fahrettin Çiloğlu
- Elveda İstanbul! / Şenol Taban
- Gürcüstan’ın eski köprüleri / Diana Gugeşaşvili
- İstanbul’un Gürcü yanı / Dato Turaşvili
- Gürcü Türkologlar hangi konularda çalışıyorlar / Tsisana Abuladze
- Kartli’nin kalbi Gori / İrine Giviaşvili
- Gürcüstan’da yeni yıl gelenekleri / Mtvarisa Tarhnişvili
- Gürcüstan’ı Türkiye ile birleştiren bir dipnot / Laurent Mıgnon
- Uğurlar olsun Nodar Canaşia! / Nana Kaçarava
- Gürcülerde kimlik meselesi / Nino Okrostsvaridze
- Çok yönlü bir Gürcü: Rüştü Bozkurt / Erdal Küçük
- Giorgi Gurieli’nin Trabzon’daki mezarı / İrakli Koplatadze
- Ben Giderum Batum’a / Kevser Ruhi
- Gürcüstan’ın 2008 Yılı / Yasin Öncü
- Lazika’nın başkenti / Buba Kudava

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:6 (GÜZ 2008)
Pirosmani DergisiRusya yönetimi, Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinden başlayarak Gürcüstan’ın iki bölgesinde, Abhazya’da ve Güney Osetya olarak adlandırılan bölgede Gürcülere karşı sistematik bir savaş yürüttü ve bu savaş Ağustos 2008’de tamamlandı. Bu kirli savaşın pek çok yüzü var, ama en önemli yüzü bu bölgelerde uygulanan etnik temizliktir. İçinde başka kökenden insanları da barındırmasına karşın etnik temizlik asıl olarak Gürcülere karşı yürütüldü. Savaşın ve etnik temizliğin sonucunda bu iki bölgenin nüfuslarının yaklaşık üçte ikisi evlerinden kovuldu ve bugün bu insanların çoğunluğu Gürcüstan’ın diğer bölgelerinde yaşamlarını zor koşullarda sürdürmektedir.  
By: admin

Pirosmani DergisiEtnik temizlik suçu

Rusya yönetimi, Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinden başlayarak Gürcüstan’ın iki bölgesinde, Abhazya’da ve Güney Osetya olarak adlandırılan bölgede Gürcülere karşı sistematik bir savaş yürüttü ve bu savaş Ağustos 2008’de tamamlandı. Bu kirli savaşın pek çok yüzü var, ama en önemli yüzü bu bölgelerde uygulanan etnik temizliktir. İçinde başka kökenden insanları da barındırmasına karşın etnik temizlik asıl olarak Gürcülere karşı yürütüldü. Savaşın ve etnik temizliğin sonucunda bu iki bölgenin nüfuslarının yaklaşık üçte ikisi evlerinden kovuldu ve bugün bu insanların çoğunluğu Gürcüstan’ın diğer bölgelerinde yaşamlarını zor koşullarda sürdürmektedir.

Bu yılın Ağustos ayındaki Rus işgalinin hemen ardından Moskova yönetimi ve ardından Nikaragua yönetimi tarafından bağımsızlıkları tanınan Abhazya ve Güney Osetya denilen bölgenin ayrılıkçı yönetimleri, etnik temizlik olarak adlandırılan bu insanlık suçunun ortaklarıdır. Bağımsız olduklarını varsayan bu iki bölgenin yönetimleri ve destekçileri bu suça katılmaktan sorumludurlar ve sonunda dünya kamuoyu önünde mahkûm olacakları aşikârdır. Bunun böyle olduğunu ve olacağını bize Sırbistan örneğindeki gibi yakın tarihi tecrübeler de göstermektedir. Mahkeme salonlarında mahkûm olmaktan daha ağır ceza ise, Nazilerin Alman ulusuna yaşattığı örnekte olduğu gibi, bir halkın vicdanının mahkûm olmasıdır. Bugün bu iki bölgede etnik temizliğe seyirci kalan Abhaz ve Oset halkı da aynı vicdani mahkûmiyetle yüz yüze gelecektir.

Soykırım, etnik temizlik veya tehcir gibi suçların yarattığı travmalardan biri, kendini suç işleyenlerle aynı pota içinde tanımlayan kişilerin içine düştüğü durumdur. Genellikle suçu karşı tarafa atma biçimindeki bir psikolojiyle kendini gösteren bu travma, suç işleyenleri övmeye kadar uzanan geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Ancak bundan da öteye giden durum ise, tarihte etnik temizliğe veya soykırıma maruz kalmış halkların kendilerine karşı işlenmiş suçun benzerini başkalarına karşı işleyebilmesidir. Nazilerin soykırımına uğrayan Yahudilerin ve Rusların tehcirine maruz kalmış olan Kuzey Kafkas halklarının büyük bölümünün bugün içine düştüğü durum budur.

Ne var ki hiçbir ideal, isterse bu bağımsızlık ideali olsun, aradan uzun yıllar geçse de etnik temizlik veya tehcir suçu işleyenleri insanlık önünde aklayamıyor.


Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Etnik temizlik suçu / Fahrettin Çiloğlu
- Acaralıların göçüne ilişkin folklor / Tina Şioşvili
- Dünyanın sekizinci harikası / Dato Turaşvili
- Dede Korkud Kitabı’ndaki Kral Şüklü kim olabilir? / Lia Çlaidze
- Ninem / Kevser Ruhi
- Ligani vadisinde kayıkçılık / Roin Malakmadze
- Rus ağabeyleri bağımsızlık mı vermiş?! / Fahrettin Çiloğlu
- Rus işgali ve Abhazların göçü / Bejan Horava - Zaza Tsurtsumia
- Oliver Wardrop’un izinde / Laurent Mignon
- “93 Harbi” ve Gürcüstan’da Osmanlı egemenliğinin sonu / Oktay Özel
- ‎Tiflis’in art kafeleri / Ani Çorgolaşvili
- ‎Gürcü kültürünün Fransa’daki elçisi: Bernard Outtier‎ / Nino Kuloşvili - Dali Çitunaşvili
- Polifonik Gürcü müziği üzerine izlenimler / Aydın Akın
- Dünden güne kalan, iki Çoruh bir Heba / Kevser Ruhi
- Nigali vadisinde on bir gün / Eteri Beridze
- İlk hedef: Gürcüstan / Yasin Öncü
- Rus işgali

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI: 5 (YAZ 2008)
Pirosmani Dergisiİnsanlık tarihinin, özellikle yazılı olmayan geçmişini araştırmak için toprağı derinlemesine kazıyoruz. Bu kazılarda ortaya çıkan kalıntıları inceliyor ve geçmişimize ait bilgilere ulaşıyoruz. Elimize geçen iskelet kalıntıları, taş aletler, toprak kaplar, işlenmiş metaller, yapı kalıntıları, yazıtlar, bir bakıma bize bizim kim olduğumuzu söylüyor. Bütün bunlar, nereden geldik nereye gidiyoruz sorusunun tam yanıtı olmayabilir, ama merakımızı büyük ölçüde giderdiği söylenebilir.
By: admin

Pirosmani DergisiMzia ve Zezva

İnsanlık tarihinin, özellikle yazılı olmayan geçmişini araştırmak için toprağı derinlemesine kazıyoruz. Bu kazılarda ortaya çıkan kalıntıları inceliyor ve geçmişimize ait bilgilere ulaşıyoruz. Elimize geçen iskelet kalıntıları, taş aletler, toprak kaplar, işlenmiş metaller, yapı kalıntıları, yazıtlar, bir bakıma bize bizim kim olduğumuzu söylüyor. Bütün bunlar, nereden geldik nereye gidiyoruz sorusunun tam yanıtı olmayabilir, ama merakımızı büyük ölçüde giderdiği söylenebilir.

İnsan olarak sorabileceğimiz ilginç sorulardan biri, bir etnik grubun, bir halkın ilk atalarının kim olduğu sorusu olsa gerek. Ancak, ilk insanın kim olduğuna ilişkin mitlere inandığımız gibi, bir etnosun ilk atasının kim olduğuna inanmamız o denli kolay değil. Pek çok halkın olduğu gibi, Gürcülerin atalarının kim olduğuna ilişkin efsanevi anlatılar mevcut. Burada bu efsanevi ayrıntılara girmeyeceğim, ama toprağı derinlemesine kazmanın bir sonucuna atıfta bulunacağım. Birkaç yıl önce, Gürcüstan’ın güneyinde, Dmanisi’de arkeolojik kazıların keşif düzeyinde bir sonucu oldu. Davit Lortkipanidze’nin bu sayıdaki yazısında da okuyacağınız gibi, bu kazıda 1,8 milyon yaşında Hominid iskeletleri ortaya çıkarıldı. İnsangillerin veya Hominidlerin Avrasya’da bu kadar eski zamanlarda yaşamış olduğu bilinmiyordu ve bu keşif, insanlığın Afrika’dan Avrasya’ya yayılmasının zamanı konusunda bugüne değin kabul gören teorileri altüst etti.

Görece yeni bir bilim dalı olan arkeoloji, en eski Hominid kalıntılarına Afrika’da ulaşıldığı için, insanlığın Afrika kıtasında ortaya çıktığı ve oradan başka kıtalara yayıldığını ileri sürüyor. Çölleşen Afrika’da doğanın kendisi arkeolojik kazılar yapıyor ve insangillerin kalıntılarını toprağın yüzeyine çıkararak, adeta bize ikram ediyor. Belki de doğa bu yolla bizi bilimsel yanlışlara da sürüklüyor. Kafkasya başta olmak üzere, uygarlığın ilk geliştiği toprakların derinliklerinde daha neler bulunduğunu bilmiyoruz. İnsanlık Avrupa ile Asya’nın kesiştiği noktada ortaya çıkmış, buradan Afrika’ya ve diğer kıtalara yayılmış olabilir. Dmanisi’de kafatasları bulunan, bilimsel adı Homo georgicus olan Mzia ve Zezva, biraz mizahi biçimde söylersek, Gürcülerin Adem ile Havva’sı olabilir.

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Mzia ve Zezva / Fahrettin Çiloğlu
- Uzun zaman önce, uzun zaman sonra / Kevser Ruhi
- Dmanisi insanı / Davit Lortkipanidze
- “Gürcü şiirinin kraliçesi” Ana Kalandadze / Zoia Tshadadia
- Kafkasya’daki Nasreddin Hoca /Lia Çlaidze
- Selçukluların kraliçesi Gürcü Hatun / Dato Turaşvili
- Rustaveli ve “Kaplan Postlu Şövalye”si / Maka Elbakidze
- Kraliçe Tamar’ın mezarı üzerine söylenceler / İrakli Koplatadze
- Sonrası Kül / Kevser Ruhi
- Çevrebilimci bir edebiyat kanonu üzerine notlar / Laurent Mignon
- Gürcüstan’da şarap kültü / Mtvarisa Tarhnişvili
- Antik İberia’da arkeolojik keşif: İlari / Zizi Torladze
- Aşk, yurtseverlik ve kahramanlık destanı / Nazım Taban
- Sahi sen nerelisin? / Şenol Taban
- Fereydan’da ilk Japon / Hirotake Maeda
- Nasreddin Hoca fıkraları
- “Kaplan Postlu Şövalye”de Nevruz /Şureddin Memmedli - Gülnura Goca
- Yer Demir Gök Bakır
- Cihangir’de Gürcü ve dünya mutfağı
- Haber-Analiz / Yasin Öncü
- Lazların en sevdalısı / Kevser Ruhi

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:4 (BAHAR 2008)
Pirosmani DergisiErken yaşlarımızın kültlerinin sonraki hayatımıza eşlik etmemesinin, pek çok şeye göre daha kalıcı izler bıraktığını söyleyebiliriz. Çocukluğumuzun sofrasının parçası olan bir yemeği yetişkinliğimizde bir daha hiç yemememiz gibi mesela. Çocukluk anılarımızın bir bitkisini bir daha hiçbir yerde görmememiz gibi veya... O yemeğin tadından, o bitkinin görünümünden çok, sanki onların yaşantımızda bir daha var olmaması etkiler bizi. O yemek, belki hiçbir zaman ayrıntılarıyla hatırlayamayacağımız geçmişi, yemeğin çevresinde oluşmuş atmosferi de beraberine katıp, bir anı olarak sürükler hayatımızın içinde. O bitki sayesinde, başka türlü hatırlamamız için bir neden olmayacak küçük bir bahçeyi, yan tarafında yetişen dağ çileklerini de taşır hale gelir hafızamız. 
By: admin2
  Pirosmani Dergisi

Ğomi gittiğinden beri

Erken yaşlarımızın kültlerinin sonraki hayatımıza eşlik etmemesinin, pek çok şeye göre daha kalıcı izler bıraktığını söyleyebiliriz. Çocukluğumuzun sofrasının parçası olan bir yemeği yetişkinliğimizde bir daha hiç yemememiz gibi mesela. Çocukluk anılarımızın bir bitkisini bir daha hiçbir yerde görmememiz gibi veya... O yemeğin tadından, o bitkinin görünümünden çok, sanki onların yaşantımızda bir daha var olmaması etkiler bizi. O yemek, belki hiçbir zaman ayrıntılarıyla hatırlayamayacağımız geçmişi, yemeğin çevresinde oluşmuş atmosferi de beraberine katıp, bir anı olarak sürükler hayatımızın içinde. O bitki sayesinde, başka türlü hatırlamamız için bir neden olmayacak küçük bir bahçeyi, yan tarafında yetişen dağ çileklerini de taşır hale gelir hafızamız. 

Bu sayıda Giorgi Gotsiridze’nin kaleme aldığı ğomi böyle bir bitkidir benim için ve Pirosmani dergisinde yazı konusu olmasının gerekçesi de çocukluk anılarımdır. Göç etmiş bir aileden geliyor olmakla birlikte, yaşantıma göç hikâyeleri pek eşlik etmedi. İçinden geldiğim ailenin göç ettiği yerlere özgü kültürel kalıntıların varlığı da, bizzat yaşadığım dönemde değil, daha çok sonradan ilgi odağı haline geldi benim için. Pek çok sebze ve meyvenin yanında, adının Adesa olduğunu sonradan öğrendiğim kokulu siyah üzümün ve ğominin özel bir yeri vardır. Gürcüstan’da mısır karşısında yenilgiye uğrayıp ortadan kalkmış olan ğomi, bizim ailede daha da geç tarihlere değin varlığını korumuştu. Az miktarda, sadece bir derenin yukarısına doğru uzanan bir alanda ekiliyordu ğomi. Anılarımda, harikulade yeşili olan uzun bitkiler ve onların boyunlarını aşağı doğru bükmüş başakları kalmış. Bir bitkinin ağır başaklarının aşağıya doğru kıvrılmasından daha doğal ne olabilir, ama bizim ğomiler yok oluşlarının son hüzünlerini de sergiliyorlardı sanki bu halleriyle. Ğomiyle yapılan yemeklerin hepsi anılarıma eşlik etmemiş; ama annemin ğomi ile yaptığı sütlaç, bütün asaleti ve lezzetiyle anılarımın başköşesine yerleşmiş ve bugün de oradan inmiyor.

Bütün göçlerin dokunaklı insan hikâyeleri vardır. Oysa göç edenler sadece insanlar değil, onların peşi sıra sürüklenen bitkilerdir, hayvanlardır... Bizim göçün en göçmeni ğomidir ve hayat hikâyesini asıl topraklarında değil göç ettiği topraklarda tamamlamıştır.

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Ğomi gittiğinden beri / Fahrettin Çiloğlu
- İki yazar, bir İstanbul / Nilüfer Kuruyazıcı
- Gürcüstan’da ğomi kültürü / Giorgi Gotsiridze
- Bir garip Orhan Veli / Kevser Ruhi
- Yapma bir dile duyulan özlem / Laurent Mignon
- Galaktioni / İnesa Merabişvili
- Artvin halk inancında cazi / Taner Artvinli
- “Çveneburi”nin Gerisindeki Tarih: Harpten Önce Genel Durum / Oktay Özel
- Gürcüstan’ın kule yapıları / Lela Giorgadze
- Türkçe elyazmaları ve Osmanlı belgeleri / Tsisana Abuladze
- Bir akordeon ustası: Mustafa Uzun / Mustafa Yakut
- Bizim radyo Gürcüce konuşuyor / Özlem Kurdikidze
- Şavşat’ta marioba şenlikleri / Tamaz Putkaradze
- Ardanuç Darphanesi / Meri Antadze
- Dışarıda kar var, içimde bahar / Kevser Ruhi
- Kültür Güncesi
- Haber-Analiz / Yasin Öncü

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi


Pirosmani Dergisi


PİROSMANİ, SAYI:3 (KIŞ 2007)
Pirosmani DergisiBelki Türkiye’nin her yerinde değil, ama ülkenin başlıca büyük kentlerinde, özellikle İstanbul ve Ankara’da, 2007 yılı “Pirosmani yılı” oldu. “Pirosmani” adı, Pirosmani dergisi ve ressam Niko Pirosmanaşvili’yle iç içe geçip, adeta tekleşmiş ad haline geldi. Derginin üçüncü sayısının yayımlanmasıyla biz kendimizi,  2007 yılını geride bırakıp yeni bir yıla, 2008 yılına girmiş sayıyoruz.
Bir “Trans-Georgia” gemisi olan Pirosmani dergisini, az sayıdaki “mürettebat” yayıma hazırlıyor. Bu geminin bir de kılavuzları var, onlar yazılarını yayımlamaktan mutluluk duyduğumuz yazarlar.
By: admin2
 

Merhaba 2008!

Belki Türkiye’nin her yerinde değil, ama ülkenin başlıca büyük kentlerinde, özellikle İstanbul ve Ankara’da, 2007 yılı “Pirosmani yılı” oldu. “Pirosmani” adı, Pirosmani dergisi ve ressam Niko Pirosmanaşvili’yle iç içe geçip, adeta tekleşmiş ad haline geldi. Derginin üçüncü sayısının yayımlanmasıyla biz kendimizi,  2007 yılını geride bırakıp yeni bir yıla, 2008 yılına girmiş sayıyoruz.

Bir “Trans-Georgia” gemisi olan Pirosmani dergisini, az sayıdaki “mürettebat” yayıma hazırlıyor. Bu geminin bir de kılavuzları var, onlar yazılarını yayımlamaktan mutluluk duyduğumuz yazarlar. Derginin künyesinde ve sayfalarında adlarını görebileceğiniz bu kişiler, asıl işlerinden ve başka uğraşlarından çaldıkları zamanı Pirosmani dergisine ayırıyorlar; bu özveriye sevgi ve keyfi de katıyorlar. Amaçları ise, bu geminin yolcuları olan okurlara iyi bir yolculuk yaptırmak; onları değişik limanlara çıkarmak, öykülerde, yeme içme kültüründe, söylencelerde, festivallerde, anılarda, tarihsel değerlerin içinde dolaştırmak.

Önümüzdeki sayılardan başlayarak, Pirosmani dergisinin bir “Trans-Turkey” gemisi olmaya da gayret edeceğini şimdiden belirtelim. Dergi, çıkışı itibarıyla, iki kültür arasına yolculuk yapmayı ve bu iki kültürü başka kültürlerle de buluşturmayı hedeflemiştir.

Bu geminin naçizane kaptanı olarak, derginin yazarlarına, okurlarına ve dergiyi yayıma hazırlayan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bizimle birlikte olan herkese, bizden haberdar olmayanlara da mutlu bir yeni yıl diliyorum.

Hoşça kal 2007, Merhaba 2008!

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler
- Merhaba 2008! / Fahrettin Çiloğlu
- Ölümünün 100. Yılında İlia Çavçavadze
- Orman Sustu / Kevser Ruhi
- Altın Post efsanesi / Tamar Mahaldiani
- Gürcü söylencelerinde yaşam ağaçları / Mtvarisa Tarhnişvili
- Gürcüstan’ın eski başkentleri: Ardanuç / İrine Giviaşvili
- Zaman ve mekânın ötesinde Sayat Nova olmak / Laurent Mignon
- Gürcüler ve “İstanbul Masalı” / İrakli Koplatadze
- 93 Harbi Göçleri ve Türkiye’de Gürcü Muhacirler / Oktay Özel
- Üç kuşak Zazadzeler / Erdal Küçük
- Oşki’ye ait iki stel / İrine Giviaşvili
- Bir bıçak hikâyesi / Şenol Taban
- Artvin halk dilinden zoolojik adlar (omurgalılar) / Taner Artvinli
- Eski bir Gürcü halk oyunu: Lepiki / Tamaz Putkaradze
- Türk-Gürcü Eğitim ve Kültür Vakfı / Mustafa Yakut
- Gökyüzündeki yıldızların da katıldığı festival / Kevser Ruhi
- Tiflis’te ilk Osmanlı elyazmaları koleksiyonu sergisi
- Kitaplar
- Haberler

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi

 


PİROSMANİ, SAYI:2 (GÜZ 2007)
Pirosmani DergisiKısaca Pirosmani olarak tanınan Niko Pirosmanaşvili, dünyaca ünlü bir halk ressamı. Yaptığı resimler tamamen kendine özgü, ama genel bir kavram içinde eserleri “naif resim” olarak değerlendiriliyor. Niko Pirosmani, bir kültürün, bir halkın, bir ülkenin uluslararası sembolü olduğu gibi, bir başka bakış açısıyla da bu halkın, bu kültürün, bu ülkenin markası sayılır. Biz önce onu, bir dergi, Pirosmani olarak getirdik Türkiye’ye.
By: admin2
  Pirosmani Dergisi

Pirosmani’nin evrensel dili… 

Kısaca Pirosmani olarak tanınan Niko Pirosmanaşvili, dünyaca ünlü bir halk ressamı. Yaptığı resimler tamamen kendine özgü, ama genel bir kavram içinde eserleri “naif resim” olarak değerlendiriliyor. Niko Pirosmani, bir kültürün, bir halkın, bir ülkenin uluslararası sembolü olduğu gibi, bir başka bakış açısıyla da bu halkın, bu kültürün, bu ülkenin markası sayılır. Biz önce onu, bir dergi, Pirosmani olarak getirdik Türkiye’ye.

Sonra Pirosmani’nin kendisi geldi, eserleriyle. İstanbul’daki Pera Müzesi, ''Naif Sanatta Bir Efsane: Pirosmani'' adı altında, ressamın Gürcistan Ulusal Müzesi’nde korunan 35 önemli eserini 1Ağustos 2007 günü sanatseverlerin ziyaretine açtı. Medyada bu sergiden ve Niko Pirosmani’den söz eden haber başlıklarının bazısı “Picasso’nun en sevdiği ressam” ibaresini taşıyordu. Pera Müzesi’nde, Pirosmani’nin eserlerinin yer aldığı salonun hemen karşısındaki diğer salonda açılan başka bir sergide Picasso’nun da bir eseri sergilenmişti. İnan Kıraç’ın sözlerini ödünç alırsak,  "Dünyanın en ilginç yaratıcılarından birisi ve Gürcistan'ın efsanevi sanatçısı” Pirosmani ve Picasso sanki sözleşip bir araya gelmişlerdi.

Pirosmani’nin herkesin gönlünü fetheden evrensel dili, bizim Pirosmani dergisinin de sanki önünü açmıştı. Derginin çıkışından hemen sonra bir grup, Tiflis’teki “Gürcistan ve Diaspora” adlı uluslararası foruma davetliydik ve derginin ilk tanıtımı, “Diaspora Günü” olarak ilan edilen 27 Mayıs’ta orada gerçekleşti. Ardından İstanbul’da, 15 Haziran akşamı çok samimi ortamda bir tanıtım kokteyli yaptık. Bu arada dergi, pek çok gazetede ve televizyon kanalında haber oldu. Sanki Niko Pirosmani’ye gösterilen genel ilgi, ilgi gösterenler bunun farkında olmasalar da, Pirosmani dergisine de gösteriliyordu. Tiflis’e, derginin tanıtımın da yapıldığı diaspora forumuna kırk ülkeden temsilciler gelmişti ve Pirosmani dergisi bu kadar ülkeye gitme şansı buldu.

Bütün bu olumlu gelişmelerin ardından, “Pirosmani” bizi mahcup etmedi desek yeridir.

Fahrettin Çiloğlu 

İçindekiler
-
Pirosmani’nin evrensel dili / Fahrettin Çiloğlu
- Karşı yaka / Kevser Ruhi
- Gürcü şarabı / İrma Beridze 
- Gürcüstan’ın başkentleri: Mtsheta / İrine Giviaşvili
- Gürcü kültüründe yılan kültü / Mtvarisa Tarhnişvili
- Bebekler, menekşeler ve Babil Kulesi / Lauren Mignon
- Kolheti akçesi / Maia Pataridze
- Kaya kenti Vardzia / Lela Giorgadze 
- Bir parmak Kafkas balı / Şenol Taban
- Konuk gözüyle “Çveneburebi Festivali” / Lela Margiani
- Yirmi yıl sonra Tiflis / Mustafa Yakut
- Alçakgönüllü bir Mikeladze: İsmet Dindar / Erdal Küçük
- Macahel’in öte yanı / Yunus Isın
- Gürcüceyi nasıl öğrendim - 2 / Aydın Akın
- Artvin halk dilinden zoolojik adlar / Taner Artvinli
- Andrey Belıy Gürcistan'da / Ulaş Başar Gezgin
- Maden köyü (Bazgiret) / Ali Uygun
- Amasya yemekleri / Ömer Onat
- Niko Pirosmani’nin eserleri ilk kez Türkiye'de
- Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili ile görüşme
- Haberler

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

Pirosmani Dergisi 


PİROSMANİ, SAYI:1 (YAZ 2007)
 

Pirosmani DergisiKültürel çeşitlilik bu topraklara çok yakışıyor. Belki başka coğrafyalarda yaşayanların göremeyeceği gizli kalmış nice güzelliklere, anlayamayacağı nice duyarlılıklara akraba olmamızı sağlıyor. Hep bir mozaikten söz edilir ya, aslında mozaik parçaları biçim olarak çok yakın duran ama içerik olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılan bir yapıyı anımsatır. Kültürel çeşitliliğimizi en güzel tanımlayacak örnek ebru’dur. Farklı renklerin olağanüstü bir uyum içinde birbirine sarılması…
Ebru’da bir renk olmaya soyunan Pirosmani adında, yeni bir Gürcü kültürü dergisiyle tanıştırmak istiyoruz sizleri. Dergi bu adı, ünlü Gürcü halk ressamı Niko Pirosmani"den alıyor. Pirosmani, iki dilli bir dergi; yani Türkçe ve Gürcüce olarak yayımlanıyor. Yayım yeri, Gürcüce dergi ve kitapların yayımlanması geleneğine de sahip olan İstanbul kenti.

By: admin2
 Pirosmani Dergisi

Pirosmani Türkiye'de

Kültürel çeşitlilik bu topraklara çok yakışıyor. Belki başka coğrafyalarda yaşayanların göremeyeceği gizli kalmış nice güzelliklere, anlayamayacağı nice duyarlılıklara akraba olmamızı sağlıyor. Hep bir mozaikten söz edilir ya, aslında mozaik parçaları biçim olarak çok yakın duran ama içerik olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılan bir yapıyı anımsatır. Kültürel çeşitliliğimizi en güzel tanımlayacak örnek ebru’dur. Farklı renklerin olağanüstü bir uyum içinde birbirine sarılması…

Ebru’da bir renk olmaya soyunan Pirosmani adında, yeni bir Gürcü kültürü dergisiyle tanıştırmak istiyoruz sizleri. Dergi bu adı, ünlü Gürcü halk ressamı Niko Pirosmani'den alıyor. Pirosmani, iki dilli bir dergi; yani Türkçe ve Gürcüce olarak yayımlanıyor. Yayım yeri, Gürcüce dergi ve kitapların yayımlanması geleneğine de sahip olan İstanbul kenti. Pirosmani'nin yayın yönetmenliğini Fahrettin Çiloğlu yapıyor. Hasan Çelik, İrine Giviaşvili, Kevser Uygun Ruhi, Lela Dadiani, ve Liana Ahobadze derginin editörleri. Hacer Özkan, Lela Öncü, Nana Kaçarava, Varlam Nikoladze, Yasin Öncü ve Zaza Tsurtsumia derginin yazı kurulu. Şenol Taban sahipliğini, Mustafa Yakut genel koordinatörlüğünü, Erdal Küçük de yazı işleri müdürlüğünü üstlendi. Yazarları arasında ise, Türkiye ve Gürcistan başta olmak üzere, değişik ülkeden kişiler yer alıyor.

Gürcistan coğrafi olarak bize çok yakın, ama tanışıklık açısından ele alındığında bize uzak kalmış bir komşu ülke. Komşuya doğru küçük bir pencere açmak istiyor Pirosmani. Aziz Nesin'in Gürcistan'daki karşılığı tanımlaması yapılabilecek bir Gürcü yazar Nodar Dumbadze’nin (1928-1984) öykülerinden küçük bir örnekle pencereyi aralayabiliriz de…

Dumbadze'nin öykülerinden biri sınırdaki Sarp köyünde geçer. Gürcistan ile sınır kapımızın bulunduğu Sarp kasabası, iki ülke arasında sınırlar kesinleşmeden önce büyükçe bir yerleşim birimiydi. Gürcistan-Türkiye sınırı bu köyün tam ortasından geçmektedir. Türkiye'de kalan kısım Sarp, karşı tarafta kalan kısım da Sarpi ismiyle biliniyor. Bu Sarp Köyünden -ya da Kasabasından diyelim- Çoruh nehri geçer. Çok lezzetli dağ alabalıklarının bulunduğu bu nehirde, Çoruh kıyısında bir Gürcü balık tutmaktadır. Yanına gelen bir başka köylü balık tutan adama “Sen yakaladığın balıkların Türk mü, Gürcü mü olduğunu nasıl anlıyorsun?” diye sorar. Balık tutan yanıt verir: “Bizim alabalıkların benekleri yıldız şeklinde oluyor, onlarınki ise hilâl şeklinde… Bakıyorum oltaya takılan balık hilâlli, anlıyorum ki bu bizim değil; salıveriyorum Çoruh'a”.

İnsanlarının gülmece anlayışının bile bu kadar yakın olduğu iki ülkenin arasında kültürel bir köprü oluşturmak isteyen Pirosmani üç ayda bir yayınlanacak.

Üç ayda bir görüşmek dileğiyle




İki Dilli Serüven...

İki dilli dergi yeni bir şey değil; dünyada yeni olmadığı gibi Türkiye’de de değil. Ama Türkiye’deki iki dilli yayın organı eğer Türkçe ve Gürcüce ise, bu tamamen yeni bir şey demektir. Çünkü ülkemizde bir tek üniversitede bile Gürcü dili ve edebiyatı (Kartveloloji) bölümü yokken, Türkçe-Gürcüce dergi yayımlamak olağandışı bir girişim sayılmalıdır. Bu derginin yayımlanmasına öncülük edenler, haliyle birer Kartvelolog da değil. Ama kökleri Kartvelolojiye konu olan kültürün uzak tarihlerinden geliyorsa insan, deli cesaretiyle iki dilli dergi yayımlamaya da soyunabiliyor. Adını, ünlü Gürcü halk ressamı Niko Pirosmanaşvili’den alan Pirosmani dergisinin maceraperestleri, bu girişimde, hoşluğu ve Donkişotluğu rehber edinmiş sayılırlar.

Tabii ki Pirosmani, kökleri derginin genel içeriğiyle örtüşen kişilerin dergisi değil yalnızca. Aynı zamanda Gürcü kültürüne sempati duyan, bu kültürle gönüldeşliği olan yazarların ve okurların da dergisi. Pirosmani’nin Türkçe okurlarının pek çoğu, Kolhuri tetri, berikaoba, tamada, kandzi, hinkali gibi yarı büyülü kavramları bu dergiden öğrenecek. Bu dergiyle Tiflis’i, Batum’u, Sohum’u, Mtsheta’yı, Kutaisi’yi, Tshinvali’yi, Dmanisi’yi, Vardzia’yı, Vani’yi ziyaret edecekler. Pirosmani’nin Gürcüce okurları ise, Kolhuri tetri, berikaoba, tamada, kandzi, hinkali gibi yarı büyülü kavramlardan geriye, bizim buralarda neler kaldığını görecekler. Bir tür içten dışa, dıştan içe bir yolculuk olacak bu.  Kimi zaman Uçinmaçini şapkası giyeceğiz başımıza, kimi zaman Kolheti kıyılarında, Altın Post’a gelenleri karşılayacağız.

Bu dergiyi çıkarmasaydınız ne olurdu derseniz, mahcup olurduk derim!

Fahrettin Çiloğlu

İçindekiler:
- Öykü ağır ateşte pişen Türk kahvesidir / Kevser Ruhi
- Niko ve Margarita / Durmuş Akbulut
- Gürcü mitolojisinde ay ve boğa kültü
- Gürcüstan'ın Başkentleri: TİFLİS / İrine Giviaşvili
- Sopo Erovision'da / Salome Kikaleşvili
- Kayıp Orak - Mindia’nın tragedyası / Laurent Mignon
- Kafkas Çoban Köpeği / Lela Giorgadze
- Yukarı Acara'da örgü örmenin "felsefesi" / Tamta Halvaşi
- Tarihte halk şöleni - Gürcüstan'da Berikaoba / Maia Zuraşvili
- Her şeye rağmen tiyatro / Varlam Nikoladze
- Gürcülerin göçü / İrakli Koplatadze
- Siyasal mücadele aracı olarak Kafkasya haritaları / Fahrettin Çiloğlu
- Rehberlerin Gürcü manastır kiliseleri ile ilgili seminerleri / Mustafa Yakut
- Gürcüceyi nasıl öğrendim -1 / Aydın Akın
- Ünye Gürcüleri'nde atasözleri / Murat Şahin
- Gürcü ressamların Ankara sergisi / İrine Giviaşvili
- Arsenali Dağı / İrine Giviaşvili
- Kitaplar / İrma Beridze - Fahrettin Çiloğlu
- Haberler / Yasin Öncü

Abonelikler İçin:
Şenol Taban
Aralık Köyü - 08475
Borçka-ARTVİN
0532 721 13 60
0466 475 21 25
niko[at]pirosmani.com.tr
senoltaban[at]gmail.com

AboneBedelleri:
Yıllık 4 sayı birer adet: 30 TL
Şenol Taban
Yapı Kredi Sirkeci 62371939
İş Bankası Arapcamii 1003-281815
Posta Çeki Hesabı: 5392277


PİROSMANİ
Dergisini Temin Edebileceğiniz Adresler:

Ankara
Deniz Kitabevi
Zafer Çarşısı No:13 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 430 13 94

Bursa 
Ezgi Kitabevi
Altıparmak Cad. Burç Pasajı No:35 Bursa
Tel: 0224 220 96 97

İstanbul
İstiklal Kitabevi
İstiklal Cad. No:79 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 95 18

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No:197 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 249 06 87

Simurg Kitabevi
İstiklal Cad. Hasnun Galip Sk. No:2 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 292 27 12

Pentimento Kitabevi
İstiklal Cad. No:140 Sinema Pasajı  Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 39 59

İmge Kitabevi
Mühürdar Cad. No:80 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 348 60 58

Mephisto Kitabevi
Muvakkithane Cad. No:15 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 35 19

Seyhan Müzik Kitap
Muvakkithane Cad. No:9 Kadıköy-İstanbul
Tel: 0216 414 73 64

Üsküdar Vapur İskele Gazete Bayii

Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi Yanı Gazete Bayii

Kavacık Çalık Market Acarkent Mahallesi

 

CNN TÜRK, "Afiş" Programında PİROSMANİ

 
Pirosmani Dergisi

 


Çveneburi Kültürel Dergi

Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı : 58-59- ჩვენებური საზოგადოებრივ-კულტურული ჟურნალი 58-59

Zamanın akışını hiçbir şey değiştiremez ve Tanrının yolu bilinmemektedir. Yüreğini, aldığı her nefesi, tüm gücünü tanrı ve vatan sevgisine feda eden Gürcülerin kaderi, ürpertici ve heyecan vericidir. Bazılarının kaderi böyle olmakla birlikte Gürcüstan tarihi bu tür olay ve şahıslar açısından oldukça zengindir.
დროთა დინებას ვერა შეცვლის რა და შეუცნობია უფლის გზანი. განსაკუთრებით ამაღელვებელი და სულის შემძვრელია ბედი იმ ქართველებისა, რომელთაც გული, ყოველი ამოსუნთქვა, ძალა, ... უფლისა და სამშობლოს სიყვარულს შესწირეს. ეს ერთეულთა ხვედრია, თუმცა საქართველოს ისტორია მეტად მდიდარია ასეთი ფაქტებითა და პიროვნებებით.

By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 58-59 - ჩვენებური საზოგადოებრივ-კულტურული ჟურნალი 58-59

“ÖZGÜRLÜK SAVAŞLA ELDE EDİLİR! BAĞIMSIZLIK İSTİYORSANIZ  BENİ İZLEYİN!”
KAİHOSRO (KAKUTSA) ÇOLOKAŞVİLİ

Teo BEGOİDZE

        Zamanın akışını hiçbir şey değiştiremez ve Tanrının yolu bilinmemektedir. Yüreğini, aldığı her nefesi, tüm gücünü tanrı ve vatan sevgisine feda eden Gürcülerin kaderi, ürpertici ve heyecan vericidir. Bazılarının kaderi böyle olmakla birlikte Gürcüstan tarihi bu tür olay ve şahıslar açısından oldukça zengindir.
        Bir zamanlar izlenme ve özveri zamanıydı, şimdi ise değer verme, yüceltme, sevgi zamanı... Ve yine böylesi yüce bir an; 21 Kasım 2005’te, Gürcüstan için kendini feda eden milli öncü Kaihosro (Kakutsa) Çolokaşvili’nin naaşının vatan topraklarına sonsuza dek dönüşü Gürcüstan tarihine yazıldı.
        Çolokaşvili soyadının kökeni hakkında farklı düşünceler bulunmaktadır. Örneğin El. Metreveli’ye göre, Çolokaşvili’lerin kökeni, XVII.yy. başlarındaki Yerusalem Cvari Manastırındaki bir ayinde adının geçtiği söylenen Çoloka’dan gelmiştir. P. İoseliani’nin yazdığına göre ise, bu soyadın, tarihte ne kadar eskiye dayandığı bilinmemektedir. Ancak, bu soyun üyelerinin eskiden beri aktardıklarına bakılırsa, kral zamanındaki karışıklıklar, onları Hevsureti dağlarına atmış, sonra ise Mutso’dan, Hevsureti’den, yeniden Matani vadisine, Kaheti’ye gelmişler. Bidzina ve Kaihosro (Kakutsa), Çolokaşvili soyunun ünlü isimleridir. Bidzina XVII.yy.da, Kakutsa XX.yy.da yaşadı. Bidzina ve Kakutsa “Kaheti’linin savaş ve eğlencesi, insanların beğenisini toplar.” atasözünün söylendiği bölgeden idiler. Kakutsa Matani’liydi.

.....

"თავისუფლება ბრძოლით მოიპოვება! ვისაც დამოუკიდებლობა გინდათ - მომყევით!"

ქაიხოსრო (ქაქუცა) ჩოლოყაშვილი

        დროთა დინებას ვერა შეცვლის რა და შეუცნობია უფლის გზანი. განსაკუთრებით ამაღელვებელი და სულის შემძვრელია ბედი იმ ქართველებისა, რომელთაც გული, ყოველი ამოსუნთქვა, ძალა, ... უფლისა და სამშობლოს სიყვარულს შესწირეს. ეს ერთეულთა ხვედრია, თუმცა საქართველოს ისტორია მეტად მდიდარია ასეთი ფაქტებითა და პიროვნებებით.
        და იყო დრო დევნისა, თავგანწირვისა_და არის დრო დაფასებისა, დიდებისა, სიყვარულისა,... და კიდევ ერთი ასეთი ამაღლებული მომენტი ჩაიწერა საქართველოს ისტორიაში 2005 წლის 21 ნოემბერს, როდესაც სამშობლო მიწას სამუდამოდ დაუბრუნდა საქართველოსთვის თავგადადებული ეროვნული მოღვაწის, ქაიხოსრო (ქაქუცა) ჩოლოყაშვილის ნეშტი.
        თავად ჩოლოყაშვილთა გვარის წარმომავლობაზე განსხვავებული მოსაზრებები არსებობს. მაგალითად, ელ. მეტრეველს მიაჩნია, რომ ჩოლოყაშვილთა ფუძემდებელი შეიძლება ყოფილიყო XVI ს. დამდეგით დათარიღებული იერუსალიმის ჯვრის მონასტრის აღაპში მოხსენიებული ჩოლოყა. პ. იოსელიანი კი წერს, რომ ისტორიაში უცნობია ამ გვარის მოძრაობა ძველი საწყისიდან, მაგრამ გვაროვნული გადმოცემები გვატყობინებს, რომ მეფის დრომ და არეულობამ ისინი ხევსურეთის მთებში გადაისროლა, შემდეგ კი მუცოდან, ხევსურეთის ადგილიდან, კვლავ გადასულან მატნის ხეობაში, კახეთში. ბიძინა და ქაიხოსრო (ქაქუცა) ჩოლოყაშვილთა გვარის სახელოვანი წარმომადგენლები არიან. ბიძინა XVII საუკუნეში ცხოვრობდა, ქაქუცა- XX-ში. ბიძინა და ქაქუცა იმ კუთხიდან იყვნენ, რომლის შესახებაც თქმულა ,,ომი და ლხინი კახისა, მოსაწონია კაცისა”-ო. თავად ქაქუცა მატნიდან იყო.

......


İçindekiler :


Söyleşi
Gürcüstan Başbakanı Noğaideli ile Söyleşi / Osman Nuri
Mercan - Erdal KÜÇÜK
Geocell Genel Müdürü Osman Turan ile Söyleşi / Osman Nuri
Mercan
Tiyatro Yönetmeni Robert Sturua ile Söyleşi / Nana
Kaçarava
Görüş-Düşünce
Sınırın Ötesi ve Farklılıklar / Aydın Akın
Etnoğrafya-Folklor
Şavşat İmerhevi'de Yaşayan Gürcülerin Bir Yılı 3 / Kenan
Yaşar (Urbenidze)
İmerhevi'de Bayram ve Cuma Günleri / Özlem Akaltun
(Kurdikidze)
Borçka Maraditi Köyü'nün Dünü ve Bugünü / Mithat Tahtalı
Tarih
Kuzey Anadolu Ortaçağ Gürcü Mimarisi / Mine Kadiroğlu
Laz Tipi (balkonlu) Zugdidi Sarayı / Giorgi Kalandia
Özgürlük Savaşla Elde Edilir / Teo Begoidze
Yaşam Kültür
Münih, Bağdadi, Tbilisi Hattı / Mikail Yakut (Himşiaşvili)
Radio Kolhoba'da Lazca Sohbet / Ali İhsan Aksamaz
Edebiyat-Sanat
Gürcü Yazını 7 / A.G. Baramidze - D.M. Gamazardaşvili
Sözlük
Lazca-Megrelce-Gürcüce-Türkçe
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburikultureldergi@yahoo.com.tr

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Abone: abonet@abonet.net
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı : 56-57- ჩვენებური საზოგადოებრივ-კულტურული ჟურნალი 56-57
 Ahmet Melaşvili"yi Hatırlamak
Ahmet Özkan Melaşvili"nin adını ilk olarak kendi güzel kitabı Gürcüstan"ı çıkardığı zaman duyduk. Kitabı görmemiştik ama içinde neler yazdığını ve bu kitaptan dolayı Ahmet"in başına neler geldiğini duymuştuk.
აჰმედ მელაშვილის გახსენება
აჰმედ ოზქან მელაშვილის სახელი პირველად მაშინ გავიგე, როცა მან თავისი კარგი წიგნი ‘Gürcüstan’-ი გამოსცა. წიგნი არ გვენახა, მაგრამ ყურმოკვრით ვიცო-დით, რა ეწერა მასში, ისიც ვიცოდით, რა გადაჰხდა აჰმედს ამ წიგნის გამო.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 56-57 - ჩვენებური საზოგადოებრივ-კულტურული ჟურნალი

Bu sayı, Çveneburi Kültürel Dergi'sinin kurucusu, Türkiye Gürcülerin lideri Ahmet Özkan (Melaşvili) özel sayısıdır.  Ahmet Özkan (Melaşvili) için yazılmış Türkçe, Gürcüce, İngilizce; biyografiler, anılar, şiirler ve makaleler  yer almakta.

Ahmet Özkan (Melşavili)


10 Haziran 1922'de Balıkesir ili Gönen ilçesi eski adı ile Salihiye, yeni adı ile Koçbayır (ya da Kaplama) köyünde doğdu.

Ahmet Özkan (Melaşvili)'nin dedeleri halk dilinde 93 Harbi diye anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sırasında Artvin ili Murgul ilçesi Arhva köyünden göçetmişlerdir. Dedelerini lakap olarak Uzunalioğlu ya da Uzunalioğulları diye adlandırırlardı. Koçbayır Köylüleri, "Zabuna" diye ad takmışlardı onlara. Dedesinin adı Ahmet, babasının adı Tevfik, annesinin adı ise Saniye idi. Çocuk yaşta annesini, 1956'da da babasını yitirdi. Babası Tevfik Özkan'a, cami ve özellikle minare olarak bir çok eseri olduğundan Tevfik usta derlerdi. Ahmet Özkan (Melaşvili), onun yanında uzun süre çalıştığından, ilk Gürcü kültürü, folkloru ile ilgili bilgiyi babasından aldı.

1930 yıllarında eski yazıyı, daha sonra yeni Türkçe yazıyı öğrenen Ahmet Özkan (Melaşvili), 1933'te Bayramiç Hakimiyeti Milliye İlk Mektebi'ne girdi. 1937'de ilk mektebi bitirdikten sonra Bandırma'da bir ortaokula girdi. 1939'da ortaokulun ikinci sınıfına Balıkesir Lisesinde devam etti. Balıkesir Lisesinin ortaokulundan 1940'da mezun olan Ahmet Özkan (Melaşvili) aynı yıl İzmir İkinci Erkek Lisesi'ne girdi. 1941-1942'de aynı lisesin ikinci sınıfında iken lisenin adı İnönü Lisesi oldu. 1943'de mezun olduğu yıl askeri kampta bulundu. Çok zor şartlarda sürdürdüğü eğitim yaşamında sınıfının ve okulunun her zaman en çalışkan ve başarılı öğrencilerinden idi.

Balıkesir Lisesinde okuduğu 1939-1940 yıllarında ortaokuldaki Gürcü arkadaşları ile birlikte Gürcü alfabesinin varlığından haberdar olmadıklarından Latin alfabesine dayalı Gürcü alfabesi oluşturmuşlar ve aralarında yazışmalar yapmışlardı.
....

Ahmet Melaşvili'yi Hatırlamak 
                              Lia Çlaidze

Ahmet Özkan Melaşvili'nin adını ilk olarak kendi güzel kitabı Gürcüstan'ı çıkardığı zaman duyduk. Kitabı görmemiştik ama içinde neler yazdığını ve bu kitaptan dolayı Ahmet'in başına neler geldiğini duymuştuk.

1973 yılında ise Ahmet Bey'i; mükemmel ailesi; kocasının sadık dostu Yüksel Hanım'ı ve mücadele arkadaşları olan çocukları Tamara ile İberya'yı tanıma mutluluğuna eriştim.

Ben uluslararası İzmir Fuarı'nda çalışıyordum. Melaşvili Ailesi ise Gürcüstan pavyonunun devamlı konuklarıydı. Kısa sürede dost olduk. Onun yürek acısını biliyordum: Bağımsız bir Gürcüstan istiyordu. Türkiye'de yaşayan Gürcü kökenli vatandaşların kendi atavatanlarıyla ilgilenmelerinin tehlikeli olmadığı bir Türkiye istiyordu.

Ahmet'in hayali gerçek oldu: Gürcüstan bağımsızdır, Türkiye onun dostu olan bir ülkedir. Vizesiz birbirimize gidip geliyoruz.

Yazık ki; Ahmet bunu göremedi.

...

აჰმედ მელაშვილის გახსენება
                               ლია ჩლაიძე

აჰმედ ოზქან მელაშვილის სახელი პირველად მაშინ გავიგე, როცა მან თავისი კარგი წიგნი ‘Gürcüstan’-ი გამოსცა. წიგნი არ გვენახა, მაგრამ ყურმოკვრით ვიცო-დით, რა ეწერა მასში, ისიც ვიცოდით, რა გადაჰხდა აჰმედს ამ წიგნის გამო.

1973 წელს კი მქონდა ბედნიერება, პირადად გამეცნო ბატონი აჰმედი და მისი მშვენიერი ოჯახი: ქალბატონი იუქსელი-ქმრის ერთგული მეგობარი და თანამებრძოლი, მათი შვილები-თამარი და იბერია.

მე იზმირის საერთაშორისო ბაზრობაზე ვმუშაობდი, მელაშვილების ოჯახი საქართველოს პავილიონის ხშირი სტუმარი იყო. მალე დავმეგობრდით. სიცოდი მისი გულისტკივილი: თავისუფალი საქართველო უნდოდა, ისეთი თურქეთი უნდოდა, სადაც თურქეთის ქართული წარმოშობის მოქალაქეებისათვის თავიანთი წინაპრების სამშობლოთი დაინტერესება სახიფათო არ იქნებოდა.

ახდა აჰმედის ოცნება: საქართველო თავისუფალია, თურქეთი მისი მეგობარი ქვეყანაა, უვიზო მიმოსვლა გვაქვს, ვაი, რომ აჰმედი ვერ მოესწრო.

.....


Musa Burseli

1
Önümde, resimde beş afacan,
Gürcü resimleriyle donanmış,
Gökyüzünden kopan beş yıldız,
Kan bağı ile kenetlenmiş beş kardeş.
Bu afacanları bir görmek gerek.
Nasıl kıvılcımlar çakıyor gözleri.
Dağ pınarı gibi akan gülümsemeleri
Ateşli alınları serinletiyor...
Horon için elleri bağlanmış bu gençlerin
Omuzlarda duruyor güçlü bilekleri,
Ne çok şey anlatıyor, bakışları,
Değeriyle, inancıyla ve zaferiyle!

2
O renkli yeni yıl kartında
Gürcüce yazıyordu Bursa'lı Musa:
"Tanrım, yaşam, iş, huzur
Diliyorum memleketime!"
"Ey yeni yıl, Gürcüstan'a ver
Güneş, güç ve çoğalma,
Unutturma çektiği
Sıkıntıları, kıyaslasın gözleriyle!"

......

მუსა ბურსელი

1.
ჩემს წინ, სურათზე ხუთი ბიჭია,
ქართულ ჩოხებში გამოწყობილი,
ცას მოწყვეტილი ხუთი ვარსკვლავი,
სისხლით ღეკრული ხუთი ძმობილი.
უნდა შეხედო შენ ამ ბიჭუნებს.—
რა ცეცხლს აფრქვევენ მათი თვალები.
მთის წყაროსავით მოჩქეფს ღიმილი
მხურვალე შუბლზე გადასავლებად...
ბიჭებს ხორუმით ხელგადაბმულებს
მხრებზე უწყვიათ მსხვილი მაჯები,
რა გამოხედვა, რამდენის მთქმელი,
ღირსებით, რწმენით და გამარჯვებით!

2.
იმ საახალწლო ფერად ბარათში
ქართულად წერდა მუსა ბურსელი:
»ალაჰ, სიცოცხლე, შრომა, რაჰათი
ჩემს მემლექეთში ჯყავ სასურველი»!
»ახალო წელო მიე გურჯისტანს
მზე, გამაგრება და გამრავლება,
ნუ დაავიწყებ რაიც უჭირდა,
მაგრამ იდარონ მისმა თვალებმა»!

........


İçindekiler :



Ahmet Özkan (Melaşvili)
Biyografi

Türkiye Gürcülerinin "İlia Çavçavadze'si / Mustafa Yakut
Ahmet Melaşvili'yi Hatırlamak / Lia Çlaidze
Ahmet Özkan'ın Anısına / Paul J. Magnarella
Unutmak Olası Mı? / Hayati Asılyazıcı
Ömrünü Hayat Yapmış Biri: Ahmet Özkan / Kevser Uygun Ruhi
Melaşvili'nin Ardından / Nuri Çelebi
A. Özkan Melaşvili'yi Anarken / Ahmet Altun
Ahmet Özkan'ın Onurlu Anısına / Sırrı Öztürk
Ahmet Özkan'ın Anısına / Kamil Olgun Tavadidze
Büyük Bir Değer / Ertuğrul Kazancı
Ahmet Özkan ve Çveneburi / Yılmaz Özcanlı (Romanoğlu)
Ahmet Özkan'ın Anısına / Sami Karaören

Melaşvili İçin Şiirler
Ahmet Melaşvili'nin Ardından / Hasan Tahsin Saygılı (Bejanidze)
Kardeşimi Öldürdüler / Pridon Halvaşi
Musa Burseli / Pridon Halvaşi
Benim Ahmet Melaşvilim / Mehmet Emin Aslan

Yaşam-Kültür 

Kabakdağı Festivali-2 / Hüseyin Uygun
Kazım Koyuncu'yu Kaybettik / Osman Nuri Mercan
Gürcüstan Vatandaşlığı Başvurusu / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
www.artvinansiklopedisi.com / Erdal KÜÇÜK (Tsivnaridze)

Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
dergi@chveneburi.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Abone: abonet@abonet.net
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 54-55 - ჩვენებური კულტურული კრებული 54-55
Disk Genel Başkanı Süleyman Çelebi: "Bu kültürün kendimizle sınırlı kalmaması, genlerimizin bu süreci devam ettirmesi, Gürcü kültü­rünün gelecek kuşaklara da aktarılması gereklidir. Gürcü kimliğimizi asla reddetmeden, Türki­ye"de yaşayan bir Türk vatandaşı olarak sorumluluklarımızı yerine getireceğiz"
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 54-55 - ჩვენებური კულტურული კრებული 54-55

Disk Genel Başkanı Süleyman Çelebi İle Söyleşi:

"Bu kültürün kendimizle sınırlı kalmaması, genlerimizin bu süreci devam ettirmesi, Gürcü kültü­rünün gelecek kuşaklara da aktarılması gereklidir. Gürcü kimliğimizi asla reddetmeden, Türki­ye'de yaşayan bir Türk vatandaşı olarak sorumluluklarımızı yerine getireceğiz"

Mustafa YAKUT - Osman Nuri MERCAN


Süleyman Çelebi, 1953'te, Ordu'nun Perşembe ilçesindeki, Batumi'nin Kobuleti (Çürüksu) yöresinden gelmiş mu­hacirlerin kurmuş olduğu bir Gürcü köyü olan Çaka'da doğdu. Çocukluğu dört kardeşiyle birlikte köyde geçti. İlk ve orta öğretimini köyde ve Perşembe'de tamamladı. 1966'da İstanbul'a geldi ve Dinarsu fabrikasında çalışma hayatına atıldı. Önceleri amatörce yürüttüğü sendikal faali­yetlerinde Tekstil İşçileri Sendika'sında çeşitli kademelerde görev yaptı.
1977'de Tekstil İşçileri Sendikası Marmara bölge temsilciliği ve Bursa şube başkanlı­ğı, 1980'de DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) yürütme kurulu üyeliği ve örgütlenme daire başkanlığı görevlerinde bulundu. 12. Eylül. 1980 askeri darbesinden son­ra DİSK davası nedeniyle dört yıl tutuklu kaldı. Hakkında açılan davaların beraatle sonuç­lanmasından sonra DİSK'in yeniden faaliyete geçmesiyle 1991'de DİSK Genel Sekreterliği'ne seçildi. ETUC (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) yönetim kurulu üyeliğinde bulundu.
Yine bu dönemde (1977) Tekstil İ.S. genel sekreterliğine seçildi. Mesleki faaliyetlerinin yanısıra, 1971 yılından beri CHP içinde siyasal çalışmalarını sürdürdü. 1991'de SHP parti meclisi üyeliğine ve 1999'da CHP parti meclisi üyeliğine seçildi. 1999'da Tekstil İ.S. Genel Başkanlığı'na seçildi. 30 Temmuz 2000'de DİSK Genel Başkanlığı'na seçildi. Halen bu görevi yürütmektedir.
Evli olup Şule ve Hale isimli iki kız çocuğu babasıdır.

O.N. Mercan- Sayın Çelebi, bir Gürcü kö­yünde doğdunuz, büyüdünüz. Gürcüce'yi ne ka­dar biliyorsunuz?
S.Çelebi- "Erti ori mesame, me gogvebit visame.
Erti ori mehute, me gogvebi çevhute!"
Raperhar? Raicebi?... Şimdi cümleleri kolay tamamlayamıyorum. 1966'dan beri İstanbul'da­yım. Köyden, aileden kopukluk olunca dil de unutuluyor, zayıflıyor. Şimdi yeniden öğrenme­ye başlıyorum. Okuma-yazmayı da.
M. Yakut- O zaman size bir alfabe (Deda Ena) verelim. Hem okuma-yazmayı öğrenir hem de dili geliştirebilirsiniz.
S. Çelebi- Çok iyi olur. Biraz okusam birçok şeyi çıkaracağım. Köyde çocuklukta daha iyi ko­nuşuyorduk. Çünkü Çaka Köyü olduğu gibi Gür­cü. Sonradan gelen birkaç hane var ama aslında %90'ı Gürcü. Tabii, Perşembe'de başka Gürcü köyleri de var. Mesela Çeti. Orası da tamamen Gürcü.
O.N.Mercan- Ordu deyince bizim aklımıza daha çok Ünye ve Fatsa geliyor. Çünkü oralarda çok tanıdığımız Gürcüler var. Perşembe'yi pek bilmiyoruz.
S. Çelebi- Tabii, Fatsa'da, Ünye'de çok tanı­dıklarımız var. Kabakdağı'nda akrabalarımız var. Fatsa'nın eski belediye başkanlarından rah­metli Fikri Sönmez de Gürcü idi. Eşi bizim köy­lüydü, yani eniştemiz oluyordu. Kamil Sönmez de akrabamız olur.
M. Yakut- Gürcüstan ile ilişkileriniz oldu mu?
S. Çelebi- Geçenlerde ADD Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı ile konuştum. "Birçok yere gi­diyoruz kendi bölgemize gidemedik" dedik. Be­raber gitmek için bazı planlar yaptık.
Haziran'da İLO toplantısı için Cenevre'dey­dim. Gürcüstan'lı sendikacılarla görüşmek iste­dim, maalesef görüşemedim. Gürcüstan Hükü­met temsilcileri vardı. Ermeniler, Azeriler vardı.
...

İçindekiler :

Söyleşi
Disk Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile Söyleşi / Mustafa Yakut - Osman Nuri Mercan
Hulo Müftüsü Kemel Tsetshladze ile Söyleşi / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Görüş Düşünce
Türkiye Lazlarının Rus-Gürcü Gerginliği Üzerine Basın Açıklaması / Mustafa Kibaroğlu
TRT’den Lazca Yayın Talebi / Arzu Kal
Etnoğrafya - Folklor
Şavşat İmerhevi’de Yaşayan Gürcülerin Bir Yılı - 2 /  Kenan Yaşar
Gürcülerin Şifalı Maden Suyu “Borjomi” / Muraz Kurdadze
Gürcü Halk Dansları - 15 / Oğuz Medetoğlu
Kabakdağı Köyü Tarihçesi / Hüseyin Uygun 
Edebiyat - Sanat
Yazarların Gürcüstan Anıları / Mustafa Yakut
Gürcü Yazını - 6 / A.G. Baramidze – D. M. Gamazardaşvili
Şiir: Soso Kakubava / Soso Kakubava
Fahrettin Çiloğlu’nun Kitapları / Mustafa Yakut

İranlı Gürcülerden Mektup Var / Osman Nuri Mercan
Tbilisi’de Türkiye Gezileri Sergisi / Buba Kudava
Ünye Festivali Sona Erdi / Ahmet Çiçek (Tshadadze)
Çveneburi Dergisi Buluşmaları / Gaffar Yılmaz (Katamadze)
Gönen, Batum ve Artvinliler Kül. D. Der. Kuruldu / Bülent Selbaşı
Çifte Buruk Acı
www.macahel.org.tr / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Fatsa Gürcüleri Tarih Yazdı / Gaffar Yılmaz (Katamadze)
Artvin Gürcü Mimari Eserleri Takvimi Hazırlandı
Sözlük
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 52-53 - ჩვენებური კულტურული კრებული 52-53
Saakaşvili: Aslında bu devrim çoktan olgunlaşmıştı ve gerçekleşmeye hazırdı. Çünkü, Gürcüstan"ın bağımsızlığından sonra halkında kendisi için en önemli duygu olan "Kendi Ülkesinin Efendisi ve Yöneticisi Olma" duygusu boşluğu vardı. Gürcüstan"ın yönetimini eski komünist büroksasisine ait bir kısım terbiyesiz, aç gözlü ve eğitimsiz insanlar ele geçirmişti. Bu insanlar halkın temel haklarını reddettiler. Bundan dolayı belli bir dönemden sonra halkın bütünleşmesi kaçınılmaz hale geldi ve bu yöneticilerin kimsenin sesini çıkarmayacağını düşündüğü sırada Gürcü halkı bu çöplüğü üzerinden silkeledi. Böylece şimdiki yeni sistemi kendisi kurmuş oldu. Asıl önemli olan liderin kimliği olmayıp halkın kendi gücünü algılayabilmesi ve görebilmesi idi. Bu coşku ve hevesin kaynağı da budur. Halk çok şey yapabileceğini göredü; bu Tbilisi"de de oldu, Batumi"de de oldu ve bu muhakkak ekonomide de olacak. Çünkü halk ülkesini harekete geçirebilen temel gücün kendisi olduğu farkına vardı.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 52-53 - ჩვენებური კულტურული კრებული 52-53

Gürcüstan Cumhurbaşkanı Ekselansları Miheil Saakaşvili ile Yapılan Söyleşi:

Osman Nuri Mercan

"Asıl Önemli Olan Halkın Kendi Gücünü Algılayabilmesi ve Görmesidir"


Çveneburi: Türkiye'de yaşayan kankardeşleriniz olarak onurlu Gürcü halkının devlet başkanı Miheil Saakaşvili ve delegasyonuna hoşgeldiniz diyoruz.
Bizler Çveneburi Dergisi, Chveneburi.Net ve Gürcü Haber.Com olarak bu mutlu günü yaşamaktan kıvanç duyuyoruz. Bizler Türkiyeli Gürcülerin tek ve gerçek sesi olarak 30 yıla yakındır yayın hayatındayız. Önce Çveneburi Kültürel Dergi, sonra
www.chveneburi.net ve sonra da www.gurcuhaber.com olarak hem yazılı basında hem de elektronik ortamda Gürcü kültürünü yaşatmak ve yaymak için çalışıyoruz. Bizler, tamamen kendi imkanlarımızla bu üç yayın organının faaliyetine devam ediyoruz. Türkiye'de faaliyet gösteren hiçbir Gürcü vakfı veya derneği veya hiçbir Gürcü işadamı bize destek olmadılar. Çveneburi Kültürel Dergi, www.cheneburi.net ve www.gurcuhaber.com olarak biz Türkiye'nin yasalarına ve örf ve adetlerine uygun yayın yapıyoruz. Amacımız, Gürcü kültürünü Türkiye halkına tanıtmak ve Türkiye ile Gürcüstan arasında dostluk ve kardeşlik iliş kilerinin gelişmesine yardımcı olmaktır. Biz bu üç yayın organı olarak Gürcüstan'ın toprak bütünlüğünün sağlanmasını ve Gürcüstan'ın istikrarlı, çağdaş ve demokratik kurumların çalıştığı bir ülke olmasını arzu ediyoruz. Ümidimiz, Miheil Saakaşvili ve ekibinin Gürcüstan'ın mevcut sorunlarını düzlüğe çıkaracağı yönündedir. Güller Devrimi'nin bu kadar kısa sürede bu kadar başarılı olarak sonlanmasından hepimiz kıvanç duymaktayız. Şimdi size bazı sorularımız olacaktır:
İlk soru olarak; Güller Devrimi için ne kadar sürede hazırlandınız ve Mihail Saakaşvili "Halkın Sevgilisi Mişa" haline nasıl geldi?
Saakaşvili: Aslında bu devrim çoktan olgunlaşmıştı ve gerçekleşmeye hazırdı. Çünkü, Gürcüstan'ın bağımsızlığından sonra halkında kendisi için en önemli duygu olan "Kendi Ülkesinin Efendisi ve Yöneticisi Olma" duygusu boşluğu vardı. Gürcüstan'ın yönetimini    eski komünist büroksasisine ait bir kısım terbiyesiz, aç gözlü ve eğitimsiz insanlar ele geçirmişti. Bu insanlar halkın temel haklarını reddettiler. Bundan dolayı belli bir dönemden sonra halkın bütünleşmesi kaçınılmaz hale geldi ve bu yöneticilerin kimsenin sesini çıkarmayacağını düşündüğü sırada Gürcü halkı bu çöplüğü üzerinden silkeledi. Böylece şimdiki yeni sistemi kendisi kurmuş oldu. Asıl önemli olan liderin kimliği olmayıp halkın kendi gücünü algılayabilmesi ve görebilmesi idi. Bu coşku ve hevesin kaynağı da budur.
Halk çok şey yapabileceğini gördü; bu Tbilisi'de de oldu, Batumi'de de oldu ve bu muhakkak ekonomide de olacak. Çünkü halk ülkesini harekete geçirebilen temel gücün kendisi olduğu farkına vardı.


Gürü Anadilinde Yayın ve Eğitim İsteği

Osman Nuri Mercan

Türkiye'de Gürcü kültürünün üç kurumsalı olan Çveneburi Kültürel Dergi, www.chveneburi.net ve www.gurcuhaber.com ortak olarak imzaladıkları dilekçelerle Gürcü anadilinde yayın ve eğitim için ilk adımı atmış bulunuyorlar. Bu müracaatların yapılması için ülkemizde Gürcü-Gürcüs-tan-Batumi-Acara-Kafkas-Kültür-Dayanışma gibi ön ve son takılar alarak kurulan vakıflardan ve derneklerden hareket etmesi beklenmiş, fakat aylar geçmesine rağmen hiçbir kuruluş bu konuda ne müracaatta bulunmuş ne de konuyu tartışıp kamuoyuna herhangi bir bilgi vermiştir. Bunun üzerine dergimizin de içinde bulunduğu üç yayın kurumu aşağıda görülen müracaatları bu tür yayının başka dillerde başladığı 07/06/2004'de yapmış bulunmaktadır. Bu müracaatlara 60 gün içinde cevap beklenmektedir.
Çerkesce, Arapça, Boşnakça, Kirmanca ve Zazaca dilinde yayın TRT TV ve radyolarında 07/06/2004 tarihinde başlamış bulunmaktadır. Lazca yayın için yapılan müracaat reddedilmiş, bazı Boşnak vakıf ve dernekleri kendilerinin Türk olduğunu (Boşnak olmadığını!) ve bu nedenle Boşnakça yayını kınadıklarını açıklamıştır.

www.gurcuhaber.com 'dan veyahut www.chveneburi.net 'teki "Anadilde yayın İmza kampanyası"na katılabilirsiniz.

 

İçindekiler :

Söyleşi
Gürcüstan Cumhurbaşkanı Şaakşvili ile Yapılan Söyleşi / Osman Nuri Mercan
Görüş Düşünce
Gürcü Anadilinde Yayın ve Eğitim İsteği / Osman Nuri Mercan
Eleştirinin Dayanılmaz Ağırlığı / Fahrettin Çiloğlu
Türkiye'deki Gürcüler Anadilinde Yayının Neresinde? / Fahrettin Çiloğlu
Tengiz Abuladze'nin Pişmanlığı / Ali İhsan Aksamaz
Tarih
Maçaheli Bölgesi Tarihi Hakkında / Zaza Şaşikadze
Parhali Kilisesindeki Lazca Yazıtlar / Zurab Batiaşvili
Etnoğrafya - Folklor
Şavşat-İmerhevi'de Yaşayan Gürcülerin Bir Yılı /  Kenan Yaşar
Gürcü Halk Dansları -14- / Oğuz Medetoğlu
Edebiyat - Sanat
Georges Dumezil ve Kafklas Halkları / Mustafa Yakut
Şiir: Unutulan Göç / Rüştü Bozkurt
Masal: Küçük Kentin Masalları / Guram Petriaşvili
Ali ve Nino İkinci Kez Türkçe'de

Gürcü Yazını -5- / Ulaş Başar Gezgin
Yaşam - Kültür
www.macaheli.net / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Maçahelili Rssam: Nevin Ulutürk
Macahel Vakfı Etkinlikleri / Erdal Küçük (Tsivnaridze) 
Saakaşvili Türkiye'de / Gaffar Yılmaz (Katamadze) 
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 51 - ჩვენებური კულტურული კრებული 51
Tarih sahnesinde, yaşadığı devrinin ağırlığı ve acımasızlığının bir nevi kurbanı olmuş nice büyük simalar görmek mümkündür. Bunların kimisi, bu tarihi akış içerisinde kaybolurken, kimisi de tarih sahnesinde silinmnez bir iz bırakmıştır. Ancak, kişiliğinin asıl, güçlü ve hünerli yönleriyle değil, daha çok devrin şartlarında ortaya çıkan yönleriyle ismini ebedileştirmiş, asıl hünerli yönleri bunların gölgesinde kalarak belirsizleşmiştir. I. Simon, bu vaziyetin emsalsız örneklerinden biridir. Bilindiği gibi, I. Simon, 16. yy’ın ikinci yarısında İran ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkas politikası belirlemelerinde önemli rol oynayan bir şahsiyet olduğu gibi, halkı içinde de yaptığı işlerle ve fedakarlıklarla hem devrinde, hem de sonralarda kahramanlık timsali olmuştur.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 51 - ჩვენებური კულტურული კრებული 51

I. SİMON’UN SANATKÂR KİŞİLİĞİ


Roin ŞANTADZE

 

Tarih sahnesinde, yaşadığı devrinin ağırlığı ve acımasızlığının bir nevi kurbanı olmuş nice büyük simalar görmek mümkündür. Bunların kimisi, bu tarihi akış içerisinde kaybolurken, kimisi de tarih sahnesinde silinmnez bir iz bırakmıştır. Ancak, kişiliğinin asıl, güçlü ve hünerli yönleriyle değil, daha çok devrin şartlarında ortaya çıkan yönleriyle ismini ebedileştirmiş, asıl hünerli yönleri bunların gölgesinde kalarak belirsizleşmiştir.
I. Simon, bu vaziyetin emsalsız örneklerinden biridir. Bilindiği gibi, I. Simon, 16. yy’ın ikinci yarısında İran ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkas politikası belirlemelerinde önemli rol oynayan bir şahsiyet olduğu gibi, halkı içinde de yaptığı işlerle ve fedakarlıklarla hem devrinde, hem de sonralarda kahramanlık timsali olmuştur. Bütün bunlardan dolayı Simon’un tarihteki yerini daha çok siyasi kişiliğiyle bulduğu bilinir. Sonraki devirlerde, onun ele alınıp incelenmesinde, çoğunlukla siyasi kişiliği ön plana çıkarılmış, başka yanlarını ele alan araştırmalar —kaynak kıtlığından, olanların da çoğunun fazla tanınmayan eser oluşundan, ya da sebebi her ne olursa olsun— yok denecek kadar azdır. Bu durum ise, ne yazık ki, I. Simon’un kişiliğinin çok güçlü bazı yönlerinin siyasi kişiliğinin gölgesinde kalmasını sağlamaktadır. Oysa, eğer hakkıyla bilinseydi, I. Simon’un bu güçlü yönleriyle tarihte tutacağı yer, belki en az siyasi kişiliğininkiyle eşdeğer olacaktı.
Buraya kadar, üstünde bu kadar ısrarla durduğum, I. Simon’un sanatkar kişiliğidir. Bu yazımda Simon’un —belki çok az bilinen— sanatkâr kişiliğini, Osmanlı kaynaklarında serpilmiş olarak bulunan ve benim ulaşabildiğim bilgilerle tanıtmaya çalışacağım. Bu bilgiler, az olmasına rağmen, I. Simon’un müzikte ve edebiyatta, özellikle de şiirde ne kadar güçlü olduğunu su yüzüne çıkaracak niteliktedir.

 

İçindekiler :

Görüş - Düşünce
Gürcüstan'da  Yeni Dönem ve Türkiye-Gürcüstan İlişkilerin Geleceği / Nebi Gümüş
Gürcüstan'ın Çilesi / Sungur Savran
Eleştiri Ne İşe Yarar / Fahrettin Çiloğlu
Gürcüstan'daki Müslümanlarla İlgilenilmesinden Kim Rahatsız Olur / Muhammed Yunus Kaya
Söyleşi
Zviad Gamsahurdia Dönemi Başbakanı İle Söyleşi / Cüneyt Malçok (Diasamidze)
Artvinliler Hizmet Vakfı Başkanı Mikail Kaya İle Söyleşi / Osman Nuri Mercan
Tarih
Muhteşem Bir Harita Hakkında / Giorgi Cancğava
I. Simon'un Sanatkar Kişiliği / Roin Şantadze
Etnoğrafya - Folklor
Gürcüce Fiillerin Karşılaştırılması -2- / Özlem Akaltun (Kurdikidze)
Yüz Yıl Önce Yüz Yıl Sonra Bir Kafkas Kasabası: ERSİS / Erdal Sürmeli
Gürcüler'de Halk Dansları -13- / Oğuz Medetoğlu
Gürcü Atasözleri -13- Giorgi Zumbadze
Edebiyat - Sanat
İki Gürcü Şairin Türk Okuyucusuna Tanıtım Öyküsü / Kemal Özüdoğdu
Gürcü Yazını -4- / Ulaş Başar Gezgin
Şota Zoidze'den Şiirler / Çev. Mustafa Yakut
Öykü: Son Gece / Sevinç Uygun
Gürcü Resminin Önemli Adlarından Birir: Davit Kakabadze / Ayşe Coşkun
Yaşam - Kültür
www.artvin.org.tr / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Tbilis'de Laz-Gürcü Beraberliği / Zurab Batiaşvili
Tarih Yazılan Çveneburi Gecesi / Gaffar Yılmaz (Katamadze) 
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 50 - ჩვენებური კულტურული კრებული 50
Özü: TOMAHAWK Füze Parasını “Artvin Canlanıyor”, “Göç Tersine Dönecek” programı için isteğimiz hk. Bizler İzmit-Arvin Dutlu ve Sebzeli Köyleri Kalkındırma Dayanışma ve Kültür Derneği mensuplarıyız. Basında ABD’nin yöresel kalkınmaya yardım ettiğini öğrendik. Ülkemizin en çok su taşıyan nehri ilimizde olmasına rağmen köyümüz susuzluktan kavrulmaktadır. O nedenle köy sahipsiz kaldı. Çoruh Nehri Türkiye’nin en çok su taşıyan, en hızla akan nehridir. Her yıl Güzel Artvin’imizden iki tane köy (Dutlu Köyü+Oba Köyü) kadar verimli toprağı Karadeniz’e götürmektedir. Artvin, en çok okuma yazma bilenlerin yeridir ancak 50 yıl önce Dutlu Köyü’nün 1700 olan köy nüfusu şimdi 365’e düştü.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 50 - ჩვენებური კულტურული კრებული 50

GÜRCÜ İNSANININ BİTMEYEN UMUDU ve MÜCADELESİ


Zeki KURT

 

İzmit-Artvin Şavşat ilçesi Dutlu ve Sebzeli Köyleri Kalkındırma Dayanışma ve Kültür Derneği
Kod: 41-017/115 Kur. Tar.: 04.04.2001


Sayın GEORGE W BUSH,
                     ABD BAŞKANI

Özü: TOMAHAWK Füze Parasını “Artvin Canlanıyor”, “Göç Tersine Dönecek” programı için isteğimiz hk.

Bizler İzmit-Arvin Dutlu ve Sebzeli Köyleri Kalkındırma Dayanışma ve Kültür Derneği mensuplarıyız.
Basında ABD’nin yöresel kalkınmaya yardım ettiğini öğrendik.
Ülkemizin en çok su taşıyan nehri ilimizde olmasına rağmen köyümüz susuzluktan kavrulmaktadır. O nedenle köy sahipsiz kaldı.
Çoruh Nehri Türkiye’nin en çok su taşıyan, en hızla akan nehridir. Her yıl Güzel Artvin’imizden iki tane köy (Dutlu Köyü+Oba Köyü) kadar verimli toprağı Karadeniz’e götürmektedir.
Artvin, en çok okuma yazma bilenlerin yeridir ancak 50 yıl önce Dutlu Köyü’nün 1700 olan köy nüfusu şimdi 365’e düştü. Daha acısı bu nüfusun % 80’i 60 yaşın üstündedir. Onlar bir kuşak, birer ikişer gidiyorlar. Ama gözleri oğullarının, torunlarının yollarını gözlemede. Bir tıkırtı “aman oğlum geldi”, ne zor bir bekleyiş.
Biz de doğduğumuz köyü ihya etmek istiyoruz. Köyümüzden gelen 1. kuşak olarak babalarımızı unutmadık. Bizler köyümüze 23 km’de sulama suyu getirdik. Ancak açık kanal olduğu için suyun % 80’i yolda kaybolmaktadır. İlk yıl bir damla suyu köye indiremedik. Çaresiziz. O nedenle boru almak istiyoruz. ama, dar imkanlarımız buna elvermemektedir.
Bütün hesaplarımızı yaptık. BİR ADET TOMAHAWK FÜZESİNİN PARASI BU İŞE TAHSİS EDİLDİĞİ TAKTİRDE MAĞDURİYETİMİZ ÖNLENECEK VE İKİ KÖY (6 mahalle) suya kavuşacaktır.
Boru ihtiyacımızı finanse etmek istiyoruz. Böylece, böyle hayırlı bir işe önayak olacaksınız. İki köy ihya olacaktır.
Makamınızdan gerekli kararın verilmesi hususunda yardımlarınızı esirgememenizi arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla.


İrtibat: Zeki Kurt Yönetim (Kurulu üyesi) Kumkapı, Kürkçü Kuyu Sok. No: 21 İstanbul
Tel/Fax: 0212 517 22 03 Cep: 0532 293 17 66
email:satavekirtasiye@mynet.com
Ek: Derneğimizin faaliyetleri yazısı ve yöreden görüntüler.

 

İçindekiler :

Noe'S Kidobani / Fahrettin Çiloğlu

Etnoğrafya - Folklor
Gürcüstan Halk Edebiyatı ve Folkloruna Bir Bakış / Enver Uzun
Şavşat'ta Bir Gürcü köyü: Çağlayan / İsmail Yazacı (Davladze)
Artvin'de Günlük Ev Yaşamında Kullanılan Araç ve Gereçler / Özlem Akaltun (Kurdikidze)
Gürcü Atasözleri ve Deyişler -5 / Giorgi Zumbadze
Gürcü Halk Dansları - 12 / Oğuz Medetoğlu
Edebiyat - Sanat
Gürcü Yazını -3 / Ulaş Başar Gezgin
Bülbüller - Bulbulebi / Laurent Mignon
Bir Abkhazya Öyküsü: Beria'nın Evi / Guram Odişaria
Bir Öykü: Yokluğun Acıtıyor İçimi / Zehra Coskun
Paolo İaşvili'den Bir Şiir: Şiire Başlamak / Kemal Özüdoğru
Yaşam - Kültür
Sınırın İki Yakasında / Mithat Tahtalı
İzmir Enternasyonal Fuarı'nda Gürcüler / Turhan Aygün (Tsinsinadze)
İnternet Dünyası: www.gurcuhaber.com / Erdal Küçük (Tsivnaradze)
Gürcü İnsanının Bitmeyen Umudu ve Mücadelesi / Zeki Kurt
Aspendos Görselliğinde Romeo ve Juliet / Hayati Asılyazıcı
İçimizden Biri: Ahmet Bahar / Osman Nuri Mercan

Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 12
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 49 - ჩვენებური კულტურული კრებული 49
93 Osmanlı Rus Harbinden önce (1877-1878) Sultan Abdulhamit Han"ın talimatıyla Hüseyin Fikri Paşa delaletiyle görevlendirilen Hacı Emin Efendi (Konya kaymakamı) Gülcemal Vapuruyla Kocaeli bölgesine gelen ilk köy İzmit Sancağı Karamürsel Kazası"na bağlı Borçka Nahiyesi olarak kuruldu. Kurulma aşaması tamamlandığında devlet tarafından Arnavut kaldırımı, su isale hattı, 3 çeşme, 1 nalbant dükkanı, 1 fırın, 1 değirmen, 1 okul, 1 camii altı dükkanlı han yaptırılmıştır. 154 hane olarak kurulan köy daha sonra yine Artvin bölgesinden gelip çevresine yerleşen köylere merkezlik etmiştir. Cumhuriyet dönemine geçilince Gölcük"ün kurulup kaza olmasıyla adı Hamidiye olarak değişmiştir.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 49 - ჩვენებური კულტურული კრებული 49

Bir Gürcü Köyü: HAMİDİYE

Burhan  DEĞER

Tarihçesi:
93 Osmanlı Rus Harbinden önce (1877-1878) Sultan Abdulhamit Han'ın talimatıyla Hüseyin Fikri Paşa delaletiyle görevlendirilen Hacı Emin Efendi (Konya kaymakamı) Gülcemal Vapuruyla Kocaeli bölgesine gelen ilk köy İzmit Sancağı Karamürsel Kazası'na bağlı Borçka Nahiyesi olarak kuruldu. Kurulma aşaması tamamlandığında devlet tarafından Arnavut kaldırımı, su isale hattı, 3 çeşme, 1 nalbant dükkanı, 1 fırın, 1 değirmen, 1 okul, 1 camii altı dükkanlı han yaptırılmıştır. 154 hane olarak kurulan köy daha sonra yine Artvin bölgesinden gelip çevresine yerleşen köylere merkezlik etmiştir. Cumhuriyet dönemine geçilince Gölcük'ün kurulup kaza olmasıyla adı Hamidiye olarak değişmiştir.
Geçim Kaynakları:
Gölcük'te bulunan tersanenin kurulması ve sanayinin gelişmesi ile tarım, tütüncülük, çanak çömlekçilik (toprak çanak testi vs.) uğraşan köylü sanayide işçi olarak, sanatkârlıkla ve küçük esnaflıkla uğraşmaktadır. Bu arada doğal olarak İhsaniye, Gölcük, İzmit ve İstanbul gibi merkezlere göç etmişlerdir. Kütüğüne kayıtlı 28.650 nüfus olup halen köy 260 hane olup takribi 1400 nüfus yaşamaktadır, ikamet eden insanların yüzde 10'u çiftçi yüzde 40'ı emekli yüzde 30'u çalışan diğer yüzde 20'si yazlıkçıdır.
Coğrafi Durumu ve Ulaşım:
Hamidiye Marmara bölgesinin güneydoğusunda, İzmit'in güneyinde Gölcük'ün güney batısında sınırları Samanlı dağlarından doğan Asardere, güneyden batıya Hisareyn, Hasaniye, Ümmiye, Siretiye ve İcadiye, batısında Şevketiye kuzey batısında Selimiye, kuzeyinde İhsaniye köyleri olan kuzeyden İzmit körfezini, güneyden Samanlı dağlarını, doğusundan Keltepe'yi (Kartepe) gören manzarasıyla takribi 140 rakımlı, şifalı suyu bulunan altyapı problemi olmayan, 5 mahalleden teşkil etmiştir. İhsaniye kasabasına 2 km. Gölcük kazasına 5 km İzmit'e 22 km mesafede olup yollar ulaşıma elverişlidir ve asfalttır.

 

İçindekiler :

Noe'S Kidobani / Fahrettin Çiloğlu

Tarih
Abhazeti ve Samegrelo Krallıkların XV.-XVII. Yüzyıllarındaki Sınırları / Ğvapu Livaneli
Etnoğrafya - Folklor
Batı Gürcüstan'ın Önemli Kenti: Batumi / Hayri Hayrioğlu
Bir Gürcü Köyü: HAMİDİYE / Burhan Değer
Türkiye'deki Gürcü Köyleri - 26 / İberiya Özkan
Gürcü Atasözleri ve Deyişler -4 / Giorgi Zumbadze
Gürcü Halk Dansları - 11 / Oğuz Medetoğlu
Edebiyat - Sanat
Gürcü Yazını -2 / Ulaş Başar Gezgin
Bir Abhazya Öyküsü: Yabancı Kadın / Guram Odişaria
İrakli Abaşidze'den Şiirler / Hüseyin Uygun
Yaşam - Kültür
Hayri Hayrioğlu (Malakmadze) 'nun Ardından / Mustafa Yakut - Osman Nuri Mercan - Şalva Tevzadze - Hasan Aydın - Gürcan Hayioğlu - Nuri Çelebi - Sırrı Öztürk - Abdurrahman - Çetinkaya
İyilik Eken / Şuşana Putkaradze
İnternet Dünyası - www.muslimgeorgia.com / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Maçaheli'liler Piknikte / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Artvin'liler Bursa Botanik Parkı'nda / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Kafkasspor / İbrahim Aras  (Putkaradze)
Rusça Dublajlı Gürcü Filmi / Şalva Tevzadze
Kitaplardan-Kitaplardan-Kitaplardan / Dursun Bayar
Açıklama / Şuşana Putkaradze
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 11
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 48 - ჩვენებური კულტურული კრებული 48
Pirosmani’nin resimleri gerçekten kolaylıkta okunan resimler. Öykülerini kolaylıkla ve herhangi bir düşünsel ilizyona başvurmadan kendileri gibi verebilmek becerisi Pirosmani’nin resimlerini diğer örneklerden ayırıyor. Batı sanatına çok yabancı olan bu yalınlık Gürcü ressamların birçoğunda da etkisini gösteriyor. Yine diğer Gürcü ressamlarla büyük ortaklık gösteren bir özelliği, portrelerindeki gizli idealizasoynu. Bu durumun en güzel örneği olarak “Çiçekli Kadın” resmi gösterilebilir.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 48 - ჩვენებური კულტურული კრებული 48

KOLAY OKUNAN RESİM

Ayşe COŞKUN

 

Pirosmani’nin resimleri gerçekten kolaylıkta okunan resimler. Öykülerini kolaylıkla ve herhangi bir düşünsel ilizyona başvurmadan kendileri gibi verebilmek becerisi Pirosmani’nin resimlerini diğer örneklerden ayırıyor. Batısanatına çok yabancı olan bu yalınlık Gürcü ressamların birçoğunda da etkisini gösteriyor. Yine diğer Gürcü ressamlarla büyük ortaklık gösteren bir özelliği, portrelerindeki gizli idealizasoynu. Bu durumun en güzel örneği olarak “Çiçekli Kadın” resmi gösterilebilir. Beyazlar içindeki kadın resmin neredeyse tamamını kaplıyor. Resimde kadının bilezikleri, ayakkabıları, mavi gökyüzünde uçuşan kuşlar ve yerde yeralan sarı yaprak renk açısından büyük bir denge oluşturuyor. zemin, tüm resmin belki de dörtte birini kaplıyor olmasına rağmen zemindeki yeşillik büyük bir özenle verilmiş. Resimdeki figürün bu oranda verilmiş olması kadına bir kutsallık kazandırmış gibi.
Diğer resimlerinde de anatomik kurgu üzerinde yoğunlaşmak yerine ilişkileri doğal bir hava içinde verebilme gayretini görüyoruz.
Pirosmani’nin resimlerinde, bir sanat gayesi olmadığından olsa gerek hiçbir yapmacıklık ya da özenti olmadığını farkediyoruz. Bu sanatçının yaşam öyküsünü bilenler için bu çok da garip bir şey değil. Ressam Niko Pirosmani, resimlerini sanat eseri olsunlar diye değil, karnını doyurabilmek için yapıyordu ve bence resimlerde hissedilen rahatça okunabilirlik dediğimiz şey bununla ilgili. Resimler gösterişten uzak, yalın ve dokunaklılar...
İlk zaman kompozisyonlarında sanatçının ailesi üzerine yaptığı resimler ağırlıkta. Bu resimlerde büyük bir huzur ve dinginlik egemen. Kompozisyonlar karmaşadan uzak ve kişiler arası sıcak iletişimi anlatmaya yönelik. Daha sonraları yaptığı resimlerinde bu iyimser havanın az da olsa dağıldığını görüyoruz.
Yalın bir gerçeklik içinde anlattığı gündelik yaşam görüntüleri ve hayvan kompozisyonlarında olanı anlatmak, olanın içine bir gizem katmaya çalışmaktan çok daha öncelikli.
Sanatçının resimlediği natürmortlar, beni resimler içinde en çok çeken parçalar oldu. Bu resimlerde renk uyumu ve dengenin bir bilgi sonucu değil ressamın göz algılayışından geldiğini bilmek de ayrı bir şaşkınlık veriyor resimlere...
Dönemin çok önemli bu Gürcü ressamının yeni kuşaklar üzerinde hâlâ etkisini sürdürdüğünü ve ressamın çalışmalarıyla çok farklı bir gerçeklik anlayışı yarattığını görüyoruz. Pirosmani dersler vererek değil, resimleriyle iletiyor bilgilerini yeni kuşak öğrencilerine...


İçindekiler :


Noe'S Kidobani / Fahrettin Çiloğlu

Görüş - Düşünce
Soykırım Sonrası Abhazya'da Rusya'nın Faaliyetleri / Boris Mihailov
Türkiye ve Gürcüstan: İki Komşu Halkın Refahı ve Barışı İçin İşbirliği / Şota Doğanadze 
Tarih
Abhazya Tarihi Belgeleri Üzerine Kısa Bir İnceleme / G. Ançabadze - N. Şengelia
Etnoğrafya - Folklor
Maçaheli Geleneksel Şarkılar / İberya Özkan
Ünye Gürcüleri -2- / Murat Şahin
Bir Gürcü Köyü : Melenağzı / Abdullah Zorlu
Türkiye'de Gürcü Köyleri - 25 / İberya Özkan
Gürcü Atasözleri ve Deyişleri -3- / Giorgi Zumbadze
Gürcülerde Halk Dansları -10- / Oğuz Medetoğlu
Edebiyat - Sanat
Gürcü Yazını / Ulaş Başar Gezgin
İlia Çavçavadze'den Şiirler / Hüseyin Uygun
Manastırdan Çıkan Diana / Guram Odişaria
Kolay Okunan Resim / Ayşe Coşkun
Yaşam - Kültür
İnternet Dünyası - www.savsat.com / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Gürcüstan'a Dost Ziyareti / Miheil Geliaşvili
Gürcüstan'ın Sağlık Sistemi
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 10
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 47 - ჩვენებური კულტურული კრებული 47
Acara Tahrir Defterine Göre Acara’dan Alınan Osmanlı Vergileri Acara derecesi eskiden Kolheti (Kolhida) kallýğına aitti (M.Ö.VIII yy.), daha sonra ise Tao-Klarceti’nin tabiiyetine geçmişti. X yy.’da Acara(1) Tao-Klarceti’nin bir kısmı olarak, onunla beraber birleşik Gürcü feodal monarşisinin sınırlarına girmişti. XV. yy.’ın 60’lı yıllarından beri XVI yy.’ın başlangıcına kadar Acara deresi Guria (Guryel) krallarının hükmü altında bulunmaktaydı.(2) 1512 yılında ise Acara deresini Lazeti ile beraber Atabeğler geri alıp orada Mesheti’nin yöneticiliği ilan etmişlerdir. XV. asrın ikinci yarısında Gürcüstan’a güney tarafından büyük Osmanlı İmparatorluğu komşu olmuştu. 1461 yılında Trabzon’un fethinden sonra Osmanlılar Gürcüstan’ın güney sınırlarına varıp Gürcü topraklarını ele geçirmeye başladılar
By: admin2
Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 47 - ჩვენებური კულტურული კრებული 47

Acara Tahrir Defterine Göre Acara’dan Alınan Osmanlı Vergileri

Zaza ŞAŞİKADZE


Acara derecesi eskiden Kolheti (Kolhida) kallýğına aitti (M.Ö.VIII yy.), daha sonra ise Tao-Klarceti’nin tabiiyetine geçmişti. X yy.’da Acara(1) Tao-Klarceti’nin bir kısmı olarak, onunla beraber birleşik Gürcü feodal monarşisinin sınırlarına girmişti. XV. yy.’ın 60’lı yıllarından beri XVI yy.’ın başlangıcına kadar Acara deresi Guria (Guryel) krallarının hükmü altında bulunmaktaydı.(2) 1512 yılında ise Acara deresini Lazeti ile beraber Atabeğler geri alıp orada Mesheti’nin yöneticiliği ilan etmişlerdir.

XV. asrın ikinci yarısında Gürcüstan’a güney tarafından büyük Osmanlı İmparatorluğu komşu olmuştu. 1461 yılında Trabzon’un fethinden sonra Osmanlılar Gürcüstan’ın güney sınırlarına varıp Gürcü topraklarını ele geçirmeye başladılar
İlkin Osmanlılar bazı Gürcü derebeylerini vasallık durumuna getirip onlardan haraç alıyorlardı. XVI. asrın ikinci yarısında ise vaziyet tamamiyle değişmiş ve bir kısım Gürcü toprağı Omanlı İmparatorluğunun içine girmiştir.

Acara toprağının Osmanlı hakimiyetine ne zaman geçtiği henüz kesinlikle tespit edilememiştir. Osmanlı arşivlerinde Acara hakkında bulunmuş olan en eski kayıt 968/1560 tarihidir.


İçindekiler :


Noe'S Kidobani / Fahrettin Çiloğlu

Görüş - Düşünce
Türkiye - Gürcüstan İlişkileri / F.İbadov - Ş. İbrahimov - H. Ağasiyev
Tarih
Acara Tahrir Defterine Göre Acara'da Alınan Osmanlı Vergileri / Zaza Şaşikadze
Abhazya Tarihi Belgeleri Üzerine Kısa Bir İnceleme / G. Ançabadze - N. Şengelia
Tamara Tarafından Kapadokya'da İnşaa Edilen Aziz Giorgi Kilisesi / Zurab Batiaşvili
Etnoğrafya - Folklor
Gürcü Atasözleri ve Deyişleri / Giorgi Zumbadze
Gürcüce Fiillerin Karşılaştırılması / Özlem Akaltun ( Kurdikidze)
Çveneburi Mani / Enver Yiğit
Gürcülerde Halk Dansları - 9 / Oğuz Medetoğlu
Ünye Gürcüleri -1- / Murat Şahin
Gürcüce Adı Bilinmeyen Bir Gürcü Köyü : ADAGÜL / Davut Kaplan
Türkiye'de Gürcü Köyleri - 24 / İberya Özkan
Edebiyat - Sanat
Mektuplarında Pasternak / Clemens Eich 
Şiirler / Muhran Maçavariani - Paola İaşvili
Öyküler "Broneboini"  Pşan Kıyısında / Guram Rçeulişvili - Guram Odişaria
Yaşam - Kültür
Bir Karşılaşmanın Özlemi ve Umutları / Şuşana Putkaradze
İnternet Dünyası - www.artvinli.com / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Rüyalar Ülkesi Gürcüstan / Cüneyt Malçok (Diasamidze)
Sevgi ve Nefret / Metin Taban
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 9
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 46 - ჩვენებური კულტურული კრებული 46
Yüzyıllar boyunca Acara’da kalıplaşmış yaygın bir bilinç oluştu. Dış dünyadan ötürü dini inançlarla temelleşmiş geleneklerin sistemi ve bu inançlar zamanında belli dilimlerinde tarım takvimi şeklide şekillenmiştir. Bu zaman diliminin önemli etabı ilk bahar çalışmalarıyla ilgili olan geleneklerde, dikkat edilmesi gereken sürme-tohumla adetidir.
By: admin2

Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 46 - ჩვენებური კულტურული კრებული 46

Acara’daki Ekim-Sürüm Adetleri

Tamila LOMTATİTDZE

 

Yüzyıllar boyunca Acara’da kalıplaşmış yaygın bir bilinç oluştu. Dış dünyadan ötürü dini inançlarla temelleşmiş geleneklerin sistemi ve bu inançlar zamanında belli dilimlerinde tarım takvimi şeklide şekillenmiştir. Bu zaman diliminin önemli etabı ilk bahar çalışmalarıyla ilgili olan geleneklerde, dikkat edilmesi gereken sürme-tohumla adetidir. Kutsal inanışa göre ilk izin sürelmesi, ekimin “ilk tohumun atılması veya ilk izin açılması” ismiyle biliniyordu. Meydana gelişi ise şu şekildedir: “Tarlanın ilk başlangıcını kazıyorlar ve ekiyorlardı ve diyorlardı ki: ne kadar önce adım atarsan işin o kadar kolaylaşır. “aktarımlara göre” ilk açılık yapıldığında (ilk tohumun atılması) yılın tatlı geçmesi için ilk önce mısırı ekeceksin. “Ormos” ilk sürüme (tarlanın ilk sürme işlemi) deniyor. Saba’nın bakış açısıyla “KANOHİ” (ekimin başlangıcı) tohumlamaya, ilk olarak öküzün bağlanmasına “MESHNİ” deniyordu. (S.S. Orbeliani, 1949). Oysa ki Acara’da öküzü bağlamaan ekimin açılışı gerçekleşmezdi. Eğer bu zamanda kar varsa, tarlanın bir bölümü temizlenir, izlerin yardımı ile sürülür ve bütün tohumlara sembol alark dökerlerdi.

İçindekiler :

Noe'S Kidobani / Fahrettin Çiloğlu

Görüş - Düşünce
ABD'nin Gürcüstan'a Asker Göndermesi / Kamil Ağacan
1995 Gürcüstan Anaysası ve Abhazya Sorununun Çözümüne Olası Etkileri / Dr. Mehmet Bülent Uludağ ( Miheil Hmaladze)
Söyleşi
İza Gigoşvili ile Gürcüstan Tiyatrosu Üzerine / Osman Nuri Mercan
Tarih
1574 Tarihli "Defteri Mufassal Vilayet-i Gürcüstan" / Nodar Şengelia
Etnoğrafya - Folklor
Gürcü Atasözleri ve Deyişleri / Giorgi Zumbadze
Ra Gvari Har? / Uğur Zubienti
Acara'da Ekim-Sürüm Adetleri / Tamila Lomtatitdze
Msheta - Mtianeti Bölgesi / Anzor Suliauri - Miheil Geliaşvili
Akyazı - Karapürçek Civarı Gürcü Köyleri / İbrahim Usta
Gürcülerde Halk Dansları - 8 / Oğuz Medetoğlu
Türkiye'de Gürcü Köyleri - 23 / İberya Özkan
Edebiyat - Sanat
Pridon Halvaşi'den Şiirler
Abhazya Öyküleri - Düş ve Gerçek / Guram Odişaria
GF Sanat Evi'nde Gürcü Ressamlar / Ayşe Coşkun
Yaşam - Kültür
İstanbul Gürcü Kilisesi Akaki Tzereli Kütüphanesi / Şuşana Putkaradze
İnternet Dünyası -
www.dutxe.com / Erdal Küçük (Tsivnaridze)
Dünya Macaheli'yi Ayakta Alklışladı / Deniz Kahya - İbrahim Gümüş
Macaheli Çoksesli Halk Korosu Dünyaya Açıldı / Mevlüt Artvinli
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 8
Tilki ile Taktaka Değirmenci
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 45 - ჩვენებური კულტურული კრებული 45
Grup Hakkında Genel Bilgi Kafkasya Araştırmaları Grubu bilimsel amaçlarla kurulmuş özel bir gruptur. Kısa adı KAG olan grubun çalışma ve ilgi alanı Kafkasya ve çevresidir. Grup, evrensel dünya kültürünün en eski ve bir o kadar da en gizemli bölgesini oluşturan bu coğrafyanın ve diaspora’da yaşayan kültürünün veya kültürlerinin insanlığa elden geldiğince tanıtılmasını ve hızla yok olan insani değerlerinin “herhangi bir ideolojik çıkarımda bulunulmadan” tespitini amaçlamaktadır. Kafkasya Araştırmaları Grubunun hiçbir siyasi kuruluş, kişi ve örgütle bağlantısı yoktur.
By: admin2
Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 45 - ჩვენებური კულტურული კრებული 45

Kafkasya Araştırmaları Grubu Çalışmaları

Erol YILDIR

Grup Hakkında Genel Bilgi
Kafkasya Araştırmaları Grubu bilimsel amaçlarla kurulmuş özel bir gruptur. Kısa adı KAG olan grubun çalışma ve ilgi alanı Kafkasya ve çevresidir. Grup, evrensel dünya kültürünün en eski ve bir o kadar da en gizemli bölgesini oluşturan bu coğrafyanın ve diaspora’da yaşayan kültürünün veya kültürlerinin insanlığa elden geldiğince tanıtılmasını ve hızla yok olan insani değerlerinin “herhangi bir ideolojik çıkarımda bulunulmadan” tespitini amaçlamaktadır.
Kafkasya Araştırmaları Grubunun hiçbir siyasi kuruluş, kişi ve örgütle bağlantısı yoktur. Aynı zamanda hiçbir dini kurum ve kişilerle de bağlantısı yoktur. Grup, akademik çekirdek kardolardan oluşmasına rağmen hiçbir resmi veya özel üniversitenin bünyesinde değildir. Kafkasya Araştırmaları Grubu amatör ruhlu gönüllü araştırmacılardan oluşur. Grup, hangi milletten, hangi uyruktan, hangi dinden, hangi yaştan ve hangi meslekten olursa olsun Kafkasya ile ilgili konularda araştırma yapan herkese açıktır.
Kafkasya Araştırmaları Grubu, ilgi alanına giren konularda çalışan, çalışmayı tasarlayan veya bilgi sahibi olan herkesi; Aktif üye, Onursal üye veya Fahri üye olarak kabul eder.

İçindekiler :

Görüş - Düşünce
Acara Özerk Cumhuriyeti'nde Kültürel ve Dinsel Etkileşimlere Sosyolojik Bakış / Dr. Mehmet Bülent Uludağ
Abhazya Sokırımında Rusya'nın Rolü / Tamaz Nadareişvili
Macaheli'nin Gerçek Sorunları ve Çözüm Yolları / Selman Dursun - Selim Dursun - Erdal Küçük - Erol Altın
Dil Öğrenmenin Yan Faydaları / Uğur Zubienti
Söyleşi
Ben Sarp'ı "Bizim berlin Duvarımız" Olarak Nitelendiriyorum / Osman Nuri Mercan
Sami ve Mehçure Karaören ile Gürcü Kültürü Üzerine Söyleşi / Mustafa Yakut
Tarih
Kars ile Ani Gürcü Epigrafisi / Valeri Silogava
İranlı Gürcüler / Ender Savcın
Etnoğrafya - Folklor
Parha Adı Üzerine / Taner Artvinli
Gürcüler'de Halk Dansları - 7 / Oğuz Medetoğlu
Kafkasya Araştırma Grubu Çalışmaları / Erol Yıldır
Köye Çıkmak / Kevser Ruhi
Nerede Arayalım Amiran'ın Cavakheti'ini? / Mamiya Pağava
Türkiye'deki Gürcü Köyleri - 22 / İberya Özkan
Edebiyat - Sanat
Şiirler / Terenti Graneli
Öyküler : Metro Durağı "Ağmeteli Tiyatrosu" / Guram Odişaria
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 7
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Çveneburi Kültürel Dergi Sayı : 44 - ჩვენებური კულტურული კრებული 44
Son zamanlarda Abhaz ayrılıkçıların ve onların yabancı destekçilerinin Gürcü-Abhaz ilişkilerinin uzun yüzyıllar daya tarihinin çarptırılması veya günümüzdeki olayların gelişimi hakkındaki dezenformasyon yayma çabaları giderek güçlenmektedir. Türkiye’nin tanınmış gazetelerinden biri olan Radikal’ de “Abhazya’ da Savaşa Hayır” başlığı ile yayınlanan ve genel olarak Türkiye’de mukim Abhaz-Çerkes derneklerinin temsilcilerince imzalanan yayın yada benzeri çabaların bir ürünü olarak çarpmaktadır. Barışa çağrı olarak sunulan bu belgeler Abhazya bölgesinde dışarıdan tezgahlanan anlaşmazlık ve ağır sonuçların sorumluluğu bütünü ile Gürcüstan yönetimine ve Gürcü ulusuna yüklenmektedir.
By: admin2
Çveneburi Kültürel Dergi :: Sayı : 44 - ჩვენებური კულტურული კრებული 44

Abhazya’da Barış ve İstikrarın Koşulu Nedir?

Kamil AĞACAN

 

Son zamanlarda Abhaz ayrılıkçıların ve onların yabancı destekçilerinin Gürcü-Abhaz ilişkilerinin uzun yüzyıllar daya tarihinin çarptırılması veya günümüzdeki olayların gelişimi hakkındaki dezenformasyon yayma çabaları giderek güçlenmektedir. Türkiye’nin tanınmış gazetelerinden biri olan Radikal’ de “Abhazya’ da Savaşa Hayır” başlığı ile yayınlanan ve genel olarak Türkiye’de mukim Abhaz-Çerkes derneklerinin temsilcilerince imzalanan yayın yada benzeri çabaların bir ürünü olarak çarpmaktadır.
 Barışa çağrı olarak sunulan bu belgeler Abhazya bölgesinde dışarıdan tezgahlanan anlaşmazlık ve ağır sonuçların sorumluluğu bütünü ile Gürcüstan yönetimine ve Gürcü ulusuna yüklenmektedir. Bunun yanı sıra Gürcüstan’a hiçbir temeli olmayan ve tamamen saçma suçlamalarda bulunulmaktadır. Alınan sözler “Barışa Çağrı”nın hemen ilk cümlesi olan “Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 1992’de ilhak için Abhazya’ya saldıran ve etnik kültürel soykırım yapan Gürcüstan, Birleşmiş Milletler gözetiminde devam eden barış sürecine sabote ederek Abhazya’ya  karşı yeni saldırılar düzenleniyor” cümlesi absürdün  somut bir resmidir.

İçindekiler :

Görüş - Düşünce
Abhazya'da Barış ve İstikrarın Koşulu Nedir? / Kamil Ağacan
Macaheli : Bir Haberin Düşündürdükleri / Ergün Kahya
Söyleşi
Gürcü Sinema Yönetmeni O.İ.oseliani ile Söyleşi / Mustafa Yakut
Gürcüce Konuşuyorum, Çünkü Çveneburi'yim / Osman Nuri Mercan
Tarih
Gürcüstan'da Osmanlı Çalışmaları - 5 / Nodar Şengelia
İstanbul'da Gürcü Kültürel Varlığı / Şuşana Putkaradze
Edebiyat - Sanat
Otobiyografik Manzume / Eşref Yılmaz
Şiirler / Galaktion Tabidze - Şota Nişnianidze
Öyküler : Yabancı Kadın - Guram ve Tsitska / Guram Odişara - Guram Rçeulişvili
Etnoğrafya - Folkor
Yunan Mitolojisinde Gürcü Tesiri / Enver Uzun
Doğum Günü / Çiğdem Altun
Gönen'in Gürcü Köylerinde Mani Atışma / kevser Ruhi
Gürcülerde Halk Dansları - 5  / Oğuz Medetoğlu
Bir Gürcü Köyü : Mahmudiye / Kemal Turan
Türkiye'deki Gürcü Köyleri - 21 / İberya Özkan
Yaşam - Kültür
Gürcüstan Hakkında İş ve Ticaret Bilgileri / Kenan Yıldırım
Gürcüce
Lazca - Megrelce - Gürcüce - Türkçe Sözlük
Bulbulis Yubile (Masal) - 6
Haberler - Basından


Yazışma Adresi : Halaskargazi Caddesi Simge Apt. No: 59 Kat: 6 D.5 Harbiye - İstanbul
Telefon : 0212 - 231 79 2 8 / 0212 - 233 56 82
Fax: 0212 - 246 02 27
e-mail :
cveneburi@cveneburi.cjb.net

Abone : ABONET
Online Abonelik:
https://www.abonet.net/abonelik.asp
Telefon: 0212 - 222 83 32 /  0212 - 222 72 06
Fax: 0212 - 222 27 10
Web Site:
www.abonet.net


Kitaplar

ABHAZYA PRENSLİĞİ’NİN KALDIRILMASI VE MİHEİL ŞARVAŞİDZE
Abhazya Prensliği'nin Kaldırılması ve Miheil ŞarvaşidzeXIX Yüzyıl Abhazya Tarihi Üzerine Önemli Bir Araştirma;

Gürcü araştırmacı tarihçi Prof.Dr. Bejan Khorava, Gürcüstan, Kuzey Batı Karadeniz, Abhaz, Çerkes ve Kuzey Kafkasya halkları tarihi konularında araştırmacı olarak tanınmaktadır. 4 kitabı, 70’den fazla bilimsel çalışmaya imza atan Bejan Khorava, 1763-1864 Rusya-Kafkasya savaşı ve ardından gelen Kuzey Kafkasyalıların uğradığı soykırım konularını incelemektedir.

Bejan Khorava’nın yer aldığı Gürcü akademisyen grubunun Çerkesler üzerine hazırladığı bilimsel çalışmaya dayanarak Gürcistan Parlamentosu Rusya İmparatorluğu tarafından 19. Yüzyılda Çerkeslere uyguladığı eylemleri soykırım olarak tanıdı.
By: admin

Abhazya Prensliği'nin Kaldırılması ve Miheil ŞarvaşidzeXIX Yüzyıl Abhazya Tarihi Üzerine Önemli Bir Araştirma;

Gürcü araştırmacı tarihçi Prof.Dr. Bejan Khorava, Gürcüstan, Kuzey Batı Karadeniz, Abhaz, Çerkes ve Kuzey Kafkasya halkları tarihi konularında araştırmacı olarak tanınmaktadır. 4 kitabı, 70’den fazla bilimsel çalışmaya imza atan Bejan Khorava, 1763-1864 Rusya-Kafkasya savaşı ve ardından gelen Kuzey Kafkasyalıların uğradığı soykırım konularını incelemektedir.

Bejan Khorava’nın yer aldığı Gürcü akademisyen grubunun Çerkesler üzerine hazırladığı bilimsel çalışmaya dayanarak Gürcistan Parlamentosu Rusya İmparatorluğu tarafından 19. Yüzyılda Çerkeslere uyguladığı eylemleri soykırım olarak tanıdı.

Bejan Khorava’nın yeni kitabında “Abhazya Prensliği'nin Kaldırılması ve Miheil Şarvaşidze” (Tiflis, 2011). Kitapta Abhazya Prensliği’nin 1820-1860’lı yılları arasında tarihi olayları anlatılmakta ve son Abhaz Prensi olan Miheil Şarvaşidze’nin yaşam öyküsü ve siyasi mücadelesini anlatmaktadır.

Rusya’nın Abhazya’ya hakım olması 1810 yılında Sohum kalesinin Osmalı askerlerden alınmasından başlayarak yırmı yıl sürmüştür. Rusların Abhazya’daki en sadık müttefiki Abhaz Prensi Miheil Şarvaşidze (1823-1864) olmuştu. Miheil Şarvaşidze Ruslara Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında da önemli yardımlarda bulunmuştur. Ne var ki Rus İmparatorluğu’nun Kuzey Kafkasya halklarına karşı yürüttüğü savaşını sona erir ermez Ruslar, yarı bağımsız Abhazya Prensliği’ne artık gerek kalmadığını, Abhaz Prensin de Rus çıkarları için sakıncalı olduğunu açıklamışlardır.

1864 yılında Kafkasya savaşının Rusların lehine bitmesinin hemen ardından Kafkasya Genel Valisi Miheil Romanov, Rusya’ya bağlı Abhazya Prensliği’nin ortadan kaldırılması ve Abhazya’nın bir Rus idari birimi haline getirilmesini istemiştir. Çar II.  Aleksandr bu isteğe yeşil ışık yaktıktan sonra 1864 yılın Temmuz ayında Abhazya Prensiğini lağv edilerek bölgeye Rus askeri ve idari yöneticileri gelmiştir. Prens Miheil Şarvaşidze, Abhazya’da kalmak istese de Ruslar yaşlı ve hasta Abhaz Prensi Rusya’ya sürgüne gönderdi. Miheil Şarvaşidze 1866 yılında Voronej’te vefat etti.

Bejan Khorava’nın kitabında, Gürcüstan devletinin en zengin ve kültürel bölgelerinden biri olan Abhazya’nın siyasi, ekonomik ve jeopolitik sorunlarında deneyimli bir tarih araştırmacısının analiz ve değerlendirmeleri işlenmektedir.

Prof.Dr. Bejan Khorava’nın kitabı “Abhazya Prensliği’nin Kaldırılması ve Miheil  Şarvaşidze” Abhazya  tarihi incelenmesi için yapılan kapsamlı  bir bilimsel çalışma ve Abhazya dahil Gürcüstan ve tüm Kafkasya tarihine ışık tutacak önemli bir kazanımdır.


GÜRCÜLER
GürcülerÖzge Ç. Denizci’nin 2004-2009 yılları arasında, Türkiye’de ve ağırlıklı olarak Gürcistan’da yapmış olduğu müzikal araştırmaları, “Gürcüler: Dil, Tarih, Kültür ve Müzik” adlı kitabında toplandı. Yazarın “Gürcistan Müzik Kültüründe Polifoni ve Performans Pratikleri” başlıklı bitirme projesiyle başladığı Gürcü müziği çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan bu kitapta, Gürcü müziğinin ayrıştırıcı özelliklerinin yanı sıra Gürcistan tarihi, kültürü ve dili ile ilgili detaylar da bulunuyor.
By: admin

GürcülerGÜRCÜLER

Özge Ç. Denizci’nin 2004-2009 yılları arasında, Türkiye’de ve ağırlıklı olarak Gürcistan’da yapmış olduğu müzikal araştırmaları, “Gürcüler: Dil, Tarih, Kültür ve Müzik” adlı kitabında toplandı. Yazarın “Gürcistan Müzik Kültüründe Polifoni ve Performans Pratikleri” başlıklı bitirme projesiyle başladığı Gürcü müziği çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan bu kitapta, Gürcü müziğinin ayrıştırıcı özelliklerinin yanı sıra Gürcistan tarihi, kültürü ve dili ile ilgili detaylar da bulunuyor.

Düğünlerinden cenaze törenlerine, dillerinden tarihlerine her bir kültürel öğenin müzikle yoğrulduğu, insan sesinin birlikte iş yapmaktan, birlikte ağlamaya kadar harmanlandığı Gürcistan’a dair merak edilen pek çok şeyi bu kitapta bulmak mümkün.

Sınır komşumuz Gürcistan’da detaylı bir etnografik çalışmanın ve uzun süren araştırmaların ürünü olan bu kitapta, Gürcü kültürünün başka kültürlerle olan benzerlikleri ve ilişkileri de irdeleniyor.

Tarih, dil, kültür ve müzik... Gürcüler hakkında kaynağından bilgi edinme şansını bu kitapla bulacaksınız...

Yazara İlişkin
1982 doğumlu, araştırmacı ve müzik yazarı Özge Ç. Denizci'nin 2000 yılından başlayarak çeşitli dergilerde müzik ve sosyoloji ile ilgili makaleleri yayınlandı, müzik konulu pek çok belgesel film çekti. Akşam Gazetesi’nin eklerinde muhabirlik yaptı. Volume, Sound, Yeni Aktüel, Cosmogirl, Draje, Orkestra, Nokta, Ekmek Mizah Dergisi ve Cinecafe'de yazıları yayınlandı. Halen Akşam Gazetesi’nin eklerine dışarıdan haber yapıyor, Kadıköy Dergisi’nde “Bozuk Çalar” isimli köşesinde yazıyor ve ikinci kitabını yayına hazırlıyor.

Eser: Gürcüler
Kategori: Dil, Tarih, Kültür ve Müzik
Yazarı: Özge Ç. Denizci
Yayınevi: Chiviyazıları Yayınevi (mjora)
Baskı Yılı: 2010
Sayfa: 216


KEVSER RUHİ'NİN YENİ ÖYKÜ KİTABI "SAÇLARI DELİ ÇORUH" ÇIKTI

Saçları Deli Çoruh"Saçları Deli Çoruh", Birgün Gazetesi'nin düzenlediği "2009 Reha Mağden Öykü Yarışması"nda ve aynı zamanda Çukurova Edebiyatçılar Derneği'nin düzenlediği "2009 Orhan Kemal Öykü Yarışması"nda henüz kitap dosya halindeyken birinci seçilmişti.

By: admin

Saçları Deli Çoruh"Saçları Deli Çoruh", Birgün Gazetesi'nin düzenlediği "2009 Reha Mağden Öykü Yarışması"nda ve aynı zamanda Çukurova Edebiyatçılar Derneği'nin düzenlediği "2009 Orhan Kemal Öykü Yarışması"nda henüz kitap dosya halindeyken birinci seçilmişti. "Reha Mağden Öykü Yarışması" sonuçlarının duyurulmasının ardından seçici kurulda yer aldığı ilan edilen üyelerden dördüne yarışmaya katılan dosyaların gönderilmediğini ve yarışmaya gönderilen dosyaların kim ya da kimler tarafından değerlendirildiği konusunda edebiyat çevresinde soru işaretleri doğduğunu öğrendikten sonra bu durumun Kevser Ruhi'yi de rahatsız etmesinden dolayı 2.500 TL çalışma desteği ödülü de ilan edilmiş olan söz konusu yarışmada değerlendirme yapan kişi ve/veya kişilerin sessizlik içinde olmaları ve hiçbir açıklama yapmamaları üzerine "Saçları Deli Çoruh" isimli dosyasının değer görüldüğü birincilik ödülünü, edebiyata gölge düşürmemek adına, kişisel olarak da öyküleri ve ismi üzerinde herhangi bir şüpheye tahammülü olmadığı gerekçesiyle geri çevirmişti. Bunu da bir basın açıklamasıyla duyuran Kevser Ruhi'yi, ülkemizin önemli yarışmalarından olan  "2009 Orhan Kemal Öykü Yarışması"nda kazandığı birincilik ödülünden dolayı kutluyoruz.
 
Gürer Yayınevi'nin yayımladığı "Saçları Deli Çoruh" bütün kitapçılarda ve D&R mağazalarında bulunuyor.

 


"DEDA ENA" SETİ ÇIKTI

Deda EnaKendi kendinize Gürcüce öğrenmek, okumak ve yazmak için Deda Ena kitabı, defter ve harf desteden oluşan "Deda Ena" seti çıktı.
Deda Ena kitabı: 64 sayfa, büyük boy ve renkli.
Defter: Gürcüce harflerin yazımına uygun ve 64 sayfadan oluşuyor.
Harf Destesi: Bir yüzünde 33 Gürcü harfleri, diğer yüzünde de aynı harflerden oluşan Gürcüce-Türkçe sözlük var.

By: admin

Deda Ena"DEDA ENA" SETİ ÇIKTI

Kendi kendinize Gürcüce öğrenmek, okumak ve yazmak için Deda Ena kitabı, defter ve harf desteden oluşan "Deda Ena" seti çıktı.

Deda Ena kitabı: 64 sayfa, büyük boy ve renkli.
Defter: Gürcüce harflerin yazımına uygun ve 64 sayfadan oluşuyor.
Harf Destesi: Bir yüzünde 33 Gürcü harfleri, diğer yüzünde de aynı harflerden oluşan Gürcüce-Türkçe sözlük var.

ÖNSÖZ

Deda Ena, Gürcüce okuma yazma öğrenmek isteyenlere yardımcı olma düşüncesiyle hazırlandı. Bugüne değin yayımlanmış birçok Deda Ena’dan yararlanan bu Gürcüce okuma yazma kitabı, bütün Deda Ena’lar gibi, ünlü Gürcü eğitimci İakob Gogebaşvili’nin Deda Ena’sını temel alıyor. Ancak Türkçe bilenlere okuma yazmayı öğretmeyi amaçladığı için, diğer Deda Ena’lardan farklı yanları bulunuyor. Bu kitapta geçen sözcüklerin Türkçe karşılıkları verilmiş, okuma parçalarının Türkçe çevirileri yapılmış, kitapta geçen sözcükleri içeren kısa bir sözlük hazırlanmıştır.

Kitap boyunca verilen okuma parçalarının, daha çok birebir çevirileri yapılmıştır. Çünkü burada, edebi bir çeviri değil, Gürcüce metnin birebir karşılığının verilmesi amaçlanmıştır. Sözlük bölümündeki Türkçe karşılıklar da, bu kitaptaki anlamlarla sınırlı tutulmuştur.

Gürcü alfabesi 33 harften ve fonemden oluşuyor. Bu harflerin 5’i sesli, 28’i sessiz. Sessiz harflerin 10’u (k, p, t, R, y, c, Z, w, W, x) Türkçede var olmayan fonemler, telaffuzları da ancak işitme yoluyla öğrenilebilir. Biz burada bu seslerin farkını, harflere işaretler koyarak göstermeye çalıştık.

Kitap, Defter ve Deste takım halinde 25 YTL'den satılmaktadır. 5 adet ve üzeri siparişlerde %20 iskonto yapılıyor  bu ücrete kargo bedeli dahil.

"Deda Ena" setini edinmek isteyenler aşağıdaki hesap numaralarından birine bedelini havale ettikten sonra adres bilgilerimail veya faks yoluyla aşağıdaki iletişim adresine gönderebilirsiniz.

Şenol Taban adına Hesap Numaraları:
İş Bankası Davutpaşa Şb. 1149 0322700
Yapı Kredi Sirkeci Şb. 62371939
Garinti Bankası Topkapı Şb. 286 6696221
Posta Çeki Hesabı: 5392277

Kredi kartıyla edinmek isteyenler aşağıdaki bilgileri doldurarak yine mail veya faks yoluyla iletişim adreslerine gönderebilirsiniz.
Adı Soyadı
16 haneli kart numarası
Son kullanma tarihi
Kartın arkasındaki 3 rakamlı güvenlik numarası

İletişim:
Tel.:
  0212 554 83 70
Gsm: 0532 721 13 60
Faks: 0212 556 94 47

Deda Ena


OSMANLI DÖNEMİNDE TRABZON’DA YAŞAYAN GÜRCÜLER
Osmanlı Döneminde Trabzon’da Yaşayan GürcülerZurab Batiaşvili’nin "Osmanlı Döneminde Trabzon’da Yaşayan Gürcüler" adlı kitabı 2008 yılında “Artanuci” yayınevince yayımlandı.
By: admin

Osmanlı Döneminde Trabzon’da Yaşayan GürcülerZurab Batiaşvili’nin "Osmanlı Döneminde Trabzon’da Yaşayan Gürcüler" adlı kitabı 2008 yılında “Artanuci” yayınevince yayımlandı.

Özet:

Trabzon, özel bir coğrafi konumundan dolayı, Kafkas-Anadolu ilişkilerinde her zaman önemli bir rol oynamıştır. İstanbul, Anadolu, Avrupa, Filistin ve diğer yerlere giden Gürcüler için Trabzon çoğu zaman ilk durağı olmuştur. Osmanlılar, Trabzon ve çevresini fethettikten (1461) sonra Gürcistan’a komşu oldular. Trabzon Osmanlı-Gürcü ilişkilerinde bir merkez halline gelmiştir. Osmanlılar, Gürcistan’ı bilen kişileri özellikle komşu vilayetlerinde çeşitli makamlara getiriyorlardı. Böylece birçok Gürcü Trabzon valisi olmuştur.

Trabzon’un bir diğer özelliği de orada çoğu zaman Rus baskılarından kaçan birçok Gürcünün yaşamış olmasıdır. Kafkasya’da artan Rus baskılarına dayanamayarak Osmanlı Devleti’ne sığınan Gürcülerin sayısı özellikle 19-20. yüzyıllarda büyük artış göstermiştir.

Rus baskısından kaçarak Trabzon’a sığınan en tanınmış devlet adamı son Gürcü kralı II. Solomon’dur. Gürcü kralı 1815’te Trabzon’da vefat etti ve orada gömülmüştür. Osmanlı’ya sığınan bir diğer Gürcü devlet adamı Guria kraliçesi Sopio Gurieli idi. Gurieli 1829’da Akçaabat’ta vefat etti ve orada gömülmüştür. Bir kaynağa göre Çarlık Rusya’sından kaçan Gürcü Katoliklerin bir kısmı da Trabzon’a sığınıp zengin bir arşivi de beraberinde getirmiş. Bir başka bilgiye göre ise Trabzon’da genelde ticaret yapmaya gelen Gürcistanlı Yahudiler de yaşamışlardır.

I. Dünya Savaşı sırasında Alman ve Osmanlı desteği ile Kartuli Legioni (Gürcü Lejyonu) adlı bir askeri birlik kurulmuştur. Karargâhı Trabzon’da olan ve Hıristiyan ile Müslüman Gürcülerin katıldığı birliğin amacı Gürcistan’ın 109 Rusya’dan kurtarılmasıydı. Kafkas Cephesi’nde Rusya’ya karşı savaşan birliğin kendine özgü siyah-kırmızı bayrağı ve arması vardı.

Trabzon Rus işgalindeyken (1916-1918) birçok Gürcü iş bulma ümidiyle bu şehre gitmiştir. O zaman Trabzon’daki yaşam Gürcü basınında da yerini almıştır.

1918’de Trabzon’da Osmanlılar ile yeni kurulan Transkafkasya Federasyonu arasında barış görüşmeleri de yapılmıştır. Böylece Trabzon Osmanlı-Gürcü ilişkilerinde her zaman önemli rol oynamıştır.


KARDEŞ TÜRKÜLER-15 YILIN ÖYKÜSÜ
Kardeş TürkülerKardeş Türküler projesinin 15 yıllık yolculuğu, dönemin toplumsal ve kültürel yaşamıyla birlikte ele alınıp yorumlanarak “Kardeş Türküler 15 Yılın Öyküsü” adı altında kitaplaştırıldı. Ortaya çıktığı ilk günden bugüne projede olan kişilerin deneyimleri doğrultusunda yazılan yazılar, dönemin sosyal ve kültürel arka planına odaklanan söyleşiler, projenin çeşitli aşamalarına katkıda bulunmuş kişilere ait tanıklıklar, değerlendirmeler, fotoğraflar ve çeşitli belgeler eşliğinde hazırlanan kitap, geçtiğimiz hafta okurlarla buluştu. 
By: admin

Kardeş TürkülerKardeş Türküler projesinin 15 yıllık yolculuğu, dönemin toplumsal ve kültürel yaşamıyla birlikte ele alınıp yorumlanarak “Kardeş Türküler 15 Yılın Öyküsü” adı altında kitaplaştırıldı. Ortaya çıktığı ilk günden bugüne projede olan kişilerin deneyimleri doğrultusunda yazılan yazılar, dönemin sosyal ve kültürel arka planına odaklanan söyleşiler, projenin çeşitli aşamalarına katkıda bulunmuş kişilere ait tanıklıklar, değerlendirmeler, fotoğraflar ve çeşitli belgeler eşliğinde hazırlanan kitap, geçtiğimiz hafta okurlarla buluştu. 

Kültürel çoğulcu dünya görüşünün yaşadığımız coğrafyaya katacağı zenginliklere dair önemli açılımlar sunan kitabın giriş yazısında geçen cümleler, Kardeş Türküler’in 15 yıllık yolculuğundaki yol haritasını ve hedeflenen menzili en yalın haliyle özetleyiveriyor:

“... İlkokulda, barış bize iki savaş arasında yapılan antlaşmalara atılan bir imza olarak öğretildi. Kardeşlik ise hep çocuklara özgüydü; büyüdükçe ne oluyorsa oluyor ve sözcük dağarcıklarından siliniveriyordu...

Kardeş Türküler, barış ve kardeşliğin sürekli kılınabileceğine olan inançtır...

Kardeşlik, geçmişte yaşanan güzel günlere bir gönderme olduğu kadar, geçmişi yanına alıp bütün kimlik ve kültürlerin eşit ifade hakkına sahip olduğu özgür yarınlara akan bir gelecek olmalıdır. 

Kardeş Türküler, yarınlara yönelik bir arayıştır...”


İçindekiler

kardeş türküler 15 yılın öyküsü

Şarkılar Kardeşlik Yollarında, Ülker Uncu
Kardeş Türküler Projesinin Müzikal Olanakları, Vedat Yıldırım
Kardeş Türküler - Kardeş Danslar, Gökhan Gökçen, Levent Soy
“Kınamızı Soldurana, Gülümüzü Kurutana...” Kadınların Dilinden, Sesinden, Telinden..., Fehmiye Çelik, Feryal Öney
Kardeş Türküler Projesi ve Bir Perspektif Olarak Kültürel Çoğulculuk, Diler Özer

kardeş türküler’i anlattılar

Kullanmadan Önce İyice Çalkalayınız, Derya Bengi
Kardeş Türküler, Martin Stokes
Kendiliğinden Politik Bir Müzik Tavrı, Orhan Kahyaoğlu
Kültürel Küreselleşme Dinamiğinde Kardeş Türküler Projesine Bakmak, Orhan Tekelioğlu

e-ziyaretler

söyleşiler; ‘90’lı yıllardan günümüze yaşananlar, tanıklıklar

Ahmet Altınel, Arif Sağ, Aynur Doğan, Barış Dönmez-Gerçek Taşlıoğlu, Behzat Doletabadi, Berîvan Akyol, Birol Topaloğlu-Ayşenur Kolivar, Bülent Forta, Erdal Erzincan, Erkan Oğur, Ezel Akay, Ferhat Güneş-Ömer Avcı, Görgün Taner, Hasan Saltık, Hava Karadaş, İberya Özkan-Kenan Yaşar, İlkay Akkaya, Melih Duygulu, Metin-Kemal Kahraman, Muammer Ketencoğlu, Pakrat Estukyan, Sarıköylü Tevfik Çekiç, Selim Hubeş, Şivan Perwer,  Turhan Yapıştıran - İbrahim Rojhilat, Zafer Yörük.

belgeler

Basında Kardeş Türküler, Afişler, Diskografi.

karton kapak 45 YTL
sert kapak 60 YTL

Bgst YAYINLARI, İstanbul, Haziran 2008. Yayına Hazırlayanlar: Ayhan AKKAYA, Diler ÖZER, Fehmiye ÇELİK, Ülker UNCU. 418 sayfa, 22,4–26 cm. ISBN: 978-975-6165-23-2

“Kardeş Türküler 15 Yılın Öyküsü” 4 farklı kapak rengiyle karton kapaklı; mavi kapak rengiyle hem karton hem sert kapaklı olarak basılmıştır. İçerik açısından aralarında bir fark yoktur.


ARMAZİ HAZİNESİ
Yirminci yüzyılda yaşamış bilim adamlarından akademisyen G. Çubinaşvili, Gürcü sanat biliminin kurucusudur. Çubinaşvili, Gürcü sanatının tarihi gelişim sürecini ve dünya sanat tarihindeki yerini belirlemiştir.
By: admin2

Yirminci yüzyılda yaşamış bilim adamlarından akademisyen G. Çubinaşvili, Gürcü sanat biliminin kurucusudur. Çubinaşvili, Gürcü sanatının tarihi gelişim sürecini ve dünya sanat tarihindeki yerini belirlemiştir.

Çubinaşvili’nin Armazi Hazinesi ile ilgili çalışmaları hakkında bir kitap yayımlanmıştır. Bu kitapta Gürcülerde değerli metalleri işleme sanatının kökeni ve bu sanatın ulusal özellikleri incelenmektedir. Armazi örnekleri, çok eski çağlara ait yerel sanat geleneğinin sürdürülmesi ve ortaçağ metal işleme sanatındaki parlak gelişmenin temeli olarak görülmektedir.

Kitapta çok sayıda renkli fotoğraf bulunmaktadır. K. Maçabeli’nin hazırladığı metinler Gürcüce ve Rusça iki dilde yazılmış olup bunların İngilizce özeti de bulunmaktadır.

Pirosmani Dergisi, Sayı:4 (Bahar 2008)

 


İMERHEVİ"NİN KONUŞAN TOPRAĞI
Prof. Tariel Putkaradze’nin İmerhevi’nin Konuşan Toprağı adlı kitabı, Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi’nin Gürcü Diyalektolojisi Bilimsel Araştırma Enstitüsü desteğiyle yayımlandı.
By: admin2

Prof. Tariel Putkaradze’nin İmerhevi’nin Konuşan Toprağı adlı kitabı, Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi’nin Gürcü Diyalektolojisi Bilimsel Araştırma Enstitüsü desteğiyle yayımlandı.

Gürcüce ve Türkçe iki dilde hazırlanan kitapta, Akaki Tsereteli Devlet Üniversitesi profesörlerinin ve öğrencilerinin 2006 yazında Türkiye’de yaptıkları araştırmalar sonucunda hazırladıkları rapor yer alıyor. Raporda Artvin ilinin Şavşat ilçesi Meydancık beldesinin sınırları içinde bulunan birkaç köyün yer adından ve Türkiye ile Gürcistan arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinden söz ediliyor.

İmerhevi’nin Konuşan Toprağı, Türkiye–Gürcistan kardeşliğini anlatan pek çok olayın yanı sıra dokuz köyde bulunan 1.000’den fazla yer adından söz ediliyor. Bunların büyük çoğunluğunun adı geçen yerlerde konuşulan Gürcüceye özgü olduğu belirtiliyor.


Pirosmani Dergisi, Sayı:3 (Kış 2007)

 


KAFKASYA ALBANLARI
Zaza Aleksidze’nin “Kafkasya Albanları Konuşmaya Başladılar” adlı Azerice eserini Artanuci Yayınevi, 2003 yılında yayımladı. Kitap, Sina Dağında bulunan Albanca metnin ne olduğunun tanımlanmasına ilişkin bir eserdir.
By: admin2

Zaza Aleksidze’nin “Kafkasya Albanları Konuşmaya Başladılar” adlı Azerice eserini Artanuci Yayınevi, 2003 yılında yayımladı. Kitap, Sina Dağında bulunan Albanca metnin ne olduğunun tanımlanmasına ilişkin bir eserdir.

1975 yılında Sina Dağında Azize Ekaterine Manastırındaki bir depoda çıkan yangının söndürülmesinden sonra, aralarında Gürcüce 141 elyazması ve çok sayıda fragmanın da bulunduğu 1.100 elyazması ortaya çıkmıştır. Bu elyazmaları içinde alt metni Albanca, üst metni Gürcüce olan Gürcü-Alban palimpsesti uluslararası öneme sahiptir. Bilim adamı Zaza Aleksidze bu palimpsesti araştırmaya başlamış, başlıklardan birini çözümledikten sonra bunun Havari Paulus’un Selaniklilere yazdığı mektup olduğu ortaya çıkmıştır.

Albanca metinde aynı cümlenin dokuz kez tekrarlandığı bölümün, Havari Paulus’un yazdığı Korinthoslularla ilgili ikinci mektubun 11. başlığındaki 25-27. maddeleri olduğu tespit edilmiştir. Benzer biçimde Gürcü, Ermeni ve Yunan metinlerinde kullanılan kelimelerin Albancaya çoğunlukla uyduğu belirlenmiştir. Buna paralel metinler, Zaza Aleksidze’ye Alban dilinin gramer açısından birkaç kategorisini belirleme olanağı sağlamıştır. Alban alfabesinin grafiksel olarak Gürcü, Ermeni ve Etiyopya alfabesine yakın olduğu ortaya çıkmıştır.

(Zaza Aleksidze, Kafkasya Albanları Konuşmaya Başladılar, Tiflis, 2003)

Pirosmani Dergisi, Sayı:3 (Kış 2007)

 


MEGRELCE ADLAR ve SOYADLARI
Akaki Çanturia’nın (1881-1949) “Megrelce Adlar ve Soyadları” adlı çalışması Artanuci Yayınevince 2006 yılında yayımladı. Yazar, eserdeki Megrelce adlar ve soyadları listesini İkinci Dünya Savaşı başlamadan önce, Dil ve Maddi Kültür Enstitüsü’nün görevlendirmesiyle oluşturmuş.
By: admin2

Akaki Çanturia’nın (1881-1949) “Megrelce Adlar ve Soyadları” adlı çalışması Artanuci Yayınevince 2006 yılında yayımladı. Yazar, eserdeki Megrelce adlar ve soyadları listesini İkinci Dünya Savaşı başlamadan önce, Dil ve Maddi Kültür Enstitüsü’nün görevlendirmesiyle oluşturmuş. Akaki Çanturia, Dil ve Maddi Kültür Enstitüsü ile 20 Mayıs 1940 tarihinde imzaladığı sözleşmeye göre, bu özel ad ve soyadları, açıklamalarıyla ele alarak, on bin kadar sözlüksel malzeme biriktirecekti. Ne var ki yazar, sözleşmeyle belirlenen çalışma için ad ve soyadların açıklamalar kısmını tamamlayamadı. Adı geçen listede bulunan isimler İvane Cavahişvili Tbilisi Devlet Üniversitesi Onomastik Laboratuarı dergisi olan Kartveluri Onomastika’nın ikinci cildinde yayımlanmıştı (2004). Artanuci Yayınevi ise Akaki Çanturia’nın bu çalışmasının tamamını yayımlamıştır.


Akaki Çanturia’nın “Megrelce Adlar ve Soyadları” adlı kitabı, Artanuci Yayınevi tarafından yayımlanan “Kolheti Serisi”nin ikinci kitabıdır.

(Akaki Çanturia, Megrelce Adlar ve Soyadları, Tiflis, 2006)

Pirosmani Dergisi, Sayı:3 (Kış 2007)

 


“TAO KLARCETİ” ALBÜMÜ
Artanuci Yayınevi 2007 yılında, Tao-Klarceti fotoğraflarından oluşan bir kartpostal albümü yayımladı. (Fotoğraflar: Buba Kudava, Yayın Kurulu: Tamar Gegia, Nino Mitsişvili, Viola Tuğuşi, İlia Helaia, Aleksandre Cikuridze). Fotoğraflar, 2003–2005 yıllarında televizyon çekimleri ya da bilimsel araştırmalar sırasındaki gezilerde çekilmiş.
By: admin2

Artanuci Yayınevi 2007 yılında, Tao-Klarceti fotoğraflarından oluşan bir kartpostal albümü yayımladı. (Fotoğraflar: Buba Kudava, Yayın Kurulu: Tamar Gegia, Nino Mitsişvili, Viola Tuğuşi, İlia Helaia, Aleksandre Cikuridze). Fotoğraflar, 2003–2005 yıllarında televizyon çekimleri ya da bilimsel araştırmalar sırasındaki gezilerde çekilmiş.

Albümde yer alan kartpostallar büyük ve standart olmayan ebatlarda. Açıklamalar ise Gürcüce ve İngilizce. Albümde on beş adet tarihsel kalıntının (kale, eski yerleşim yerleri, kilise, manastır) hem genel hem de ayrı olarak çekilmiş fotoğrafları yer alıyor. Bu tarihi eserler şunlar: Oşki, Hahuli, Bana, İşhani, Parhali, Othta Kilisesi, Tbeti, Handzta, Doliskana, Ardanuç kalesi, Tetrtsihe, Kalacuhi Kalesi, Kvelistsihe, Kacistsihe, Kavkasidze Kalesi (Othta Kilisesi Kalesi).

Pirosmani Dergisi, Sayı:3 (Kış 2007)

 


GÜRCÜLERİN MÜSLÜMANLAŞMASI
Zakaria Çiçinadze’nin Gürcülerin Müslümanlaşması adlı kitabı 2004 yılında “Artanuci” yayınevince yayımlandı.
By: admin2

Zakaria Çiçinadze’nin Gürcülerin Müslümanlaşması adlı kitabı 2004 yılında “Artanuci” yayınevince yayımlandı.

Zakaria Çiçinadze’nin yeni basımı Güneybatı Kafkasya’da Gürcülerin Müslümanlaşması (Bir sözlü tarih çalışması olarak), 1895-1902 tarihlerinde İveria gazetesinde yayımlanmış yazılarını ve yazarın üç kitabının derlemesini içerir. Z. Nazikaşvili, söz konusu kaynakları derlemiş ve kitaba bir de giriş yazmıştır. Kitap, Güneybatı Gürcistan’da yaşayan Müslüman Gürcülerin tarihini ele almaktadır.

Zakaria Çiçinadze’nin Gürcülerin Müslümanlaşması’nın yeni basımı, “Artanuci” yayınevinin “Güney Kafkasya ve Anadolu” serisinden çıkan ilk kitaptır.

Pirosmani Dergisi, Sayı:1 (Yaz 2007)

 


ABHAZYA
Bu kitapta Abhazya topraklarında bulunan çok eski dönemlere ait tarihi ve mimari yapılar, ikon yapma ve demir dövme sanatı örnekleri ile freskler bir araya getirilmiştir. Kitabın amacı Abhazya’daki kültürel mirası tanıtmaktır. Albümde bulunan renkli ve siyah-beyaz fotoğraflarla birlikte her tarihi eser hakkında bilgi de verilmektedir.
By: admin2

Bu kitapta Abhazya topraklarında bulunan çok eski dönemlere ait tarihi ve mimari yapılar, ikon yapma ve demir dövme sanatı örnekleri ile freskler bir araya getirilmiştir. Kitabın amacı Abhazya’daki kültürel mirası tanıtmaktır. Albümde bulunan renkli ve siyah-beyaz fotoğraflarla birlikte her tarihi eser hakkında bilgi de verilmektedir.

Albüm Abhazya Eğitim ve Kültür Bakanlığı tarafından yayına hazırlanmıştır. Projenin yaratıcısı ve editörü Salome Kapanadze’dir. Bu albüm, “Gürcüstan Kültür, Tarihi Eserleri Koruma ve Spor Bakanlığı, Kültürel Mirası Koruma 2007 Yılı Devlet Programı” çerçevesinde yayımlanmıştır. Kitap Gürcüce, İngilizce ve Rusça olmak üzere üç dildedir.

Pirosmani Dergisi, Sayı:4 (Bahar 2008)

 


UÇİNMAÇİNİ (YENİ)
Fahrettin Çiloğlu "nun, bir kısmı daha önce Sasazkro Pikrebi ("Sınır Düşünceleri") adıyla Gürcüceye de çevrilmiş kısa öyküleri, Uçinmaçini adıyla yayımlandı. Yazar öykülerinde, çocukluk özleminin ağır bastığı, masal tadında, yer yer şiirin sınırlarında dolaşan bir üslup geliştiriyor. Bazı öyküler gerçek masalların ilginç birer yorumu olarak görülebilir.
By: admin2

Fahrettin Çiloğlu 'nun, bir kısmı daha önce Sasazkro Pikrebi ("Sınır Düşünceleri") adıyla Gürcüceye de çevrilmiş kısa öyküleri, Uçinmaçini adıyla yayımlandı. Yazar öykülerinde, çocukluk özleminin ağır bastığı, masal tadında, yer yer şiirin sınırlarında dolaşan bir üslup geliştiriyor. Bazı öyküler gerçek masalların ilginç birer yorumu olarak görülebilir.

Farklı bir coğrafya ve farklı bir kültürün   algılarını fotoğraf kalitesinde okurun önüne koyan Uçinmaçini, Gürcü insanının söylence ve destana dönük yüzünü, sıradan olay ve nesnelere insanüstü anlamlar yükleyen kıvrak zek âsını bazen komik, bazen de hazin bir öykü olarak çıkarıyor karşımıza.

Öyküler farklı olsa da bazen, birkaç ayrı öyküde aynı kahramanın dolaştığı izlenimine kapılıyor okur. Türk öykü geleneğinde çok az denenmiş olan gerçeküstü kimlik değişimleri, düşle gerçeğin birbiri içinde eriyip yarattığı üçüncü tür gerçeklik, Çiloğlu'nun kaleminde sinemasal bir netliğe ve okuma şölenine dönüşüyor.

"Kaci", "Kar Kraliçesi", "Kral Solomon", "Eylül'den Önce Eylül'den Sonra", "Şaşorti Kali", "Karşıdaki Kız", "Kırık Cam Gündüzü" ve "Gül Cemal" adlı öykülerin isimleri bile Uçinmaçini'nin farkı ve köklerinin habercisi.

Eser: Uçinmaçini
Yazarı: Fahrettin Çiloğlu
Sayfa Sayısı: 148 Sayfa
Fiyatı: 7.50 YTL
Yayınevi: İstiklal Kitabevi
Temin Adresi: İstiklal Kitabevi, İstiklal Cad. No:79/81 Beyoğlu/İstanbul
Telefon: 0212 292 95 18
Faks: 0212 249 68 71
E-Mail: info@istiklalkitap.com.tr
 
Not.: Kitabı, tüm kitap satış noktalarında bulabilir veya kitap satış yerlerinden getirtmesini isteyebilirsiniz.


GÜRCÜSTAN

İlkçağ medeniyetinin yaratıcıları Sümer ve Hititlerin akraba olan Gürcüler, binlerce yıllık tarihleri içinde iki yüzyıl Selçuklarla, altı yüz yıldan fazla Osmanlılarla komşuluk etmişlerdir. Bu süre içinde, ülkenin yalnız ekonomisiyle ilgilenen Selçuk ve Osmanlılar, Gürcüler hakkında araştırma yapmamışlar, onları yakından tanımak gereği duymamışlardır. Bibliyografya bölümümüzde görüleceği gibi, Gürcüler üzerine Osmanlı, Türk kaynak ve vesikalarının sayısı bir hayli kabarık olmasına rağmen yetersiz ve dağınıktır. Tarihçilerin verdikleri kısa bilgiler, Gürcüstan’a ait tapu defterleri, hattı hümayun vesikaları vs…

By: admin2

GÜRCÜSTAN

        ÖNSÖZ

        İlkçağ medeniyetinin yaratıcıları Sümer ve Hititlerin akraba olan Gürcüler, binlerce yıllık tarihleri içinde iki yüzyıl Selçuklarla, altı yüz yıldan fazla Osmanlılarla komşuluk etmişlerdir. Bu süre içinde, ülkenin yalnız ekonomisiyle ilgilenen Selçuk ve Osmanlılar, Gürcüler hakkında araştırma yapmamışlar, onları yakından tanımak gereği duymamışlardır. Bibliyografya bölümümüzde görüleceği gibi, Gürcüler üzerine Osmanlı, Türk kaynak ve vesikalarının sayısı bir hayli kabarık olmasına rağmen yetersiz ve dağınıktır. Tarihçilerin verdikleri kısa bilgiler, Gürcüstan’a ait tapu defterleri, hattı hümayun vesikaları vs… Ancak bunlar üzerinde yeterli incelemeler yapılmamıştır. 
        Bugün hâlâ Türk okuyucusu, Gürcüstan’ın tarihi ve Gürcülere ilişkin özet halinde bilgiler veren kaynaklar ötesinde ayrıntılı, ilmi eserler bulamamaktadır.
Birçok batı üniversitelerinde Gürcü filolojisi okutulurken yetişen bilginler İngilizce, Fransızca, Almanca vs. dillerde kitaplar yayınlarken Türkiye’de hâlâ bir hareket olmayışı üzüntü vericidir. Osmanlı İmparatorluğundan ayrılan Yugoslavya, Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan’da Türk filolojisi okutulmakta yetişen bilginler Başbakanlık arşiv dairesinde araştırmalar yapmaktadırlar. Gürcüstan’ın başkenti Tbilisi Üniversitesinde de Türkoloji okutulmaktadır. Türkiye’ye komşu tüm ülkeler, Türkiye’yi yakından tanımak çabası içinde iken, burada böyle çalışmaların olmayışı düşündürücüdür. İşte bu eksiklik yüzünden Gürcüstan ve Gürcüler hakkında eksik yanlış bilgilere sahip bulunulmaktadır. Biz bu çalışmamıza Gürcüstan üzerine bilimsel araştırmaya dayalı bir bilgi demeti sunmak istiyoruz.         
        Çalışmamız bir araştırma denemesidir. Hazırlanırken birçok güvenilir bilimsel eserlerden yararlanılmış, tercümeler yapılmıştır. Gösterilen dikkat ve titizlik kitap incelenirken göze çarpar kanısındayım. Fakat buna rağmen pek çok eksiğimin bulunacağını kabul ederim. Ancak okuyucunun, hatalarımı iyi niyetime vererek, beni bağışlamaını rica ederim.
Çalışmamız bilimsel ve kültürel olup, politik amaç taşımamaktadır. Ancak bu hususta biraz şüpheci olanlara politik eğilimimizi,  yazımızda belirtmekte fayda mülâhaza ettik. Bu çalışmada arzumuz, çok eski bir kültüre sahip Gürcüstan’ın coğrafi, tarihi, edebiyat, sanat ve folkloruna ilişkin özetler halinde bilgi vermek, konuyu derinliğine incelemek isteyenlere rehberlik etmeğe çalışmaktır. Bu vesile ile esere değerli katkılarda bulunan yazarlara basılması için bana cesaret veren ve maddi destekte bulunan hemşerilere teşekkürlerimi sunmayı borç sayarım. Bu çalışmamla, barışsever, konuksever, mert, güzel insanlar ve zengin tabiat ülkesi komşu Gürcüstan’a pencere açarak orayı kandil ile aydınlatmaya çalıştım. Birazcık da olsa amacıma ulaşırsam kendimi bahtiyar sayacağım. Kandil yerine lüks lambası, elektrik ışığı yada projektör kullanacak aydınlar çıkacağını temenni etmekteyiz.

 

        Gürcüstan,

        Gürcüstan Cumhuriyeti, Sovyetler Birliğinin güney ucunda Kafkas silsilesinin batısında küçük bir ülkedir. Gürcü halkı, dünyanın en eski milletlerinden biri olup çok eski ve hareketli bir tarihe sahiptir. Asya ile Avrupa arasındaki coğrafi durumu ve diğer faktörler sosyal, politik, ekonomik ve kültürel evrime etki yapmıştır. Gürcüstan’ın avantajlı durumu ve tabii zenginliği daima fatihlerin ihtirasını çekmiştir. Ülke, Yunan, Roma, Bizans, Hazar, Arap, Selçuk, Osmanlı, Moğol, Timur, İran ve Rus istilalarına uğramıştır. Tahrip ve katliam ile gelen bu akınlar, Gürcü halkını zaman zaman tüm yok olmakla tehdit etmiştir. Her felakete karşı cesaretle ve kahramanca yaptığı savaşlar, ona yüzyıl boyunca milletini, geleneklerini, folklorunu, dilini ve uygarlığını koruma imkanı verdi. Tarihi ve kültürel zenginliği, bağımsızlık savaşları, sayısız anıtlarla canlandırılmıştır. Yalnız ülke sınırı içinde kalanlar değil, dışarıda kalan eski kiliseler, saraylar, kaleler diğer sivil yapılar uygar ve şerefli bir geçmişin tanıklarıdır. Gürcüstan’la birçok millet ilgilenmiş, pek çok seyyah, diplomat, sanatkâr, tüccar ve bilginler değerli eserler bırakmışlardır. Ülkenin çok zengin ve cömert bir tabiatı vardır. 
        Yabancılar bu ülkeyi,
Güneşli Gürcüstan diye adlandırırlar. Kafkas dağlarının haşmetli, panoramik görünüşü, tepelerindeki erimez buzulları, geniş ve şahane peyzajlı yaylalarında ve ovalarındaki meyve bahçeleri, bağlar ve tarlalar zümrüt halı desenleri teşkil ederler. Derin boğazlarda çağlayanlar halinde akan akarsular,  yapraklarını dökmeyen ağaçlı ormanlar, yüksek irtifalarındaki göller, tropikal bitkileriyle Karadeniz sahilleri… Bütün bunlar Kafdağı’nın en güzel ülkesi Gürcüstan’ı kısmen tasvir etmektedir. Orada, tropikal bölgelerin sıcak, rutubetli, steplerin, sert ve zirvelerin soğuğuna kadar değişik iklimlerle karşılaşılır. Uygun iklim şartları, maden suları, şahane tabiat manzaraları, termal istasyonları, kaplıcaları ve karlı dağları her yıl onbinlerce turist çekmektedir. Gürcüstan’ın endüstriyel kaynakları da oldukça çoktur. Sel süratiyle akan akarsuları, engin enerji depolarıdır. Ülke, huy, bol manganez ocaklar, çeşitli maden filizleri, her türlü minareler ve tabii inşaat malzemelerine sahiptir. Bütün bu kaynaklar ekonomik gelişmeye temel teşkil ederler. Fakat çok eski olmayan bir geçmişte bu tabii kaynaklar işletilmiyordu. 
        Rus imparatorluğuna bağlı öteki ülkeler gibi Gürcüstan da yarı koloni durumda bulunuyordu. Çar otokrasisi tarafından yapılan baskı, ülkeyi gelişmemiş ve daima muhtaç küçük köylüler seviyesinde tutuyordu. Rus Çarlığı bütün başarıları boğuyor, Gürcü kültür ve dilini kötülüyordu. Ürettiği iptidai maddeler Rusya’ya yada dış ülkelere ihraç ediliyordu. Hemen hiç endüstrisi yoktu. Fakat Gürcüstan, bağımsızlığını ilan ettiği 26 Mayıs 1918 tarihinden sonra hummalı bir kalkınma faaliyetine başladı. Daha sonraki yıllarda köklü dönüşümler yapıldı. I. Dünya Savaşından sonraki 50 yıl içinde cumhuriyet, ağır endüstri ve modern ekipmanlarla süslendi. 
II. Dünya Savaşından sonra Gürcü endüstri gelişmeye devam etti. Yeni dallar eklendi. 
        Cumhuriyet pek çok elektrik santralleri, maden ocakları ve her türlü sanayi dallarına maliktir. Font, çelik, otomobil, borular, metal, halatlar, makine araçları, elektrik lokomotif, tarım araçları vs. imal edilmektedir. Bütün bu sanayi dallarında çalışan teknik ve işçiler gürcü okullarından mezun olmuşlardır. Ayni zamanda tarım alanında da köklü reformlar olmuştur. Eskiden tüketici durumunda olan köylüler üretici hale gelmişti. Randıman çok yükselmiş çay, narenciye ve kokulu bitkiler tarım alanı genişlemiştir.
"Made in Georgia" markası taşıyan mamuller birçok uluslar arası sergi ve fuarlarda teşhir edilmektedir. Tarım ve endüstrinin ahenkli bir şekilde gelişmesi, nüfusun süratle artmasına sebep olmuş, beş milyona yaklaşmıştır. Tarım ve endüstri yanı sıra kültür ve eğitim de önem vermiştir, pek çok teknik, ihtisas, yüksek okul ve üniversiteler açılmıştır. Her yıl okul ve fakültelerini bitiren binlerce genç kız ve erkek kültür ve ekonomi alanlarında çalışmak ülkeye dağılırlar. 
       
Yirmi yıl kadar önce kurulan Gürcüstan İlimler Akademisinin çalışmaları olumlu yönde ilerlemektedir. Edebiyat da dikkate değer bir şekilde gelişmektedir. Müzik, resim, tiyatro ve sinema sanatları geniş halk kitlelerine hitabetmekte ve başarılar kazanmaktadır. Gürcüler, diğer Sovyet halkları arasında kültürel ve ekonomik olarak en önde bulunmaktadırlar.

 


GÜNEŞİ GÖRÜYORUM
Nodar Dumbadze, çağdaş Gürcü ve Sovyet edebiyatının en önde gelen yazarlarından biri, 1957 yılından beri yazıyor. Altı romanı ve birçok öyküleri kitap olarak yayımlandı. Romanları: "Ben, Ninem, İlinko ve İlaryon " Nodar Dumbadze’nin kitapları dünyanın pek çok dilinde yayımlanmıştır. 1966 yılında : "Ben, Ninem, İlinko ve İlaryon" ve adlı romanları ile Gençlik Ödüllerini kazanan Dumbadze, adlı romanıyla da, 1975 yılında, Gürcü kültürünün büyük sanatçılarına verilen Rustaveli Armağanını kazanmıştır.
By: admin2

        GÜNEŞİ GÖRÜYORUM

        Nodar Dumbadze, çağdaş Gürcü ve Sovyet edebiyatının en önde gelen yazarlarından biri, 1957 yılından beri yazıyor. Altı romanı ve birçok öyküleri kitap olarak yayımlandı. Romanları: "Ben, Ninem, İlinko ve İlaryon " Nodar Dumbadze’nin kitapları dünyanın pek çok dilinde yayımlanmıştır. 1966 yılında : "Ben, Ninem, İlinko ve İlaryon" ve adlı romanları ile Gençlik Ödüllerini kazanan Dumbadze, adlı romanıyla da, 1975 yılında, Gürcü kültürünün büyük sanatçılarına verilen Rustaveli Armağanını kazanmıştır. adlı son kitabıyla da Sovyetler Birliğinin en büyük ödülü olan 1980 Lenin Ödülünü kazanan Dumbadze, şu anda Gürcistan Yazarlar Birliğinin sekreterliğini yapmakta olup, aynı zamanda milletvekilliği görevini de sürdürmektedir.

        KETO  HALA  

        Kiraz dalında minicik bir ispinoz şakıyordu. Yürekten coşkun bir ötüşü vardı; Keto Halam kendini tutamadı, üç bacaklı iskemlesini alıp kuruldu kirazın karşısına. İspinozcuk coşkun şakımasından içli bir ötüşe, oradan şen ıslıklara geçiyordu. Bir köşeye büzüşmüş onu taklide çalışıyordum hep. Birden susuveriyordu ispinoz, susup çevresine bakınıyor, yeniden şakımaya başlıyordu. Bende soluklanıyordum o sıra. Soluklanıyor, şakımaya başlayan kuşla yeniden yarışmaya koyuluyordum. Soluğum onun gibi uzun  değildi. O şen ötüşü sustu mu bir hüzün çöküyordu ortalığa, başını oynatıp uzaklara dikiyordu bakışlarını; uzaklara, güneşin kaybolmak üzere olduğu  noktaya, ufka bakıyor, sonra yeniden şakımaya koyuluyordu. Güneş uzak ufukta bir bakır tepsi gibi kocaman, batmak üzereydi. diye seslendi yoldan geçen biri… Ardından yeri göğü sarsan haykırma duyuldu : Fırladım kalktım yerimden, sesin geldiği yöne:  dedim, Çalışma önderi Datiko avluya girdi.


MAVİ DAĞLAR ÜLKESİ

Mavi Dağlar Ülkesi, çağdaş Gürcüstan edebiyatından dilimize aktarılmış ilginç bir kitap. Bu uzun öyküde, Kaha adlı küçük bir çocuğun başından geçenler anlatılıyor.

By: admin2

Mavi Dağlar Ülkesi, çağdaş Gürcüstan edebiyatından dilimize aktarılmış ilginç bir kitap. Bu uzun öyküde, Kaha adlı küçük bir çocuğun başından geçenler anlatılıyor.

Gogolaşvili , çocukları seven, onları çok iyi tanıyan, onlarla konuşmasını çok iyi beceren çağdaş usta bir yazar. Bu kitabında, doğa sevgisini, insan sevgisini çocuklara aşılamaya çalışıyor. Büyük bir kentten köye giden küçük Kaha’ nın başından geçenleri okurken, sizlerin de doğayı, insanları daha çok seveceğinize inanıyoruz. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar bu kitabı çok sevecekler.


GÜNEŞİN KIZI
Bu kitapta sizlere sunulmuş masallar bu kez bir masal ülkesinden; Kafkasya diyarından derlenmiş bulunuyor. Nasıl bir masal ülkesi bu Kafkasya? Argonautların "Altınpost"u aradığı; Doğu Rönesansının öncülerinden Şota Rustaveli’nin asırlar öncesinden saçtığı ışıkların aydınlattığı; altın çağlarından birini, Kraliçe Tamara döneminde yaşamış olan halkının hayatını ve tarihini trajikleştirmiş işgaller ve savaşlar içinde "Sönmeyen Ocak"ların daima tüttüğü; gezginlerin "doğunun cenneti-Sunny Georgia" dedikleri; Nodar Dumbadze’lerin güneşi gördüğü; efsaneler diyarı; Mor Dağlar Ülkesi: GÜRCÜSTAN.
By: admin2

ÖNSÖZ

Bu kitapta sizlere sunulmuş masallar bu kez bir masal ülkesinden; Kafkasya diyarından derlenmiş bulunuyor. Nasıl bir masal ülkesi bu Kafkasya? Argonautların "Altınpost"u aradığı; Doğu Rönesansının öncülerinden Şota Rustaveli’nin asırlar öncesinden saçtığı ışıkların aydınlattığı; altın çağlarından birini, Kraliçe Tamara döneminde yaşamış olan halkının hayatını ve tarihini trajikleştirmiş işgaller ve savaşlar içinde "Sönmeyen Ocak"ların daima tüttüğü; gezginlerin "doğunun cenneti-Sunny Georgia" dedikleri; Nodar Dumbadze’lerin güneşi gördüğü; efsaneler diyarı; Mor Dağlar Ülkesi: GÜRCÜSTAN.

İşte sevgili çocuklar, okuyacağınız masalları Kafkasyanın bu yöresinden ve Gürcüce orijinallerinden çevirerek hazırladı sizler için Hayri Hayrioğlu. Halen, Kafkasoloji çalışmalarını muhtelif dallarda sürdürmekte olan H.Hayrioğlu’nun masal dizisinden 1983’te yayınlanmış olan ilk kitabı büyük ilgi ve beğeni ile karşılanmış ve M.Eğitim G. Ve S.Bakanlığınca okullara da tavsiye edilmiş bulunuyor. GürcÜstan’ın Acara Bölgesin’den Türkiye’ye göç eden bir ailenin oğlu olan H.Hayrioğlu 1936 yılında, İnegöl’ün Hayriye Köyünde doğdu. Hayrioğlu’nun şiir, öykü, inceleme ve araştırma yazılarında bazıları yurtiçinde ve yurt dışında birçok yayın organında yayınlanmış bulunuyor.


ACARA MEKTUPLARI
Acara Mektupları, Abdul Mikeladze"nin, Gürcüstan"ın, Müslüman Gürcülerin yaşadığı güneybatı kesiminden, Tiflis"te çıkan İveria gazetesine gönderdiği yazılardan oluşuyor. Bu yazıları, Ramaz Surmanidze"nin yayıma hazırladığı Tzerilebi Acaridan (1991, Tiflis) adlı kitaptan derledim. Kitaptaki ilk yazı ya da mektup 1886 tarihli, sonuncusu ise 1915. Bu mektupların yazıldığı Keda köyü ve çevresi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı"na değin Osmanlı yönetimi altında kalmış bir bölge. Bu bölge öte yandan, bugün Türkiye"nin çeşitli yerlerinde yaşayan Müslüman Gürcülerin göç etmiş atalarının bir zamanlar yaşadığı yerlerden biri.
By: admin2

ÖNSÖZ

        Acara Mektupları, Abdul Mikeladze'nin, Gürcüstan'ın, Müslüman Gürcülerin yaşadığı güneybatı kesiminden, Tiflis'te çıkan İveria gazetesine gönderdiği yazılardan oluşuyor. Bu yazıları, Ramaz Surmanidze'nin yayıma hazırladığı Tzerilebi Acaridan (1991, Tiflis) adlı kitaptan derledim. Kitaptaki ilk yazı ya da mektup 1886 tarihli, sonuncusu ise 1915. Bu mektupların yazıldığı Keda köyü ve çevresi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na değin Osmanlı yönetimi altında kalmış bir bölge. Bu bölge öte yandan, bugün Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yaşayan Müslüman Gürcülerin göç etmiş atalarının bir zamanlar yaşadığı yerlerden biri. Bu kitap, gerek yerinde kalmış, gerekse göç etmiş Müslüman Gürcülerin o tarihlerdeki durumunu yansıtması açısından önemli. Acara Mektupları, önemli olduğu kadar da ilginç bir kitap. Halkın yaşantısı, tarım, kıtlık, adam öldürme, eğitim, sağlık, salgın hastalıklar gibi pek çok konuda bilgi içeriyor.
        Acara Mektupları'nın yazarı Abdul Mikeladze de, en az yazdığı mektuplar kadar ilgi çekici biri. İlk kez Tiflis'e gittiği 1880'lerin hemen başında Gürcüce okuma ve yazma bilmediğini, yalnızca Gürcü harflerini tanıdığını söylüyor (Bkz. 44. Mektup). Ama onu, birkaç yıl sonra İveria gazetesinin muhabiri olarak görüyoruz. Gazeteye gönderdiği yazılarında kullandığı adıyla söylersek Abdul Efendi Mikeladze, 1853'te Dzentzmana köyünde (Keda yakınları, Aşağı Acara) dünyaya gelmiş. Ailesi halk hekimliği konusunda bilgili bir aile, ama babası okuryazar değil. Abdul Efendi Trabzon'da medrese eğitimi görmüş. Ama din adamı ya da hoca olarak çalışmak yerine, o da halk hekimliğiyle ilgilenmeyi tercih etmiş. Gürcüce okuma yazma öğrenmeye 1870'te başlamış. 1882-1884 arasında Tiflis'te İlia Çavçavadze, Petre Umikaşvili gibi dönemin ileri gelen yazarlar-kişilikler ile tanışmış. Mikeladze'nin bu tarihten sonraki hayat hikâyesini, bu kitaptaki yazılarından izlemek mümkün bir bakıma. Mikeladze, bu kitapta yer alan 1915 tarihli son mektubunda kendisinden “eski İveria gazetesinin unutulmuş muhabiri Acaralı Mikeladze” olarak söz ediyor (Bkz. 46. Mektup).
        Bu kitabın Ekler bölümündeki 5. Mektup’ta Zakaria Çiçinadze İvane Caiani’nin Borçka’da Gürcü alfabesi öğrettiğini yazıyor. Burada adı geçen İvane Caiani, Borçka Mektupları’nın yazarından başkası değil. Acara Mektupları ile Borçka Mektupları’nın birbirini tamamlayan iki kitap olduğu söylenebilir.

Fahrettin Çiloğlu

Abdul Mikeladze

Abdul Mikeladze


 

Bu kitabı kitapçılarda bulabilirsiniz. Bulamamanız halinde yayınevine ulaşabilirsiniz.

 

Eser: ACARA MEKTUPLARI
Yazarı: Abdul Mikeladze
Türkçesi:  Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


ACARA MEKTUPLARI kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


BORÇKA MEKTUPLARI (II. BASKI) - წერილები შავშეთიდან
İvane Caiani, 1862 yılında doğmuş ve 1936 yılında yaşamını yitirmiştir. Caiani, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından, bu savaşta Rusya’nın eline geçmiş olan Çoruh vadisinde görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında, ilki 1881 tarihli olan mektuplar yazmış ve bu mektupları Tiflis’te çıkan Droeba, İveria gazetelerinde yayımlanmıştır. Caiani’nin Çoruh vadisi ile bu vadide yaşayan Müslüman Gürcülere ilişkin aktardığı bilgiler, Türkiye’de yaşayan Gürcüler hakkında kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katmaktadır.
By: admin2

 BORÇKA MEKTUPLARI (II. BASKI) - წერილები შავშეთიდან

BORÇKA MEKTUPLARI - წერილები შავშეთიდანÖNSÖZ

İvane Caiani, 1862 yılında doğmuş ve 1936 yılında yaşamını yitirmiştir. Caiani, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından, bu savaşta Rusya’nın eline geçmiş olan Çoruh vadisinde görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında, ilki 1881 tarihli olan mektuplar yazmış ve bu mektupları Tiflis’te çıkan Droeba, İveria gazetelerinde yayımlanmıştır. Caiani’nin Çoruh vadisi ile bu vadide yaşayan Müslüman Gürcülere ilişkin aktardığı bilgiler, Türkiye’de yaşayan Gürcüler hakkında kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katmaktadır.
Caiani’nin 93 Harbi sonrasında göç etmeyip Çoruh vadisinde kalan Gürcülerin yaşamı ve gelenekleri üzerine ayrıntılı bilgiler verdiği bu mektupları, 1991’de Tiflis’te basılan “Şavşat Mektupları” (Tzerilebi Şavşetidan) adlı kitaptan alınmıştır. Borçka’dan yazıldığı için biz bu mektupları Borçka Mektupları adı altında yayımlanmayı daha uygun bulduk. Borçka Mektupları, İsmetzade Doktor Mehmed Arif’in, Çoruh vadisinden göç edip Samsun’un Çarşamba ilçesine yerleşen Gürcüleri anlatan Gürcü Köyleri (2002, Sinatle) gibi, Türkiye’de  yaşayan Gürcüler üzerine temel kaynaklardan biridir.

Sinatle

 

Eser: BORÇKA MEKTUPLARI
Özgün Adı: Tzerilebi Şavşetidan 

Yazarı: İvane Caiani

Türkçesi: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


BORÇKA MEKTUPLARI kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.


Tao-Klarceti Katalogu
2004’te Artanuci Yayınevi Tao-Klarceti tarihi eserler katalogunu yayınladı. Katalogun redaktorlünü Temur Hutsişvili yapmış. Yazarları ise  T. Hutsişvili, K. Şengelia, Ş. Maçavariani, V.Silogava.
Katalokta Türkiye’de bulunan Gürcü tarihi eserler, kilise, manastırlar ve kaleler yer almaktadır.
Katalogta bugüne kadar gelebilmiş bütün eserlere yer verilmiş. Her esere tarihi Gürcü ve çağdaş Türk isimlerinede verilmiştir. Bazen bir esere birkaç isimde verilmiştir.
By: admin2

        2004’te Artanuci Yayınevi Tao-Klarceti tarihi eserler katalogunu yayınladı. Katalogun redaktorlünü Temur Hutsişvili yapmış. Yazarları ise  T. Hutsişvili, K. Şengelia, Ş. Maçavariani, V.Silogava.
        Katalokta Türkiye’de bulunan Gürcü tarihi eserler, kilise, manastırlar ve kaleler yer almaktadır.
        Katalogta bugüne kadar gelebilmiş bütün eserlere yer verilmiş. Her esere tarihi Gürcü ve çağdaş Türk isimlerinede verilmiştir. Bazen bir esere birkaç isimde verilmiştir.
        Katalogta iki Ortodoks Kilise (Ani ve Çangli) de yer alıyor. 
        Gürcüce-Türkçe ve İngilizce-Türkçe çevirileride mevcut.


Rus Tarihçi Evgeni Veidenbaum"un Çalışması “Batumi"den Artvin"e Kadar“
2005’te Artanuci Yayınları meşur Rus tarihçi, Kafkasoloji ve halk bilimci Evgeni Veidenbaum"un (1845-1918) çalışması “Batumi’den Artvin’e Kadar“ kitabı yayınlandı. Çalışma Rusçadan Mzia Çhaidze ve Goça Saitidze tarafından çevrilmiş. Kitabın giriş ve yorum yazıları Goça Saitidze tarafından yapılmıştır.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra V. Veidenbaum Ekim-Kasım 1878 tarihlerinde Rusya İmparatorluğu yeni ele geçirdikleri topraklarını (Batumi, Tsihisdziri ve Artvin) seyahat etmiş, bölge ilgili makale seyahatten hemen sonra Tbilisi’de yayınlanan Rusça Kavkaz adlı gazetede “Batumi’den Artvin’e Kadar“ başlığı adı altında  yazıları yayınlanmıştır. Aynı yazı “Kafkas Etüdleri“nde yayınlanmıştır.
By: admin2

        2005’te Artanuci Yayınları meşur Rus tarihçi, Kafkasoloji ve halk bilimci Evgeni Veidenbaum'un (1845-1918) çalışması “Batumi’den Artvin’e Kadar“ kitabı yayınlandı. Çalışma Rusçadan Mzia Çhaidze ve Goça Saitidze tarafından çevrilmiş. Kitabın giriş ve yorum yazıları Goça Saitidze tarafından yapılmıştır.
        1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra V. Veidenbaum Ekim-Kasım 1878 tarihlerinde Rusya İmparatorluğu yeni ele geçirdikleri topraklarını (Batumi, Tsihisdziri ve Artvin) seyahat etmiş, bölge ilgili makale seyahatten hemen sonra Tbilisi’de yayınlanan Rusça Kavkaz adlı gazetede “Batumi’den Artvin’e Kadar“ başlığı adı altında  yazıları yayınlanmıştır. Aynı yazı “Kafkas Etüdleri“nde yayınlanmıştır.
        E. Veidenbaum’un çalışması sözkonusu bölgenin geçmiş dönem araştırmacıları için önemli bir kaynak. G. Saitidze kitaba ayırıca yazarın Mesheti tarihi ilgili makaleyi de eklemiş.
        E. Veidenbaum’un seyahat yazıalrını üç anabaşlıkta toplanıyor.
1) Batumi, Tsihisdziri, Batumi-Artvin yolunda bulunan köyler, Borçka ve Artvin.
2) Bölgede bulunan kaleler, kiliseler ve köprüler
3) Yerlilerde Gürcüce bilme oranı.
        E. Veidenbaum’un çalışmasının yayınlanmasına Tbilisi İvane Cavahişvili Devlet Üniversitesi Gürcüstan Tarihi Bölümü “Güney Kafkasya ve Anadolu Araştırma Merkezi Başkanı Akademisyen Roin Metreveli'nin öncülük etmiş.

 


KLARCETİ KİLİSE VE MANASTIRLARI

Aralık 2005 tarihinde Artanuci Yayınevi Gürcü Sanat Bilimadamı David Hoştaria’nın geniş çalışması olan “Klarceti Kilise ve Manastırları” yayınladı.
Kitapta MS 4.-16.ncı yüzyıllar arasında Artvin çevresinde kiliseler konu edilmiş. Yazılı bilgi ve bugüne kadar korunmuş yapılar dataylı olarak ele alınıp Artvin çevresinin mimari özellikleri inceleniyor. Hoştaria, özellikle Grigol Handzteli tarafından başlatılan manastır çalışmalarına ve Handzteli’nin Artvin çevresindeki mimari etkisini geniş yer veriliyor.

By: admin2

KLARCETİ KİLİSE VE MANASTIRLARI
David Hoştaria

        Aralık 2005 tarihinde Artanuci Yayınevi Gürcü Sanat Bilimadamı David Hoştaria’nın geniş çalışması olan “Klarceti Kilise ve Manastırları” yayınladı.
        Kitapta MS 4.-16.ncı yüzyıllar arasında Artvin çevresinde kiliseler konu edilmiş. Yazılı bilgi ve bugüne kadar korunmuş yapılar dataylı olarak ele alınıp Artvin çevresinin mimari özellikleri inceleniyor. Hoştaria, özellikle Grigol Handzteli tarafından başlatılan manastır çalışmalarına ve Handzteli’nin Artvin çevresindeki mimari etkisini geniş yer veriliyor. Kitapta özellikle Artvin çevresindeki mimar rönesans döneminde, yani 9.ve10.ncü yüzyıllarda inşa edilmiş yapılar (Ardanuç, Opiza, Handzta, Parehi, Midznadzori, Tskarostavi, Doliskana, Şatberdi vs.) ele alınıyor. Bu yapılardan yola çıkarakar Artvin mimarisinin özellikleri, Gürcüstan ve komşu bölgelerin mimarisi ile ilişkileri inceleniyor. Kİtabın ekinde Şavşat kiliseleri de ele alınıyor.
        Sözkonusu kitap Tbilisi İvane Cavahişvili Devlet Üniversitesi Güney Kafkasya ve Anadolu Araştırmalar Merkezi tarafından yayınlanan “Güney Kafkasya ve Anadolu” Serisinin üçüncü kitabıdır. Serinin Baş Redaktorü Akademisyen Roin Metreveli yapmış.

 


Gürcü Tarihçisi BEJAN KHORAVA"nın "1867 YILINDA ABHAZLARIN ZORUNLU GÖÇÜ" kitabı ÇIKTI!..

Sürgün Abhazya’yı da vurmuş, 1867 yılında Abhazların Osmanlı İmparatorluğu’na ilk zorunlu göçünde 20 bin Abhaz vatanını terk etmek zorunda kalmıştı.
Bejan Khorava’nın söz konusu eserinde 1817-1864 yıllarındaki Rus-Kafkas savaşını değerlendiriyor. Bu savaşın sonucunda Abhazya’daki Rus hakimiyetinin kurulmasını irdeliyor, Abhazların 1867 yılındaki sürgünün neden ve sonuçları etraflıca ele alıyor. Bejan Khorava, mühacirler adıyla bilinen Abhaz göçmenlerin detaylı listesi ve mühacirlerin fotoğraflarınıda okuyucuları ile paylaşıyor.

By: admin2

Gürcü Tarihçisi BEJAN KHORAVA’nın "1867 YILINDA ABHAZLARIN  ZORUNLU GÖÇÜ" (Abkhazta 1867 Tslis Muhaciroba) kitabı ÇIKTI!..

(CHVENEBURİ-Tbilisi) Tbilisi’deki Artanuci Yayınevi'nin tanınmış Gürcü tarihçisi Bejan Khorava’nın "1867 Yılında Abhazların Zorunlu Göçü" (Abkhazta 1867 Tslis Muhaciroba) kitabı çıktı...

Zorunlu göç (Gürcüce adıyla Muhaciroba) Abhazya ve genelde Kafkasya tarihin en trajik olaylarından biridir.

XIX. yüzılda Kafkas halkları Rusya’ya karşı ayaklanmış, ayaklanmlar kanlı savaşları doğurmuştu. Savaşın sonucunda Kafkas halkları Osmanlı İmparatorluğu’na zorunlu olarak göç etmeye başlamışlardı.

Rusya, Kuzey Kafkas halklarını Osmanlı topraklarına göçe zorlayarak, işgal ettiği topraklarda kendi egemenliğini kurmak, bölgenin jeostratejik konumundan yararlanmak ve boşaltılan topraklara Rus hakimiyetine sadık tebaayı yerleştirmek istiyordu.

Rusya'nın sürgün ve yoketme politikası sonucu Kuzey Kafkasya'da yaşayan yerli halkın önemli bir kısmı değişik ülkelere dağıldı.

1859 yılında Rusya’nın Küzeydoğu Kafkasya’yı işgalinden sonra  binlerce Çeçen ve Dağıstan’lı Osmanlı devletine sığınmıştı.

1863-1864 yıllarında Küzeybatı Kafkasya halkları olan Çerkesler, Ubıhlar ve Abhazlar da sürgüne gönderildi.

Sürgün Abhazya’yı da vurmuş, 1867 yılında Abhazların Osmanlı İmparatorluğu’na ilk zorunlu göçünde 20 bin Abhaz vatanını terk etmek zorunda kalmıştı.

Bejan Khorava’nın söz konusu eserinde 1817-1864 yıllarındaki Rus-Kafkas savaşını değerlendiriyor. Bu savaşın sonucunda Abhazya’daki Rus hakimiyetinin kurulmasını irdeliyor, Abhazların 1867 yılındaki sürgünün neden ve sonuçları etraflıca ele alıyor. Bejan Khorava, mühacirler adıyla bilinen Abhaz göçmenlerin detaylı listesi ve mühacirlerin fotoğraflarınıda okuyucuları ile paylaşıyor.

Yeni tarihi belge ve bilgilerini içeren Bejan Khorava’nın "1867 Yılında Abhazların  Zorunlu Göçü" kitabını Abhazya ve Kafkas tarihi ile ilgilenen herkese tavsiye ediyoruz.


2000 Laz Kelime - Yeni Lazca Sözlük

Tbilisi’de genç bilimadamı Tea Kalandia’nın hazırladığı 2000 Laz Kelime (Hopa  şivesine dayanan Lazca Kısa Sözlük) yayınlandı. Kitabın redaktorü Prof. Guram Kartozia yaptı.
Gürcüstan’da Lazca sözlük ilk kez yayınlanmaktadır. Bir çok bilimadamı sözlüklerin çeşitli şiveleri üzerinde çok uzun yıllardan beri çalışmaktadır.

By: admin2

2000 Laz Kelime - Yeni Lazca Sözlük

Tbilisi’de genç bilimadamı Tea Kalandia’nın hazırladığı 2000 Laz Kelime (Hopa  şivesine dayanan Lazca Kısa Sözlük) yayınlandı. Kitabın redaktorü Prof. Guram Kartozia yaptı.

Gürcüstan’da Lazca sözlük ilk kez yayınlanmaktadır. Bir çok bilimadamı sözlüklerin çeşitli şiveleri üzerinde çok uzun yıllardan beri çalışmaktadır.
 
Kitabın hazırlanmasında katkıda bulunanlar: Mamula Tandilava ve ailesi, Nodar Kakabadze, Avtandil Abuladze, İaşa ve Dato Bakradze, Filoloji doktoru Omar Memişişi.

Tbilisi İvane Cavahişvili Devlet Üniversitesi mensubu olan Tea Kalandia sözkonusu sözlükte yer alan sözlükleri 2004-2005 yıllarında Sarp Köyünde (Gürcüstan tarafında) yaptığı bilimsel araştırmalar sırasında topladı. Kalandia sözlüğün geliştirilmesi için çalışmalara devam etmektedir.

Sözlüğün bir diğer özelliği de Lazca'ya Türkçe ve Rumca'dan girmiş kelimelerin işaretlenmiş olduğudur.

Toplam 94 sayfadan oluşan sözlük Artanuci Yayınevi'nin başlattığı "Kolxuri Seri"’nin birinci kitabıdır. Serinin genel redaktorü tarih doktoru Buba Kudava yaptı.

2000 Lazuri Sithva (2000 ლაზური სიტყვა)


KÖYÜM HAMİDİYE

Hamidiye Köyü"nün tarihi ile ilgili araştırma yaparken, köyümün yaşlıları ile kadın erkek demeden bire bir konuştum. Onlardan gelenek ve göreneklerini, giyim kuşam ve yaşam tarzlarını, düğün, nişan, bayram günlerine ait toplumsal dayanışmalarının neler olduğunu öğrenmeye çalıştım. Dedelerimin muhacir olmadan evvel yaşadıkları Batumi-Acara bölgesinden, Artvin-Şavşat ve Meydancık köylerinden getirip halen sürdürdükleri adet ve geleneklerinin, neler olduğunu sordum. 93 muhacirlerinin iskan ve ibadelerini, iskan bölgelerinde köyler kurup yerleşinceye kadar, devletin uygulamak istediği sisteme uyum sağlamakta zorluk çekip çekmedikleri, iskan komisyonlarının kararlarına uymayan muhacirlerin durumları, iskan bölgelerindeki yerleşik halkın muhacirlere karşı gösterdikleri tepkiler karşısında meydana gelen olayların nasıl halledilmeye çalışıldığı, iskan yerlerini beğenmeyerek geldikleri bölgenin iklimine ve coğrafyasına uygun arazilere yerleşmekte ısrar ve inat edenlerin, toplu köy kurmaktansa bağımsız yaşama isteklerinde direnmeleri, incelenmeye değer görülüp araştırıldı.

By: admin2

KÖYÜM HAMİDİYE
Cemal Kaplan

"Yaşamı boyunca atavatanı toprağına hasret çeken babam Süleyman Kaplan'a, Tonton Dede'ye..."

 

"Benim de elimden bu gelir ancak
Seni geçmişine edeyim tanış
Başuca yaşamak istersen eğer
Bak gör babalarını nica yaşarmış"


ÖNSÖZ  YERİNE

GÖÇMENLİK KADERİDİR HAMİDİYELİNİN

        Hamdi Hocamın tarih dersi

        Lisede bir tarih hocam vardı: Hamdi Göze... Bir gün kaldırdı beni kara tahtaya. "Söyle bakalım" dedi: Babanın adı? Cemal. Dedenin adı? Süleyman. Onun babasının adı. Mustafa. Onun babasının adı.

        Onu da soracaksın babana, öğreneceksin. Hatta daha ötesini de soracaksın. Kendi tarihini bilmiyorsan, dedenin büyük dedelerinin ne yaşadığını bilmiyorsan, ben sana Osmanlı'yı da öğretsem boş, Kurtuluş Savaşı'nı da.

        Soyağacıtnın hikayesi

        Her hemşerimin olduğu gibi benim de kaderimdi göçmenlik... Gurbette doğmuştum, gurbette büyümüştüm babam gibi. Babam gurbette büyümüş, gurbette okumuş, gurbette çalışmış, gurbette doyurmuştu bizi. Büyükbabam gurbette okumuş, gurbette çalışmış, gurbette doyurmuştu çocuklarını.
        Büyük büyükbabam iki kez yaşamıştı gurbeti. Göç yollarında babası Ali Bego'dan medrese öğrenimi için ayrılmış, bu ayrılık büyük büyükannem Hünkare'nin gurbetçiliğinin başlangıcı olmuş. Kaderi gurbette yazılan Kara Mustafa, canından çok sevdiği Niksarlı Hünkare'yi de göçmen yapmış.
        İşte benim soyağacımın hikayesi bu: Her cümle gurbetle başlıyor, her sözcüğün önüne gurbet geliyor. Benim soyağacımın hikayesi, benim köyümün, canım memleketimin; Çatalzeytinimin de kaderi değil mi?.. Karadeniz'in kıyıcığmdaki bu şirin yöre için söylenen her sözün, yazılan her satırın, çizilen her resmin içinde sıla özlemi yok mu?..
        Ben soyağacımm hikayesini anlatayım şimdi, siz sanki kendi hikayenizi dinliyormuş gibi okuyun. İster Hamidiyeli olun ister Kayadibili, ister Sökü olsun köyünüz ister Paşalı...

        Kara Mustafa'nın Süleyman ya da Tonton Dede

        Ali Bego adını ilk kez Hamdi Hoca'nın uyarısından sonra duydum. Ali Bego, benim ata dedemdi. Kökleri Artvin-Meydancık'a dayalı ailem, Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra göç yollarına düşüp Artvin bölgesinden Çatalzeytin'e geldi.
        Hacıyenti Ali Bego'nun Kara Mustafa'nın oğlu Süleyman, yani benim ve bütün Çatalzeytin'in Tonton Dede'si, Hamidiye'de doğdu. Okul çağına geldiğinde, muhtar olan babası Kara Mustafa, Çağlar'daki okula yazdırdı onu. Kara Mustafa'nın Süleyman ilk kez harflerle tanıştı, okumayı söktü, yazmaya başladı.
        O yıllarda üç sınıflıydı Çağlar'daki okul. Üç yıl Çağlar'da okuduktan sonra kalan iki sınıfı bitirmek için Abana'nın yolunu tuttu Tonton Dede, arkadaşlarıyla birlikte... Abana'da yatılı okuyorlar, cuma öğleden sonraları köyün yolunu tutuyorlardı. O yıllarda kara yolu ulaşımı yok, parası olan Abana'dan Çatalzeytin'e ancak denizden motorlarla geliyor, bizimkilerse yayan, saatlerce yürüyerek... "Sahil boyunu izleyerek zor bir yolculuktan sonra ulaşırdık köye. Denizin geçit vermediği yerler de olurdu. Sularla kayaların birleştiği yerlerden, hele bir de deniz azgınsa geçmek nerdeyse mümkün olmazdı. Böyle zamanlarda önce sırtımızdaki heybeleri atar, dalgaları kollayarak yola devam ederdik." diye çocukluğunu anlatırdı dedem.
        Tonton Dede, okulu bitirip delikanlı çağına girdiğinde babası Kara Mustafa'yı kaybetti, evin reisi ağabeyi Ali oldu. Artık evlilik vakti gelmişti Kara Mustafa'nın Süleyman için... Ağabeyi Ali, Kayadibi'nden Çengelcioğlu İbrahim'in Feride'yi uygun görmüştü kardeşine... Çelimsiz gibi görünse de gücü yerinde, tarla taban işlerinden anlayan, yorulmak bilmeyen bir genç kızdı Feride.
        Feride Gelin, evlendiğinde kaç yaşında olduğunu bile anımsamıyor şimdi. Ancak çocuk yaşta olacak ki gelin olduğu Kabalakdüzü'nde öğrendiği Gürcüceyi sular seller gibi konuşur hala. Çok çile çekti; ev işinde, hayvan peşinde, ekimde dikimde, elinde orakla hasatta, omzunda baltayla ormanda koşturdu durdu. İlk çocuğu yaşamadı, tam beş evlat verdi Kara Mustafa'nın Süleyman'a. Çocuklarına da baktı, yeğenlerine de. Zonguldak gurbetine çıktığında Süleyman, dilinde türkülerle dindirdi hasretini: Yarim gurbet eli mesken mi tuttun, gördün güzelleri beni unuttun...
        Genç Süleyman'ın gurbetten başka çıkar yolu yoktu. Baba ölmüş, topraklar bölünmüş, geçim zorlaşmıştı. Zonguldak Kilimli'de gemilere kömür yükleyerek başladı çalışmaya. Çocukluğunun belki de en zor geçen iki yılının, Abana'da zor koşullar altında gördüğü eğitimin karşılığını burada alacaktı. Limanda beden gücüyle çalışıyor, işten geri kalan zamanlarda eline ne geçirirse okuyordu. Okuma yazma bildiği anlaşılınca deyim yerindeyse masa başına terfi etti. Artık elinde kalem kağıt kayıt kuyut işlerine bakıyordu.
        Gel zaman git zaman Kömür İşletmeleri'nde memurluğa başladı, eşini ve çocuklarını da aldı yanıma.
        Tonton Dede. Kilimli'nin Rıfat Kamil Mahallesi'ndeki tek odalı evde en son ben doğdum.
        Tonton Dedem ve Hamidiye'nin Feride Gelin'i Zonguldak'tan yine Hamidiye'nin yolunu tuttuğunda beş yaşındaydım, dedem göç bayrağını oğluna, babam Cemal Kaplan'a devretmişti.
        Tonton Dede'nin en önemli özelliği, gerçekten halkçı bir yaşam sürmesiydi. Henüz Zonguldak'ta çalışırken köyde yaptırdığı evin Kayadibi Köyü Karamanlar Mahallesi'nin ilk okulu olması, şimdilerde öğrenci yokluğu nedeniyle boş kalan okulun yapımındaki çalışmaları, her zaman okulun ve öğrencilerin gereksinmelerini karşılamaya çabalaması, bu amaçla bürokratlardan iş adamlarına kadar her kapıyı çalması, köylü kadınlar için Halk Eğitimin açtığı kurslara destek vermesi, kırsal kalkınma için köyde kooperatif kurulmasına öncülük etmesi... Onun ne kadar toplumcu bir insan olduğunu ve çağdaş bir yaşam sürdüğünü gösteriyor. Hatta Tonton Dedem, bu işlerde bazen o kadar ileri giderdi ki onun toplumcu mu yoksa büyük düşler gören bir adam mı olduğu konusunda ikilemde kalırdım. Köy okulunun neredeyse öğrenci yokluğundan kapanma noktasına geldiği yıllarda köye kütüphane kurmaya çalışması, köydeki genç kızların birer birer evlenip gurbete çıktığı sıralarda köye halı atölyesi kurmak için tezgahlar satın aldığını gülümseyerek anımsıyorum. Yine de onun memleketi için kurduğu düşlere bir iki kişi daha sahip çıksaydı köyün kalkınması için bazı adımlar atılmış olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
        Tonton Dede, koşuşturmalı bir yaşam sürdü. Köyün sorunlarını dert etmek, toplumsal düşler görmek ve gurbet, onun ömründen çok çaldı, bili­yorum!..
        8 Temmuz 1994'te Hamidiye onun için ağladı!..
        O sıcak temmuz gününde sevgili babasını, evinin hemen karşısındaki çatal meşenin dibinde toprağa veren canım babamın öyküsü de Tonton Dedem gibi gurbet sözcüğüyle başlıyor.

        Bu kitabın yazan

        Babam, yani bu kitabın yazan Cemal Kaplan, Kabalakdüzü'nde, anasının deyişiyle 1943 yılının "kiraz zamanı" nda, nüfus kayıtlarına göre şubat 1944'te dünyaya geliyor. Çocukluğunun ilk yılları köyde geçiyor. Yoksulluk diz boyu, üstlerine giyecek don, ayaklarına takacak çarık yok!..
        Babamın okul çağı yaklaştığında, çoktandır gurbette olan Tonton Dedem, ailesini Zonguldak'a aldırıyor. İlk ve orta okulu Zonguldak'ın Kilimli bucağında okuyor babam.
        Yıl 1962, babam lisede. Serde gençlik var, başında kavak yelleri esider, "Ata dedemizin, büyükbabamızın, babamızın yanında..." Ben de "Hangi toprak baba, Acaristan mı, Artvin mi, Kastamonu mu" diye şaka yollu sorar ve hak veririm ona.
        Sadece çocukluğum boyunca ama Tonton Dedem ve köy kokulu babaannemle her yaz doya doya yaşadığım topraklarda yatmak isterim ben de. Nasıl olsa Kabalakdüzü'ne giden yolun başında, dedemin yattığı çatal meşenin altında, bulunur bir "mezarlık" yer de bana...

        Önsözün sonsözü

        Yıllar önce tarih hocamın verdiği ödev, babamın yaklaşık 5 yıldır süren araştırmaları sonucu tamamlanmış oluyor. Benim Çatalzeytin, Göç ve Çatalzeytinli kitabını yazarken olduğu gibi olanak ve kaynaklar şimdi de sınırlıydı. Dedelerimizin muhacir oldukları yerlere kadar gidip, bu araştırmaya oralardan başlamak, yıllar sonra onların bin bir meşakkatle kat ettiği göç yol­larından geçerek izlerini sürmek gerekirdi belki. "Elimden geldiğince, eksiği ve yanlışı çıkmamasına gayret ettim. Eksikleri siz tamamlayacak, yanlışlar varsa doğrularını sizler arayacaksınız. Benden bu kadar" diyor babam. Kendi adıma mesajını alıyorum ve diyorum ki: Keşke Çatalzeytin'in 41 köyünde yapılsa bu araştırmalar da koskoca bir Çatalzeytin kitaplığı çıksa ortaya...

Eline sağlık baba!..

Bursa, 9 Haziran 2004
Esat KAPLAN


Cemal KaplanBU ÇALIŞMANIN HİKAYESİ

        Benim çocukluğum da gençliğim de köyden uzakta geçti. Köyümü ve köylülerimi yakından tanıma imkânını, emekli olduktan sonra bulabildim. Hatta bazı uzak akrabalarımın varlığından bile yıllar sonra haberdar oldum.
        Küçükken babam (Süleyman Kaplan-Tonton Dede) uzun kış gecelerinde kendi çocukluğunu anlatırdı. Köyden altı yaşında ayrıldığım için anlattıklarını ilgi ile dinlerdim.
        Dedem Kara Mustafa'nın, babaannemi Niksar'dan kaçırıp getirdiğini, yıllarca baba evine hasret çekerek yaşayan babaannemin, çocuklarına "uzak yerden gelin almayın, uzak yere kızınızı vermeyin" diye vasiyeti olduğunu söylerdi.
        Köyde geçen 0-6 yaş arasındaki çocukluğumdan aklımda kalanları, zaman zaman anımsarım. Halamın düğününde gelinin bineceği ata binişimi, ille de kağıt para istiyorum diyerek Şakir Usta'nm verdiği madeni paraları almadığımı... Hatırlıyorum. Sık sık Karamanlar'daki İbrahim Dede'nin evine kaçtığımı; dedemin diktiği çarıklarım delinmesin diye, yollardaki taş ve tezeklerin üstüne basmamaya çalıştığımı; Osman Usta'nm harmanında mahallenin bütün çocukları ile beraber sünnet edilişimi; beni kucağında taşıyan rahmetli Kazım amcama ve sünnetçiye ana avrat sövdüğümü; sabanın arkasından açılan çizgilere, teker teker, belirli aralıklarla mısır döktüğümü; çabuk bitsin diyerek bazı yerlerde avuç avuç attığım mısırları gören amcamın ara sıra kulaklarımı çektiğini; anneme adıyla seslendiğimi, anne yerine "Feride" diye çağırdığımı; kiraz zamanı aç karnına yediğim kiraz bağırsaklarımı bozunca, bütün gece "ay karnım ay karnım" diye inlediğimi, eniştem Ali Turan'ın beni gördükçe "ay karnım" diyerek taklidimi yaptığmı unutmuyorum.
        1999 yılında rahmetli İsmail Kaplan (amcam) ile harmanda sohbet ederken, babasını ve amcasını seferberlikte kaybettiğini, onlarla beraber savaşa gidenlerden hiç kimsenin geri dönmediğini anlatıyordu. Söz eskilerden açılınca, büyük dedemizin mezarının nerede olduğunu sordum. Kalkıp yakındaki mezarlığa girdik. Elverti otlarının arasında, büyükçe bir taş parçasının yanında durup "İşte burası dedemiz Ali Bego'nun mezarı" diyerek, diken ve çalılıklar içinde kaybolmuş mezarını gösterdi.
        Babamın dedesinin adının Ali Bego olduğunu da o gün öğrendim. Amcam ile oturup Ali Bego'dan başlayarak, Hacıoğlu ailesinin öteki fertlerinin kimler olduğunu çıkardım. Kabalakdüzü Mahallesi'ndeki diğer ailelerin büyük dedelerinden başlayarak, şecerelerini araştırmaya başladım. Araştırmalarım ilerledikçe ilginç olaylar öğreniyordum. Giderek bu araştırmayı köyün tamamı için yapma fikri gelişti. Aşağı köyden başlayarak, her evin kime ve ya kimlere ait olduğunu, hangi soyadını kullandıklarını, muhacir oldukları zaman buralara nasıl yerleştiklerini, ilk yerleşenlerin kimler olduğunu soruşturup defterime notlar aldım.
        Yaşayanların, ölenler hakkında anlattıkları olaylar ve öyküler ilgimi çekti. Köyün ilk kurucuları kabul edilen Hafız Mehmet, Ahmet Hoca, Şahvelet, Acara bölgesinden gelen ve Atmeydanı mahallesine yerleşen Ak Hasan, Osman Çavuş'un babası Kara Süleyman, Yunus ve Sefer kardeşlerin çevredeki yerleşik ahali ile olan ilişkileri, Katip Mehmet Efendi, onun damadı Süleyman Ağa, kağıt banknotlar ile kahve pişirdiği anlatılan İbrahim Efendi'nin yaşamları hakkında, rivayetten de olsa anlatılanlar içinde, bazı önemli gerçeklerin saklı olduğunu düşünmeye başladım.
        Bana ilginç gelen öyküleri kısa notlar halinde defterime yazıyordum. Zamanla, topladığım bu notlan ve dinlediğim öyküleri, öğrendiğim bilgilerle bir araya getirip, köyümüzün geçmişini ve gelişimini anlatan küçük bir kitapçık hazırlama fikri gelişti.
        Öğrendiklerimi, anlatılanları, geçmişte yaşananları gelecek kuşaklara doğru olarak aktarabilmek için, tarihi kaynakların araştırılması gerekiyordu. Bunun için 1876-1877 Osmanlı Rus Savaşı'ndan başlayarak 93 Muhaciri diye adlandırılan göçmenlerin, Kafkasya'dan Anadolu'nun çeşitli yörelerine nasıl gelip yerleştiklerini araştırmaya başladım. Hicri takvimde 1293 tarihinde sona eren Osmanlı Rus Savaşı sonrasında, yurtlarından göç etmek zorunda kalan, genel olarak 93 muhaciri diye adlandırılan göçmen grupları, Bursa, Adapazarı, İzmit, Bolu, Balıkesir, Tokat, Amasya, Ordu ve Sinop vilayetlerinde yoğun olarak iskan edilmiş olmalarına rağmen, Kastamonu vilayetinde bir tane köy bulunması da bana ilginç geldi. Araştırmalarım sırasında Türkeli kazası dahilindeki bazı Gürcü ailelerin önce Hamidiye'ye geldiklerini, buradaki arazi azlığı yüzünden yerleşmeye imkan bulamadıkları için oralara gittiklerini de öğrendim.
        Hamidiye Köyü'nün tarihi ile ilgili araştırma yaparken, köyümün yaşlıları ile kadın erkek demeden bire bir konuştum. Onlardan gelenek ve göreneklerini, giyim kuşam ve yaşam tarzlarını, düğün, nişan, bayram günlerine ait toplumsal dayanışmalarının neler olduğunu öğrenmeye çalıştım. Dedelerimin muhacir olmadan evvel yaşadıkları Batumi-Acara bölgesinden, Artvin-Şavşat ve Meydancık köylerinden getirip halen sürdürdükleri adet ve geleneklerinin, neler olduğunu sordum. 93 muhacirlerinin iskan ve ibadelerini, iskan bölgelerinde köyler kurup yerleşinceye kadar, devletin uygulamak istediği sisteme uyum sağlamakta zorluk çekip çekmedikleri, iskan komisyonlarının kararlarına uymayan muhacirlerin durumları, iskan bölgelerindeki yerleşik halkın muhacirlere karşı gösterdikleri tepkiler karşısında meydana gelen olayların nasıl halledilmeye çalışıldığı, iskan yerlerini beğenmeyerek geldikleri bölgenin iklimine ve coğrafyasına uygun arazilere yerleşmekte ısrar ve inat edenlerin, toplu köy kurmaktansa bağımsız yaşama isteklerinde direnmeleri, incelenmeye değer görülüp araştırıldı.
        Bilhassa Bursa Vilayeti dahilindeki gürcü köylerine tek tek gidilerek, yaşlılarla yüz yüze görüşülerek konuşuldu. 93 muhacirleri ve bunların iskanları sırasında yaşanan olayların, o zamanki kadı sicillerinde, salnamelerde, iskan komisyonu raporlarında yazılışı ile yaşlıların anlattıkları arasında önemli benzerliklerin varlığı, doğru yolda olduğumun kanıtı gibiydi.
        Çalışma ve araştırmalarım sırasında, babalarından, dedelerinden duyup işittiklerini bana aktaran, başta amcam İsmail Kaplan, Talip Yaşar, Rahmetli Recep Demir, Ahmet Taşkıran, emekli imam Recep Demir, halam Şetaret Turan ve diğerlerine teşekkür ediyor, ellerinden öpüyor, ölenlerine rahmet diliyorum. Ev ev gezerek çıkarmaya çalıştığım aile şecerelerindeki bilgilerin, eksik ve yanlış taraflarını düzeltebilmek için başvurduğum Çatalzeytin Nüfus Müdürü Ramazan Dinçer'e, göstermiş olduğu anlayış ve yardımları için köyüm ve köylülerim adına teşekkür ediyorum.
        Bir yazar olduğum iddiasında değilim. Duyduklarımı, öğrendiklerimi, anlatılanları, tarihi kaynaklardan derleyebildiklerimi bir araya getirip, köyümün genç kuşaklarına aktarmaya çalıştım.
        Otuz iki hanesinden, on sekiz delikanlısını aynı gün cepheye yollayan Hamidiye Köyü , onların geri dönüşlerini göremedi. Her biri, biri birinden uzak cephelerde vatan için savaşıp, kanlarını, uğruna öldükleri topraklara akıttılar. Parçalanmış bedenlerinden, künyelerini öğrenmek mümkün olmadı. Yıllar sonra nüfus kayıtlarına "Umumi Harp Gaibi" şerhi düşülerek, öldüklerine hükmedildi. Çanakkale'de, Sarıkamış'ta , Irak çöllerinde, Sakarya'nın kan rengi sularında yatan isimsiz kahramanlara karıştılar.
        Daha altı aylık gelin iken kocasını cepheye gönderen Şehro Gelin'in on yıl süren bekleyişi sonunda karşılaştığı acıyı, ağıtlara, türkülere dökenleri unutmak mümkün mü?
        Köyümün genç kuşakları! Sizlerin de benim gibi köyünüze ait anlatacaklarınız yok gibi. İleride, sizlerin de çocuklarınıza anlatacak öyküleriniz olsun istedim. Köyümüze dair ne varsa bir bir ortadan kayboluşunun hüznünü yaşamayasmız diye...
        Okumuş olmak, kalkınmış olmak demek; her şeyi unutmak anlamına gelmemeli. Öz kültürümüzden kopmayı, atalarımızdan, ninelerimizden kalan kültür mirasını reddetmeyi bırakmalıyız, diye düşünüyorum.
Bana göre asıl başarı, varolan değerleri korurken, çağdaş yaşamın ekonomik imkanlarını değerlendirerek, ata mirasına sahip çıkılmasıyla sağlanacaktır.
        Köyümün gençlerini bu mirasa sahip çıkmaya çağırıyorum!
        Geçmişten günümüze kadar bir çok değerimizi hatırlatma ve öğrenme imkanı vereceğine inandığım bu kitapçığın, köylülerimin gönül yorgunluğunu hafifleteceğine inanıyorum. Gençlerimizin elinde ise mum ışığı kadar bir aydınlık sağlarsa mutlu olacağım.

Bursa, 5 Ocak 2005
Cemal KAPLAN

 

 

İÇİNDEKİLER
 
SUNUŞ: PIRPITIN UCUNDAN YAPIŞMAK
11
ÖNSÖZ YERİNE: GÖÇMENLİK KADERİDİR HAMİDİYELİNİN
12
BU ÇALIŞMANIN HİKAYESİ
17
1. BÖLÜM: TÜRKİYE'DE GÜRCÜLER
21
1
Gürcüler
22
A
Çveneburi
23
B
Gürcüler Dağı Sever
23
2
Ata Vatanımız
24
3
Göçler Dönemi
25
2. BÖLÜM: 93 HARBİ
29
3. BÖLÜM: MUHACİRLER
33
1
Muhacir İskan Komisyonları
34
2
Muhacirlerin Genel Durumları
34
3
Belirlenen İskan Alanları ve Uygulanan Politikalar
35
4
Muhacirlerin İaşe ve İbade Edilmeleri
36
5
Muhacirlerin Devletten Beklentileri
37
6
Muhacirlere Tanınan Ayrıcalıklar
39
7
Muhacirlerle İlgili Genel Sorunlar
39
4. BÖLÜM: GÖÇ YOLLARI
41
1
93 Muhacirleri
42
2
Batumi, Acara ve Artvin'den Göç Edenler
43
5. BÖLÜM: GÖÇTEN ÖNCE HAMİDİYE KÖYÜ
47
1
Hamidiye Köyü'nün Göçten Önceki Durumu
48
2
İlyas Köyü (Komosopeli)
48
3
Hamidiye Köyü'nün Kurucuları
50
4
Atmeydanı Mahallesi
53
5
Katibin Köyü (Katibiyenti- Katip Mehmet)
55
6
Şakir Usta'nın Köyü (Mumiyenti)
57
7
Kabalakdüzü Mahallesi
58
6. BÖLÜM: HAMİDİYE KÖYÜ
63
1
Hamidiye Köyü'nün Sınırları
66
2
Hamidiye Köyü'nün Arazi Yapısı
66
3
Hamidiye Köyü'nde Nüfus Yazımı
69
4
Hamidiye Köyü'nde Soyadı Alınması
70
5
Hamidiye Köyü'nde İdari Yapılaşma
71
6
Hamidiye Köyü'nün Çatalzeytin'e Bağlanması
77
7. BÖLÜM: VATAN SAVUNMASINDA HAMİDİYE KÖYÜ
79
1
Seferberlik ve Kurtuluş Savaşı'nda Hamidiye Köyü
80
2
Seferberlikte Hamidiye Köyü'nde Yaşanmış Bir Öykü
84
8. BÖLÜM: HAMİDİYE KÖYÜ'NDE EĞİTİM VE ANADİL
93
1
Hamidiye Köyü'nde Eğitim ve Öğretim
94
2
Anadil Gürcüce ve Gürcüce'nin Unutulması
98
9. BÖLÜM: HAMİDİYE KÖYÜ'NDE SOSYAL YAŞAM
101
1
Evlilik ve Aile Hayatı
102
2
Yardımlaşma
102
3
Yayla ve Yaylacılık
103
10. BÖLÜM: GELENEKLER GÖRENEKLER
109
1
Kız İsteme, Nişan ve Düğün
110
2
Asker Uğurlaması
112
3
Yemekler
113
4
Loğusa Görme
114
5
Giyim Adetleri
114
6
Batıl İnançlar
115
11. BÖLÜM: HAMİDİYE KÖYÜ'NÜN KURUCULARI
117
1
Karslıoğulları (Karsliyentiler)
118
2
İsmailefendioğulları (Esmeriyentiler)
122
3
Tahiroğulları (Huriyentiler-Şahveled)
124
4
Tahiroğulları (Hafız Mehmet Efendi)
126
5
Avcıoğulları Şakir (Şeker)
128
6
Azizoğulları (Mamadiyentiler)
131
7
Mustafaefendioğulları (Zorabeti)
133
8
Hocaoğulları (Ömer Efendi)
135
9
İdrisoğulları (Metkinoğlu-Kara Süleyman)
135
10
Basa Yusuf
137
11
İdrisoğulları (Metkinoğlu-Ak Hasan)
139
12
Alioğulları (Çibioğulları)
141
13
Alioğulları (Çibioğulları Sefer)
144
14
Mahmutoğulları (Sarı Hasan)
145
15
Azizoğulları (Mercan)
149
16
Süleymanalemdaroğulları (Katibiyenti)
150
17
Hacıoğulları (Gadamiyenti-Molla Mehmet)
153
18
Ütrükoğulları (Gülaliyenti)
155
19
Hacıoğulları (Hacıyenti-Bego Dede)
157
20
Subuketiler
159
21
Çuvereboli Kara Ali Çavuş
161
22
Demircioğlu Şakir
161
23
Azizoğulları (Süleyman Ağa)
161
24
Hafızoğulları (Ömer Efendi)
164
25
Alemdaroğulları (Mumiyenti)
166
26
Karslıoğlu Şeker
168
27
Hacı Azizoğulları
170
28
Albayraklar
172
29
Diyobanlı Urfan Dede (Debliyenti)
172
12. BÖLÜM: BAKİ KUBBEDE HOŞ SEDA BIRAKANLAR
175
1
Sen ki Şahveled'in Oğlusun
176
2
Anan Yaptı Ha
177
3
Malik Öldü
178
4
Bizim Kana'ya Yağmamıştır
178
5
Murat Dönerse
178
6
Mevlüt Var
180
7
İsmail Dayı'mın Eşeği Gibi Yatıyorum
180
8
Malın Gibi Ye
182
9
Kabak Çalma
182
10
Aşağı mı Yukarı mı Ülen
183
11
Yunus Dede
185
12
Tonton Dede
186
13. BÖLÜM: NASIL ALÇICI OLDULAR?
189
KAYNAKÇA
201

KARADENİZ ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
Son yıllarda Türkiye üzerine yapılan halkbilimi, gezi, monografi ve ansiklopedi çalışmalarına bir yenisi daha eklendi. Araştırmacı Özhan Öztürk’ün hazırladığı iki ciltlik “Karadeniz Ansiklopedik Sözlük”, aynı zamanda alanında bir ilk. Hem birebir kaynak kişilerle hem de oldukça zengin kaynakçalarla karşılaştırmalı olarak yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan ansiklopedik sözlükte maddelerin etimolojileri de yapılmış. Karadeniz ile ilgili pek çok sorunun yanıtlarının bulunabileceği Karadeniz Ansiklopedik Sözlük, üzerinde yoğun emek verilmiş bir yapıt.
By: admin2

KARADENİZ ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK

        Son yıllarda Türkiye üzerine yapılan halkbilimi, gezi, monografi ve ansiklopedi çalışmalarına bir yenisi daha eklendi. Araştırmacı Özhan Öztürk’ün hazırladığı iki ciltlik “Karadeniz Ansiklopedik Sözlük”, aynı zamanda alanında bir ilk. Hem birebir kaynak kişilerle hem de oldukça zengin kaynakçalarla karşılaştırmalı olarak yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan ansiklopedik sözlükte maddelerin etimolojileri de yapılmış. Karadeniz ile ilgili pek çok sorunun yanıtlarının bulunabileceği Karadeniz Ansiklopedik Sözlük, üzerinde yoğun emek verilmiş bir yapıt görünümünde. Heyamola Yayınları tarafından yayınlanan ve sınırlı sayıda basılan sözlük, Karadeniz tarihi, kültürü ve halkbilimi ile ilgilenenler için bilimsel bir kaynak olarak nitelendiriliyor. Ansiklopediyi hazırlayan Özhan Öztürk, 1260 sayfalık çalışmasını şöyle değerlendirmektedir:

        “Nedeni bilinmez ama Doğu Karadeniz bölgesinde tek bir arkeolojik kazı yapılmamıştır. Ksenophon’un Anabasis adlı eserinde (MÖ 401) yoğun bir yerleşime sahip olduğu gözlenen bölgede -neden kazı yapılmadığı bu kitabın konusu değildir- en azından Orta Karadeniz’de, Kırım civarında ve Kolhis’te yapılan kazılarda bulunanlardan daha azına rastlanmayacağından şüphe edilmemelidir. İlginç ve üzerinde tartışılması gereken bir durum da, külliyatlı bir Türkçe literatüre sahip olan yöre kültür ve tarihi çalışmalarında, devletin Cumhuriyet döneminde değiştirmesine rağmen halkın ısrarla kullanmaya devam ettiği orijinal köy ve mahalle isimlerinin gerçekçi analizinin neden yapılmadığıdır. Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illeriyle sınırlı olan bu çalışmada, bölgede yaşayan insanların ana dilleri ne olursa olsun, konuşulan Türkçe diyalektleri içinde kullanılan, tüm orijinal kelime, deyim ve toponimleri, başta Samsun, Erzurum ve Gümüşhane olmak üzere çevre iller, Anadolu hatta çevre ülkeler ve bu ülkelerin dilleri ile sürekli kıyaslayarak ele aldım. Özellikle orijinal toponomik isimlerin, Anadolu, Yunanistan, Ermenistan, Gürcüstan, Azerbaycan ve diğer Türk Devletleri’yle kıyaslanmasının yöresel tarih ile uğraşanların işine yarayacağını, araş-tırmacılara ilham vereceğini umuyorum.

        Bölgedeki bazı köy adları, Mora yarımadası, Girit ve Efir bölgesindeki köylerle birebir eşleşirken benzerlerinin Anadolu’da ve Kuzey Yunanistan’da bulunmaması; Lazların tarihi yurdu olan Kuzey Abhazya’daki köy adlarının benzerlerine rastlanması, Yunanistan ve Anadolu’nun Hint-Avrupalılardan önceki halkları olan Pelasg ve Thrak’lara ait izlerin varlığı, sadece yöre ve Anadolu tarihini değil; tüm Kafkasya’dan Balkanlara dek bölge tarihinin ısrarla yeniden sorgulanmasını gerektirmektedir.

” Geniş bilgi ve kitaptan örnek sayfaları/maddeleri görmek için: www.karalahana.com

Eser: KARADENİZ ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
Hazırlayan: Özhan Öztürk
Yayınevi: Heyamola Yayınları
Sipariş İçin: www.attistanbul.com , heyamola@attistanbul.com

 


KURTULUŞ SAVAŞI SÖZLÜĞÜ
Kurtuluş Savaşı, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti"ne ağır koşullar dayatan Mondros Mütarekesi"yle ortaya çıkan işgale ve İstanbul Hükümeti"ne karşı Anadolu"da yürütülmüş ve Türkiye Cumhuriyeti"nin kurulması ile sonuçlanmış ulusal bağımsızlık savaşıdır. Bu savaşın önderi olan Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti"nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır; öte yandan 20. yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Kurtuluş Savaşı Sözlüğü, bu dönemi alfabetik olarak ele alan bir çalışmadır.
Bu çalışmada, Kurtuluş Savaşı"nda rol oynamış kişiler, bu dönemdeki olaylar, kurumalar, anlaşmalar, çatışmalar, gazete ve dergiler ele alınıyor; sancakların ve vilayetlerin tarihleri anlatılıyor.
By: admin2

Kurtuluş Savaşı, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti'ne ağır koşullar dayatan Mondros Mütarekesi'yle ortaya çıkan işgale ve İstanbul Hükümeti'ne karşı Anadolu'da yürütülmüş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile sonuçlanmış ulusal bağımsızlık savaşıdır. Bu savaşın önderi olan Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır; öte yandan 20. yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Kurtuluş Savaşı Sözlüğü, bu dönemi alfabetik olarak ele alan bir çalışmadır.
Bu çalışmada, Kurtuluş Savaşı'nda rol oynamış kişiler, bu dönemdeki olaylar, kurumalar, anlaşmalar, çatışmalar, gazete ve dergiler ele alınıyor; sancakların ve vilayetlerin tarihleri anlatılıyor.

        ÖNSÖZ
        Kurtuluş Savaşı, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Dev-leti'ne ağır koşullar dayatan Mondros Mütarekesi'yle ortaya çıkan işgale ve İstanbul Hükümeti'ne karşı Anadolu'da yürütülmüş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmış ulusal bağımsızlık savaşıdır. Bu savaşın önderi olan Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır; öte yandan 20. yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Kurtuluş Savaşı Sözlüğü, bu dönemi alfabetik olarak ele alan bir çalışmadır.
        Bir tür özel adlar sözlüğü olan Kurtuluş Savaşı Sözlüğü, söz konusu döneme ilişkin çok sayıda madde başlığından oluşuyor. Kurtuluş Savaşı'nda rol oynamış kişiler, bu dönemdeki olaylar, kurumlar, anlaşmalar, çatışmalar, gazete ve dergiler ele alınıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne temsilci gönderen o dönemdeki sancakların ya da vilayetlerin (sonradan il ya da ilçeler) Milli Mücadele dönemine ilişkin tarihleri anlatılıyor ve milletvekillerinin adları veriliyor.
        Bir tür alfabetik ansiklopedi gibi düzenlenen kitaptaki bütün biyografiler, o tarihlerde soyadı kullanılmadığı için, soyadına göre değil adlara göre bir alfabetik sıralamayla verilmiştir. Bununla birlikte soyadlarından adlara gönderme yapılmıştır (örneğin: Atatürk, Mustafa Kemal Bak. MUSTAFA KEMAL). Öte yandan bir metinden diğer bir metne çeşitli biçimde göndermeler yapılarak (bak. ya da Ayrıca bak.) ilişkili konular arasında okurun bağ kurması sağlanmıştır.

Fahrettin ÇiloğluFahrettin Çiloğlu
1995 yılında Ünye'de doğdu. İstanbul'da gazetecilik öğrenimini tamamladıktan sonra, uzun yıllar çeşitli ansiklobedilerde yazar, redaktör ve yazı kurulu üyesi olarak çalıştı. AnaBritanica ansiklobedisinin ve Portreler dergisinin yayın kurulu üyeliğinde bulundu. Pek çok gazete ve dergide yazıları yayımlandı. Gürcü kültür dergileri çveneburi ve mamuli'nin, bazı kitapların editörlüğünü yaptı. Borçka Mektupları (2002), Gürcü Köyleri (2002), İstanbul Gürcüleri (2003) gibi tarihsel içerikli kitaplar çevirdi. Dilden Dine Edebiyattan Sanata Gürcülerin Tarihi (1993) adlı kitabı kaleme aldı ve Rusya Federasyonu'nunda ve Transkafkasya'dak Etnik Çatışmalar (1998) adlı kitabı yayıma hazırladı. Kurtuluş savaşı ile ilgili çalışmasına "Kurtuluş Savaşı CD-Romu" (1996) ile başladı. Bu çalışmayı geliştirerek Kurtuluş Savaşı Sözlüğü'nü hazırladı (1999). Elinizdeki kitap, bu çalışmanın genişletilmiş biçimidir.

Şiir ve kısa öyküler yazan Fahrettin Çiloğlu'nun edebiyata ilgisi şiirle başladı. Şiirleri Adam Sanat, İnsancıl dergilerinde yayımlandı. Öte yandan şiir çevirilerini yaptı. Gürcü, Eski Mısır ve Eski Japon şiirlerini çevirdi. Bu çevirilerin bir bölümü Cumhuriyet Kitap ekinin "Şiir Atlası" sayfalarında yayımlandı. Ayrıca Şiir Atlası (1994-2000) adlı yedi ciltlik kitap dizisinde, Sıcak Hüzün (1998) adlı kitapta yer aldı. Çiloğlu daha sonra kısa öykü yazmaya yöneldi. Pek çok öyküsü Üçüncü Öyküler ve Adam Öykü dergilerinde çıktı. Bu arada Gürcü yazarların kısa öykülerini çevirerek çeşitli dergilerinde yayımladı. Guram Gegeşidze'den çevirdiği öyküleri Düş (2004) adı altında kitaplaştırdı. Beni Bırak Uzaklara'da (2004) öykülerini, Nisan Şiirleri'nde (2004) şiirlerini, Aşksız Mutluluk Yoktur (2004) adlı kitapta aşk üzerine duygularını, düşüncelerini ve yorumlarını bir araya getirdi.


RESSAM
Bu kitaptaki öyküler, uluslararası üne sahip bir Gürcü ressamın Öyküleri. Bu öykülerin yazan Gogi Çagelişvili, biri bu kitap kapağında da yer alan, en güzel İstanbul resimlerinin de ressamı. Gogi. kendi yaşantısı üzerine
kurgulamış olduğu izlenimi veren, birbiriyle bağlantılı öykülerinde, annesini kaybeden bir çocuğunun duygusal gelgitlerini, yetişkinliğe geçerken yaşadığı hayal kırıklıklarını, bir ressamın sıkıntılı sanat ve aile yaşamını anlatıyor. Gürcü edebiyatını özgü o ince mizah duygusu, Gogi"nin öykülerinde de kendini hissettiriyor.
By: admin2

Bu kitaptaki öyküler, uluslararası üne sahip bir Gürcü ressamın Öyküleri. Bu öykülerin yazan Gogi Çagelişvili, biri bu kitap kapağında da yer alan, en güzel İstanbul resimlerinin de ressamı. Gogi. kendi yaşantısı üzerine
kurgulamış olduğu izlenimi veren, birbiriyle bağlantılı öykülerinde, annesini kaybeden bir çocuğunun duygusal gelgitlerini, yetişkinliğe geçerken yaşadığı hayal kırıklıklarını, bir ressamın sıkıntılı sanat ve aile yaşamını anlatıyor. Gürcü edebiyatını özgü o ince mizah duygusu, Gogi'nin öykülerinde de kendini hissettiriyor.

Gogi ÇagelişviliGogi Çagelişvili, uluslararası üne sahip bir ressam. 28 Kasım 1944'te Tiflis'te dünyaya geldi. 1971 yılında Tiflis Resim Akademisi'ni bitirdi. 1975 yılından bu yana Ressamlar Birliği üyesi. Tiflis, Moskova, Ankara, Düsseldorf, Montreal, İstanbul gibi kentlerde kişisel sergiler açtı. Beyoğlu'nda Turnacıbaşı Sokak'taki "İlyada" adlı galeride onun resimlerini sürekli görmek mümkün.
        Öte yandan Gogi, gençliğinden beri öyküler yazmış. Üç kısa öyküsü daha önce Adam Öykü dergisinde yayımlanmıştı. Bu kitaptaki öyküler, birbiriyle bağlantılı bir dizi öyküden oluşan "Ressam" (Mhatvari, 2000) adlı kitaptan alınmıştır.

Bu kitabı kitapçılarda bulabilirsiniz. Bulamamanız halinde yayınevine ulaşabilirsiniz.

 

Eser: RESSAM
Yazarı: Gogi Çagelişvili
Türkçesi:  Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


RESSAM kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


NİSAN ŞİİRLERİ
Fahrettin Çiloğlu’nun şiirlerini bir araya getiren Nisan Şiirleri, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Şiirler altı bölümde toplanmış. Bu bölümler “Hayal”, “Hayal Ötesi”, “Gerçek”, “Gerçek Ötesi”, “Masal” ve “Masal Ötesi” adlarını taşıyor. Kitabı okuduğunuzda, şiirlerin bu bölümlerin adlarına uygun içerikte olduğunu hissediyorsunuz. Örneğin, Tiflis’te yazıldığı anlaşılan “Bir Akşamüstü” adlı şiir, “Gerçek” adlı bölümde verilmiş ve gerçekle örtüşür gibi duruyor. “İstanbul Düşleri” adı altındaki bir dizi şiir ise, insanı “Masal Ötesi”ne taşıyor.
By: admin2

NİSAN ŞİİRLERİ

NİSAN ŞİİRLERİ

Fahrettin Çiloğlu’nun şiirlerini bir araya getiren Nisan Şiirleri, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Şiirler altı bölümde toplanmış. Bu bölümler “Hayal”, “Hayal Ötesi”, “Gerçek”, “Gerçek Ötesi”, “Masal” ve “Masal Ötesi” adlarını taşıyor. Kitabı okuduğunuzda, şiirlerin bu bölümlerin adlarına uygun içerikte olduğunu hissediyorsunuz. Örneğin, Tiflis’te yazıldığı anlaşılan “Bir Akşamüstü” adlı şiir, “Gerçek” adlı bölümde verilmiş ve gerçekle örtüşür gibi duruyor. “İstanbul Düşleri” adı altındaki bir dizi şiir ise, insanı “Masal Ötesi”ne taşıyor.
Kitabın başındaki “Şiir gibi / Hüzünlü hayatlara adanmıştır” sözleri, Nisan Şiirleri’nin hüzünlü şiirler olduğunun da işareti sanki. Kitabın girişinde ve arka kapağında Vaja Pşavela’dan bir dörtlük yer alıyor:
    “Bu yanda ben varım, öte yanda sen,
     Aramızdan akıp gidiyor nehirler,
     Bir köprümüz yok suyun üstünde,
     Öldürüyor bizi dinmeyen düşünceler.”
Vaja Pşavela’nın dörtlüğündeki sen ve ben, Çiloğlu’nun pek çok şiirinin de sen ve ben üzerine kurgulandığının habercisi sanki. “Sen Venüsümsün”, “Sen ve Ay”, “Senden Yana”, “Ve Sen”, “Sen Gidersen” adlı şiirleri de bu saptamayı güçlendiriyor. Biz buraya “Bir Akşamüstü” adlı şiiri aldık:


BİR AKŞAMÜSTÜ
Bir akşamüstü keşfettim,
Yağmurlu bir akşamüstü,
Pencereden sarkıp sigara içmeyi.
Bir sigara içiminden daha uzakken
İstanbul,
Saçları ayasofyasarısı,
Gözleri sultanahmetmavisi...


Her akşamüstü,
Yağmurun Tiflisi yıkadığı
Her akşamüstü,
Pencereden sarkıp yarıbelime,
Bir sigara içimi uzandım
İstanbula
Ve gözyaşlarımı akıttım Kura Nehrine
Yerebatan yerine...

 

Bu kitabı kitapçılarda bulabilirsiniz. Bulamamanız halinde yayınevine ulaşabilirsiniz.

 

 

Eser: NİSAN ŞİİRLERİ
Yazarı: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


NİSAN ŞİİRLERİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


DÜŞ
Guram Gegeşidze’nin yedi öyküsünü bir araya getiren Düş, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Bu öyküler Fahrettin Çiloğlu tarafından çevrilmiş. Düş’teki bazı öyküler, önceki yıllarda Adam Öykü dergisinde de yayımlanmıştı. Kitap adını, içindeki aynı adlı öyküden alıyor. Düş’ün arka kapak yazısında Guram Gegeşidze şöyle tanıtılıyor: “Guram Gegeşidze, çağdaş Gürcü edebiyatının önde gelen yazarlarından biri. 1934"te Tiflis"te doğdu. Tiflis Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi"nde öğrenim gördü. Daha sonra Moskova"da senaryo yazarlığı eğitimi aldı. 1968"de yayımlanan “Günahkâr” adlı yapıtıyla, Gürcülerin geleneksel yaşamını değiştirmeye yönelik çabalara karşı duran akımın öncülerinden biri oldu.
By: admin2

DÜŞ

DÜŞ

Guram Gegeşidze’nin yedi öyküsünü bir araya getiren Düş, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Bu öyküler Fahrettin Çiloğlu tarafından çevrilmiş. Düş’teki bazı öyküler, önceki yıllarda Adam Öykü dergisinde de yayımlanmıştı. Kitap adını, içindeki aynı adlı öyküden alıyor. Düş’ün arka kapak yazısında Guram Gegeşidze şöyle tanıtılıyor:
“Guram Gegeşidze, çağdaş Gürcü edebiyatının önde gelen yazarlarından biri. 1934'te Tbilisi'de doğdu. Tbilisi Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi'nde öğrenim gördü. Daha sonra Moskova'da senaryo yazarlığı eğitimi aldı. 1968'de yayımlanan “Günahkâr” adlı yapıtıyla, Gürcülerin geleneksel yaşamını değiştirmeye yönelik çabalara karşı duran akımın öncülerinden biri oldu. Daha sonra "Konuk" (1976), "Uzaklık" (1967) gibi roman  ve öykü kitapları basıldı. Bu kitaptaki öyküleri, henüz karmaşıklaşmamış ve toprakla ilişkisini koparmamış Gürcü toplumundan kesitler yansıtıyor.”


Bu kitabı kitapçılarda bulabilirsiniz. Bulamamanız halinde yayınevine ulaşabilirsiniz.

 

Eser: DÜŞ
Yazarı: Guram Gegeşidze
Hazırlayan: Fahrettin Çiloğlu

Türkçesi:  Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


DÜŞ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


BENİ BIRAK UZAKLARA
Fahrettin Çiloğlu’nun öykülerini bir araya getiren Beni Bırak Uzaklara, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Öyküler beş bölüm altında toplanmış. Bu bölümler “Hayal”, “Hayal Ötesi”, “Gerçek”, “Gerçek Ötesi” ve “Masal” adlarını taşıyor. Beni Bırak Uzaklara’da toplam on yedi öykü yer alıyor. Bu öykülerden birkaçı, “Tiflis Öyküleri” ve “Kar Öyküleri” adı altında bir süredir sitemizde de bulunuyor. Kitabın girişinde Susanna Tamaro’nun Anima Mundi adlı yapıtından bir alıntıya yer verilmiş: “İnsan bir anda yapayalnız kalır ve bu yalnızlıkta pek çok şey değişir. Artık bir evlat değilsinizdir, kendisine şöyle ya da böyle davranmamız gereken hiç kimse yoktur. Doğal düzen içinde ufukta beliren son artık sizin sonunuzdur”
By: admin2

BENİ BIRAK UZAKLARABENİ BIRAK UZAKLARA

Fahrettin Çiloğlu’nun öykülerini bir araya getiren Beni Bırak Uzaklara, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Öyküler beş bölüm altında toplanmış. Bu bölümler “Hayal”, “Hayal Ötesi”, “Gerçek”, “Gerçek Ötesi” ve “Masal” adlarını taşıyor. Beni Bırak Uzaklara’da toplam on yedi öykü yer alıyor. Bu öykülerden birkaçı, “Tiflis Öyküleri” ve “Kar Öyküleri” adı altında bir süredir sitemizde de bulunuyor. Kitabın girişinde Susanna Tamaro’nun Anima Mundi adlı yapıtından bir alıntıya yer verilmiş: “İnsan bir anda yapayalnız kalır ve bu yalnızlıkta pek çok şey değişir. Artık bir evlat değilsinizdir, kendisine şöyle ya da böyle davranmamız gereken hiç kimse yoktur. Doğal düzen içinde ufukta beliren son artık sizin sonunuzdur”

Kitabın arka kapağındaki yazıda Beni Bırak Uzaklara üzerine kısa bir değerlendirme yapılmış: “Beni Bırak Uzaklara, farklı dünyaları yansıtan öyküleri, aşkların, ayrılıkların, hayal kırıklıkların ve yitip giden hayatların öykülerini içeriyor. Zaman zaman iç içe geçen bu öyküler, bir hayalden, hayal ötesine uzanıyor. Gerçekle yüzleşirken, yalnızca gerçeğe değil, gerçekle paralellik kuran gerçek ötesine dokunuyor. Bizi bazen bir masal dünyasına taşıyor ve yaşamımızın ne kadarının gerçek, ne kadarının hayal, ne kadarının masal olduğunu sorgulamamıza yol açıyor.”


Bu kitabı kitapçılarda bulabilirsiniz. Bulamamanız halinde yayınevine ulaşabilirsiniz.

 

Eser: BENİ BIRAK UZAKLARA
Yazarı: Fahrettin Çiloğlu
Yayınevi: Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


BENİ BIRAK UZAKLARA kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


AŞKSIZ MUTLULUK YOKTUR
Fahrettin Çiloğlu’nun aşk üzerine düşüncelerini, yorumlarını bir araya getiren Aşksız Mutluluk Yoktur, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Kitap beş bölümden oluşuyor. Kitabın girişinde Louis Aragon’un “Mutlu aşk yoktur” dizesi yer alıyor. Aşksız Mutluluk Yoktur, hem aşkı hem de mutluluğu sorguluyor. Kitap sanki örtük biçimde Aragon’un bu dizesindeki düşünceyi paylaşıyor, ama öte yandan aşksız da mutluluk olmayacağını belirtiyor. Nitekim kitap “Mutlu aşk yoktur. Aşksız bir mutluluk olmadığı gibi” sözleriyle son buluyor.
By: admin2

AŞKSIZ MUTLULUK YOKTUR

AŞKSIZ MUTLULUK YOKTUR

Fahrettin Çiloğlu’nun aşk üzerine düşüncelerini, yorumlarını bir araya getiren Aşksız Mutluluk Yoktur, Sinatle Yayınları’ndan çıktı. Kitap beş bölümden oluşuyor. Kitabın girişinde Louis Aragon’un “Mutlu aşk yoktur” dizesi yer alıyor. Aşksız Mutluluk Yoktur, hem aşkı hem de mutluluğu sorguluyor. Kitap sanki örtük biçimde Aragon’un bu dizesindeki düşünceyi paylaşıyor, ama öte yandan aşksız da mutluluk olmayacağını belirtiyor. Nitekim kitap “Mutlu aşk yoktur. Aşksız bir mutluluk olmadığı gibi” sözleriyle son buluyor. Kitabın arka kapağında içinden bir bölüme de yer verilmiş:
“Bir aşkın gerçek aşkımız, bizim aşkımız olduğunu onu yitirmek üzereyken daha iyi anlıyoruz. Yürek atışlarımız değişiyor, tıpkı martıların kanat çırpışları gibi. Aşkı yitirmek üzereyken yürek atışlarımız, martının suya yakın uçarkenki kanat çırpışlarına benziyor; daha sık aralıklarla atıyor. Oysa aşkımız bize aitken, yürek atışlarımız dingin; yüksekte uçan martının neredeyse kanatlarını çırpmadan havada durması ya da süzülmesi gibi, neredeyse atmıyor yüreğimiz.”


Bu kitabı kitapçılarda bulabilirsiniz. Bulamamanız halinde yayınevine ulaşabilirsiniz.

 

Eser: AŞKSIZ MUTLULUK YOKTUR
Yazarı: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


AŞKSIZ MUTLULUK YOKTUR kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


ALİ ve NİNO - ალი და ნინო
“Kurban Said’in başyapıtı olan Ali ve Nino, ilk kez 1937’de Viyana’da yayınlandığında yüzyılın ölümsüz aşk romanlarından biri olarak değerlendirilmiş, Romeo ve Juliet, Rüzgar Gibi Geçti, Dr. Jivago gibi unutulmaz aşk öyküleriyle kıyaslanmıştır. Egzotik çöl manzarasını fon alan bu büyüleyici roman, farklı dinlerine, kültürlerine ve savaşa rağmen birbirlerine tutkuyla bağlı kalan iki insanın öyküsünü anlatır. Hazar Denizi’nin kıyısında Bakü’de Asya ile Avrupa, Müslümanlık ile Hıristiyanlık, Doğu ile Batı iç içe ama karşı karşıya yaşamaktadır. Yüzü Doğu’ya dönük olan Ali Han Şirvanşir ile Avrupalı duyarlılığına sahip olan Nino Kipiani okul yıllarında birbirlerine aşık olurlar. Bu imkansız aşkı yaşatabilmek, Doğu ile Batı arasındaki sınırı kaldırmak kadar zordur.
By: admin2

ALİ ve NİNO - ალი და ნინო

ALİ ve NİNO - ალი და ნინო

Kurban Said’in başyapıtı olan  Ali  ve Nino, ilk kez 1937’de Viyana’da yayınlandığında yüzyılın ölümsüz aşk romanlarından biri olarak değerlendirilmiş, Romeo ve Juliet, Rüzgar Gibi Geçti, Dr. Jivago gibi unutulmaz aşk öyküleriyle kıyaslanmıştır. Egzotik çöl manzarasını fon alan bu büyüleyici roman, farklı dinlerine, kültürlerine ve savaşa rağmen birbirlerine tutkuyla bağlı kalan iki insanın öyküsünü anlatır.
   Hazar Denizi’nin kıyısında Bakü’de Asya ile Avrupa, Müslümanlık ile Hıristiyanlık, Doğu ile Batı iç içe ama karşı karşıya yaşamaktadır. Yüzü Doğu’ya dönük olan Ali Han Şirvanşir ile Avrupalı duyarlılığına sahip olan Nino Kipiani okul yıllarında birbirlerine aşık olurlar. Bu imkansız aşkı yaşatabilmek, Doğu ile Batı arasındaki sınırı kaldırmak kadar zordur.
   Birinci Dünya Savaşı ve Rus Devrimi boyunca, Azerbeycan’ın da bağımsızlık savaşı verdiği bu kaotik ortamda Ali, Asyalı atalarının inançlarıyla Nino’ya olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalır.
   Binbir Gece Masalları tadındaki bu kitabın günışığına çıkışı en az Ali ve Nino’nun öyküsü kadar gizemli ve ilgi çekicidir. Bakü’de doğup Avrupa’da yaşayan Lev Nussimbaum ile Avusturyalı Barones Elfriede Ehrenfeis’in ‘Kurban Said’ imzasını kullanarak birlikte yazdıkları tahmin edilen romanın hangi bölümlerinin kimin kaleminden çıktğı yanıtlanamayan bir soru olarak kalmıştır.”

Eser: ALİ ve NİNO
Yazarı: Kurban Said
Türkçesi: Mehmet Harmanlı

Yayınevi : Everest Yayınları
Ticarethane Sokak No.53
Cağaloğlu-İstanbul
Tel. : (0212) 513 34 20 -21
Fax: (0212) 512 33 76
Genel Dağıtım: Alfa, Tel: 0212 5115303


SICAK HÜZÜN -Şiirler-
Fahrettin Çiloğlu"nun yayıma hazırladığı Sıcak Hüzün, Sinatle"nin üçüncü kitabı. Kitap, küçük bir Gürcü şiiri antolojisi olarak değerlendirilebilir. Sıcak Hüzün"de, Gürcü şiirinin, içinde yaşadığımız yüzyılın önde gelen şairlerinden beşinin şiirleri yer alıyor. Kitabın Giriş bölümündeki "Gürcü şiiri üzerine kısa bir değerlendirme" adlı yazı ise, Gürcü şiirini başlangıcından alıp, örneklerle günümüze getiriyor. Sıcak Hüzün adını, kitapta şiirleri yer alan şairlerden biri olan Eka Bakradze"nin aynı adlı kitabından alıyor. Bu kitaptaki şiirlerin neredeyse tümü, daha önce Gürcü kültürü dergileri çveneburi ve mamuli"de, Cumhuriyet gazetesinin Kitap ekinin Cevat Çapan tarafından hazırlanan "Şiir Atlası" sayfalarında yayımlanmıştır. Fahrettin Çiloğlu ve Hasan Çelik"in Gürcüceden çevirdikleri bu şiirleri, Sinatle Yayınları olarak okura topluca ulaştırmayı istedik.
By: admin2

SICAK HÜZÜN -Şiirler-

SICAK HÜZÜN -Şiirler-


ÖNSÖZ

Fahrettin Çiloğlu'nun yayıma hazırladığı Sıcak Hüzün, Sinatle'nin üçüncü kitabı. Kitap, küçük bir Gürcü şiiri antolojisi olarak değerlendirilebilir. Sıcak Hüzün'de, Gürcü şiirinin, içinde yaşadığımız yüzyılın önde gelen şairlerinden beşinin şiirleri yer alıyor. Kitabın Giriş bölümündeki "Gürcü şiiri üzerine kısa bir değerlendirme" adlı yazı ise, Gürcü şiirini başlangıcından alıp, örneklerle günümüze getiriyor.
Sıcak Hüzün adını, kitapta şiirleri yer alan şairlerden biri olan Eka Bakradze'nin aynı adlı kitabından alıyor. Bu kitaptaki şiirlerin neredeyse tümü, daha önce Gürcü kültürü dergileri çveneburi ve mamuli'de, Cumhuriyet gazetesinin Kitap ekinin Cevat Çapan tarafından hazırlanan "Şiir Atlası" sayfalarında yayımlanmıştır. Fahrettin Çiloğlu ve Hasan Çelik'in Gürcüceden çevirdikleri bu şiirleri, Sinatle Yayınları olarak okura topluca ulaştırmayı istedik.
Kitaptaki şairlerden ilki olan Galaktion Tabidze, yalnızca Gürcü şiirinin değil, "Sovyet şiiri"nin de en önemli telsilcilerinden biri sayılır, ilk yıllarda sembolistlerin etkisinde kalan şair, ilk şiirlerinde toplumsal koşullarla uyuşmazlığını, kendisini derinden etkileyen toplumsal çelişkileri yansıtır. Tabidze, Gürcü dilini en iyi kullanan şairlerden biri sayılır; şiirlerinde dilin tını ve ses yönüne büyük önem vermiştir. Ana Kalandadze, Gürcü şiirinin yaşayan önemli adlarından biridir. Kalandadze'nin çeşitli dillere de çevrilen, tarihe sık sık göndermeler yapan şiirlerinde, doğa ve insan sevgisi gibi temaların yanında dinsel motifler de dikkati çeker.
Çağdaş Gürcü şiirinde önemli yeri olan şairlerden biri olan Muhran Maçavariani, kendine özgü şiir dili olan şairlerden biridir ve özellikle "pitoresk" şiirleriyle dikkati çeker. Şair, şiirlerinde ele aldığı konuların adeta tablosunu çizer. Tamaz Çiladze, farklı duyarlıkların bir şairi olarak tanımlanabilir. Pek çok konuda son derece duyarlı ve etkileyici şiirler yazmıştır. Sıcak Hüzün'ün beşinci şairi Eka Bakradze, çocuk yaşta başladığı şiirini, genç yaşta olgunluk dönemine taşımayı başarmıştır ve günümüzde de Gürcü şiiri içindeki yerini korumaktadır.
Sıcak Hüzün, sizin Gürcü şiiriyle, Gürcü şiirinin de sizinle sıcak bir buluşması olsun!..

Sinatle

 

Eser: SICAK HÜZÜN -Şiirler-
Hazırlayan: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com

SICAK HÜZÜN -Şiirler- kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


GEORGES DUMEZIL’LE KONUŞMALAR
Georges Dumezil’le Konuşmalar, Sinatle’nin sekizinci kitabı. Georges Dumézil’in bir ölçüde özel yaşamının, üniversite kariyerinin ve entelektüel dünyasının sergilendiği bu yapıt ülkemizde bu ünlü bilim adamıyla ilgili olarak yayımlanan ilk kitap özelliği taşımaktadır. Özellikle geliştirdiği üç işlev kuramıyla tanınan yüzyılımıza damgasını vurmuş ünlü Fransız filolog, etnolog ve din tarihçisi Georges Dumézil çok sayıda yapıt vermiş, yaşamı boyunca yaklaşık otuz dili öğrenmiş, incelemiş, bilim alanına önemli yenilikler getirmiştir. Bir ölçüde özel yaşamının, üniversite kariyerinin ve entelektüel dünyasının sergilendiği bu yapıt ülkemizde Dumézil’le ilgili olarak yayımlanan ilk kitap özelliğini taşımaktadır.
By: admin2

Georges Dumézil’le Konuşmalar

Georges Dumézil’le Konuşmalar

ÖNSÖZ

Georges Dumézil’le Konuşmalar, Sinatle’nin sekizinci kitabı. Georges Dumézil’in bir ölçüde özel yaşamının, üniversite kariyerinin ve entelektüel dünyasının sergilendiği bu yapıt ülkemizde bu ünlü bilim adamıyla ilgili olarak yayımlanan ilk kitap özelliği taşımaktadır.
Özellikle geliştirdiği üç işlev kuramıyla tanınan yüzyılımıza damgasını vurmuş ünlü Fransız filolog, etnolog ve din tarihçisi Georges Dumézil çok sayıda yapıt vermiş, yaşamı boyunca yaklaşık otuz dili öğrenmiş, incelemiş, bilim alanına önemli yenilikler getirmiştir.
Bir ölçüde özel yaşamının, üniversite kariyerinin ve entelektüel dünyasının sergilendiği  bu yapıt ülkemizde Dumézil’le ilgili olarak yayımlanan ilk kitap özelliğini taşımaktadır.
Ünlü bilim adamının düşünce yapısı, çalışma alanları ve yapıtlarına giriş için bir anahtar niteliğindeki bu kitap Didier Eribon gibi  bir söyleşi ustasının ilginç sorularıyla Dumézil’in kişiliği ve yapıtları, yaşadığı dönemin toplumsal olayları ve özellikle dönemin Fransız entelektüel yaşamıyla ilgili olarak da  ilginç tanıklıklar getiriyor.
Dumézil’in I. ve II. Dünya savaşlarıyla ilgili askerlik anıları, öğrencilik yaşamı, Fransız Akademisi’ne seçilmesinden, dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı gezilere, bilim adamları ve yazarlarla ilişkilerine kadar her anlamdaki renkli bir yaşamın sergilendiği yapıt bizi Hint-Avrupa dünyasından ve mitlerinden, Yunanlılara, Anadolu’dan Peru’ya kadar dolaştırıyor.
Uzman olmayan çok geniş bir okur kitlesine olduğu kadar mitoloji ve destanlar dünyasıyla ilgilenen uzmanlara da ayrıntılı bilgiler sunan Didier Eribon ve Dumézil, Sofokles, Homeros, Vergilius, Etrüskler, Sabinler vb.ye olduğu kadar Foucault, Levi-Strauss, Duby, Braudel vb.ye de  başka türlü bir ışık tutuyorlar deyim yerindeyse.
Çağdaşı bilim adamlarının ve yakın çalışma arkadaşlarının çoğunun özellikle dil alanında bir deha olarak kabul ettikleri bu özel insan 1925’te Dinler Tarihi okutmak üzere geldiği Türkiye’de kendi deyimiyle insanlık ve bilim adına bir hazine bulmuştur: Kafkas dilleri ve etnolojisidir bu hazine. Türkiye’de ilk kez 1927’de tanıdığı Kafkasyalılar ve dilleri hakkında özellikle 1929-31 arasında yaptığı  geziler, konuşmalar ve görüşmelerle daha ayrıntılı bilgi sahibi olur. Aslında Osetlerin peşine düşmüş ama Çerkeslerin içine düşmüştür.
Çok önem verdiği Hint-Avrupa çalışmalarını tamamen bırakıp, yaşamını kesinlikle Türkiye, özellikle de İstanbul’da ve Kafkas dilleri konusunda çalışmaya adamayı düşünen ve bu alanda yapılacak çalışmaların tüm öteki uğraş alanlarını bırakmaya değecek kadar önemli olduğunu belirten Dumézil, Manyas’ta tanıştığı Tevfik Esenç’le birlikte Ubıh dili üzerine sistemli araştırmalar yapmıştır(Ubıh Dili, Ubıhların Masal ve Efsaneleri). Dumézil Türkçe ve Keçua dile arasında ilginç benzerlikler bulmuş ancak bu konuyla ilgili çalışmalarını geliştirme olanağı bulamamıştır.
Documents Anatoliens sur les langues et les traditions du Caucase (Kafkasya Dilleri ve Gelenekleri Üstüne Anadolu Belgeleri), Contes Lazes (Laz Masalları), Le Livre des Héros; Légendes sur les Nartes (Kahramanlar Kitabı; Nart Efsaneleri[Osetçeden çev.]) gibi yapıtların yazarı ve Türkiye’de Kafkas dillerine ilişkin kitaplaşmayı bekleyen, hacmini bilemediğimiz sayısız belge toplayan Georges Dumézil’in yapıtlarının bu kitapla birlikte ilgi görmeye ve Türkçe’de yayınlanmaya başlayacağını umuyoruz.   

 

 

Eser: Georges Dumézil’le Konuşmalar
Türkçesi: İsmail Yerguz

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


Georges Dumézil’le Konuşmalar kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


SONSUZLUK YASASI
Nodar Dumbadze, bir Gürcü romancısı. Karadeniz"den sınır komşumuz Gürcüstan küçük bir Cumhuriyet. Gürcüler de küçük bir Ulus. Fakat geçmişleri son derece zengin bir tarih ve kültür hazinesine dayanıyor. "Güneşi Görüyorum" ile Türk okurunun da çok yakından tanıyıp sevdiği bir yazar olan Nodar Dumbadze, bu yeni romanı "Sonsuzluk Yasası"nda daha Gorbaçov dünya politika sahnesine adımını atmamışken ülkede (Sovyetler Birliği"nde) özgürlüğün, yumuşamanın ve dünyaya açılmanın gereğini savunuyor ve bunun öncülüğünü yapıyor. "Sonsuzluk Yasası"nı okudukça Gürcülerle aramızda yalnızca komşuluk değil, uluslar olarak duyarlık, direnç, cinsellik ve aşk konularında da şaşırtıcı yakınlıklar ve benzerlikler bulacaksınız. Duyarlı ve Gerçekçi bir Gürcü romanı.
By: admin2

SONSUZLUK YASASI

SONSUZLUK YASASI

Nodar Dumbadze, bir Gürcü romancısı. Karadeniz'den sınır komşumuz Gürcüstan küçük bir Cumhuriyet. Gürcüler de küçük bir Ulus. Fakat geçmişleri son derece zengin bir tarih ve kültür hazinesine dayanıyor.
"Güneşi Görüyorum" ile Türk okurunun da çok yakından tanıyıp sevdiği bir yazar olan Nodar Dumbadze, bu yeni romanı "Sonsuzluk Yasası"nda daha Gorbaçov dünya politika sahnesine adımını atmamışken ülkede (Sovyetler Birliği'nde) özgürlüğün, yumuşamanın ve dünyaya açılmanın gereğini savunuyor ve bunun öncülüğünü yapıyor.
"Sonsuzluk Yasası"nı okudukça Gürcülerle aramızda yalnızca komşuluk değil, uluslar olarak duyarlık, direnç, cinsellik ve aşk konularında da şaşırtıcı yakınlıklar ve benzerlikler bulacaksınız.
Duyarlı ve Gerçekçi bir Gürcü romanı


ÖNSÖZ YERİNE
Sovyetler Birliği'nde 1980'li yıllarda ortaya çıkan reform hareketi, (Glasnost [açıklık] - perestroyka [yeniden yapılanma]) gerçekte 1980 yılları öncesi tanınmış Sovyet yazarlarınca başlatılmıştır. Bu yazarlar arasında Nodar Dumbadze'nin özel bir yeri vardır. Nodar Dumbadze gerçekçi bir yazar olarak katı kalıpları aşmasını bilmiştir. Edebiyat alanına atıldıği ilk günden başlayarak kendine özgü mizah dili ve güçlü kalemiyle "açıklık politikası"nın önde gelen bir savunucusu olmuştur. Siyasal roman türünün ve "açıklık politikası"nın en başarılı örneklerinden biri olan Sonsuzluk Yasak yazarın yaşadığı yıllarda film de yapılmıştır.
Güçlü sağduyu ve görüş açısı, akıcı ve yalın diliyle yaşadığı Sovyet Gürcüstan toplumunun güncel sorunlarını, yürekli ve gerçekçi bir biçimde yansıtan Nodar Dumbadze, zengin ve köklü Gürcü edebiyatının çağdaş yazarlarından biridir.
Nodar Dumbadze'nin kitaplarında doğa insanların hayranlıkla seyrettikleri manzara değil, kahramanların duygularına, eylemlerine katılan bir öğedir. Kahramanlar, doğanın bağrında doğup büyüyen, doğayla iç içe yaşayan ve doğa gibi saf, temiz insanlardır. Kavramlarının değerlerin altüst olduğu bir dönemin ya da değişen toplumsal yapının yarattığı insanlık yüzünü kaybetmiş "insancıkların" gerçek portrelerini güçlü kalemiyle çizmiştir.
Yazarın en son ve en güçlü yapıtlarından biri olan Sonsuzluk Yasak bir anlamda Sovyet Gürcüstanı'nın yakın geçmişini edebi olarak yansıtır.
Romanın baş kahramanı Baçana Ramişvili'nin babası ve annesi, birçok Sovyet vatandaşı gibi, Sovyetler Birliği'nde 1937 yılında başlatılan ve toplumun çok değişik sınıflarındaki insanları, özellikle aydınları "burjuva kalıntıları, burjuva kültür savunucuları, vatan hainleri" gibi değişik suçlarla suçlayıp çoğu kez sahte kanıt ve tanıklarla, yargılamaya bile gerek görmeyen "Temizlik Kampanyası" adlı, genelde dikta rejimlerine özgü "devlet terörü"nün kurbanlarıdır.
Yazar, kahramanının İkinci Dünya Savaşı döneminde köyde geçirdiği çocukluk yıllarını, Tbilisi’deki 1950'li öğrencilik ve gençlik yıllarını, hayata atıldığı 196O'lı yıllarını ve 1970 yıllarında Sovyet Gürcis-tanı'nda yönetim değişikliğiyle ortaya çıkan olayları ve devlet görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını gerçekçi bir yaklaşımla kaleme almıştır.
Nodar Dumbadze'nin özgeçmişini iyi bilen bir kişi, Sonsuzluk Yasak'taki baş kahramanın, yazarın kendisi olduğunu hemen anlar.
Romanın öteki kahramanlarının aşağı yukarı tümünün de hayattan alınan kişiler olduğunu, yalnız ad ve soyadlarının değiştirildiğini ve bu romanda geçen olayların çoğunu, özellikle o dönemde yaşayan herkesin bilmesi bir yabancı olarak beni hayretlere düşürdü.
Belirli bir toplumda birtakım sosyal grupların olması, o toplumun sosyal-ekonomik yapısının doğal ürünüdür. Romanda geçen "profesyonel hırsız" kendi biçimi ve içeriğiyle Sovyet toplumuna özgü çok küçük bir sosyal grubun temsilcisidir. Bu sosyal grubun, kendine özgü bir dünya görüşüne sahip olması ve ekonomik-geçim kaynağının Sovyet "yüksek zengin tabakası"ndan para sızdırmak ya da onları soymak olması çok ilginçtir. Bu grup, genellikle Sovyet resmi yargı organlarına başvurmayıp kendi yasalarıyla kendi üyelerini yargılayarak cezalandırmakta ve çok az da olsa, başka sosyal gruplar bu küçük grubun yargısına sığınmaktadır. İşte böyle ilginç yasadışı sosyal grupların temsilcileri, Sovyet Gürcü edebiyatında Nodar Dumbadze'nin kitaplarında sık sık karşımıza çıkar.
Bu romanın en önemli kahramanlarından biri olan ayakkabı tamircisi Bulika, bir anlamda "proleter edebiyatı"nın gelenek ve görenşklerine özgü gerçekçi bir yaklaşımla çizilmiştir.
Sonsuzluk Yasak'ın en önemli iki kahramanı olan komünist yazar Baçana Ramişvili ve papaz İoram Kandelaki iki karşıt dünya görüşünde olmalarına rağmen bağnazlık göstermeden aynı düşüncede birleşirler: İnsanlığın yüzyıllardan beri uğraş verip ulaşmak istediği yüksek ve güçlü insan sevgisi, adalet, kardeşlik ve barış... Böyle kahramanların ikisini bir arada vermek, Türk edebiyatında olduğu gibi Gürcü edebiyatında da çok az rastlanır.
Sonsuzluk Yasak'ın baş kahramanı Baçana Ramişvili Sovyet devlet terörü yüzünden suçsuz ana ve babasını kaybederek en büyük darbeyi yiyenlerden biridir. Buna karşılık, kin ve intikam gibi duygulardan uzak durur ve bir aydın olarak bu tarihsel çelişkinin çözümlenmesi ve böyle hataların yinelenmemesi için Sovyet yönetim kadrolarına girer. Bu davranışı bir anlamda sağduyunun ve hümanizmin doruk noktasıdır.
Günümüz dünyasında, toplumsal yapı çok hızlı bir biçimde değişime uğruyor. Toplumsal gelenek ve görenekler, kavramlar ve değerler son derece ciddi sarsıntılar geçiriyor. Altüst olan kavramların ve değerlerin yerine ne konmalı?
Bu soruya elbette sosyologlar yanıt vermelidirler. Fakat edebiyatın kendisi toplumdan soyutlanamaya-cağına göre, sorun aynı zamanda edebiyatın da sorunudur.
Altüst olan kavramlar ve değerleri insanın kendi iç yapısındaki çelişkileriyle birlikte inceleme çabası içinde olan, insanın insanı sevmesini, saymasını, birbirini anlamasını sağlayan ürünler veren edebiyat bir eğitim aracı ise, aynı zamanda bir kültür kurumudur da...

Ali Altun
Tbilisi, Kasım 1987

 

NODAR DUMBADZE (1928-1984)

Tbilisi’de doğdu. Tbilisi Devlet Üniversitesi Ekonomi Fakültesini bitirdi. Gürcüstan'da yayımlanan Niangı (Timsal) dergisini 1967-1972 yılları arasında yönetti. Gürcüstan Yazarlar Birliği başkanlığı, Sovyetler Birliği Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği, birkaç dönem milletvekilliği ve Gürcüstan Komünist Partisi merkez komitesi üyeliği yaptı.
1950 yılından başlayarak önce şiirler, sonra mizah öyküleri ve daha sonra romanlar yazdı. Çocuklar için kaleme aldığı şiirler, beğeni kazandı. Güneşi Görüyorum, Ben, Ninem İliko ve İlarion, Güneşli Gece, Beyaz Bayraklar, Korkma Anne ve Sonsuzluk Yasak adlı romanlanyla büyük üne kavuştu. Romanları, birçok Sovyet Cumhuriyet dillerine, İngilizceye, Fransızcaya, Almancaya, îİspanyolcaya, Japoncaya, Arapçaya, Türkçeye ve başka dillere çevrildi.
Ben, Ninem ,İliko ve İlarion ve Güneşi Görüyorum adlı romanlanyla Sovyetler Birliği Komsomol(1) ödülünü, Korkma Anne, Güneşli Gece ve Beyaz Bayraklar adlı romanlanyla da Şota Rustaveli(2) ödülünü kazandı. Yazarın son yapıtlanndan biri olan Sonsuzluk Yasak'a, Sovyetler Birliği'nde en büyük ödül olan Lenin Ödülü verildi. Romanlan ve öyküleri Sovyet cumhuriyetlerinde ve yurtdışında sahneye konuldu, bazıları ise filme alındı.

 

1)  Sovyet Komünist Partisi gençlik örgütü.
2)  Ünlü Gürcü şairi.

 

Eser: SONSUZLUK YASASI
Yazarı: Nodar Dumbadze
Türkçesi:  Ali Altun

Hazırlayan: Mehcure Karaören
Yayınevi : Yılmaz Yayınları
Halkalı Cd. No: 259
Sefaköy-İstanbul
Tel.: (0212) 698 97 50 (8 Hat)
Fax: (0212) 698 97 61 - 62


AŞELA
Romancı Zuhal Kuyaş, bir yüzyıl öncesinin Trabzon ve çevresinin görüntülerini, yöredeki Gürcü vb. halkların birbirleriyle ilişkilerini ve kendi geleneklerini, o dönemin derebeylik yaşantısından kesitleri, 93 Harbi diye anılan 1877 Osmanlı-Rus savaşının son derece ilgi çekici ve ayrıntılı seyrini, güzel bir roman örgüsü ve hüzünlü bir aşk öyküsü çerçevesinde, yalın bir anlatımla sunuyor. ülkemiz yazını içinde, yapıt denilebilecek düzeyde tarihi roman azlığı dikkate alınacak olursa, Zuhal Kuyaş"ın romanı, yazınımızdaki bu gediği gidermeye hizmet verecek nitelikte. Mutlaka okunması gereken kitap.
By: admin2

AŞELAAŞELA


Romancı Zuhal Kuyaş, bir yüzyıl öncesinin Trabzon ve çevresinin görüntülerini, yöredeki Gürcü vb. halkların birbirleriyle ilişkilerini ve kendi geleneklerini, o dönemin derebeylik yaşantısından kesitleri, 93 Harbi diye anılan 1877 Osmanlı-Rus savaşının son derece ilgi çekici ve ayrıntılı seyrini, güzel bir roman örgüsü ve hüzünlü bir aşk öyküsü çerçevesinde, yalın bir anlatımla sunuyor. ülkemiz yazını içinde, yapıt denilebilecek düzeyde tarihi roman azlığı dikkate alınacak olursa, Zuhal Kuyaş'ın romanı, yazınımızdaki bu gediği  gidermeye hizmet verecek nitelikte.

Mutlaka okunması gereken kitap.

 

Eser: AŞELA
Yazarı: Zuhal Kuyaş
Yayınevi: Kaynak Yayınları
Sistem Ofset Matbaa cılık Yayıncılık ve Ti. Ltd. Şti.
Nurosmaniye Cd. No: 3/2
Cağaloğlu-İstanbul
Tel.: (0212) 520 66 27


ŞEYTANIN TAŞI
Türk-Gürcü ilişkilerinin birkaç yüzyıllık geçmişi olmasına karşın, iki ulus arasındaki yazınsal ilişkiler oldukça yakın bir dönemde başlamıştır. Tbilisi Devlet Üniversitesi"nde ve Gürcüstan Bilimler Akademisi"nde birer Türkoloji bölümünün bulunması, Gürcüstan"da göreceli olarak daha erken tarihlerden başlayarak Türk yazınının tanınmasını beraberinde getirmiş, buna karşın Niyazi Ahmet Banoğlu"nun 1940"lardaki girişimleri bir yana bırakılırsa, Türkiye"de Gürcü yazınına ilgi ancak 1960"larda başlamıştır. Bu gecikmede Türkiye"de Gürcüceden çeviri yapabilecek çevirmenlerin bulunmaması da önemli rol oynamıştır. Nitekim Türkçeye çevrilmiş Gürcü yapıtları arasında en çok ilgi gören Dumbadze"nin Güneşi Görüyorum (1969) adlı yapıtı Almancadan çevrilmiştir.
By: admin2

ŞEYTANIN TAŞIŞEYTANIN TAŞI


ÖNSÖZ
Türk-Gürcü ilişkilerinin birkaç yüzyıllık geçmişi olmasına karşın, iki ulus arasındaki yazınsal ilişkiler oldukça yakın bir dönemde başlamıştır. Tbilisi Devlet Üniversitesi'nde ve Gürcüstan Bilimler Akademisi'nde birer Türkoloji bölümünün bulunması, Gürcüstan'da göreceli olarak daha erken tarihlerden başlayarak Türk yazınının tanınmasını beraberinde getirmiş, buna karşın Niyazi Ahmet Banoğlu'nun 1940'lardaki girişimleri bir yana bırakılırsa, Türkiye'de Gürcü yazınına ilgi ancak 1960'larda başlamıştır. Bu gecikmede Türkiye'de Gürcüceden çeviri yapabilecek çevirmenlerin bulunmaması da önemli rol oynamıştır. Nitekim Türkçeye çevrilmiş Gürcü yapıtları arasında en çok ilgi gören Dumbadze'nin Güneşi Görüyorum (1969) adlı yapıtı Almancadan çevrilmiştir.
Gürcü yazınının Türkiye'de tanınmaması, şüphesiz büyük bir eksiklikti. Bunu farkeden Ahmet Özkan Melaşvili, İbrahim Goradze ve Hayri Hayrioğlu gibi çevirmenler, Gürcüceden çeviriye yöneldiler. Ahmet Özkan, Gürcüstan (1968) adlı yapıtında, Gürcüstan'ı genel olarak tanıtırken Gürcü yazını üzerine de bilgiler vermiştir. Öte yandan Aleksandre Kaz-begi'nin Elguca ile Mzağo (1973)   adlı yapıtını ve   Çveneburi dergisinde Şota Rustaveli'nin Kaplan Postlu Kahraman (Vephis Tkaosani) adlı manzum yapıtından bazı bölümler yayımladı. İbrahim Goradze ise Yusuf Pağava'dan Sönmeyen Ocak'ı (1977), Simon Kvariani'den Büyük Savaşçı, Giorgi Saakadze'yi (1980) Türkçeye çevirdi. Hayri Hayrioğlu da bazı Gürcü masallarını Tembel Adam (1983) ve Güneşin Kızı (1986) adı altında yayımlayarak Türkçeye kazandırdı.
Gürcü yazınının Türkçede tanıtımı bu kadarla kalmadı kuşkusuz. Gürcüstan'a çeşitli vesilelerle davet edilen Türk yazarları, Gürcü yazını ve tiyatrosu üzerine, daha çok anı ve izlenimlere ağırlık veren yazılar yayımladılar, örneğin, değerli yazar Ömer Faruk Toprak, Gürcüstan ile ilgili anılarını Temmuz 1979'da Politika gazetesinde yazdı. Zeynep Oral Milliyet Sanat Dergisi'nde, Refik Erduran Güneş Gazetesinde, Gürcü tiyatrosunu tanıtan; Necati Cumalı (Revizyonist adlı kitabında), Tarık Dursun K. (Yeni Ortam Gazetesinde) ve Haldun Taner gibi yazarlar da Gürcüstan anılarını dile getiren yazılar yazdılar. Hayati Asılyazıcı, Maya dergisinin Ocak- Ağustos 1969'da çıkan sayılarında yayımlanan gezi notlarında Gürcü tiyatrosu ve yazınına geniş yer verdi. 1987'de İlia Çavçavadze'nin doğumunun 150. yıldönümü kutlamalarına katıldı ve dönüşünde Broy dergisinin Aralık 1987, Ocak ve Şubat 1988'de yayımlanan 26-28. sayılarında özellikle Gürcü tiyatrosunu konu alan "Gezi Notlarfnı yayımladı. Aynı vesileyle Gürcüstan'a davet edilen Aziz Çalışlar, aynı derginin Ocak 1988 sayısında İlia Çavçavadze üzerine bir yazı yazdı. Derginin aynı sayısında Hasan Çelik ve Tahsin Saraç'ın birlikte Gürcüceden çevirdikleri şiirler yer aldı. Batı Almanya'da yaşayan Fakir Baykurt da İlia Çavçavadze'nin 150. doğum yıldönümü kutlamalarına çağırılan Türk yazarlarındandı. 4 Aralık 1987'de, Batı Almanya'da yayımlanan Türkiye Posfası'nda Çavçavadze ağırlıkta olmak üzere Gürcü yazarlarını tanıttı. Gene Batı Almanya'da yayımlanan Yazın dergisinin Aralık 1987 tarihli 28. sayısında İlia Çavçavadze, Şubat 1988 tarihli 29. sayısında çağdaş Gürcü şairi Pridon Halvaşi üzerine bir değerlendirme yazısı yazdı ve Halvaşi'nin bazı şiirlerini yayımladı.
Gürcüceden Türkçeye çevrilen az sayıdaki yapıttan biri olan Şeytanını Taşı, çağdaş Gürcü yazarı Miheil Cavahişvili'nin Türkçeye çevrilen ilk yapıtıdır. Kitapta yer alan öykülerde toplumun alt kesiminden insanların yaşamından kesitler verilmektedir. Türk-Gürcü yazınsal ilişkilerinin yeni köprü taşlarını oluşturacak olan yeni kitaplarda buluşmak umuduyla.

Fahrettin Çiloğlu


MİHEİL   CAVAHİŞVİLİ   (1880-1937)
Miheil Cavahişvili, 1880'de Tbilisi'nin güneyinde Şerakva köyünde doğdu. Varlıklı bir köylü olan babası Saba, oğlunun tarımla ilgilenmesini istemediğinden onu Kırım'daki bağcılıkla ilgili bir yüksekokula gönderdi. Daha lise yıllarında şiirler ve öyküler yazan Cavahişvili, yazar olmayı amaçlamıştı. Bu yüzden bağcılık mesleğini sevmedi. Kırım'daki öğrenimini sürdürürken, babasının ölümü üzerine köyüne döndü. Kısa bir süre sonra da annesini kaybetti, öğrenimini bırakarak bağ ve bahçe işlerinin başına geçmek zorunda kaldı. Yazar olarak ilk ürünlerini 21-22 yaşlarında veren Cavahişvili, yayınlanan ilk öykülerinden olan "Çançura" ile büyük bir başarı kazandı. Halk kitlelerinin savunuculuğunu yapan ama bu yüzden iktidarın baskılarına uğrayan Cavahişvili, Fransa'ya kaçarak 1907'de Paris Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Buradaki öğrenimini tamamladıktan sonra, on beş yıl hiç ürün vermedi. Yazarın bu suskunluğu kuşkusuz yazmayı bırakmış olmasından değildi. On beş yıl boyunca, halkının yaşayışı ve kültürü üzerine sürekli araştırmalar yapan Cavahişvili, daha yetkin olarak yazmaya başladı. Ama yayımladığı yapıtlarla yine iktidarın tepkisini çekerek tutuklandı ve Tbilisi'de Metehi Kalesi'ndeki cezaevine hapsedildi. Cezaevinde yazdığı altı ciltlik yapıtından özellikle "Arsena Marabdeli" ve "Kadının Yükü" halk arasında çok ünlendi. I.Dünya Savaşı'nda serbest bırakılarak Kızılhaç'ta görevlendirilen Cavahişvili, öykülerinden başka birçok roman ve oyun da yazmıştır. Yapıtları geniş halk kitlelerince beğenilmiş ve hayranlıkla okunmuştur. Fransızcanın yanı sıra Türkçeyi de bilen ve halkına büyük yararlıkları dokunan bu ünlü yazar, 1937'de ölmüştür.


Eser: ŞEYTANIN TAŞI
Yazarı: Miheil Cavahişvili
Türkçesi: İbrahim Yavuz Goradze
Yayınevi : Total Müşavirlik
Cumhuriyet Cd. Selbaşı Sk. No:20
Harbiye-İstanbul


TEMBEL ADAM -Gürcü Masalları- ქართული ზღაპრები
Gürcüstan sınır komşumuz olmasına karşın Gürcü yazını hakkında çok az yapıt aktarılmış dilimize. Tarihsel geçmişi eskilere uzanan her ulusta olduğu gibi Gürcü ulusunun da masal ve destan yazını çok zengin. Gürcü masallarının dilden dile dolaşan anonim öykülerini Hayri Hayrioğlu seçip dilimize aktardı. Gürcüstan"ın Acara bölgesinden Türkiye"ye göç eden bir ailenin oğlu olan Hayri Hayrioğlu 1936 yılında İnegöl"ün Hayriye köyünde doğdu. 1955 yılında Bursa Erkek Sanat Enstitüsü"ne bağlı yapıcılık kursuna gitti. Askerlik dönüşü 1960 yılında girdiği İstanbul Yıldız Polis Okulunu bitirdi.
By: admin2

TEMBEL ADAM -Gürcü Masalları- ქართული ზღაპრები

TEMBEL ADAM -Gürcü Masalları- ქართული ზღაპრები


Gürcüstan sınır komşumuz olmasına karşın Gürcü yazını hakkında çok az yapıt aktarılmış dilimize. Tarihsel geçmişi eskilere uzanan her ulusta olduğu gibi Gürcü ulusunun da masal ve destan yazını çok zengin. Gürcü masallarının dilden dile dolaşan anonim öykülerini Hayri Hayrioğlu seçip dilimize aktardı.
Gürcüstan'ın Acara bölgesinden Türkiye'ye göç eden bir ailenin oğlu olan Hayri Hayrioğlu 1936 yılında İnegöl'ün Hayriye köyünde doğdu. 1955 yılında Bursa Erkek Sanat Enstitüsü'ne bağlı yapıcılık kursuna gitti. Askerlik dönüşü 1960 yılında girdiği İstanbul Yıldız Polis Okulunu bitirdi.
Gürcüceyi aile ocağında öğrenen Hayrioğlu, Sonradan da bu dilin yazısını öğrendi. Küçük yaşlarda şiire başladı.. Bugüne değin yurt içinde ve yurt dışında birçok yayın organında şiir; öykü, inceleme ve araştırma yazıları yazdı. 1978 yılında davetli olarak Gürcüstan'a gitti. Orada kültürel incelemelerde bulundu.
Emniyet örgütünden 1982 yılında emekli olan Hayri Hayrioğlu Kafkasoloji üzerine çalışmalarını sürdürdü.

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye kurulunca incelenmiş ve ilkokul öğrencilerine tavsiye edilmesi kabul edilerek 1 Ağustos 1983 tarihli Tebliğler Dairesi'nde yayınlanmıştır.


 

Eser: TEMBEL ADAM -Gürcü Masalları-
Hazırlayan: Hayri Hayrioğlu

Yayınevi : Güvercin Çocuk Kitapları


GÜRCÜCE-TÜRKÇE, TÜRKÇE-GÜRCÜCE KISA SÖZLÜK - ქართულ-თურქული. თურქულ-ქართული მოკლე ლექსიკონი
Gürcüce ve Türkçenin karşılıklı öğrenilmesi, Gürcüstan ve Türkiye arasında ticari, kültürel ve turistik ilişkilerin giderek gelişmesiyle kaçınılmaz hale gelmiştir. Aslında bu ihtiyaç uzun yıllardır varolmasına karşın, Türkiye"de bunu giderecek çalışmalar ortaya çıkmamıştır. Gürcüstan"da ileri düzeyde Türkoloji çalışmaları yapılmasına karşın, Kartveloloji Türkiye"de henüz bilinmeyen bir alandır. Bu sözlüğün yayımlanması, hem bu alana bir katkı sağlayacak, hem de ticari, kültürel ve turistik alanlardaki ihtiyacı belli ölçüde karşılayacaktır. Gürcüce - Türkçe ve Türkçe - Gürcüce Kısa Sözlük, Gürcüstan"da iki Türkologun yıllar önce hazırladıkları ve birkaç baskı yapan bir sözlüktür. Yaklaşık 4.000 sözcükten oluşan bu sözlük, daha kapsamlı sözlüklerin yayımlanmasına da bir ilk adım olacaktır. Daha kapsamlı sözlüklerin basılması halinde, bir cep sözlüğü olarak önemini koruyacaktır.
By: admin2

GÜRCÜCE-TÜRKÇE, TÜRKÇE-GÜRCÜCE KISA SÖZLÜK - ქართულ-თურქული. თურქულ-ქართული მოკლე ლექსიკონი GÜRCÜCE-TÜRKÇE, TÜRKÇE-GÜRCÜCE KISA SÖZLÜK - ქართულ-თურქული. თურქულ-ქართული მოკლე ლექსიკონი


Gürcüce ve Türkçenin karşılıklı öğrenilmesi, Gürcüstan ve Türkiye arasında ticari, kültürel ve turistik ilişkilerin giderek gelişmesiyle kaçınılmaz hale gelmiştir. Aslında bu ihtiyaç uzun yıllardır varolmasına karşın, Türkiye'de bunu giderecek çalışmalar ortaya çıkmamıştır. Gürcüstan'da ileri düzeyde Türkoloji çalışmaları yapılmasına karşın, Kartveloloji Türkiye'de henüz bilinmeyen bir alandır. Bu sözlüğün yayımlanması, hem bu alana bir katkı sağlayacak, hem de ticari, kültürel ve turistik alanlardaki ihtiyacı belli ölçüde karşılayacaktır.

Gürcüce - Türkçe ve Türkçe - Gürcüce Kısa Sözlük, Gürcüstan'da iki Türkologun yıllar önce hazırladıkları ve birkaç baskı yapan bir sözlüktür. Yaklaşık 4.000 sözcükten oluşan bu sözlük, daha kapsamlı sözlüklerin yayımlanmasına da bir ilk adım olacaktır. Daha kapsamlı sözlüklerin basılması halinde, bir cep sözlüğü olarak önemini koruyacaktır.
Bu sözlükten yararlanabilmek için, 33 harften oluşan Gürcü alfabesini öğrenmek gerekmektedir. Türk alfabesinde de olduğu gibi, Gürcü alfabesinin her harfi bir fonemi (sesbirimi) karşılamaktadır. Bu durum, bazı seslerin tellafu-zunun zorluğuna karşın, Gürcüce okumayı kolaylaştırmaktadır. Gürcü alfabesi, sözlüğün 16. sayfasında verilmiş ve Türk alfabesiyle karşılıkları gösterilmiştir.

Sinatle

Eser: GÜRCÜCE-TÜRKÇE, TÜRKÇE-GÜRCÜCE KISA SÖZLÜK
Hazırlayan: V.Cangidze - S.Cika

Yayınevi: Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com
 


GÜRCÜCE-TÜRKÇE, TÜRKÇE-GÜRCÜCE KISA SÖZLÜK'ü Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


KEHRİBAR KADINLAR
Kartal bakışlı delikanlılar doru atlar sırtında rüzgarla yarıştı. Suna boylu kızlar billur sesleriyle türkülere girdiler. Sonra kadınlar; ömürleri kehribar kadınlar, yürekleri yakut, gülüşleri inci kadınlar. Onlar Dilamze"ydi, Gulnara"ydı, Hatuna"ydı, Setenay"dı, Asya"ydı.. "Sahiden yaşadılar mı?" sorusu çınarın dallarına asılı kaldı.”
By: admin2

KEHRİBAR KADINLAR

KEHRİBAR KADINLAR


Kartal bakışlı delikanlılar doru atlar sırtında rüzgarla yarıştı. Suna boylu kızlar billur sesleriyle türkülere girdiler. Sonra kadınlar; ömürleri kehribar kadınlar, yürekleri yakut, gülüşleri inci kadınlar. Onlar Dilamze'ydi, Gulnara'ydı, Hatuna'ydı, Setenay'dı, Asya'ydı.. 'Sahiden yaşadılar mı?' sorusu çınarın dallarına asılı kaldı.”

"Kevser Ruhi'nin öykülerinde, gerçek hayatın, yaşanmışlıkların izi sürülüyor. Sıradan hayatların içlerine yapılan yolculuklar, hemen her insanın kendi derinliğindeki şaşırtıcı uçurumlara taşıyor bizi. Kahramanların sıradanlığıyla, taşıdıkları özlemleri arasındaki çelişkiler, her hayatın görülenin ötesinde, başka bir hayatla sürdüğünü gösteriyor. Dili ince, nazik. Yalın ve ironik. Korkusuz ve sadece kendisi. Bir öykücü de çok az rastlanan büyü leyici bir dil."

Aydın Şimşek

Kevser RUHİ;
Balıkesir'in Gönen ilçesinde doğdu. Doğduğu köy Gönen'in Gürcü köylerinden Koçbayır Köyüdür. Gürcüce soyadı Hantadze olan RUHİ, 1978'de
parasız yatılı okuduğu Tekirdağ Kız Öğretmen Lisesi'ni, 1983'te Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nın Yaratıcı Yazma Seminerlerine katıldı. "Sokak Yazarları" ile birlikte öykü serüvenini sürdürüyor. Kum Atölyesi öykücülerinden.. Ankara'da yaşıyor.

kevseruygunruhi@mynet.com

 

Eser: KEHRİBAR KADINLAR - Öykü-
Yazarı: Kevser Ruhi

Yayınevi : Kum Yayınları
Konur Sk. 21/11
Kızılay-ANKARA
Tel.-Fax: (0312) 425 18 14

 


TÜRKÇE-GÜRCÜCE SÖZLÜK - თურქულ-ქართული ლექსიკონი
Bu eser, Gürcistan Bilimler Akademisi"nin akad. G. Tsereteli Doğu Bilimler Enstitüsü Türkoloji bölümünde daha önce hazırlanmış olan sözlüklerden gerek kapsam açısından, gerek yapı şekli ile çok farklıdır. Maalesef, sözlük kapsamının kısıtlı olması nedeniyle bazen sözlük maddelerinin kısaltılması, bazen de türemiş kelimelerden vazgeçilmesi yoluna gidilmiştir. Ancak, Türk dil yapısını bilenler için esas kelimelere dayanarak türemiş kelimelerin anlamını belirtmek zor değildir. Örneğin, sözlükte yer verilen badana, badanacı, badanalı gibi kelimelerin yanında badanasız yer alamamıştır. Bazen kısaltılmış mastara sözlükte yer verilmemesine rağmen, fiil çatısının kalıplarının gösterilmesine gayret sarfedilmiştir.
By: admin2

TÜRKÇE-GÜRCÜCE SÖZLÜK - თურქულ-ქართული ლექსიკონი

ÖNSÖZ

Bu eser, Gürcistan Bilimler Akademisi'nin akad. G. Tsereteli Doğu Bilimler Enstitüsü Türkoloji bölümünde daha önce hazırlanmış olan sözlüklerden gerek kapsam açısından, gerek yapı şekli ile çok farklıdır.
Maalesef, sözlük kapsamının kısıtlı olması nedeniyle bazen sözlük maddelerinin kısaltılması, bazen de türemiş kelimelerden vazgeçilmesi yoluna gidilmiştir. Ancak, Türk dil yapısını bilenler için esas kelimelere dayanarak türemiş kelimelerin anlamını belirtmek zor değildir. Örneğin, sözlükte yer verilen badana, badanacı, badanalı gibi kelimelerin yanında badanasız yer alamamıştır.
Bazen kısaltılmış mastara sözlükte yer verilmemesine rağmen, fiil çatısının kalıplarının gösterilmesine gayret sarfedilmiştir.
Çeviri için kullanılacak bir sözlükte kelimelerin menşelerinin gösterilmesine gerek olmadığı düşünülse de, Arap dili kelime hazinesinin Türk dili içinde önemli bir yer tuttuğu gözönünde bulundurularak Arapçadan geldiği kesin olan kelimelerin menşeleri gösterilmiştir.
Sözlükte modern Türkçenin yanında, 30'lu yıllarda başlayıp bugüne kadar devam eden Türk Dili reformu yüzünden kullanım alanı sınırlı kalan eski Osmanlıca kelimeler de bulunmaktadır. Eserin, gerek 40 yıl önce yazılan metin okuyucuları gerek resmi dille yazılan belge (günlük konuşma dilinde ve edebiyat dilinde kullanılmaz hale gelen.kelimeler resmi dilde geçerliliğini korumaktadır) okuyucuları için faydalı olması arzu edilmektedir.

Lia Çlaidze

 

İki Cilt;
I.Cilt A-J
II.Cilt K-Z
İki ciltin toplam sayfa sayısı; 1543 sayfa.

Bu sözlük Sn. Anzor Abesadze, Sn. Ergün Atabay ve Sn. Ali İhsan Akıskalıoğlu'nun katkılarıyla basılmıştır.

 

Eser: TÜRKÇE-GÜRCÜCE SÖZLÜK - თურქულ-ქართული ლექსიკონი
İlmi Kontrol ve Redaksiyon: Lia Çlaidze
Hazırlayanlar: Lia Çlaidze - Nunu Gurgenidze - Eter Mamulia - Luiza Ruhadze - Marine Şonia - Ketevan Tomaradze - Aygül Tsalkalamanidze - Gaiane Tuşmelaşvili
Düzenleme Yapanlar: Nino Balaşvili - Marine Cikia - Giorgi Şakulaşvili
Kontrol Edenler: Nino Balaşvili - Lela Dadiani - Kemal Ertekin
Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


TÜRKÇE-GÜRCÜCE SÖZLÜK - თურქულ-ქართული ლექსიკონი eserini Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


Rusya Federasyonu"nda ve Transkafkasya"da ETNİK ÇATIŞMALAR
Bugün, eski Sovyetler Birliği nüfusunun yüzde 51"inin yaşadığı Rusya, siyasal ve ekonomik sorunlarıyla aslında küçük bir Sovyetler Birliği"dir. Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği gibi yönetsel olarak birçok ulusal-bölgesel birime bölünmüştür. Bunun nedeni, 16. yüzyılda Rus İmparatorluğu"nun yayılması sırasında Rusya"ya katılan, Rus olmayan yerli halkların fazlalığıdır. Günümüzde Rus olmayanların Rusya"nın toplam nüfusuna oranı yüzde 20"dir. Ama etnik azınlıkların yaşadığı ulusal-bölgesel birimler, Rusya Federasyonu topraklarının yüzde 50"sinden fazlasını kaplamaktadır. Rusya Federasyonu"nda ve Transkafkasya"da Etnik Çatışmalar"ın birinci bölümü, Rusya Federasyonu"nda yer alan Tataristan, Çeçenya, Dağıstan gibi özerk cumhuriyetlerin ve özerk bölgelerin merkezi yönetime karşı mücadelelerini, öte yandan bu özerk oluşumların kendi içindeki ve aralarındaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan çatışmaları ele almaktadır.
By: admin2

Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da ETNİK ÇATIŞMALAR
Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da ETNİK ÇATIŞMALAR


Bugün, eski Sovyetler Birliği nüfusunun yüzde 51'inin yaşadığı Rusya, siyasal ve ekonomik sorunlarıyla aslında küçük bir Sovyetler Birliği'dir. Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği gibi yönetsel olarak birçok ulusal-bölgesel birime bölünmüştür. Bunun nedeni, 16. yüzyılda Rus İmparatorluğu'nun yayılması sırasında Rusya'ya katılan, Rus olmayan yerli halkların fazlalığıdır. Günümüzde Rus olmayanların Rusya'nın toplam nüfusuna oranı yüzde 20'dir. Ama etnik azınlıkların yaşadığı ulusal-bölgesel birimler, Rusya Federasyonu topraklarının yüzde 50'sinden fazlasını kaplamaktadır.
Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar'ın birinci bölümü, Rusya Federasyonu'nda yer alan Tataristan, Çeçenya, Dağıstan gibi özerk cumhuriyetlerin ve özerk bölgelerin merkezi yönetime karşı mücadelelerini, öte yandan bu özerk oluşumların kendi içindeki ve aralarındaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan çatışmaları ele almaktadır. Rusya Federasyonu'nun güney sınırındaki Kuzey Kafkasya, sürekli yinelenen entrikalar yüzünden çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgedir. Transkafkasya'da ulusal sınırlarının yeniden çizilmesinin etkisiyle Kuzey Kafkasya, Rusya tarafından stratejik anlamda en önemli askeri bölgelerden biri olarak tanımlanmaktadır. Bu bölge, yine kitabın birinci bölümünde daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Kuzey Kafkasya ile Transkafkasya'da etnik gruplar arasındaki kavgalar umutsuzca içice geçmiştir. Transkafkasya, Rusya Federasyonu ile Türkiye ve iran arasındaki tampon bölgedir. Pek çok siyasal yorumcu Transkafkasya'yı, İslami yayılmacılığın Rusya topraklarından önceki son sınırı olarak değerlendirmektedir. Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar'ın ikinci bölümünde, Transkafkasya'daki üç cumhuriyeti, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcüstan'ı tehdit eden siyasal ve etnik çatışmalar genel olarak anlatılmaktadır. Bu bölümde, Kuzey Kafkasya ve Transkafkasya'daki çatışmalar, aralarındaki ilişkiler açısından da değerlendirilmektedir.

ÖNSÖZ

Fahrettin Çiloğlu'nun hazırladığı Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar, Sinatle'nin ikinci kitabı. Bu kitap, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Kamu Yönetimi Okulu Demokratik Kurumlan Güçlendirme Projesi kapsamında yapılan Report on Ethnic Conflict in the Russian Federation and Transcaucasia (Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar Üzerine Rapor) adlı araştırma temel alınarak hazırlanmıştır.
Etnik Çatışmalar'a konu olan Transkafkasya ve Rusya Federasyonu, özellikle federasyon içindeki Kuzey Kafkasya bölgesi, eski Sovyetler Birliği'nin en sorunlu bölgelerinden biriydi. Kuzey Kafkasya ve üç cumhuriyetin (Azerbaycan, Ermenistan ve Güfcüstan) yer aldığı Transkafkasya ya da Güney Kafkasya, Sovyet sonrası dönemde yoğun çatışmalara sahne olmuştur.
Bu çatışmaların köklerinin uzandığı Sovyetler Birliği, toplumsal tarih açısından oldukça kısa sayılabilecek yetmiş yıllık bir "sosyalizm" deneyiminin ardından, Aralık 1991'de tarihe karışmıştır. 15 cumhuriyetten oluşan bu birliğin dağılmasının en önemli faktörlerinden biri, Rusya dışındaki cumhuriyetlerin Moskova'ya karşı daha fazla siyasal ve ekonomik özerklik, nihai olarak bağımsızlık için verdikleri mücadele olmuştur.
Bugün, eski Sovyetler Birliği nüfusunun yüzde 51'inin yaşadığı Rusya da, siyasal ve ekonomik sorunlarıyla aslında küçük bir Sovyetler Birliği'dir. Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği gibi yönetsel .olarak birçok ulusal-bölgesel birime bölünmüştür. Bunun nedeni, 16. yüzyıldan başlayarak Rus İmparatorluğu'nun yayılması sırasında Rusya'ya katılan, Rus olmayan yerli halkların fazlalığıdır. Günümüzde Rus olmayanların Rusya'nın toplam nüfusuna oranı yüzde 20'dir. Ama etnik azınlıkların yaşadığı ulusal-bölgesel birimler, Rusya Federasyonu topraklarının yüzde 50'sinden fazlasını kaplamaktadır.
Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar'ın birinci bölümü, Rusya Federasyonu'nda yer alan Tataristan, Çeçenya, Dağıstan gibi özerk cumhuriyetlerin ve özerk bölgelerin merkezi yönetime karşı mücadelelerini, öte yandan bu özerk oluşumların kendi içindeki ve aralarındaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan çatışmaları ele almaktadır. Rusya Federasyonu'nun güney sınırındaki Kuzey Kafkasya, sürekli yinelenen entrikalar yüzünden çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgedir. Transkafkasya'da ulusal sınırlarının yeniden çizilmesinin etkisiyle Kuzey Kafkasya, Rusya tarafından stratejik anlamda en önemli askeri bölgelerden biri olarak tanımlanmaktadır. Bu bölge, kitabın yine birinci bölümünde daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Kuzey Kafkasya ile Transkafkasya'daki etnik gruplar arasındaki kavgalar umutsuzca içice geçmiştir. Transkafkasya, Rusya Federasyonu ile Türkiye ve İran arasındaki tampon bölgedir. Pek çok siyasal yorumcu Transkafkasya'yı, İslami yayılmacılığın Rusya topraklarından önceki son sınırı olarak değerlendirmektedir. Rusya Federasyonu nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar'ın ikinci bölümünde, Transkafkasya'daki üç cumhuriyeti, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcüstan'ı tehdit eden siyasal ve etnik çatışmalar genel olarak anlatılmaktadır. Bu bölümde, Kuzey Kafkasya ve Transkafkasya'daki çatışmalar, aralarındaki ilişkiler açısından da ele alınmıştır.
Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da Etnik Çatışmalar'da, aynı zamanda çatışmalarda temel rol oynayan iki sosyo-politik grup üzerinde durulmaktadır: Rusya Federasyonu'ndaki Kazaklar ve Kuzey Kafkasya ile Transkafkasya'daki çatışmalarda taraf olan Kafkas Halkları Konfederasyonu.

 

 

Eser: Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da ETNİK ÇATIŞMALAR
"Bu kitap, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Kamu Yönetimi Okulu Demokratik Kurumları Güçlendirme projesi kapsamaında yapılan Report on Ethnic Conflict in the Russian Federation and Transcaucasia (Eylül 1993) adlı araştırma temel alınarak hazırlanmıştır. Söz konusu rapor Türkçe Neşenur Domaniç tarafından çevrilmiştir.
Hazırlayan: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi: Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com



Rusya Federasyonu'nda ve Transkafkasya'da ETNİK ÇATIŞMALAR kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


BİR KÖYÜN SERÜVENİ - "Türkiye"deki Gürcüler Arasında Gelenek, Göç ve Değişim"
1960"ların başlarından bu yana İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinden Batı Avrupa"nın önde gelen sanayileşmiş ülkelerine göç dalgaları yaşanmıştır. Sözgelimi birkaç milyon Türk yurttaşı Batı Almanya, Fransa ve İsviçre"de daha kazançlı işler bulma umuduyla yurdunu terk etmiştir. Bu büyük çaplı göçler, l.Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında Avrupa"dan ABD"ye yönelik göçler kadar önemli sonuçlar doğurabilir.Antropolog Paul J. Magnarella Bir Köyün Serüveni adlı kitabında Türkiye"de zenginlik rüyalarının çekiciliğine kapılarak Avrupa"nın yolunu tutan köylülere ilişkin araştırmasını aktarıyor. Bu insanların göç öncesindeki geleneksel yaşam tarzını anlattıktan sonra, göçün yaşamları ve geride bıraktıkları köyleri üzerindeki etkilerini değerlendiriyor.
By: admin2

BİR KÖYÜN SERÜVENİBİR KÖYÜN SERÜVENİ -  - "Türkiye'deki Gürcüler Arasında Gelenek, Göç ve Değişim"


1960'ların başlarından bu yana İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinden Batı Avrupa'nın önde gelen sanayileşmiş ülkelerine göç dalgaları yaşanmıştır. Sözgelimi birkaç milyon Türk yurttaşı Batı Almanya, Fransa ve İsviçre'de daha kazançlı işler bulma umuduyla yurdunu terk etmiştir. Bu büyük çaplı göçler, l.Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında Avrupa'dan ABD'ye yönelik göçler kadar önemli sonuçlar doğurabilir.Antropolog Paul J. Magnarella Bir Köyün Serüveni adlı kitabında Türkiye'de zenginlik rüyalarının çekiciliğine kapılarak Avrupa'nın yolunu tutan köylülere ilişkin araştırmasını aktarıyor. Bu insanların göç öncesindeki geleneksel yaşam tarzını anlattıktan sonra, göçün yaşamları ve geride bıraktıkları köyleri üzerindeki etkilerini değerlendiriyor.
Magnarella bizi artan dünya nüfusu ve doğal kaynakların küreseldüzeydeki tükenişi konusunda uyarıyor. Nüfus kalabalıklığı ve kaynak yetersizliği daha şimdiden dünyanın birçok halkını refah özlemlerine ulaşmaktan alıkoyuyor/Yazar, birçok üçüncü dünya ülkesi açısından bu soruna, yeni kıtlık ve çevre koruma çağıyla uyumlu değer sistemlerine ve davranış kalıplarına dayalı çeşitli köy konomilerine kısmi bir dönüşle çözüm bulu nabileceği görüşünü ortaya atıyor.
Bir Köyün Serüveni, özel olarak da Türkiye'deki Müslüman topluluklardan biri olan Gürcü köylülerin devlet ve kültür sınırlarını aşan ve sanayileşmiş Avrupa'ya yönelen göçünü ele alıyor. Kitabın hedeflerinden biri, Gürcü köyü Hayriye'nin kültür ve toplum yapısını anlatmaktır. Kafkasya'daki anayurtlarından ondokuzuncu yüzyıl sonlarında kaçan Gürcülerin yaşamına ilişkin çok az şey yazılmış olması nedeniyle, bu hedefe ulaşılması başlı başına bir katkı olacaktır.

ÖNSÖZ


Paul J. Magnarella'nın Bir Köyün Serüveni, Sinatle'nin ilk kitabı. Bu kitabın, Bursa'nın İnegöl ilçesine bağlı bir Gürcü köyü olan Hayriye'nin serüveni olduğu kadar, dolayımlı bir çıkarsamayla, geçmiş yıllarda çoğunluğu köylerde yaşayan Türkiyeli Gürcülerin de bir serüveni olduğu söylenebilir. Bir Köyün Serüveni'nin, Türkiye'deki Gürcü köylerine ilişkin kaleme alınmış ikinci kitap olma özelliği taşıdğını da belirtmeliyiz. Bu saptama bizim, İsmetzade Doktor Mehmed Arif'in Gürci Köyleri'ni (1893) bu alandaki ilk çalışma olarak kabul ettiğimizi göstermektedir. Ancak Gürci Köyleri adlı kitabın ağırlıklı olarak, yazarın Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı bir köye ilişkin izlenimlerini aktardığı, Bir Köyün Serüveni gibi alan çalışmasına dayananarak sosyolojik analizler yapan bir kitap olmadığı bir gerçek.
Onbir bölümden oluşan Bir Köyün Serüveni, köy kültürünün ve toplumunun unsurlarını açıklayarak ve bunların tarihsel gelişimine inerek, göçün arkaplanını ortaya koyma işlevininin yanı sıra, Hayriye Gürcülerini tarihsel ve coğrafik bir perspektif içine oturtuyor. Köydeki hısımlık ve toplumsal örgütlenmeyi, ayrıca köyün bölgesel ve ulusal ortamla ilişkisini anlatıyor. Köyün geleneksel kültürünün önemli unsurlarını, geçiş törenlerini ve etnoterapiyi ele alıyor. Hayriye'nin göç öncesi ekonomisini ve siyasal yaşamını anlatırken, eğitim, etnik kimlik ve özümleme üzerinde de duruyor.
Bir Köyün Serüveni, karmaşık bir konu olan köylü hareketliliğini ve değişimini de ele alıyor. Özel olarak da Türkiye'deki Müslüman topluluklardan biri olan Gürcü köylülerin devlet ve kültür sınırlarını aşan ve sanayileşmiş Avrupa'ya yönelen göçünü... Kitabın hedeflerinden biri, Gürcü köyü Hayriye'nin kültür ve toplum yapısını anlatmaktır. Kafkasya'daki anayurtlarından ondokuzuncu yüzyıl sonlarında kaçan Gürcülerin yaşamına ilişkin çok az şey yazılmış olması nedeniyle, bu hedefe ulaşılması başlı başına bir katkı olacaktır.
Bu kitabın etnografik yönlerine önemli katkıda bulunan ve özellikle VII. Bölüm'ün hazırlanmasına kaynaklık eden bilgileri yazara sağlayan Ahmet Özkan'ı (Melaşvili) saygıyla anıyoruz.
Bir Köyün Serüveni''nin çevrilmesi ve yayımlanmasını, bir Hayriyeli olan ve bu köydeki pek çok etkinliğe tanıklık etmiş olan Ergün Atabay'a borçluyuz. Bu kitaba yaptığı katkıdan dolayı Atabay'a teşekkür ederiz.

 

Eser: BİR KÖYÜN SERÜVENİ
Yazarı: Paul J. Magnarella (Ahmet Özkan'ın Katkılarıyla)

Türkçesi:  Nurettin Elhüseyni
Editör: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


BİR KÖYÜN SERÜVENİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


FALCI HOÇO"nun MASALI - Gürcü Masalları- ქართული ზღაპრები
Sinatie"nin "Çocuk kitapları" dizisinin birinci kitabı olan Falcı Hoço"nun Masalı, yalnızca Gürcü masallarını değil, Gürcüler gibi bir Kartveli halkı olan Megrellerden de iki masalı içeriyor. Gürcü masalları, Gürcü folklorunun diğer biçimleri gibi, yüzyılların içinden süzülüp günümüze ulaşmıştır. Her dönemde, Gürcü halkı için eğitici-öğretici öneme sahip olmuştur. Bu masallarda, sadakat, arkadaşlıkta çıkar gözetmemek, dar günlerde arkadaşa destek olmak gibi erdemler hep idealize edilmiş olarak karşımıza çıkar. Kitaptaki masallardan biri olan "Üveyik"te de bunu görüyoruz: Arkadaş için fedakârlık önemli bir öğedir.
By: admin2

FALCI HOÇO'nun MASALI - Gürcü Masalları- ქართული ზღაპრები

FALCI HOÇO'nun MASALI - Gürcü Masalları- ქართული ზღაპრები


Sinatie
'nin "Çocuk kitapları" dizisinin birinci kitabı olan Falcı Hoço'nun Masalı, yalnızca Gürcü masallarını değil, Gürcüler gibi bir Kartveli halkı olan Megrellerden de iki masalı içeriyor.
Gürcü masalları, Gürcü folklorunun diğer biçimleri gibi, yüzyılların içinden süzülüp günümüze ulaşmıştır. Her dönemde, Gürcü halkı için eğitici-öğretici öneme sahip olmuştur. Bu masallarda, sadakat, arkadaşlıkta çıkar gözetmemek, dar günlerde arkadaşa destek olmak gibi erdemler hep idealize edilmiş olarak karşımıza çıkar. Kitaptaki masallardan biri olan "Üveyik"te de bunu görüyoruz: Arkadaş için fedakârlık önemli bir öğedir. Yavruları çalınmış olan üveyiğe yardım etmek üzere, horoz, çuvaldız, havan ve eşek seferber olurlar ve hiçbir karşılık beklemeden kendilerini tehlikeye atarlar.
Gürcü masallarının diğer özelliklerinden biri, anneye sonsuz saygı gösterilmesini öğütlemesi ve anneye saygıyı idealize etmesidir. Bu olgu, "irmisa" adlı masalda, masal kahramanın kendisine annelik etmiş bir geyiğe karşı tutumunda çok açık biçimde görülüyor. Başka masallarda olduğu gibi, bu masalın kahramanının da dostu için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Kısacası Gürcü masallarındaki masal kahramanları, annelik-evlatlık, kardeşlik ve dostluk gibi simgelerle kaynaşmıştır; bu kahramanlar her türlü tehlikeye atılır ve amaçlarına başarıyla ulaşırlar.
Gürcü masallarıyla ortak değerleri paylaşan Megrel masalları için de aynı şeyler söylenebilir. "Kral ve Oğlu" adlı masalda, ihanet eden kişi cezalandırılmaz; merhamet duygusu ön palana çıkar ve bağışlanır, ikinci Megrel masalının kahramanı olan Falcı Hoço, verdiği söze bağlı kalarak hırsızları bile ele vermez.
Bu kitapla, yeni bir masal sandığını aralayacak, başka bir masal dünyasıyla tanışmış olacaksınız.

 

ÖNSÖZ

Fahrettin Çiloğlu'nun yayıma hazırladığı Falcı Hoço'nun Masalı, Sinatle'nin yedinci kitabı. Küçük bir masal sandığı olan bu kitap, yalnızca Gürcü masallarını değil, Gürcüler gibi bir Kartveli halkı olan Megrellerden de iki masalı içeriyor. Megrel masalları, Megruli Zğaprebi da Mitebi ( მეგრული ზღაპრები და მითები, 1994) adlı kitaptan, Gürcü masalları ise değişik kaynaklardan alınmıştır. Adını kitaptaki bir Megrel masalından alan Falcı Hoço'nun Masalı'nda. yeralan onüç masalın tümü, Fahrettin Çiloğlu, İrina Gotsiridze, Hasan Çelik ve Hülya Çiloğlu tarafından Gürcüceden çevrilmiştir. Neredeyse tümü de, daha önce Gürcü kültürü dergileri çveneburi ve mamuli'de yayımlanmıştır.

Gürcü masalları, Gürcü folklorunun diğer biçimleri gibi, yüzyılların içinden süzülüp günümüze ulaşmıştır. Her dönemde, Gürcü halkı için eğitici-öğretici öneme sahip olmuştur. Bu masallarda, sadakat, arkadaşlıkta çıkar gözetmemek, dar günlerde arkadaşa destek olmak gibi erdemler hep idealize edilmiş olarak karşımıza çıkar. Kitaptaki masallardan biri olan "Uveyik"te de bunu görmekteyiz: Arkadaş için fedakârlık önemli bir öğedir. Yavruları çalınmış olan üveyiğe yardım etmek için, horoz, çuvaldız, havan ve eşek seferber olurlar ve hiçbir karşılık beklemeden kendilerini tehlikeye atarlar.
Gürcü masalları, anneye sonsuz saygı gösterilmesini öğütler ve anneye saygıyı idealize eder. Bu olgu, "İrmisa" adlı masalda, masal kahramanın kendisine annelik etmiş bir geyiğe, sonradan varlığını öğrendiği gerçek annesine karşı tavrında da karşımıza çıkar. Başka masallarda olduğu gibi, bu masalın kahramanının da dostu için yapamaycağı hiçbir şey yoktur. Kısacası Gürcü masallarında, masal kahramanları, annelik-evlatlık, kardeşlik ve dostluk gibi simgelerle kaynaşmıştır; bu kahramanlar her türlü tehlikeye atılır ve amaçlarına başarıyla ulaş
Gürcü masallarıyla ortak değerlere sahip Megrel masalları için de aynı şeyler söylenebilir. "Kral ve Oğlu" adlı masalda, ihanet eden kişi cezalandırılmaz.
Merhamet duygusu ön palana çıkar ve bağışlanır, ikinci Megrel masalının kahramanı olan Falcı Hoço, verdiği söze bağlı kalır ve hırsızları bile ele vermez.
Falcı Hoço'nün Masalı'nda yer alan Kartveli masallarnı okurken, yeni bir masal sandığını aralayarak bir başka masal dünyasıyla tanışmış olacaksınız.

Sinatle

 

Eser: FALCI HOÇO'nun MASALI - Gürcü Masalları-
Hazırlayan: Fahrettin Çiloğlu

Türkçesi:  Fahrettin Çiloğlu - İrina Gotsiridze - Hasan Çelik - Hülya Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


FALCI HOÇO'nun MASALI - Gürcü Masalları- kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


ENİNDE SONUNDA - Şiirler - ფრიდონ ხალვაში - ლექსები
Havaalanında bekliyor gibiyim. Karşılayacağım yolcu, şair Fridon Halvaşi. Batum"dan Moskova"ya, oradan İstanbul"a, oradan Ankara"ya gelecek. Epeyce dolana dolana bir yol izleyecek. Batum ile Hopa arasındaki Sarp sınır kapısı açık olsa, kısadan çıkar gelirdi. Dört yıl önce ben de Batum"a epeyce dolanarak gittim. Bunca yakın iki ülkenin sınırlarında, Fridon"un ve benim ekmediğimiz dikenli çalılar bitmiş. Bir gün el ele temizleyeceğiz onları. Ne bizim çıkarımıza, ne onların. Bir sınırın iki yanında, onlarda, bizde, yeryüzünün güzel halklarındanız. Gönülleri yüce, gözleri tok. Dostlukta, konukseverlikte üstümüze yok. Ama sanırım onlar bir konuda bizden üstün: Kafa çekmekte! Bir konuk vardığında toplanıp gece boyu senin benim onurumuza, birbirleri onuruna kadeh kaldırıyorlar. Bu işi biz de iyi biliriz gerçi, ama onlar kadar değil.
By: admin2

ENİNDE SONUNDA - Şiirler - ფრიდონ ხალვაში - ლექსები
ENİNDE SONUNDA - Şiirler - ფრიდონ ხალვაში - ლექსები


KARŞILAMA

Havaalanında bekliyor gibiyim. Karşılayacağım yolcu, şair Fridon Halvaşi. Batum'dan Moskova'ya, oradan İstanbul'a, oradan Ankara'ya gelecek. Epeyce dolana dolana bir yol izleyecek. Batum ile Hopa arasındaki Sarp sınır kapısı açık olsa, kısadan çıkar gelirdi. Dört yıl önce ben de Batum'a epeyce dolanarak gittim. Bunca yakın iki ülkenin sınırlarında, Fridon'un ve benim ekmediğimiz dikenli çalılar bitmiş. Bir gün el ele temizleyeceğiz onları. Ne bizim çıkarımıza, ne onların. Bir sınırın iki yanında, onlarda, bizde, yeryüzünün güzel halklarındanız. Gönülleri yüce, gözleri tok. Dostlukta, konukseverlikte üstümüze yok. Ama sanırım onlar bir konuda bizden üstün: Kafa çekmekte! Bir konuk vardığında toplanıp gece boyu senin benim onurumuza, birbirleri onuruna kadeh kaldırıyorlar. Bu işi biz de iyi biliriz gerçi, ama onlar kadar değil.
Fridon Halvaşi, şiirlerini yüklenmiş geliyor uçakla. Dünyayı dolaşmış bavulunda kimbilir daha neler var? Karşıdan bakarsan çekingen, orta halli bir çiftçi parçasına benzer alçakgönüllü bir insan. Ama Sovyetler Birliği içindeki ekonomik olanakları, kültürel gelişmeleriyle başlarda yer alan beş milyonluk küçük Gürcüstan Cumhuriyeti'nde tanınmış bir kişi. Otuzdan fazla kitabın üstünde adı var. Otuz yıldır Batum Yazarlar Birliği başkanı. Acara Muhtar Cumhuriyeti'nin başbakan yardımcısı. Batum'da görmüştüm, köylerden gelen ona geliyordu. İşi olan onu buluyordu. Tatili pazarı yoktu; hem bizimle, hem onlarla ilgileniyordu.
Hangi koşullarda, nasıl yetişti bu şair? Gülünce gözlerinde çiçekler açan bu küçük görünüşlü insan hangi iklimin güzelliğidir? Hangi tarihsel, toplumsal, kültürel koşulların bileşkesidir? Son derece sınırlı bir karşılama yazısında acaba bu soruları tam yanıtlandırabilecek miyim?
Beklediğim uçak az sonra görünecek. Fridon Halvaşi inip bana doğru koşacak. Daha fazla koşmasın, ben koşup ona varayım diye dikkatli olmağa çalışıyorum.
Acara Muhtar Cumhuriyeti 'nin sınırları içinde eski, küçük Gegelidze köyünde 1925'te doğmuş o. Batum Pedagoji Fakültesi'nde okumuş. Sonra Moskova'daki Gorki Yazın Fakültesi'ni bitirmiş. Resul Hamzatov, "Benim Dağıstanım'' adlı ünlü yapıtında, iğneli iğneli anlatır: Gorki Yazın Fakültesi'nde okuyanlar önceleri şair iseler sonra çoğunlukla eleştirmenliğe kayarlarmış. Fridon, yedi yıllık köy okulunu bitirdiğinde başlamıştı şiire. Moskova 'daki fakülteye şair girdi, şair çıktı, bütün yaşamında şair kaldı. Dostları, birkaç ay önce altmışıncı yaş gününü kutladılar. Batum'daki toplantıda yeni şiirlerini okudu. Gerçekte o, herhangi bir yerde şairim demeğe çekinir. Şiirden gelen ün, Sovyetler Birliği'nde bir süre sonra ''Güç''e dönüşür. Gürcüstan'da bu daha da böyledir. Şairlerin yeri devlet adamlarının, bakanların, başbakanların yanıdır. Önemli kültür işlerinin yönetimi onlara verilmiştir. Bu ''güç'' ile kimileri şımarıp toplum içinde zart zurt edebilir. Böylelerinden, bütün iyi şairler gibi Fridon da hoşlanmaz. O belli etmez şairliğini. Konuşurken sesi biraz ezik çıkar. Tartışmalarda kabarıp kalkmaz, dayatmaz. Yurdunda bu özellikleriyle sevilip sayılan biri olmuştur.
Kafkasların denize yakın uzantılarının çocuğudur Fridon. Bir yandan sarp mı sarp dağlar, bir yandan denize bakan yamaçlar, dereler vede bunlar arasındaki bereket fışkıran küçük düzlükler. Hem de bol balıklı çağıl çağıl sular. "Tanrı dünyayı yaratırken Gürcüstan'ı kendine ayırmış, o yüzden de çok iyi döşemiş, donatmış; ama Gürcüler bir yolunu bulup elinden almışlar... " diye anlatırlar.
Batum'da yılın on iki ayında çiçek açmayan gün yoktur. Müzenin duvarında çizelge biçiminde bir takvim görmüştüm. Hangi ayda, hangi çiçeklerin açtığını yazıp çizmişlerdi. Bugün gibi aklımda; çiçek açmayan tek ay yoktu. Bütün çevre, yazda kışta çiçekler içindeydi. Şaşılacak bir durumdu bu.
Sonra o müzeyi ne çocukça bir saflıkla, şişinmesiz bir doğa sevgisiyle düzenlemişlerdi! Bir yerde koca karınlı bir balık yatıyordu.
"Ne bu?" diye soruyordum.
''Balık!'' diye yanıtlıyorlardı. ''Falanca köyden, filanca arkadaşımız, işte bu Karadeniz'den yakaladı. Biz de getirip müzeye koyduk!''
Balina filân değil ha. Ama büyükçe bir balık.
Başka bir köşede iki başlı bir buzağı duruyordu. İçini boşaltmışlar, ilaçlayıp doldurmuşlardı. Camın içine yerleştirmişlerdi.
"Ya bu?"
"Bu da buzağı. Bizim burada bir inek buzuladı.." diyorlardı.
"İyi! Kutlarız.."
"Teşekkür ederiz..."
Şarapların da en iyisi ordadır. Kendileri söyler. Bıyık altından gülecek olsanız, dünya yarışmalarında kazandıktan madalyaları gösterirler. ''Kinza'' denilen şerbetçiotu da güya sadece orada bulunulmuş. Küpleri bununla silip, şarapları doldururlarmış. Gürcüstan şarapları ondan böyle lezzet yüklü olurmuş. Gözlerinizden inanmadığınızı okurlarsa, ' 'Stalin de bu şaraptan içerdi!'' derler, anlatırlar uzun uzun. "Kardeşim, benim karaciğerimde şu var, bu var, sizin kadar içemem, bağışlayın., "diyecek olsanız bağışlamazlar. "Madem hastasın, bir bardak fazla iç, dermandır!'' derler.
Uzun geçmişinde Gürcüstan epeyce güzel çağlar yaşamış. Bu yüzden iyi gelişmişler, gelişebilmişler. Kraliçe Tamara döneminden başka da güzel çağları olmuş. Şimdi de iyiler. Ama o uzun geçmişte İranlılardan, Çarlardan, bizim Osmanlılardan çok çekmişler. Yıkımlardan, derin köklü kültürlerine dayanarak kurtulmuşlar. Nice büyük devletler, imparatorluklar silinip gitmiş, onlar kalmış. Beş milyonun içinde beş mi, on mu dil, küçüklü büyüklü sayılardan oluşan birçok ulus, hepsi bir arada, yan yana, can cana, öteki Sovyet Cumhuriyetleriyle uyum içinde yaşayıp, kültürlerini, yaşamlarım geliştirip gidiyorlar. O büyük "Bü-tün"ün içinde en az sayıda olanların bile basımevleri, kitabevleri, gazeteleri var. Tirajlar yüksek mi yüksek. Tiyatroları, radyoda televizyonda günleri, saatleri var. Yüksek Sovyet Meclisi'nde temsilcileri var. Dillerini, alfabelerini eşi benzeri bulunmaz bir gururla koruyorlar. ''Dünyada kaç ulus var bilirsiniz. Ama alfabe sayısı sadece on dört. Bunlardan biri bizim!" derler. Aldırmayın, alçakgönüllü bir şişinmedir bu. Sanki siz onları küçümsüyorsunuz da ondan böyle söylüyor gibidir bakışları. Merak ediyorsanız araştırın, soruşturun. Tiyatrolarında neler oynar, kapılarından kaç kişi girer çıkar? Operalarında bilet bulunur mu? Kaçtır romanlarının, şiir ve öykü kitaplarının tirajları? Sorun araştırın. Gerekli bilgileri öğrenince şaşırırsınız.
"Şiir, öykü ve romanlarla, başımdan geçen, gördüğüm bildiğim olayları, kendi yöre ve ülkeme özgü konulan anlatmağa çalışıyorum.'' diyor Fridon. ''Acara'nın dağlık toprağını, insanlarının yaşam savaşını, Gürcü tarihinin trajik gerçeğini, bizim ulusal kurtuluşumuzu, güzel dilimizin ve yazınımızın dünya yazınındaki derinliğini korumasında üstüme düşen görevi yerine getirmeğe uğraşıyorum."
''İlk romanım sevi üzerine.." diye ekliyor. ''Bizim köyün yaşamını, kollektifleşmeye geçiş aşamasındaki toplum sal davranışları anlatıyorum."
Ama şairdir o asıl. Romanlar, öyküler, oyunlar, senaryolar yazmıştır, ama hep şair kalmıştır. "Şimdi çocukluğumu anlatan bir kitap yazıyorum. " diyor. Asıl uğraşı şiirdir her zaman. "Önümde yaşam var. Elimden geldiğince çalışıp iyiyi oluşturmak için uğraşacağım."
Şiir kitaplarının adlarına bakıyorum: "Yağmurlu Güneş '', ''Asmanın Gözyaşı", " Yıldız Parçası"... Gürcü dilini bilmiyorum ne yazık. Bu alfabeyi okuyamıyorum. Fridon'la Batum'dan çıkıp Çoruh'a doğru gittik bir gün. Yanımızda Tonguç'la çevirmenimiz Larissa vardı. Ortak ırmağımızı görünce otomobili durdurduk. Yürüdük çakılların üstünden. Çoruh, Karadeniz'e yaklaşırken Sovyetler Birliği topraklarına dalar. Batum'un oralarda hemen karşı yakası bizim yurt değildir. Ama sanki öyleymiş gibi bakıyordum karşılara. Dağlara yaz günlerinin sisi çökmüştü. Şarlaya şarlaya akıyordu Çoruh. Eğilip elimi daldırdım. Fridon da daldırdı benim gibi. Bir süre durduk orada. Nice sonra kalkıp otomobile doğru yürürken ellerimiz buluştu. Yolda, kendi dilinde bir şiirini okumasını rica ettim. O beni biliyordu. Öykülerimi, romanlarımı okumuştu Gürcüceden, Rusçadan. Ama şairliğimi bilmiyordu. Sesine kulak verdim. Larissa, Rusçadan Türkçeye aktardı okuduğu şiiri. Anlamaya çalıştım. Çok zordu. Akşam bana çocukluğunu anlattı. Oldukça renkliydi. Güzellikâağıtlardan kitap gibi ciltlenmiş bir defter götürmüştüm. "Al, çocukluğunu buna yaz.. " diye verdim ayrılırken.
Şavşat'taki öğrencilerimin yaşamına benziyordu onun da çocukluk, gençlik yaşamı. Kasabada, şehirde, onun bunun odasında, darlıklar içinde geçmişti okul yılları. Bütün halkla birlikte savaşın yıkımları altında o da ezilmişti. İlk sevileri, ilk şiirleri o zor yıllarda çiçek açmıştı.
İçimde Fridon'un, öteki Gürcü şairlerinin, romancılarının neler yazdığını bilme merakı gittikçe büyüyordu. Çağdaş şairlerini, yazarlarını bırakın, klasik yazarları, şairleri bile çevrilmemişti. Nefsime, sadece Nodar Dumbadze'nin ''Güneşi Görüyorum'' romanı ile Gogolaşvili'nin ''Mavi Dağlar Ülkesi'' adlı çocuk kitabını biliyordum. Fridon gibi daha nice has şairleri, romancıları vardı kim bilir? Hiçbirini tanımıyorduk ne yazık. Onlar bizim antolojilerimizi çıkarıyor, kitaplarımızı çeviriyor, biz hiçbir şey yapamıyorduk. Onların yitiği değil, bizim yitiğimizdi bu.
O yüzden arkadaşım Abdurrahman Çetinkaya'yi zorluyordum:
"Anan atan Gürcü. Okuyorsun yazıyorsun, konuşuyorsun o dili. Şair değilsin, ama giriş. Söz söz çevir Fridon'un şiirlerini. Neler dediğini dümdüz yaz. Ben üzerlerinde çalışayım. Elbirliğiyle bir kitabını yapalım. Belki başarabiliriz..."
Bu önerimi her buluşmamızda yineliyordum. Vakit bulursak, şairin kitaplarını önümüze serip, okuyor inceliyor, sonra gene bu özlemi konuşuyorduk. Sonunda giriştik işe. Önce kitapları tarayıp epeyce şiirini seçtik. Çetinkaya düz çevirilerini yaptı bunların. Ben şiirleştirmeye çalıştım. Tonguç da Fridon'un bir portresini çizdi. Böylece ortaklaşa bir iş çıktı ortaya. Dediğim gibi, küçük bir seçme, sadece bir demettir bu kitapta sunduklarımız.
Kötü yapmadığımızı biliyorum. İyi yaptık diye bir avuntu var içimde, bunu duyabiliyorum. Ama asla yapılabileceğin "en iyisi" değildir yaptığımız. Bunu da biliyorum. "En iyi", "iyi"nin düşmanıdır çoğu zaman. İki dili de yediği ekmek, içtiği su, emdiği süt gibi bilen biri, birileri çıkıp daha kusursuz, daha iyi çeviriler yapasıya, bizim bu yaptığımız, ilerde yapılacak ''en iyi''nin yerini tutacaktır ne yazık.
Çevirinin dünya kadar zorluğu var. Kimi zaman aslına sıkı sıkıya bağlı kalırsın, şiir olmaz. Şiir olsun diye biraz açılayım dersin, bu kez de ortaya başka bir metin çıkar. "Hem aslına bağlı kalsın, hem şiir olsun" ilkesiyle çalışıp sonuç almak gerçekten zorun zorudur.
Yaptığımızın "iyi" olduğunu söylerken, bu tür işlerden anlayanların hoşgörüsüne güveniyorum. Yarım yüzyıldır Türkçe ile uğraşıyorum nerdeyse. Düzyazılarımı, romanlarımı şiirden aldığım eğitimle yazıyorum. Bir yazdığımı dönüp dönüp elden geçiriyor, düzeltiyorum. Bu kez de öyle yaptık. Çetinkaya arkadaşımla birbirimizi tamamlamaya çalıştık. Hem Türkçe'ye, hem Fridon'a layık bir çeviri yapabilmeyi ne kadar isterdik!
Bir de şunu düşünüyorum: İyi dil bilenler de hatalar yapar. Özellikle şiir çevirisinde hata nerdeyse kaçınılmazdır. Bizim bu konudaki girişkenliğimiz ve mutlaka bol olan, ama kendimizin bilmediğimiz hatalarımız, Fridon'un şiirlerine olan sevgimize bağışlansın dileriz.
Sözü burada hemen kesmeliyim. Çünkü uçak alana indi. İşte Fridon göründü. Ona doğru yürüyorum hızla. O da bana doğru yürüyor. Ama biraz çekine çekine sanki. Kucaklaşıyoruz. "Türkçe'ye hoşgeldin kardeşim Fridon! Lütfen rahat ol, çekinmeden yürü!" diyorum. "Evinde, yurdunda gibi duyumsa kendini. Ama 'Hemen içmeğe oturalım!' der gibi bakma yüzüme. Onun da vakti var. Önce Türkçe'nin, Türkiye'nin köylerinde, şehirlerinde biraz gezip dolaşalım. Sonra biraz içeriz. Haydi, çok çok hoşgeldin kardeşim!"

Fakir Baykurt
Duisburg, 25.12.1987

 

Eser: ENİNDE SONUNDA -Şiirler-
Yazarı: Fridon Halvaşi

Türkçesi:  Abdurrahman Çetinkaya - Fakir Baykurt

Yayınevi : Belge Uluslararası Yayıncılık
Divan Yolu Caddesi Binbirdirek İşhanı No: 15/1 Sultanahmet - İstanbul
Tel.-Fax: (0212) 517 44 53 -  (0212) 638 34 58


ŞAMİL "Elveda Kafkas Dağları"  kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


UMUT UZUN YAŞAR - Gürcü Öyküleri - ქართული მოთხრობები
Küçük bir Gürcü öyküleri antolojisi olan Umut Uzun Yaşar, Sinatle"nin dördüncü kitabı. Gürcü edebiyatından örnekler veren ilk çalışmalardan biri olan bu kitapta, çağdaş Gürcü yazarlardan oniki öykü yer alıyor. Umut Uzun Yaşar, daha önce, Ceylan Yayıncılık tarafından "Kafkasya dizisi"nde aynı adla yayımlanmıştı. Kitap bu adını, Gi-orgi Tsitsişvili"nin bir öyküsünden alıyor. Kitaptaki öyküleri Hasan Çelik Gürcüceden, Fatoş Gürsoytırak İngiliz-ceden çevirmiştir. Umut Uzun Yaşar, ""Gürcüstan toplumunun o henüz karmaşıklaşmamış, yalın ve basit toplum yapısını gözler önüne sermesi bakımından önemli.
By: admin2

UMUT UZUN YAŞAR - Gürcü Öyküleri - ქართული მოთხრობები
UMUT UZUN YAŞAR - Gürcü Öyküleri - ქართული მოთხრობები

 

ÖNSÖZ

 

Küçük bir Gürcü öyküleri antolojisi olan Umut Uzun Yaşar, Sinatle'nin dördüncü kitabı. Gürcü edebiyatından örnekler veren ilk çalışmalardan biri olan bu kitapta, çağdaş Gürcü yazarlardan oniki öykü yer alıyor. Umut Uzun Yaşar, daha önce, Ceylan Yayıncılık tarafından "Kafkasya dizisi"nde aynı adla yayımlanmıştı. Kitap bu adını, Giorgi Tsitsişvili'nin bir öyküsünden alıyor. Kitaptaki öyküleri Hasan Çelik Gürcüceden, Fatoş Gürsoytırak İngilizceden çevirmiştir.
Umut Uzun Yaşar, ''Gürcüstan toplumunun o henüz karmaşıklaşmamış, yalın ve basit toplum yapısını gözler önüne sermesi bakımından önemli. Henüz toprakla ilişkisini koparmamış, insan yaşamındaki en önemli faktörün hâlâ doğa olduğu kırsal bir toplumun gündelik hikâyelerini anlatıyor bu öykülerin tamamı. Genel bir özellik olarak öykülerin hiçbirine siyaset, politik olay ya da yorumun girmemiş olduğu söylenebilir. Bu, muhtemelen Gürcü yazarların bilinçli bir tercihi, kendilerini derin felsefi konulara eğilmek ya da topluma mesaj vermek türünden bir ruh hali içinde hissetmedikleri belli oluyor. Öykülerdeki tek politik olay, sarsıcı ve dramatik bir vurgu olarak, II. Dünya Savaşı ve etkileri olarak beliriyor sadece. Burada da savaş hali içinde işgal edenin ve işgale uğrayanın siluetleri var en fazla. Toprakla içli dışlı toplulukların çoğunda görülebileceği türden bir sertlikse tüm. öykülerin dokusuna sinmiş denebilir. Duygusallığa yer yok. Ancak N. Dumbadze'nin "Köpek" adlı öyküsü (kitaptaki en güzel öykülerden biri) gibi, merkezinde hayvanların durduğu birkaç öyküde farklı türden bir sıcaklık da mevcut. Kuduz korkusunun -kuruntusunun- kol gezdiği köyde, köpeğini öldürmeye kıyamayan ihtiyar köylü, itirazlar karşısında, öldüğünde mezarının üstünde bir köpeğin ulumasını istediğini söyler. İşte her şey bu kadar yalın, bir o kadar da gerçek."

Sinatle

 

Eser: UMUT UZUN YAŞAR - Gürcü Öyküleri
Türkçesi:  Hasan Çelik - Fatoş Gürsoytırak

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


UMUT UZUN YAŞAR - Gürcü Öyküleri kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


YUSUFELİLİ AŞIK PERVANİ
Anadolu"da âşıklık geleneğini sürdüren ozanların çoğu ehl-i dil (gönül âşığı), usta malı satanlardan oluşuyor. Bunların içinde rüyada pîrlerin bâde iç erek âşık olan Kadirli"den Halil Karabulut, Erzincan"dan Güllühan ve Yusufeli"den İsmail Pervam Çelik gerçek anlamda Hak ve halk âşıklarıdır. Prof. Dr. Umay Günay, 1986"da yayınlanan "Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi" adındaki kitabında (s. 163-165), Pervanî"yi anlatırken: "... Bu rüya ilk örneğin unsurlarını ihtiva etmekle beraber çok karmaşık ve çok zengin bir örnektir. Âşık Pervani"nin 19 yaşında iken gördüğü bu rüya eski âşıkların bazılarının isimleri yanında İslâmî bilgi ve menkıbelerden birçok izler taşımakta, hatta Hz. Muhammed, Pervanî"ye bir de mucize gö stermektedir.
By: admin2

YUSUFELİLİ AŞIK PERVANİYUSUFELİLİ AŞIK PERVANİ

ÖNSÖZ


HAK AŞIĞI İSMAİL PERVANI

 

Mehmet Gökalp


Anadolu'da âşıklık geleneğini sürdüren ozanların çoğu ehl-i dil (gönül âşığı), usta malı satanlardan oluşuyor. Bunların içinde rüyada pîrlerin bâde iç

erek âşık olan Kadirli'den Halil Karabulut, Erzincan'dan Güllühan ve Yusufeli'den İsmail Pervanî Çelik gerçek anlamda Hak ve halk âşıklarıdır.
Prof. Dr. Umay Günay, 1986'da yayınlanan "Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi" adındaki kitabında (s. 163-165), Pervanî'yi anlatırken:
"... Bu rüya ilk örneğin unsurlarını ihtiva etmekle beraber çok karmaşık ve çok zengin bir örnektir. Âşık Pervani'nin 19 yaşında iken gördüğü bu rüya
eski âşıkların bazılarının isimleri yanında İslâmî bilgi ve menkıbelerden birçok izler taşımakta, hatta Hz. Muhammed, Pervanî'ye bir de mucize göstermektedir. Kurban merasimi, İslâmiyet'teki kurban kesimi ve dağıtımı pratiği yanında Orta Asya av etlerinin itibarlı kişilere dağıtılışmı da düşündürmektedir." diyor ve onun âşık oluşundaki olgu ve olayları Şamanizm törenlerine kadar uzatarak, "Zülâlî'de gördüğümüz kadar bu rüya içinde de sevgili ile deyişme söz konusudur" diye ekliyor.
Yusufeli'nin Okar (Havuzlu) köyüne 1952 yılında gitmiş, Pervanî'nin saz eşliğinde şiirlerini dinlemiş, şiirlerini tesbit ettikten sonra İstanbul'a, ü
niversiteye tahsil için gittiğimde bunları Türk Folklor Araştırmaları dergisinde (Sayı 19-21, 39 ve 40) yayınlamıştım. Hikâyesi bir hayli rağbet gördü ve

Ali Püsküllü'den tutun da birçok antolojilerde yer aldığı gibi Dergâh Yayınevi'nin "Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi"nde resimli hayat hikâyesi ve

bir koşması yer aldı.
Daha sonra Türk Folkloru, Türk Edebiyatı, Tanıtım ve Türk Dünyası Araştırmaları dergilerinde Pervanî'yi tanıtmaya çalıştım. Bu arada bütün şiirlerini
divançe tarzında daktilo ederek bir nüshasını Pervanî'nin kendisine bir nüshasını da Artvin Kültür ve Yardımlaşma Vakfı'na hibe ettim. Ancak bir kitap halinde yayınlamak mümkün olmadı. Taner Artvinli kardeşimiz bu görevi yerine getirirse büyük bir kültür hizmetinde bulunmuş olacaktır.
Çünkü Pervanî öyle sıradan bir âşık değil. Sümmanî'nin devamı niteliğinde ve ondan hiç de geri kalmıyor. Pervanî bir koşmasında şöyle diyor:


Bozuldu dünyanın dem ü devranı
Gel gönül eyleme cürmü, isyanı
Rehber Muhibbî'dir, usta Sümmanî
Bir gün derler Kul Pervanî n'icoldu?


Öldükten sonra, onun Sümmanî ve Yunus'un yolunda bir hayli mesafe katetmiş olduğunu edebiyat tarihçileri takdir edeceklerdir.
Âşıklığa başladıktan sonra eniştemiz Hüseyin Ağa'nın oğlu Osman Çolak'ı yanına sofu (arkadaş) olarak alan ve Narman'ın Samikale köyüne giden
İsmail, Sümmanî'nin mezarı başında bir koşma söylemiştir:


Pervanî eyledi derd ü figanı
Erenlerden almış lütfü, ihsanı
Âşıkların pîri Baba Sümmanî
Huzurunda divan durmaya geldim


diyor. Oradan Erzurum'a ve Erzincan'a geçiyor. Güllühan ve ünlü ozan Davut Suları (o zaman Kelâmı mahlasını kullanırmış) ile deyişmeler yapı
yorlar. İki âşığı da zor durumda bırakıyor. (Bu karşılaşmaları Türk Folklor Araştırmaları dergisinin 39-41. sayılarında yayınladık. Kitaba girmiş olması sevindiricidir).
Sivas'a geçen Pervanî, yaya olarak oradan Eskişehir'e doğru yola çıkıyor.Ayak tabanları şişliği halde yoluna devam ederken —Osman Çolak'ın
Eskişehir'de geçen yıl bana anlattığına göre— bir ağacın gölgesinde oturuyorlar. Pervanî: "Osman kardeşim, biraz sonra buradan kereste yüklü bir kamyon geçecek. Onu durdurursan biner. Yola devam ederiz." diyor. Gerçekten de yarım saat sonra 26 (Eskişenhir) plakalı bir kamyon geliyor ve ikisi de bu kamyona binip, Eskişehir'e geliyorlar.
Zülâlî'nin Çifteler'de bulunduğunu haber alınca yanına gidiyor. Zülâlî onu imtihan ediyor ve gerçek bir Hak âşığı olduğunu beyan ediyor.
Pervanî Ankara Radyosu'na İsmail Daimî ve Davut Suları ile gitmiş, "Ne ağlarsın benim zülfü siyahım / Bu da gelir bu da geçer üzülme" diye baş
layan türküyü okumuş. Beste onundur. Türk Edebiyatı'nın Temmuz 2000 sayısında yayınladım. Ama Daimî bu türküyü değiştirip, sahip çıkmıştır.
Edebî yönünü araştırsak, Pervanî 20. yüzyılın en büyük ozanı olarak boy verir.
Taner Artvinli kardeşimiz onun değerini biliyor ve emeğini ortaya koymuş bulunuyor. Kendisini kutlarım.

-------------------------------------


Artvin, nüfusuna oranla oldukça fazla sayıda sanatçının yetiştiği  illerimizdendir.   Artvin  genelinde,  resimden karikatüre,  tiyatrodan  sinemaya,  müzikten  edebiyata sanatın her dalında azımsanamayacak sayıda başarılı sanatçılar yetişmiş olup, bunlardan birkaçının ünü yurt dışına taşmış ve uluslar arası bir üne sahip olmuşlardır.
Artvinli âşık, saz şairi, halk şairi ve serbest vezinle şiir yazan şairlerin sayısı ise yüz elli civarındadır. Bunlar arasında edebî açıdan çok güçlü şairler olmasına rağmen ne yazık ki hiçbirisi de layıkıyla tanıtılamamıştır. Örneğin hem Doğu Anadolu'nun en usta saz şairi hem de bir divan şairi olan Yusufelili Huzurî bile hâlâ hak ettiği yerde değildir.
Aşık Pervanî, diğer hemşehrisi meslektaşlarına göre biraz daha şanslıdır diyebiliriz. Çünkü kendi köylüsü olan yazar ve halk şairi Mehmet Gökalp, çeşitli folklor ve edebiyat dergilerinde Âşık Pervanî hakkında yazılar yazıp, şiirlerini yayınlayarak bu değerli âşığımızı edebiyat dünyasına tanıtmıştır. Gökalp, Âşık Pervanî'nin hayat hikâyesi, şiirleri ve karşılaşmalarının yer aldığı bir kitap hazırladıysa da maddî imkânsızlıklar nedeniyle bir türlü yayınlayamadı. Bu eser yıllarca Âşık Pervanî'nin evinde yayınlanacağı günü bekledi...
Son yıllarda yoğun olarak Yusufeli hakkında araştırma ve derlemeler yapıyorum. Bu maksatla 1997 yılının Eylül ayında Eskişehir'e, Âşık Pervanî'yi ziyarete gitmiştim. İki gün evinde misafir olduğum Âşık Pervanî ile âşıklık geleneği, Artvinli âşıklar ve daha pek çok konuda uzun uzun sohbet etmiş, hayat hikâyesini ve karşılaşmalarını kendisinden  dinlemiştim.  Bu arada o güne kadar yazmış olduğu şiirlerinin hemen hemen tümünün   birer kopyasını alarak, Gökalp'in hazırlamış olduğu kitap/dosyayı da incelemiştim.  Şiirlerinin bugüne kadar bir kitap halinde  yayınlanmamış  olması  âşığı  üzüyordu  doğal olarak. Haklıydı. Çünkü Âşık Pervanî, hakkında bir değil birkaç kitap   yazılmayı   hak   eden bir sanatçıydı. Ayrılık vakti geldiğinde Âşık Pervanî'ye, "Senin kitabını yayınlamak inşallah bana nasip olur" dedim ve kitabın yayın hazırlıklarına başladım. Bu sözlerimi birkaç yıl sonra Mehmet Gökalp Bey bana söyledi: "Biz artık yaşlandık. Sen gençsin, bizim görevimizi sen devralacaksın. Âşık Pervanî'nin kitabını yayınlamak da inşallah sana nasip olur."
Mehmet Gökalp'in hazırlamış olduğu dosyadan da yeri geldiğince faydalandım.
Kitap yayına hazırdı artık. Ama aynı durum benim de başıma geldi. Kitabı bastırabilecek para yok.
Kitap, matbaaya gireceği günü beklerken bu yılın Mayıs ayında, Doğu Anadolu ve Yusufeli'ye turistik seyahate çıkmış olan Amerikalı bir çiftle tanıştık: Elizabeth ve Landon Thomas. Âşık Pervanî'nin kitabından söz açılınca, Landon Thomas kitabın baskı masrafını memnuniyetle verebileceğini söyledi ve Amerika'ya döndükten sonra para işini halletti...
Ve kitap okuyucusuna ulaştı. Bu durum karşısında duygulanmamak mümkün değil. Türk dostu, kültür dostu saygıdeğer insan Landon Thomas'a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
İşte bu kitabın hikâyesi de böyle...
Âşık Pervanî'nin, edebiyat dünyasında hak ettiği yeri alması ve bu kitabın âşık edebiyatına katkıda bulunabilmesi umuduyla.

Ağustos 2001

Taner Artvinli

 

 

Eser: YUSUFELİLİ AŞIK PERVANİ
Yazarı: Taner Artvinli

Yayınevi : Ürün Yayınları
Hatay Sokak 9/19
Kızılay-Ankara
Tel.: (312) 425 39 20 Fax: (312) 417 57 23

YUSUFELİLİ AŞIK PERVANİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz.  kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


TÜRKİYE"DE ETNİK GRUPLAR
Türkiye"nin toplumsal ve siyasal yapısı ile ilgilenen tüm araştırmacıların ortak kanısı, Türkiye"nin sosyolojik olarak bir mozaiği ifade ettiğidir. Fakat bu sosyolojik gerçek üstüne, bugüne dek yeterli ve doyurucu araştırmaların yapılabildiğini söylemenin ne yazık ki hala uzağındayız. Yapılanlar da çeşitli nedenlerle eksik ve sınırlı durumda. Ant Yayınları ve tümzamanlaryayıncılık"ın ortak çalışması ile okuyucuya sunulan Peter Alford Andrews"in "Türkiye"de Etnik Gruplar" kitabı, bu çabanın örnek bir başlangıcı olarak alınabilir.
By: admin2

TÜRKİYE'DE ETNİK GRUPLAR
TÜRKİYE'DE ETNİK GRUPLAR

"Bu Kitabı Türkiye toplumunun birbirine olan sevgisine ithaf ediyoru..."
P.Alford Andrews

TÜRKÇE BASKIYA ÖNSÖZ


Türkiye'nin toplumsal ve siyasal yapısı ile ilgilenen tüm araştırmacıların ortak kanısı, Türkiye'nin sosyolojik olarak bir mozaiği ifade ettiğidir. Fakat bu sosyolojik gerçek üstüne, bugüne dek yeterli ve doyurucu araştırmaların yapılabildiğini söylemenin ne yazık ki hala uzağındayız. Yapılanlar da çeşitli nedenlerle eksik ve sınırlı durumda.
Ant Yayınları ve tümzamanlaryayıncılık'ın ortak çalışması ile okuyucuya sunulan Peter Alford Andrews'in "Türkiye'de Etnik Gruplar" kitabı, bu çabanın örnek bir başlangıcı olarak alınabilir. "Türkiye'de Etnik Gruplar" Almanya'da İngilizce olarak Özgür Batı Almanya Üniversitesi tarafından 1989 yılında yayınlanmış. Kitabın orjinali büyük boy ve 660 sayfadır. Kitap esas olarak dört ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm 54 sayfalık bir Giriş'ten ibaret. Yazar araştırmaya ait düşüncelerini bu bölümle okuyucusuna sunuyor. İkinci bölümde yazar, Türkiye'de saptadığı etnik ve dinsel gurupları 47 başlık altında (178. sayfaya kadar) topluyor. Üçüncü bölüm tablolardan oluşuyor. 178. sayfadan 435. sayfaya kadar süren bu bölümde, iller düzeyinde ilçe ve köy birimlerine göre etnik dağılım veriliyor. Örneğin bir ilde ne kadar Laz köyü, ne kadar Kürt veya Arap köyü varsa onları sıralıyor. Arkasından köylerin dinsel yapılanmasına ait bilgiler sıralanıyor. Oldukça detaylı haritalar çiziliyor ve nüfus dağılımı tablolarla gösteriliyor.
Fakat kitap nüfus dağılımı tablolarında, 1965 Genel Nüfus Sayımını temel almaktadır. Aradan geçen süre içerisindeki hızlı kentleşme olgusu ve nüfus artışı dikkate alındığında, kitapta yer alan tablo ve haritaların, bugünkü mevcut durumu yansıtmaktan uzak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca derlenen bilgilerin bir kısmı epeyce hatalı ve eksiktir. Örneğin Alevi ve Kürt olduğu bilinen bir çok köy tablolarda Sünni ve Türk olarak gösterilmiştir.
Dördüncü bölümde ise; Türkiye'nin etnik yapısı üstüne araştırmalar yapmış bilimadamlarından seçilmiş makaleler yer alıyor.
Bu nedenlerle, köy birimlerine kadar inen tabloları ve haritaları kapsayan bölümü Türkçe baskıya almamayı tercih ettik.
Ayrıca son bölümde yer alan makalalerden de bir seçim yaptık. Önemli gördüğümüz makalelere Türkçe baskı içerisinde yer verdik.
Türce baskıda kitap üç bölümden oluşuyor: İlk bölüm, kitabın Giriş bölümünün aynısıdır. 'Etnik Gruplar' başlığı altında yayımlanan İkinci Bölümde 47 etnik grup inceleniyor. Üçüncü Bölümde ise, Türkiye'deki etnik ve dinsel gruplarla ilgili seçilmiş makaleler yer alıyor.
Kitap, kendi alanında ülkemiz ile ilgili yapılmış derli toplu ilk çalışma sayılır. Çalışmanın birçok araştırmacıya ışık tutacağına inanıyoruz
Kitabın yazan P. Alford ANDREWS'e ve asistanı Rüdiger BENNINGHAUS'a, Türkiye ile ilgili yaptıkları bu araştırma çalışması için, teşekkürlerimizi ifade etme gereğini duyuyoruz.


Editör

İÇİNDEKİLER

1-YÖRÜKLER
2-TÜRKMENLER
3-TAHTACILAR
4-ABDALLAR
5-AZERİLER
6-KARAPAPAKLAR
7-UYGURLAR
8-KIRGIZLAR
9-KAZAKLAR
10-ÖZBEKLER
11-TATARLAR
12-BALKARLAR
13-KARAÇAYLAR
14-KUMUKLAR
15-GÖÇMENLER
16-DAĞISTANLILAR
17-SUDANLILAR
18-ESTONLAR
19-YAHUDİLER
20-KÜRTLER
21-YEZİDILER
22-ZAZALAR
23-OSSETLER
24-ERMENİLER
25-HEMŞİNLİLER
26-ARNAVUTLAR
27-KAZAKLAR
28-MOLOKANLAR
28-POLONEZLER
29-ÇINGENELER
30-RUMLAR
31-ALMANLAR
32-ARAPLAR
33-NUSAYRİLER
34-SÜRYANİLER
35-KELDANİLER
36-ERKESLER
37-GÜRCÜLER
38-LAZLAR
 

Eser: TÜRKİYE'DE ETNİK GRUPLAR
Kitabın Orjinal Adı: Ethnic Groups in the Republic of Turkey
Yazarı: Peter Alford Andrews
Türkçesi: Mustafa Küpüşoğlu 
Yayınevi : ANT Yayınları
                  tümzamanlaryayıncılık
Genel Dağıtım: Akyüz Kitabevi
 
Neşet Ömer Sokak No:10/124 
Kadıköy - İstanbul
Tel.:(0216) 249 12 30


TÜRKİYE'DE ETNİK GRUPLAR kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


Dilden Dine, Edebiyattan Sanata - GÜRCÜLERİN TARİHİ - ქართველების ისტორია
Türkiye"de Gürcülerle ilgili önemli bir bilgi boşluğu vardır. Bir zamanlar Türkçe bilmedikleri için "dil bilmez Gürcü" olarak türkülere giren Türkiye Gürcülerinin kökeni, Sovyetler Birliği"nin dağılmasının ardından bağımsızlığını yeniden kazanan Gürcüstan"daki Gürcülerin Türkiye"deki Gürcülerle ortak yanları ve farklılıkları gibi konuların iyi ya da doğru bilindiği söylenemez. Ülkemizde Gürcülere ilişkin bu bilgi boşluğunu, en azından daha kapsamlı yeni çalışmalar ortaya çıkıncaya değin dolduracağına inandığım bu kitabın hiç kuşkusuz, her ilk çalışmada olduğu gibi eksik ve yetersiz yanlarından söz edilebilir. Buna karşın bu kitabın, Türkiyeli okuyucuları Gürcülerin tarihsel derinliklerine götürüp günümüze geri getirmede başarılı olacağına inanıyorum.
By: admin2

GÜRCÜLERİN TARİHİ - ქართველების ისტორია
GÜRCÜLERİN TARİHİ - ქართველების ისტორია


ÖNSÖZ


Gürcüstan'ın başkenti Tiflis'te üç gün kalan Aziz Nesin, bir bardak bile çay içemeden dönmüş. Aziz Nesin "çay" dedikçe Gürcüler "çay kolay, hele sen hoş gelmişsin, bir yudum içip onu kutlayalım önce" deyip şarap şişelerini art arda açıyorlarmış. Üçüncü gün Tiflis'ten ayrılırken gazeteciler Aziz Nesin'e, "Nasıl buldunuz  Tiflis'i?" diye sormuşlar. "Tiflis benim için süslü, işlemeli, kocaman bir tavan" demiş Aziz Nesin. Ama bakmış ki bu sözleri  karşısında herkes suspus şaşkınlıktan. "Yahu", demiş, "bana habire şerefe deyip, kadeh diktirmekten başka bir şey yaptırmadınız ki Tiflis'te. Üstelik boynuzla içiyorsunuz, îçindekini biraz içip, masaya koyma olanağı yok ki boynuzu da. Çaresiz, hepsini birden dikeceksiniz başınıza. Bu yüzden de hep tavana baktım. Gürcüstan'da tavandan başka yer görmedim." (Aktaran Demirtaş CEYHUN, Bütün Dünyadan Özür Diliyorum, İstanbul, 1991, ikinci baskı, sayfa 8-9.)
Gürcüstan'ı gezen birçok yazarın anlattıklarına bakınca, Gürcülerin günlük yaşamından en çarpıcı görüntülerin içkili, şarkılı ve tamadalı ("sofra başkanı") sofra geleneğiyle ilişkili olduğunu düşünüyorum. Ancak bu kitapta, coşkulu müziği, nefes kesen dansları ile Gürcülerin  olabildiğine renkli toplumsal yaşamı değil, "dilden dine, edebiyattan sanata" geçmiş yaşamı anlatılıyor. Türkiye'deki Gürcüler üzerine de bilgiler veriliyor. "Dilden Dine, Edebiyattan Sanata Gürcülerin Tarihi", Gürcüler üzerine Türkçede yayımlanmış kapsamlı ilk çalışma. Gürcüler hakkında Türkçedeki son derece sınırlı kaynakların yanı sıra, Gürcü kaynaklarım da değerlendiren yazarın bu kaynaklardan "özgür" biçimde yararlandığı bile söylenebilir.
Türkiye'de Gürcülerle ilgili önemli bir bilgi boşluğu vardır. Bir zamanlar Türkçe bilmedikleri için "dil bilmez Gürcü" olarak türkülere giren Türkiye Gürcülerinin kökeni, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını yeniden kazanan Gürcüstan'daki Gürcülerin Türkiye'deki Gürcülerle ortak yanları ve farklılıkları gibi konuların iyi ya da doğru bilindiği söylenemez. Ülkemizde Gürcülere ilişkin bu bilgi boşluğunu, en azından daha kapsamlı yeni çalışmalar ortaya çıkıncaya değin dolduracağına inandığım bu kitabın hiç kuşkusuz, her ilk çalışmada olduğu gibi eksik ve yetersiz yanlarından söz edilebilir. Buna karşın bu kitabın, Türkiyeli okuyuculan Gürcülerin tarihsel derinliklerine götürüp günümüze geri getirmede başarılı olacağına inanıyorum.


Cemal ŞENER

 

Eser: Diden Dine, Edebiyattan Sanata - GÜRCÜLERİN TARİHİ
Yazarı: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : ANT Yayınları 
Kumrulu Yokuşu SokakNo:24/1
Cihangir-Taksim
Tel.: (212) 249 12 30


Diden Dine, Edebiyattan Sanata - GÜRCÜLERİN TARİHİ  kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


ŞAMİL "Elveda Kafkas Dağlan" - შამილი
Ertesi gün, esir Şamil"in bulunduğu dağ köyü, Keherdağ"da askeri resmi geçit tören düzenlendi. Biraitanski, Kafkas savaşlarını zaferle sonuçlanması nedeniyle onları kutladı ve Şamil"in esir alınmasında aktif görev aldıkları için onlara, başyöneticiliğin belirlediği on bin manatlık ödülü dağıttı. Şamil Temirhanşura"ya, Grigol Orbeliani"nin eski konağına götürdüler. Şamil burada hastalandı ve onu on gün yattığı hastaneye götürdüler. Hasta olduğu sırada beyaz formalı Rus bir hemşire Şamil"in başından ayrılmıyordu.
By: admin2

ŞAMİL "Elveda Kafkas Dağlan" - შამილი
ŞAMİL "Elveda Kafkas Dağlan" - შამილი

Gürcü yazar Elizbar Ubilava, yeni romanı Şamil'de Kafkasya'nın efsanevi direniş lideri Şeyh Şamil'in dramatik yaşamını ele alıyor. Şeyh Şamil klasik Rus edebiyatının sık sık konu aldığı bir kişiliktir. Ubilava, romanında Şamil'in özgürlükçü yanı yanında, yenilgisine yol açan tutucu yanlarını da işliyor. Bu yaklaşımıyla günümüz Kafkasya'sında varolan tıkanmalara da bir yerde işaret etmiş oluyor.


Şamil'in Yazım Öyküsü:
Şamil'in savaşla ilgili yaşamını anlatan geniş düzyazı yapıtları oluşturmak için uzun süredir hazırlanıyordum. Şamil ve genelde Kafkasya savaşlarıyla ilgili önemli yapıtları incelemeyi ve Dağıstan'ın tarihi yerlerini görmeyi romanı yazmaya başlamak için yeterli görmedim. Dağlıların yaşam gerçeklerini, müritlerin savaş arzularını henüz tam olarak anlayamadığımı hissediyordum.


Kimden yardım isteyecektim? Sonunda Lev Tolstoy'u seçtim. Seçkin bir yazar olan Tolstoy, Kafkasya âaşığı ve Kafkasya savaşlarında bulunmuş biriydi. Rus ve diğer Hıristiyan uluslara karşı başkaldıran Müslüman dağlıların baskınlarının her ayrıntısını büyük bir sanatsal ustalıkla anlatmıştır. Tarihi gerçekleri, sanatsal doğrulukla anlatmanın eşsiz bir örneği olan Lev Tolstoy'un Hacı Murat'ı bugün de bizi hayretler içinde bırakmaktadır.


Böylece, Hacı Murat'ı ve Lev Tolstoy'un diğer öykülerini Gürcüce'ye çevirmek düşüncesi oluştu bende. Bu düşünce, bu büyük yazarın öğrencisi ve onun harika dünyasının kiracısı olmamı sağladı.


Bu tarihi roman Şamil'in dünyaca bilinen savaşlarının son beş yılını kapsamaktadır.


Olay, Kırım kampanyası zamanında 1854 yılının yaz aylarında Şamil'in on bin müritten oluşan ordusunun Kaheti'ye saldırması, Tzinandali'yi talan etmesi ve kalabalık esir grubu ve büyük ganimetlerle Dağıstan'a dönmesiyle başlıyor; eserin son sahneleri 1859 yılında General Bariatinski başkanlığında, Şamil'in Cunibi köyünde esir alınarak uzaklara, Kaluga'ya götürülmesidir.


Ertesi gün, esir Şamil'in bulunduğu dağ köyü, Keherdağ'da askeri resmi geçit tören düzenlendi. Biraitanski, Kafkas savaşlarını zaferle sonuçlanması nedeniyle onları kutladı ve Şamil'in esir alınmasında aktif görev aldıkları için onlara, başyöneticiliğin belirlediği on bin manatlık ödülü dağıttı.


Şamil Temirhanşura'ya, Grigol Orbeliani'nin eski konağına götürdüler. Şamil burada hastalandı ve onu on gün yattığı hastaneye götürdüler.
Hasta olduğu sırada beyaz formalı Rus bir hemşire Şamil'in başından ayrılmıyordu. Hastaneden çıkacağı sırada Şamil'e bu hemşirenin, bir süre önce ölen oğlu Cemaleddin'in nişanlısı Ala Korşunova olduğunu söylediler!
Şamil, tahilsiz oğlunu hatırlayınca gözleri doldu. Korşunova'ya acıyarak baktı ama hiç bir şey söylemedi. Sessiz ve başı eğik bir halde, Korşunova'nın önünde uzun süre durdu.


Kısa süre sonra Şamil, Korşunova'ya da, oğlunun hayaline de, anavatanına da veda etti.


Hoşçakalın Kafkas dağları!
Bu Rusya'ya giden Şamil'in son haykırışıydı.

*Gürcüce yayınlanan roman, iki kez büyük tirajlarla basıldı ve her iki kez de çıkar çıkmaz tükendi. Yakın zamanda Rusça olarak da yayımlanacaktır. Roman bazı okulların 8. sınıf Gürcü dili ve edebiyatı ders programına da girmiştir (Tbilisi 1992).

 

Eser: ŞAMİL "Elveda Kafkas Dağları"
Yazarı: Elizbar Ubilava

Türkçesi:  Hacer İyem

Yayınevi : Belge Uluslararası Yayıncılık
Divan Yolu Caddesi Binbirdirek İşhanı No: 15/1 Sultanahmet - İstanbul
Tel.-Fax: (0212) 517 44 53 -  (0212) 638 34 58


ŞAMİL "Elveda Kafkas Dağları"  kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


LAZLAR"IN TARİHİ - ლაზების ისტორია
Ne yazık ki bugüne kadar Laz olmayan yazarlar bize Lazlar hakkında sağlam bilgi vermekten yoksun kaldılar. Çünkü onlar Laz ulusunun dilini, geleneğini, yöresel kaynaklardan saptayacak kertede bilgi sahibi olamamışlardı. Bu yüzden bize bıraktıkları bilgiler uydurma ve hatalıdır. Biz Laz yazarlar bu eserde sunduğumuz kendi tarihimizi ve hayat mematımızı araştırmaya çalışırken Gürcüstan’ın başka bölgelerinde de bize yakından ilgilendiren ilginç belgelere rasladık.
By: admin2

  LAZLAR'IN TARİHİ - ლაზების ისტორია

LAZLAR'IN TARİHİ - ლაზების ისტორია

Çevirmenin kısa biyografisi
HAYRİ HAYRIOĞLU


1936 yılında İnegöl'ün Hayriye köyünde doğdu, ilkokuldan sonra Bursa Erkek Sanat Enstitüsüne bağlı yapıcılık kursunu bitirdi. I960'da istanbul Yıldız Polis Okuluna girdi. 1982 yılında emekli oldu..
Hayrioğlu, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucu yurtlarını terke dip Osmanlı ülkesine, İnegöl'ün Hayriye köyüne gelip yerleşmek zorunda kalan Gürcüstan'ın Acara bölgesi insanlarının üçüncü kuşak torıınlarındandır. Gürcü dilini aile arasında öğrendi. Çocuk yaşta Gürcü halk deyişlerini, manilerini kaleme almaya çalıştı. 1951 yılında bu dilin kendine özgü bir ABC'si olduğunu raslantı sonucu öğrendi. Kısa zamanda bu alfabeyi kendi kendine söküp, okuma yazmayı geliştirdi. Bundan sonra Kafkas halklarının geçmişi ve bu gününe ilgi duymaya başladı. Bu dillerle yayınlanmış Kafkas literatürünü araştırıp inceledi. Zamanla bilgisi akademik düzeye çıktı. Yurt içinde ve dışında çeşitli yazıları yayınlandı. Gürcü Çocuk Masalları adlı iki kitabı Milli Eğitim Gençlik Ve Spor Bakanlığı'nca tüm ilkokullara tavsiye edildi.
Hayrioğlu'nun başarılı çalışmaları Gürcüstan kültür çevrelerinin ilgisini çekti. Gürcüstan’a üç kez davet edilip kendisine araştırma inceleme olanağı sağlandı. Ulusal edebiyat sempozyumuna, İlia Çavçavadze, Akaki Tsereteli jübilelerine konuşmacı olarak katıldı. Kültür Bakanlığınca kendisine Yunus Emre'den seçmeler yapıp Gürcüce'ye çevirme görevi verildi. Gürcücü'den Türkçe'ye kazandırdığı Köprü adlı tiyatro oyunu Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye kondu.
Hayrioğlu'nun yayına hazır bir kaç eseri vardır.


LAZİSTAN TARİHİ VE ETNOGRAFİSİ ÖZETİ
ÖNSÖZ
 
Değerli M. Vanilişi ve A. Tandilava'nın "Lazistan" adlı tarih ve etnografya incelemeleri okuyucularına Laz ulusunun tarini ve etnografyasının ana hatları hakkında az çok bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Bu eser Gürcü literatüründe Laz ulusuna yönelik çalışmaların ufak ve anlamlı bir örneğini teşkil eder. Bu eserin önemli özelliklerinden biri yazarlarının Laz oluşlarıdır. Bunun anlamını açıklamak çok kolay. Artık Lazistan evlatları kendi tarihi yurt ve uluslarının yüzyıllar boyunca terkedilmişliğine son verip maddi ve manevi değerlerine sahip çıkmaktadırlar.
Her iki yazar da Sarp köyündendir. İkisi de bugün Gürcüstan devlet idari organlarında yüksek düzeyde bilim ve saygınlık kazanmış olmalarıyla ünlüdürler.
Bu tarihi araştırma eserinde Laz ulusunun geçmişte gösterdiği güçlü devlet olma yeteneği, başarılı politik yaşamı, kahramanlık ve yurtseverlikleri dile getirilmektedir.
Bu eserin Etnografya bölümünde dikkati çeken diğer bir husus da şu: Yüzyıllardır işgalci yabancıların bölücü entrikaları nedeniyle her konuda ayrı düşürülmüş kardeş Laz ve Megrel kabilelelerin alışkı ve geleneklerindeki güçlü benzerlikler açıkça ortaya konmaktadır.
Eserde Laz halk deyişlerinden, folklöründen verilen örneklerin karşılarında Gürcüce açıklamalar bulunmaktadır. Bu durum, bu bilgilerden daha yaygın çevrelerin yararlanmasını sağlıyacaktır.

Kutlu olsun...


Prof. Sergi Makalatia


LAZİSTAN TARİHİ YAZARLARINDAN OKUYUCUYA
 
Gürcüstan tarihi, yaşanmış kahramanlık hikayeleriyle doludur. Gürcü yurdunun korunması için toplaşan savaşçı yurtseverler arasında daima Lazlar da seçkin yerlerini almışlar, özgürlük ve bağımsızlık uğruna seve seve canlarını vermişlerdir. Gürcü yurdunu her fırsatta ateş ve kana boğan düşmanlar bir iki ya da üçden ibaret değildi. Ne yazık ki bugüne kadar Laz olmayan yazarlar bize Lazlar hakkında sağlam bilgi vermekten yoksun kaldılar. Çünkü onlar Laz ulusunun dilini, geleneğini, yöresel kaynaklardan saptayacak kertede bilgi sahibi olamamışlardı. Bu yüzden bize bıraktıkları bilgiler uydurma ve hatalıdır.
Biz Laz yazarlar bu eserde sunduğumuz kendi tarihimizi ve hayat mematımızı araştırmaya çalışırken Gürcüstan’ın başka bölgelerinde de bize yakından ilgilendiren ilginç belgelere rasladık. Bu belgeler özellikle Samegrelo bölgesindeki Zugdidi, Tshakaia, Gali ve başka bölgelerinde yaşıyan Megrel halkının bugün bile Laz diyeleğine tıpatıp benzer dil konuştuklarını ortaya koydu. Okuyucu bu benzerlikleri eserin sonlarındaki karşılaştırmalarda görecektir.
Redaksiyon işinde bize büyük yardımları dokunan değerli Profesör Sergi Makalatia'ya şükranlarımızı sunarız.
Ayrıca ellerindeki değerli kaynaklardan yararlanmamızı sağlayan Acara A.S.S.C. çevre inceleme enstitüsü direktörü merhum A.O. Halvaş'ı da burada rahmetle anarız.
Muhammet! VANİLİŞİ Ali TANDİLAVA
 

Eser: LAZLAR'IN TARİHİ
Özgün Adı: Lazisitan (Tarih Coğrfaya, Etnografya araştırmaları)

Yazarlar: Muhammed Vanilişi - Ali Tandilava

Türkçesi:  Hayri Hayrioğlu
Yayınevi : ANT Yayınları
Kumrulu Yokuşu Sokak No:24/1 Cihangir-Taksim - İstanbul
Tel.: (0212) 249 12 30


LAZLAR'IN TARİHİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


İSTANBUL GÜRCÜLERİ - ქართველები კონსტანტინეპოლში
İstanbul Gürcü leri, 1921’de Kartvelebi Konstantinepolşi adıyla İstanbul’da Gürcüce yayımlanmış bir kitap. Şişli Bomonti’deki Gürcü Katolik Manastırı matbaasında basılmış kitaplardan biri. Yazarı Eugenio Dallegio D’allesio İtalyan asıllı ve İstanbul’da doğmuş. Kitap Fransızca kaleme alınmış. Gürcüceye Fransızca elyazısından çevrildiğine bakılırsa, büyük bir olasılıkla yazıldığı dilde basılmamış. İstanbul Gürcüleri, ağırlıklı olarak İstanbul’da yerleşmiş Katolik Gürcüleri ele alıyor.
By: admin2

 İSTANBUL GÜRCÜLERİ - ქართველები კონსტანტინეპოლში

İSTANBUL GÜRCÜLERİ - ქართველები კონსტანტინეპოლში

İstanbul Gürcü leri, 1921’de Kartvelebi Konstantinepolşi adıyla İstanbul’da Gürcüce yayımlanmış bir kitap. Şişli Bomonti’deki Gürcü Katolik Manastırı matbaasında basılmış kitaplardan biri. Yazarı Eugenio Dallegio D’allesio İtalyan asıllı ve İstanbul’da doğmuş. Kitap Fransızca kaleme alınmış. Gürcüceye Fransızca elyazısından
çevrildiğine bakılırsa, büyük bir olasılıkla yazıldığı dilde basılmamış.
İstanbul Gürcüleri, ağı rlıklı olarak İstanbul’da yerleşmiş Katolik Gürcüleri ele alıyor. Bizans döneminden başlayarak bu kentteki Gürcü kolonisi ve Osmanlı topraklarındaki Müslüman Gürcüler hakkında da bilgi veriyor. Gürcüstan’ın İstanbul’la ticareti, bu kent üzerinden başka ülkelerle kurduğu ticari ilişkileri üzerinde duruyor; aynı güzergahtaki deniz ulaşımını ve taşımacılığını anlatıyor. Dolaylı olarak İstanbul kenti üzerine de bilgiler aktarıyor.
Bu kitap, Türkiye’de yaşayan Gürcülerin tarihi üzerine başlıca kaynaklardan biridir. Daha önce yayımlanan İsmetzade Doktor Mehmed Arif’in Gürcü Köyleri ( 2002 Sinatle) ve İvane Caiani’nin Borcka Mektupları (2002 Sinatle) ile İstanbul Gürcüleri, bir bakı ma  birbirini tamamlayan  kitaplardır. Bu üç kitap, Türkiye Gürcüleri üzerine araştırma yapacak kişilerin temel başvuru kaynakları arasında olacaktır.

Fahrettin Çiloğlu


İÇİNDEKİ LER

 

->Gürcüceden Türkçeye Çevirenin Önsözü
->Fransızcadan Gürcüceye Çevirenin Önsözü
Giriş


BİRİNCİ BÖL ÜM
1.
Bizans ve Gürcüstan’ın Birleşmesi. Gürcülerin
Hakları ve Yerleşmesi.
2.İstanbul’un  Fethinden Sonra Osmanlı Ülkesindeki Müslüman Gürcüler ve Nüfusu.
3. Müslüman Gürcülerin Ekonomik ve Siyasal
Durumu. Gürcü Dili ve Gelenekleri. Dinsel
Eğitim. Gürcü Kapı.


İKİNCİ BÖLÜM
1.İstanbul’da Gürcü Kolonisi.
2.Vezir Hanı.
3.Gürcü Mezarlığı ve Gürc üce Yazıtlar.
4.En Eski Gürcü Manastırı.
5.Feriköy Gürcü Manastırı.


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1.
İstanbul’un Gürcüstan’la Ticareti.
2.Gürcüstan ve İtalya Arasında  Ticaret.
3.Gürcüstan ile İtalta, Fransa, İngiltere ve Hollanda Limanları
Arasında Deniz Ulaşımı.
4.İstanbul’daki Gürcü Topluluğ unun Bugünkü Ticari Durumu.

 

Eser: İSTANBUL GÜRCÜLERİ
Özgün Adı: Kartvelebi  Konstantinepolşi

Yazarı: Eugenio Dallegio D'allesio

Türkçesi:  Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


İSTANBUL GÜ RCÜLERİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..


GÜRCÜ KÖYLERİ - ქართული სოფლები
Türkiye’de yaşayan, Artvin-Batum yöresinden göç edip genel olarak Anadolu’nun kuzeyi boyunca değişik bölgelere yerleşen Gürcüler üzerine Osmanlı döneminde araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle İsmetzade Doktor Mehmed Arif’in, Gürcü Köyleri adnı taşıyan bu kitabı büyük önem taşımaktadır. Kitap, büyük bir olasılıkla Osmanlı döneminde Türkiye’deki Gürcülerüzerinde yazılan tek kitaptır. Bu kitap, en azından bu alanda, kütüphane kayıtlarından hareketle bizim varlığını saptayabildiğimiz tek kitaptır.
By: admin2

 GÜRCÜ KÖYLERİ - ქართული სოფლები

GÜRCÜ KÖYLERİ - ქართული სოფლები

ÖNSÖZ

Türkiye’de yaşayan, Artvin-Batum yöresinden göç edip genel olarak Anadolu’nun kuzeyi boyunca değişik bölgelere yerleşen Gürcüler üzerine Osmanlı döneminde araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle İsmetzade Doktor Mehmed Arif’in, Gürcü Köyleri adnı taşıyan bu kitabı büyük önem taşımaktadır. Kitap, büyük bir olasılıkla Osmanlı döneminde Türkiye’deki Gürcülerüzerinde yazılan tek kitaptır. Bu kitap, en azından bu alanda, kütüphane kayıtlarından hareketle bizim varlığını saptayabildiğimiz tek kitaptır. Yaklaşık on yıl önce bu kitap elimize geçince bir tanıtma yazısı ila kamuoyuna duyurmuştuk. (“100 Yıl önce Türkiye’de Gürcü Köyleri”; Tarih ve Toplum, Haziran 1992).
Mehmed Arif günümüzden yaklaşık yüz on yıl önce İstanbul’dan Samsun’un Çarşamba ilçesine giderek oradaki Gürcü köylerini görmüş yöredeki Gürcülerin yaşantıları ve gelenekleri üzerine gözlemlerde bulunmuş. İzlenimlerini kaleme alarak önce Tarık gazetesinde tefrika etmiş, 1893’te de Maarif Nezareti’nin “Ruhsatnamesiyle” kitap olarak  yayımlanmıştır. Kitabın önemi, göçlerinden hemen sonra yöredeki Gürcüler üzerine bilgi vermesinde gelir. Gürcüler, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında göç etmişlerdir ve bu göç uzun bir zaman dilimine yayılmıştır. Mehmed Arif bu kitabı, göçten önce en çok on beş yıl sonra, beklide daha kısa bir süre sonra kaleme almıştır. Toplumsal değişim açısından kısa bir zaman dilimi sayılabilecek bu süre içinde Müslüman Gürcülerin önemli bir değişim geçirmemiş olduklarını var sayarsak, yazarın izlenimleriyle Müslüman Gürcülerin göç öncesi yaşamı üzerine de bilgi edinmiş oluruz.
Gürcü Köyleri Samsun-Çarşamba arasında yerleşmiş olan Çerkezler hakkında verdiği bilgiler açısından da ilginç bir kitaptır. Ayrıca kitapta Samsun ve Çarşamba kentleri üzerine hayli bilgi vardır. Kitabın Çarşamba kentini anlatan bölümü daha önce de yayımlanmıştır (“Çarşamba 1893”, Fahrettin Çiloğlu – Turgut Çeviker; Çarşamba Kitabı, 1992).
Kitabı, yalnızca Türk alfabesine aktarmakla kalmadık, büyük ölçüde sadeleştirdik. Kitabı sadeleştirmek, günümüz Türkçesinden  uzak bir Türkçeyle yazılmış olduğundan bir zorunluluk olarak ele alınmıştır. Bu kitap, pek çok kişinin eskiye ilişkin merakını gidereceği gibi, Türkiye’deki Gürcüler üzerine araştırma yapmak isteyenlere de kaynak olacaktır.

Fahrettin Çiloğlu

 

Eser: GÜRCÜ KÖYLERİ
Özgün Adı: Gürci Köyleri 

Yazarı: İsmetzade Doktor Mehmed Arf

Yayıma Hazırlayan: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com 


GÜRCÜ KÖYLERİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.


BORÇKA MEKTUPLARI - წერილები შავშეთიდან
İvane Caiani, 1862 yılında doğmuş ve 1936 yılında yaşamını yitirmiştir. Caiani, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından, bu savaşta Rusya’nın eline geçmiş olan Çoruh vadisinde görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında, ilki 1881 tarihli olan mektuplar yazmış ve bu mektupları Tiflis’te çıkan Droeba, İveria gazetelerinde yayımlanmıştır. Caiani’nin Çoruh vadisi ile bu vadide yaşayan Müslüman Gürcülere ilişkin aktardığı bilgiler, Türkiye’de yaşayan Gürcüler hakkında kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katmaktadır.
By: admin2

 BORÇKA MEKTUPLARI - წერილები შავშეთიდან

BORÇKA MEKTUPLARI - წერილები შავშეთიდან

ÖNSÖZ

İvane Caiani, 1862 yılında doğmuş ve 1936 yılında yaşamını yitirmiştir. Caiani, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından, bu savaşta Rusya’nın eline geçmiş olan Çoruh vadisinde görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında, ilki 1881 tarihli olan mektuplar yazmış ve bu mektupları Tiflis’te çıkan Droeba, İveria gazetelerinde yayımlanmıştır. Caiani’nin Çoruh vadisi ile bu vadide yaşayan Müslüman Gürcülere ilişkin aktardığı bilgiler, Türkiye’de yaşayan Gürcüler hakkında kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katmaktadır.
Caiani’nin 93 Harbi sonrasında göç etmeyip Çoruh vadisinde kalan Gürcülerin yaşamı ve gelenekleri üzerine ayrıntılı bilgiler verdiği bu mektupları, 1991’de Tiflis’te basılan “Şavşat Mektupları” (Tzerilebi Şavşetidan) adlı kitaptan alınmıştır. Borçka’dan yazıldığı için biz bu mektupları Borçka Mektupları adı altında yayımlanmayı daha uygun bulduk. Borçka Mektupları, İsmetzade Doktor Mehmed Arif’in, Çoruh vadisinden göç edip Samsun’un Çarşamba ilçesine yerleşen Gürcüleri anlatan Gürcü Köyleri (2002, Sinatle) gibi, Türkiye’de  yaşayan Gürcüler üzerine temel kaynaklardan biridir.

Sinatle

 

Eser: BORÇKA MEKTUPLARI
Özgün Adı: Tzerilebi Şavşetidan 

Yazarı: İvane Caiani

Türkçesi: Fahrettin Çiloğlu

Yayınevi : Sinatle Yayınları
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com


BORÇKA MEKTUPLARI kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. 
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererek ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.


GÜRCÜSTAN TARİHİ - საქართველოს ისტორია
"Başlangıcından 19. yy. Kadar Gürcüstan Tarihi" isimli kitap, Gürcüstan"ın yetiştirdiği değerli tarihçilerden, Prof. Nikoloz Berdzenişvili ve Prof. Simon Canaşia tarafından hazırlanmıştır. "Gürcüstan Tarihi"nin birinci cildi, tamamı 12 ciltlik ana çalışmanın bir özetidir. SSCB Döneminde hazırlanan bu kitap, Gürcüstan Demokratik Cumhuriyeti"nde halen ders kitabı olarak okutulmaktadır. SSCB dönemindeki "Bilimler Akademisi"nin, olay ve olgulardan hareketle, zaman zaman nesnel gerçeklikten, bilimsel bakış ve yöntemden uzak "konumu" nedeniyle, kitabın ikinci cildi ilgililerce yeniden yazılacaktır.
By: admin2

GÜRCÜSTAN TARİHİ - საქართველოს ისტორია

GÜRCÜSTAN TARİHİ - საქართველოს ისტორია"Başlangıcından 19. yy. Kadar Gürcüstan Tarihi" isimli kitap, Gürcüstan'ın yetiştirdiği değerli tarihçilerden, Prof. Nikoloz Berdzenişvili ve Prof. Simon Canaşia tarafından hazırlanmıştır. "Gürcüstan Tarihi"nin birinci cildi, tamamı 12 ciltlik ana çalışmanın bir özetidir. SSCB Döneminde hazırlanan bu kitap, Gürcüstan Demokratik Cumhuriyeti'nde halen ders kitabı olarak okutulmaktadır.
SSCB dönemindeki "Bilimler Akademisi"nin, olay ve olgulardan hareketle, zaman zaman nesnel gerçeklikten, bilimsel bakış ve yöntemden uzak "konumu" nedeniyle, kitabın ikinci cildi ilgililerce yeniden yazılacaktır.
Ülkemizde de "tarih yazımı" konusu, bilimsellikten uzak yöntemlerle, resmi tarih anlayışıyla ele alınmaktadır. Oysa dünya halklarının tarih ve kültürlerini, bilimsel yöntemlerle, günümüzde yeniden inceleyip araştırmak, insanlığı geleceğini kazanması açısından son derece önemlidir. “Gürcülerin Tarihi”nin yayınlanması bu açıdan bir boşluğu dolduracaktır. Daha önce, 1968’de yayınlanan değerli yazar ve araştırmacı Ahmet Özkan’ın “Gürcüstan” adlı yapıtı, bu konudaki çalışmaların ilkidir. Genç yazar Fahrettin Çiloğlu’nun 1993’te “Gürcülerin Tarihi“ adlı kitap da anılmaya değer bir çalışmadır. Gürcü tarihi ve kültürü üzerine titiz araştırmalarıyla tanınan Hayri Hayrioğlu’nun Gürcüceden Türkçeye kazandırdı. “Gürcüstan Tarihi” ise, bu konudaki çalışmaların en bilimsel ve en kapsamlısı niteliğindedir. Günümüzde; evrensel ölçekte tüm halkların tarih ve kültürlerini inceleyip araştırmak, bu zenginlik kaynaklarından yararlanmak, özümsemek ve yeni sentezlere kavuşturmak yeniden gündeme gelmiştir.
Kafkasya halklarından Gürcüler, dönemin egemen olmak isteyen güçlerince, yüzyıllar boyu istilalara uğramıştır. Ulusal özgürlük ve bağımsızlık konusunda, tutsaklığı onursuzluk sayan Gürcü Halkı, SSCB dönemindeki “sosyalizim” uygulamalarından ve “ulusların kendi kaderlerini tayini” ilkesini “yorumu”ndan da büyük ölçüde zarar görmüştür.
Türkiye’nin kapı komşusu kardeş Gürcü Halkı, varlığını ve tarihsel kültürünü her süreçte korumuştur. Bilim, sanat, kültür vb. alanlardaki bu birikim, insanlığın evrensel kurtuluşuna katkı olabilecek zengin değerlerle doludur.
Yayın Kollektifimiz’den “Tarih-Kültür Dizisi”nin ilk kitabı “Gürcüstan Tarihi”nin yayınlanması, ülkemiz ve bölgemiz halklarının kardeşliği yolundaki etkinliklere yapılan bir katkı halkasıdır. Bilimsel bilgi ve tarih bilinci kazanmamızda, bu çalışmayı Türkçeye kazandıran Hayri Hayrioğlu’nu kutluyoruz. 


YAZARLARIN BİYOGRAFİSİ

NİKOLOZ BERDZENİŞVİLİ :
(Doğ. 28.12.1894 Gogoletisubani köyü – Bügünkü Çahatauri İlçesi,  Ölm. 16.07.1965 Tbilisi). Babası Aleksandre. Gürcü Sovyet Tarihçisi. 1939’da Profesör, 1943’de Tarih Bilimi Doktoru, 1944’de Gürcüstan S.S.C. Bilimler Akademisyeni. 1946’da Bilimsel araştırmaları Görevlisi, 1944’den beri Gürcüstan K.P. Üyesi.
1906 yılında Batumi Gimnazyumu’nda öğrenim gördüğü sıralar, Devrim hareketlerine katılma suçlamasıyla okuldan ilişiği kesildi. Batumi sınırları dışına çıkarılma cezasına çarptırıldı. Okulunu ancak 1917 devriminden sonra bitirme olanağı bulabildi.
1920 yılında Tbilisi Üniversitesi, Felsefe bölümüne girdi. Ünlü Gürcü tarihçi Prof. İvane Cavahişvili  tavsiyesi ile aynı fakültede Gürcüstan tarihi kürsüsü için Profesör yetiştirilmek üzere ihtisasa başladı. 1938 yılında henüz mezuniyet tezini sunmadan kendisine kurul tarafından “Tarih Bilimleri Doktorluk Adayı” payesi verildi. 1939 yılında Tbilisi Devlet Üniversitesi, Gürcüstan Tarihi kürsüsü Profesörlüğüne yükseltildi. 1939-58 yılları arasında aynı fakültede Tarih bölümü direktörlüğüne getirildi. Önce Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi, Gürcüstan Şubesi, Niko Mar Dil, Tarih ve Maddesel Kültür Enstitüsü’ne ardından Gürcüstan S.S.C. Bilimler Akademisi, İvane Cavahişvili Tarih Enstitüsü direktörlüğüne getirildi. Bu görev 1948-65 yılları arasında sürdü.
1941-57  yılları arasında Gürcüstan Bilimler Akademisi ikinci başkanlığını da yürüttü. 1935-38 yılları arasında Kutaisi Pedagoji Enstitüsü’nde, 1938-40 yılları arasında da Tbilisi Puşkin Pedagoji Enstitüsü’nde çalıştı. 1946-56 yılları arasında Tbilisi Devlet Üniversitesi Gürcüstan Tarihi Kürsüsü Başkanlığını yürüttü.
Berdzenişvili başkanlığında yürütülen bilimsel araştırmalar sonucu bu üniversitede Tarihçi öğretim kadroları oluşturuldu. 1943 yılında Berdzenişvili’nin katılımıyla ilk kez Marksist  teori ışığında Gürcüstan Tarihi Ders Kitabı kaleme alındı. 1958 yılında kendi redaktörlüğü ve yazıma katılımı ile yeni bir “Gürcüstan Tarihi” kaleme alınıp yayınlandı. Gürcüstan tarihinde görülen bazı problemler Berdzenişvili’nin verimli, bilimsel çabalarıyla sağlam, gerçekçi bir sonuca bağlandı. 13.-18. yüzyıllar arası Gürcüstan Tarihi Marksist teoriler ışığında incelendi. 6.–19. yüzyıllar Feodal Gürcü tarihinin esas kaynakları incelenerek değerlendirildi. Bu çalışmalarla Feodal çağ Gürcü toplumunda üretken sınıfın oluşması ile ilgili süreç saptandı. Köleci sistem idarenin gelişip yerleşmesi, Feodal Beylikler “Satavado”ların kuruluş süreci ve sonuçları saptandı. Satavadoların doğuşunun zannedildiği gibi Gürcüstannın yükselme ve refah süreci içinde değil, aksine ülkede merkezi otoritenin zayıfladığı açmazlar, çıkmazlar sonucu doğduğu saptandı. Bu arada Rus-Gürcü ilişkileri tarihinin derinlikleri yeniden incelenip aydınlatıldı. 19. yüzyıl Gürcüstan Devlet politikası oryantasyonu tarihide yeniden, doğru biçimde saptanıp aydınlatılma çalışmaları da Berdzenişvili’nin gayretli çabalarıyla mümkün olabildi.
Berdzenişvili çalışmaları arasında önemli yer tutan Tarihsel Gürcü Coğrafyası ile Feodal Çağ Gürcü Sosyo-Ekonomik, Politik, Kültürel gelişmeleri konuları genç nesil bilim adamlarının üzerinde kurdukları ciddi konularda bazılarıdır.
Berdzenişvili’nin de katkısıyla yayınlanmış müşterek eserler arasında “15. yy. Feodal İlişkiler” (1937) “13.-17. Yy. Gürcüstan’da Feodal İlişkilerin Gelişmesi Tarihi“ (1938) Rusça “16-17. yy. Rus-Gürcü İlişkileri Tarihinden ”(1940) “ 18.Yy. Gürcüstan Tarihi” (1944) “Sınıfsal Çatışmaların Gürcüstan’ın Diş Siyasetine Yansımaları ”1955 Gürcüstan Tarihi” (1943) (1960) vb. sayılabilir. Son 30 yıl içinde elde edilen Gürcü Feodal tarihine ait zengin, aktüel ve toplumsal belgelerin katkısı konuyu daha sağlam mecrasına sokmaya hizmet etti.
Berdzenişvili’nin özverili aktif çabaları sonucu Gürcüstan tarihi, arkeolojisi, etnografyası ve folklorunu ele alan  bilimsel kurumlar oluşturuldu. Berdzenişvili bu kurumların ilk kurucu başkanlığı görevini üstlenmişti. Berdzenişvili 1947 yılında İvana Cavahişvili ve Simon Canaşia ile birlikte kaleme aldığı “Gürcüstan Tarihi Ders Kitabı” çalışmalarından ötürü Devlet nişanı ile ödüllendirildi. Berdzenişvili Gürcüstan S.S.C. nin 6. Yüksek Sovyeti’ne başkanlık etti. Ayrıca iki ayrı çalışması ona “Kızıl Bayrak Devlet Özel Nişanı ve Madalyası” kazandırdı.
Berdzenişvili’nin mezarı, Tbilisi  Matatsminda Gürcü yazarlar ve toplum bilimciler özel panteonunda bulunmaktadır.


SİMON CANAŞİA :
(Doğum 13.07.1900 Makvaneti Köyü – Bugünkü Maharadzze İlçesi – Ölüm 05.11.1947 Tbilisi) Gürcü Sovyet Tarihçisi. Akademisyeni 1943’de Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi üyesi 1946’da bilimsel araştırmalar görevlisi, 1940’da Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyesi, 1918’de Sohumi Pozitif Bilimler Fakültesi’ni, 1922’de Tbilisi devlet Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede çalışan ünlü bilim adamı, Tarihçi İvane Cavahişvili’nin önerisiyle Profesörlük eğitimi için ayrıldı. 1924 yılından itibaren bilimsel pedagojik çalışmalrına başladı. 1930’da Tbilisi Devlet Üniversitesi yönetim kurulunca Doçentlik payesi verildi. 1935’te aynı bölümün Başkanı oldu. Aynı zamanda Profesör rütbesine yükseltildi. 1936-41 yılları arasında S.S.C.B. Bilimler Akademisi, Gürcüstan Şubesi, Dil, Tarih ve Maddesel Kültür Enstitüsü Direktörlüğü’ne getirildi. 1941’den itibaren Gürcüstan Bilimler Akademisi İkinci Başkanı ve Dil ve Tarih Bilimi Enstitüsü Direktörlüğü’ne atandı. Ölünceye değin bu görevde kaldı.
Canaşia özellikle antik ve orta çağlar feodal Gürcü tarihini konu edindi. Gürcü etnogenezisi, sınıfsal ve devlet idarenin oluşumu sürecini yeden ele alıp inceledi, aydınlığa kavuşturdu. Gürcüstan tarihini yeni Marksist metodlarla değerlendirdi. Gürcüstan tarihinde ilk kez İlkel Kabile düzeni periyodunun sınırlarını belirledi. Canaşia İlkel kabile düzenin bozulup sınıfsal düzene geçişi, İsa’dan  Önce 6. bin yılları ortaları ile İ.Ö. 1. binli yılların ortalarına doğru ilk Gürcü Krallıkları: Batıda Kolheti, Doğuda İberya (Kartli)nin oluşması sürecini araştırma konusu edindi. Gürcüstan’da feodal yönetim çağı İ.Ö. 4.Yy. ile İ.S. 4. yüzyıllar arası kapsar. 10. yüzyılda ise erken feodal dönem sona erip daha gelişmiş, genç feodal döneme girilir. Canaşia’ya göre antik çağ Gürcü devletleri Kolheti ile İberya (Kartli) krallıkları birer köleci idarelerdi. Ancak köle gücünden özellikle yararlananlar dini kurumlarla kentsel  kesim insanlarıydı. Kırsal yaşam koşullarında ise, özel özgür oluşumlar göze çarpıyordu. Canaşia, Gürcüstan’da yeni feodal ilişkilerin gelişmesinin kabile (oymak) düzeninin yıkıntıları üzerinde yükseldiğine inanıyordu. “Gürcüstan’da Erken Feodalizasyona Doğru (1937),” Gürcüstan’da Feodalist Devrimler (1935) ”En  Eski Çağlardan 13.yy. Başlarına Değin Gürcüstan Tarihi” (1936) adlı eserlerinde bu inancını dile getiriyordu.
Canaşia, İvane Cavahişvili’den sonra Gürcü Etnografyasını analize etme yolunda yeni bir etap açtı. Önasya akraba topluluklarının kültürel ve idari merkezlerinin güneylerden kuzeylere doğru aktarılması, Gürcü topluluklarının otoktan yapısı üzerine sağlam ve kesin sonuçlar elde etti. İlk Gürcü Devletlerinin kesin sosyal doğasını saptadı. “Tubal, Tabali, Tibareni, İberi” (1937), “Yakındoğu Ülkeleri Tarihi Işığında İlk Gürcü Yayınlama Alanına Ait Bilgiler” (1940), “Gürcü Soykütüğüne Dair Bilgiler” “Antik Doğu Gürcü Devletlerinin Kültürel, Politk Merkezleri Sorunları” (Cilt:2.1952) adlı eserleri bu çalışmalarının ürünüdür. Canaşia Gürcü Ulusunun oluşumu problemli detaylarıyla inceledi. Gürcü Ulusunun 19. yy.’nın 60’lı yıllarında uluslaşma sürecine girdiği iddia edenlerin düşüncelerini kökünden çürüttü. Gerçekçi Marksist kültür metodlarına dayanarak Gürcü toplumunun daha orta çağlarda ulus olma işareti taşıyıp yansıttığını ortaya koydu. Canaşia, Gürcüstan’ın yakındoğu ülkeleri, Bizans ve Arap Halifelikleri ile ilişkilerine özel önem verdi. Gürcüstan’da Arap idaresi etabını özenle inceledi. “Bizansla ilişkiler Gürcüstan’da Arap Hakimiyeti Yılları” (1936) adlı eserleri bu çalışmaların ürünüdür. Batı ve Güneybatı Gürcüstan bölgeleri tarihini özellikle incelemiş, Kolheti, Ergisi, Abhazeti, Beylikleri’ne ait periyodik tarihlerini ayrı ayrı kaleme almıştır. Abhazeti Tarihinin Başlangıç ve Gelişimine Dair” (C. 2.. 1952) Rusça. “Porpiragenos’un Verdiği Bilgiler” (Tbilisi Devlet Üniversitesi yayınları, C. 18,1941) vb. bunlar arasındadır. Canaşia’nın geç feodalizm dönemi tarihine ait pek önemli saptamaları da yayından çıkmıştır. (Vahoştinin Gürücü Feodalizmine Dair) “17. Yüzyılda Gürcüstan’da Feodalist Terbiye Sistemi ve Kültür, (1952 C. 2),Bunlardan bazılarıdır. Canaşia, “Abhaz Tarihi ve Gürcü Tarihinde Abhazların Rolü.” Konusuna özel bir önem veriyordu. “ Baş Tanrının Abhaz dilinde isimlendirilmesi” (1923-24) “Abhaz Beyliği Tarihinden Kesitler” (1952 C. 2) “Giorgi Şirvaşidze, Gürcü ve Kafkas Tarihine Dair Belgeler” (1939, Bölüm 3) vb. bunlar arasındadır.
Canaşia’nın dilbilimi üzerine yürüttüğü çalışmalar da pek renkli ve zengindir. O, Gürcü edebi dilinin oluşumu ve gelişimi, Gürcü kültürel ve tarihi terimleri, soy ve coğrafi isimlerinin doğuş ve yayılış tarihlerini, etimolojik yapılanmasını, dağ Gürcücesinin Kafkas dilleriyle tarihi genetik sorunlarını başarıyla işledi. Gürcüstan’da  Abhaz-Adige dillerinin bilimsel düzeyde ele alınıp incelenmesini sağladı. Gürcücedeki Svan diyeleğinin özellikle de Kabarday diyeleğinin etkilerini saptadı.
Canaşia, Gürcü Tarih kaynaklarının bu konudaki yabancı kaynaklarının derlenip toparlanmasına, Gürcüceye çevrilip yayınlanmasına, analize edilmesine önem verdi. Açıklamalarıyla “Saba Asureli’nin Yaşam Öyküsü“ (1925) “De La Porte’in Gürcüstan Anıları”, “Gürcüstan ve Kafkasya Tarihine Ait Belgeler” (1937, Bölüm 3), “Mose Honeli Kritikleri” (Aynı eser 6. bölüm), “Psevdo Arseni” Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Gürcüstan Şubesi Yayınları (1940 C.1), Gürcü Tarihçisi M. Canaşvili, D.Karitçaşvili çalışmalarının  değerlendirilmesi, İvane Cavahişvili çalışmalarının incelenmesi üzerine birçok yazılar kaleme aldı. Gürcü kültür tarihi Tasrihsel Coğrafyası üzerine değerli eserler kazandırdı.
Canaşia ülkesinde yürütülen arkeolojik kazılarda da başkanlık ediyordu. 1940 yılında Mtsheta bölgesi yazılarından elde edilen yeni materyallar onun tarafından analize edildi. Yazılı belgelere geçirildi.

 

Eser: GÜRCÜSTAN TARİHİ

Yazarları: Nikoloz Berdzenişvili - Simon Canaşia [İvane Cavahişvili]

Türkçesi: Hayri Hayrioğlu

Yayınevi : Sorun Yayınları
Alemdar Cad. Güzelsanatlar Sk. N:5/2 Cağaloğlu - İstanbul 34410
Tel.: (0212) 511 08 29 Fax: (212) 519 05 60

Fiytatı: 12.000.000

GÜRCÜSTAN TARİHİ kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. Kitap ismi, alıcının adı soyadı,  kitap adeti ve posta adresi bilgilerini
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererebilir. Ödemeyi  banka hesabına havale yöntemi ile yapabilirsiniz.  Ödeme ile ilgili  ayrıntılı bilgileri  yine bu e-mail (kitap@chveneburi.net) den bilgi sahibi olabilirsiniz.


GİORGİ SAAKADZE - გიორგი სააკაძე
Aleksioğlu Simon Kvariani 1808 yılında Gürcüstan’ın Kutaisi kentinde dünyaya geldi. Liseyi orada okudu. 1889’da Odesa Üniversitesi Doğa Bilimleri Fakültesine yazıldı. Fakat ekonomik durumunun elverişsiz olması nedeniyle bir yıl sonra yurduna döndü. 1897’de Kvariani Fransa’ya olanağını bularak Lion ve Monbel Ziraat Fakültelerinde bağcılık ve şarapçılık dallarında eğitim ve ihtisas yaptı. Sonra yurduna dönerek yazarlığa başladı.
By: admin2

GİORGİ SAAKADZE "büyük savaşçı" - გიორგი სააკაძე

GİORGİ SAAKADZE "büyük savaşçı" - გიორგი სააკაძეAleksioğlu Simon Kvariani 1808 yılında Gürcüstan’ın Kutaisi kentinde dünyaya geldi. Liseyi orada okudu. 1889’da Odesa Üniversitesi Doğa Bilimleri Fakültesine yazıldı. Fakat ekonomik durumunun elverişsiz olması nedeniyle bir yıl sonra yurduna döndü. 1897’de Kvariani Fransa’ya olanağını bularak Lion ve Monbel Ziraat Fakültelerinde bağcılık ve şarapçılık dallarında eğitim ve ihtisas yaptı. Sonra yurduna dönerek yazarlığa başladı. Yalnız ebedi değil, bilimsel yapıtlarıyla da gücünü kanıtlamış, değerli yapıtlar vermiştir. Başlıcaları; Kafkasya’da  Bağcılık ve Şarapçılık, Aşılı Üzümle Bağ Yetiştirme, Şota Rustaveli ve Şiiri, Gürcüstan Tarihi, Anjelina, Giorgi Saakadze vb.

Ortaçağda, krallık yönetiminin  hüküm sürdüğü tüm ülkelerde soylular, sarayı kuşatarak kralı halktan soyutlarlardı. Halktan yana birinin çemberi yararak krala ulaştığı ender görülürdü. İşte Didi Mouravi (Giorgi Saakadze) bunlardan biriydi. Yürekliliği, heybeti ve attığı naralarıyla saldırgan Osmanlı ve İranlılara karşı savaşlardaki başarılarıyla dikkati üzerlerine çekti. Kral onu başkomutan atamakta gecikmedi. Kahramanımız barış zamanında da boş durmaz, halkın yararına kalkınma hareketlerine girişir. Ekonomik yönden güçlü ve birleşik bir Gürcüstan kurmaktı amacı. Ama vay sen misin bunu yapan? Kendilerini aşıp krala ulaşan birini çekemeyen soylular harekete geçerler. Entrikalarıyla kralı aleyhine çevirirler. Kahramanımız yandaşlarıyla İran’a sığınmak zorunda kalırlar. İhtiyar tilki Şah Abbas’ın arayıp da bulamadığı bir fırsat geçmiştir eline...

 

ÖNSÖZ

 

          Gürcüstan’ın aristokrat ailelerinden olan Saakadzelerin adları XII-XII yüzyıllarda duyulmaya başladı. Daha sonra I.Simon’un krallığı döneminde Giorgi Saakadze’nin babası Siauş 1588 de krallık haznedarı, 1590 da Tbilisi kumandanlığı yapmıştır. 1570 Kaheti bölgesinin Pele Köyünde doğan kahramanımız, soylulara uygun bir eğitim  gördü. Farsça ve Türkçe öğrendi. Yirmi yaşında iken bilgisi, yeteneği, gücü ve yürekliliği ile kendini göstermeğe başladı. Kral I. Simon’un yanında Osmanlılara karşı savaşlara katıldı. 1608 de Tbilisi kenti, daha sonra da Gürcü Savaş Komutanı oldu. Soylu olduğu halde halktan ve köylülerden yana idi. Barış zamanında ekonomik kalkınma hareketlerine girişmiştir.

          Çağdaş İtalyan misyoner Kastel tarafından portresi çizilen Giorgi Saakadze’nin ünvanı Mouravi, Osmanlı tarihlerinde Magrav Han olarak geçmektedir.

          Birçok krallık ve feodal beyliklere bölünen ülkeyi birleştirerek kraliçe Tamara zamanında olduğu gibi Büyük Gürcüstan kurma politikası gütmüştür. Fakat kral ve halk arasındaki ünlü soyluları kıskandırmıştır. Ayrıntılarını bu tarihi romanda okuyacağınız büyük savaşçı, devrimci vatansever ve ulusal kahramanın akıbeti hakkında önsöz çerçevesi içinde birkaç bilgi sunmaya uygun buldum :

          Sönmeyen Ocak adlı romanında Yusuf Pağava şöyle yazıyor: “Padişah IV Murat’ın gözünde onun yükselişi sarayda kıskançlık yarattı. Çünkü askeri dehası bütün paşaları gölgede bırakmıştı. Hüsrev Paşa onun sultana ihanet ederek Gürcüstan’a kaçacağını söylediler. Tutuklanması için buyruk çıktı. Kaçmak zorunda kalan Saakadze, oğulları ve kırk yandaşı ile Malatya’da yakalanarak kılıçtan geçirildi.”

          Osmanlı kayıtları: “Name-i Hümayun Feridun Bey  münşaatı, Cilt: 2, sayfa 230. Magrav Han’ın 1927 de Osmanlıya sığındığı yazılmıştır. IV. Murat tarafından çok iyi karşılanan ve itibar gören Saakadze, emrine verilen ordu ile Gence , Karabağ ve Erdebil’i zaptetmiştir. Magrav Han Bu başarılarından sonra İstanbul’a gelerek İslamiyeti kabul etmiş, Mehmet adını almış, karaman Beylerbeyliğine tayin edilmiştir. Bazı haksız suçlamalar üzerine Halep’te, Veziriazamın önünde, ak sakallı Magrav’ın tutuklanarak oğulları ve kırk-elli yakını ile kılıçtan geçirilmesi çok gaddarca olmuştur (1629). Bu haksızlığı reva gören kan dökmeğe meyli olan Hüsrev Paşa’nın da aynı akıbete duçar olduğu ifade edilmektedir.

          Büyük tarih bilgini Naima şöyle yazıyor: “İran Şahı ordusunu yenilgiye uğratan Gürcü prensini öldürtmek için hazinesinin yarısını verirdi. Bir yandan vezir o kahramanı idam ettirmekte sanki İran Şahı’nın intikamını aldı.”

          Naimi gibi güvenilir büyük bir tarihçinin böyle söz etmesine neden olan mücadeleci. Çağına göre devrimci ve halktan yana bir vatan severin gerçek öyküsü ibretle okunacak düzeyde ve niteliktedir. Değerli hemşehrimizin “Sönmeyen Ocak”tan sonra bu ikinci çeviri romanı kuşkusuz daha başarılıdır. İlgi ve coşkuyla okuyacağınızı sanıyorum. Teşekkür ederim.

 

Ahmet Özkan Melaşvili

 

Eser: GİORGİ SAAKADZE "büyük savaşçı"

Yazarı: Simon Kvariani

Türkçesi: İbrahim Goradze

Yayınevi : Ararat Yayınevi Koll. Şti.
Nurosmaniye Cad. No:3 Cağaloğlu, P.K. 819 Sirkeci - İstanbul

Fiytatı: 7.000.000

GİORGİ SAAKADZE "büyük savaşçı" kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. Kitap ismi, alıcının adı soyadı,  kitap adeti ve posta adresi bilgilerini
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererebilir. Ödemeyi  banka hesabına havale yöntemi ile yapabilirsiniz.  Ödeme ile ilgili  ayrıntılı bilgileri  yine bu e-mail (kitap@chveneburi.net) den bilgi sahibi olabilirsiniz.


KAPLAN POSTLU ŞÖVALYE - ვეფხისტყაოსანი
Gürcü halkının bütün özelliklerini yansıtan bu eser yazarı tarafından halisane duyguların ifadesi olarak kaleme alınmıştır. Manzum bir aşk hikayesi olan eser, muhtevasıyla, herkese hitap etmektedir. Eser bu özelliğinden dolayı birçok dile çevrilmiştir. Yayınlandığı günden itibaren Gürcüstan"da hep zirvede kalan eser, günümüzde de muhafaza etmektedir. Eser, hala gelin giden Gürcü kızlarının çeyizlerinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu kitap Türkiye Türkçesi"ne ilk çevirisidir.
By: admin2

KAPLAN POSTLU ŞÖVALYE - ვეფხისტყაოსანი


KAPLAN POSTLU ŞÖVALYE - ვეფხისტყაოსანიGürcü halkının bütün özelliklerini yansıtan bu eser yazarı tarafından halisane duyguların ifadesi olarak kaleme alınmıştır. Manzum bir aşk hikayesi olan eser, muhtevasıyla, herkese hitap etmektedir. Eser bu özelliğinden dolayı birçok dile çevrilmiştir. Yayınlandığı günden itibaren Gürcüstan'da hep zirvede kalan eser, günümüzde de muhafaza etmektedir. Eser, hala gelin giden Gürcü kızlarının çeyizlerinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu kitap Türkiye Türkçesi'ne ilk çevirisidir.

ÖNSÖZ

Şoto Rustaveli, Gürcüstan’ın XII. asırda yetiştirdiği en büyük şairlerindendir. Doğum ve ölüm tarihleri belli değildir. Onun bu asırda yaşadığını belgeleyen, günümüze intikal eden yegane eserdir. Eserin gerek giriş, gerekse netice kısımında Tamara, David, Tmogveli, Hose Honeli gibi tarihi isimlerden bahsetmesi, onun yaşadığı devri sabitleşmektedir. Bilindiği gibi, hükümdar Tamara 1184-1213 yılları arasında Gürcüstan hakimi olmuş, onun hakimiyeti yıllarında Gürcüstan, tarihte en parlak devrini yaşamıştır. Güzelliği ile dillere destan olan bu Gürcü hükümdarı, David Soslan ile evlendikten sonra hakimiyeti ona devretmiş, David ise 1189-1207 yılları arasında hükümdarlık ederken, en büyük desteği güzel karısından görmüştür. Bu devir, Gürcüstan’ın kültür ve sanatta da zirveye ulaştığı dönemdir. Şavetli, Tmogveli, Mose Honeli gibi şairler bu yüzyılda yetişmiştir.
         
Şairin asıl adı Şota’dır. Rustaveli ise, doğduğu yerin adıdır. Gürcüstan’da halen Rustavi adlı iki yerleşim yeri vardır. Bunlardan biri Ahıska yöresinde, Ahalsık’la Aspinza arasında, yani Mesheti, diğeri ise Tiflis yakınlarındaki Rustavi şehridir. Bu şehir, daha ziyade bir sanayi şehri olmasıyla tanınmaktadır. Şairin hangi Rustavi’de doğup büyüdüğü hakkında bilgiler kesin olmamakla birlikte, eserin bazı nüshalarında “Ben, Meshi şair Rustaveli şiirle yazdım” mısrasından hareketle, onun Ahıska yöresindeki Rustavi’den olduğuna hükmedenler vardır.
         
Şota Rustaveli, ömrünün son yıllarını Kudüs’teki Gürcü manastırında geçirmiş, orada da ölmüştür. Ancak ölüm tarihi belli değildir. Sözü edilen manastırda 19602da yapılan araştırmalar neticesinde, duvar resimleri arasında şairin resmi de çıkmış ve adının Şota olduğu bu resmin altındaki yazıların yardımıyla tam kesinlik kazanmıştır. Şota Rustaveli’nin Kudüs’e hangi maksatla gittiği kesin olmamakla birlikte, bu hususta halk arasında bazı rivayetler dolaşmaktadır. Bu rivayetlerden şeklin altındaki yazıya dayanılarak oluşmuştur. Yazıda, Şota’nın Tamara devrinde, yetkili memur sıfatıyla hazinede çalıştığı kaydı vardır. Bu kayıttan hareketle, şairin bizzat hükümdar Tamara tarafından Kudüs’deki Gürcü manastırını layıkıyla tamir ettirip, Gürcü kültür ve sanatının ulaştığı seviyeyi dünyaya göstermesi için görevlendirdiği rivayet edilmektedir. Bir başka rivayete göre, şair, Tamara’ya aşık olmuş, fakat, bunu hükümdara söyleyecek cesareti kendisinde bulamamış, aşkını kalbine gömmüştür. Bundan dolayı Kudüs’e gidip, ömrün geriye kalan yıllarını orada manastırda geçirmek istemiştir. Hatırı sayılır bir şahsiyet olmasından dolayı, duvar resimleri arsında onun resmine de yer verilmiştir.
         
Şairin muhtemel doğum tarihi 1166 olarak kabul edilmiş ve doğumunun 800. yıldönümü UNESCO tarafından 1966’da başta Gürcüstan olmak üzere, birçok ülkede kutlanmıştır.
          Şota Rustaveli, zamanın Şark ve Garp klasiklerini çok iyi takip etmiş, eserinde onlardan da istifade etmiştir. Kaplan Postlu Şövalye, büyük bir ihtimalle onun olgunluk döneminin mahsulüdür. Bundan önce kendisinin de “Tamara için çok kıymetli kasideler” mısrasında ifade ettiği gibi başka eserler yazdığı muhakkaktır. Ancak onların hiç birisi günümüze kadar ulaşmamıştır.
          Türkiye Türkçesi’ne Kaplan postlu Şövalye adıyla tercüme ettiğimiz esere gelince; eser, Rustaveli’nin bize kadar gelebilen yegane eserdir. Şairin de belirttiği gibi, hükümdar Tamara’ya takdim edilmiştir. Tamamı 1671 dörtlükten ibaret olan eserin özeti şöyledir:
         
Hindistan ordu komutanı genç Tariyel ile Hindistan şahı Farsadan’ın güzel kızı Nestan-Darecan birbirini sevmektedir. Fakat Farsadan, kızını Harezm şehzadesine vermek ister. Bunu haber alan Tariyel, şehzadeyi öldürür. Bu olayı tasvip etmeyen padişah ise, ceza olarak kızını, gayet sağlam olan Gaceti kalesine gönderir. Böylece iki sevgili birbirinden ayrılmış olur. Nestan’ı büyük bir aşkla seven Tariyel, onu aramaya başlar. Toplumdan ve hayattan küsen Tariyel, bir mağarada yaşamaya başlar. Ona sadece Nestan’ın hükümdarı Restevan’nın erkek evladı olmadığı için, idareyi güzel kızı Tantana’ya bırakmıştır. Başkomutan Avtandil ile Tantana birbirlerine aşıktır.
         
Avrtandil ile Restevan Şah, bir av esnasında, pınar başında gözü yaşlı ve gayet üzgün bir halde oturan bir yiğide rastlarlar. Bu yiğit, Tariyel’dir. Şah onunla tanışmak ister fakat Tariyel istemez. Şah, onu yakalatmak isterse de, o, şahin epeyce askerini öldürüp, oradan uzaklaşır. Restevan buna çok üzülür. Olayı Tantana öğrenir ve onu bulup, babasının üzüntüsüne son vermesi için sevgilisi Avtandil’e talimat verir. Avtandil, üç yıl aradıktan sonra Tariyel’i bulup onun derdini öğrenir. Tariyel’e yardım etmek arzusundadır. Bunu ondan sevgilisi Tantana da istemektedir. Nihayet uzun araştırmalardan sonra Avtandil, Nestan Darecan’ın hapsedildiği kaleyi öğrenir. Tariyel, Avtandil ve Feridun kaleye hücum edip, kızı kurtarırlar. Daha sonra vatanlarına dönen kahramanlar, sevgilileri ile evlenip, ülkelerini idare ederler.
         
Hece vezinin 16’lı kalıbıyla yazılan eserin orijinalinde dörtlükleri meydana getiren mısralar, kendi aralarında kafiyelidir. Fakat tercüme ederken, hem anlatım tekniği, hemde muhtevayı muhafaza etmek için, zaman zaman şekilden taviz vermek zorunda kaldık.
          
Eser, birlik, beraberlik, dostluk, sevgi, sadakat, fedakarlık, vatan sevgisi., vs. gibi yüce duygular üzerine inşa edilmiş olsada, esas mevzuyu aşk teşkil etmektedir. Eserde Gürcü halkının bütün özellikleri bulmak mümkündür. Eserin ilk neşri 1712 ‘de Gürcü hükümdarı VI Vahtang tarafından yapılır. Bu tarihten itibaren çeşitli çevrelerinin dikkaktını çeken eserin, kısa sürede İnglizce, Almaca ve Fransızca tercümeleri yapılır. Daha sonra Polyak, Rum-Yunan, Çin, İspanyol dillerine çevrilir. Gürcüstan, Rus hakimiyeti altına girdikten sonra, eserin Rusçaya birçok tercümesi yapılır. Bu arada Sovyetler Birliği’ni oluşturan diğer milletlerin dillerine de çevrilen eser, kendisine dünya klasikleri arasında saygın bir yer bulmuştur.

Eser: Kaplan Postlu Şövalye
Yazar: Şota Rustaveli
Türkçesi: Prof.Dr. Bilal Dindar - Yrd.Doç.Dr. Zeynelabidin Makas
Yayınevi: Eser Matbaası - Samsun

Fiytatı: 7.000.000

KAPLAN POSTLU ŞÖVALYE kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. Kitap ismi, alıcının adı soyadı,  kitap adeti ve posta adresi bilgilerini
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererebilir. Ödemeyi  banka hesabına havale yöntemi ile yapabilirsiniz.  Ödeme ile ilgili  ayrıntılı bilgileri  yine bu e-mail (kitap@chveneburi.net) den bilgi sahibi olabilirsiniz.


DEDAENA: Gürcüce Okuma-Yazma Kitabı - დედაენა
Dedaena Gürcüce okuma-yazmayı öğretmeyi amaçlıyor.Bu alanda Türkiye"de yayımlanan ilk Kitap olma özelliğini taşıyor. Kitapta geçen sözcüklerin Türkçe karşılıkların verilmesi, "Deda Ena"dan" başlığı altında verilen okuma parçalarının çevirilerinin de yer alması, harflerin yazılışların gösterilmesi, kısa bir sözlük içermesi, bu farklı düzenlemenin ana çizgilerini oluşturuyor.
By: ბპგ

DEDAENA: Gürcüce Okuma-Yazma Kitabı - დედაენა


DEDAENA: Gürcüce Okuma-Yazma Kitabı - დედაენაDedaena Gürcüce okuma-yazmayı öğretmeyi amaçlıyor.Bu alanda Türkiye'de yayımlanan ilk Kitap olma özelliğini taşıyor. Kitapta geçen sözcüklerin Türkçe karşılıkların verilmesi, "Dedaena'dan" başlığı altında verilen okuma parçalarının çevirilerinin de yer alması, harflerin yazılışların gösterilmesi, kısa bir sözlük içermesi, bu farklı düzenlemenin ana çizgilerini oluşturuyor.

Hazırlayanlar: Fahrettin Çiloğlu - Rüya Özkalkan
Yayınevi: İMEDİ Yayınları : Akasya Sokak Şenkur Aprt. No:22/7 Pendik-İSTANBUL
Temin Adresi: 4 Nokta Grafik ve Matbaa
Haznedar Sanayi Mh. Kale Sk. No:15 Güngören-İstanbul
Tel.: (0212) 507 80 85
E-Mail: senoltaban@hotmail.com

Fiyatı: 7.000.000 TL

DEDAENA kitabını Chveneburi.Net'ten de temin edebilirsiniz. Kitap ismi, alıcının adı soyadı,  kitap adeti ve posta adresi bilgilerini
kitap@chveneburi.net mail adresine e-mail göndererebilir. Ödemeyi  banka hesabına havale yöntemi ile yapabilirsiniz.  Ödeme ile ilgili  ayrıntılı bilgileri  yine bu e-mail (kitap@chveneburi.net) den bilgi sahibi olabilirsiniz.


Borçka Mektupları

BORÇKA MEKTUPLARI
İvane Caiani, 1862 yılında doğmuş ve 1936 yılında yaşamını yitirmiş. Caiani, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından, bu savaşta Rusya’nın eline geçmiş olan Çoruh vadisinde görevlendirilmiş. Buradaki görevi sırasında, ilki 1881 tarihli olan mektuplar yazmış ve bu mektupları Tiflis’te çıkan Droeba, İveria gazetelerinde yayımlanmış. Caiani’nin Çoruh vadisi ile bu vadide yaşayan Müslüman Gürcülere ilişkin aktardığı bilgiler, Türkiye’de yaşayan Gürcüler hakkında kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katmaktadır.
By: admin2

BORÇKA MEKTUPLARI
İVANE CAİANİ

Gürcüce’den çeviren:
FAHRETTİN ÇİLOĞLU


ÖNSÖZ


İvane Caiani, 1862 yılında doğmuş ve 1936 yılında yaşamını yitirmiş. Caiani, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından, bu savaşta Rusya’nın eline geçmiş olan Çoruh vadisinde görevlendirilmiş. Buradaki görevi sırasında, ilki 1881 tarihli olan mektuplar yazmış ve bu mektupları Tiflis’te çıkan Droeba, İveria gazetelerinde yayımlanmış. Caiani’nin Çoruh vadisi ile bu vadide yaşayan Müslüman Gürcülere ilişkin aktardığı bilgiler, Türkiye’de yaşayan Gürcüler hakkında kısıtlı bilgilerimize yeni bilgiler katmaktadır.
Caiani’nin 93 Harbi sonrasında göç etmeyip Çoruh vadisinde kalan Gürcülerin yaşamı ve gelenekleri üzerine ayrıntılı bilgiler verdiği bu mektupları, Ramaz Surmanidze’nin yayıma hazırladığı “Şavşat Mektupları” (Tzerilebi Şavşetidan, 1991, Tiflis) adlı kitaptan aldık. Borçka’dan yazılıp Tiflis’e gönderildiği için biz bu mektupları Borçka Mektupları adı altında yayımlamayı daha uygun bulduk.       

Fahrettin Çiloğlu

 

>>İÇİNDEKİLER<<

        I. Mektup
        II. Mektup
        III. Mektup
        IV. Mektup
        V. Mektup
        VI. Mektup
        VII. Mektup
        VIII. Mektup
        IX. Mektup
        X. Mektup
        XI. Mektup
        XII. Mektup
        XIII. Mektup
        XIV. Mektup
       
       
XV. Mektup
        XVI. Mektup
        XVII. Mektup
        XVIII. Mektup
        XIX. Mektup
        XX. Mektup
        XXI. Mektup
        XXII. Mektup
        XXIII. Mektup
        XXIV. Mektup
 
       
       
XXV. Mektup
        XXVI. Mektup
        XXVII. Mektup
        XXVIII. Mektup
        XXIX. Mektup
        XXX. Mektup
        XXXI. Mektup
        XXXII. Mektup
        XXXIII. Mektup
        XXXIV. Mektup