“Sınır Düşünceleri”

Fahrettin Çiloğlu’nun öykülerinden bir seçki Gürcistan’da yayımlandı.

“Sınır Düşünceleri”

Fahrettin Çiloğlu’nun öykülerinden bir seçki Gürcistan’da yayımlandı. Ekim 2006 başında çıkan kitabın basın tanıtımı da aynı gün, 2 Ekim’de Tbilisi’de (Tiflis)yapıldı. Kitap, Gürcüce Sasazkvro Pikrebi (Sınır Düşünceleri) adını taşıyor. “Sınır Düşünceleri”nde yirmi kısa öykü yer alıyor. Öyküler üç çevirmen tarafından Gürcüce’ye çevrilmiş. Bu öykülerin bir bölümü yazarın Beni Bırak Uzaklara(2004) adlı öykü kitabından alınmış. Gürcüce kitapta yer alan birkaç öykü de Adam Öykü ve Kitap-lıkdergilerinde yayımlanmış öykülerden derlenmiş. “Sınır Düşünceleri”nin son sayfalarında Çiloğlu’nun doğrudan Gürcüce yazdığı on yedi şiiri yer alıyor. 

* * *
-Kitapla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. Fikir olarak nereden çıktı ve neden “Sınır Düşünceleri” adını taşıyor.
        

-Ben yıllardır Gürcü kültürü üzerine yazan ve Gürcü edebiyatından çeviriler yapan biriyim. Bu ilgi, bir Kartveloloji ilgisinden öte etnik kökenden gelen ilgiyi de içinde taşıyor. Öykülerimin bir kısmında da Gürcü kültürüne özgü motifler var. Kitabımın yayımlanması, bütün bunların Gürcüstan’da bir tür yankısı diyebiliriz. Kitabın adına gelince. Gürcüce adı kulağa hoş geliyor, ama Türkçe karşılığı Sınır Düşünceleri’nin öykü kitabı için pek de öyle olmadığını düşünüyorum. Ancak bu ada, benim, bu kitapta da yer alan bazı öykülerimin ortak üst başlığı olan “Sınır Hikâyeleri” kaynaklık etti.
        
-Sizin dışınızda Gürcüce’ye çevrilen Türkiye’den yazarlar var mı? 
        

-Şimdi tek tek tümünün adını sayamam, ama gerek Osmanlı dönemi, gerekse çağdaş dönem Türk yazarlarından yirmi kadarının çevrildiğini biliyorum. Başta Nazım Hikmet olmak üzere Aziz Nesin, Haldun Taner, Demirtaş Ceyhun bu adlar arasında yer alıyor. Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı adlı kitabının çevirisi de sürüyor. 
        
-İki dili de bilen biri olarak öykülerinizi Gürcüce okuduğunuzda neler düşündünüz. 
        

-Farklı bir duygu olduğunu söyleyebilirim kısaca. Ancak, çevirilerin öyküleri belirli ölçüde değiştirdiğini, başka bir duygu dünyası yarattığını da ekleyelim. Örneğin, 19. yüzyılın başında Osmanlı’ya sığınıp Trabzon’da yaşamış olar Gürcü kralı Solomon üzerine “Kral Solomon” adlı kısa öyküm Türkçe’de daha çok bir mizah öyküsü tadında. Gürcüce’si ise dramatik bir öykü gibi duruyor. Burada muhtemelen çevirmenin duygu dünyasının sözcüklere yansıması bunda rol oynamış. Böyle şeyler, çevirinin zaten bir parçası, bütün çevirilerden benzer örnekleme yapılabilir sanırım.
        
-Başka çalışmalarınızın da Gürcüce yayımlanması gibi bir proje var mı?
        

-Çeşitli yerlerde çıkan yazılarımdan bir seçkinin yayımlaması fikri var. Bu yazılar ağırlıklı olarak Gürcistan ve Kafkasya üzerine siyasi ve kültürel içerikli yazılar. Bu alanlarda dışarıdan bir bakışın nasıl olduğu merakı var bir bakıma. Gürcü okurlar için, özellikle de Gürcü kökenli birinin başka bir ülke medyasında yazdıklarının hayli ilginç olacağı varsayılıyor. Ayrıca “Kral Solomon” adlı öykümü temel alan bir senaryo yazıldı Tbilisili bir yönetmen ve senarist tarafından. Bu senaryodan çekilecek kısa metrajlı bir televizyon filmi de iki ülkede gösterime girebilir, ama bu henüz proje aşamasında.     

banner195

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.