Hasanpaşa Köyü - İnegöl - Bursa

Bursa - İnegöl - Hasanpaşa Köyü

Hasanpaşa Köyü - İnegöl - Bursa
30 Nisan 2005 Cumartesi 13:05

Bursa - İnegöl - Hasanpaşa Köyü

        Hasanpaşa Köyü Nerdedir?
        Hasanpaşa köyü Marmara bölgesinin güneydoğusunda, Bursa ilinin ve İnegöl ilçesinin güneyinde  Ankara-Bursa devlet karayolunun 1 km doğusunda İnegöl’e 7 Bursa’ya 50 km uzaklıktadır. Ayrıca İnegöl-Pazaryeri karayolu üzerinde bulunur.

        İstanbul’a 360 km, Ankara’ya 350 km, İzmir’e 400 km, Konya’ya 400 km uzaklıktadır.


        Köyün Yerleşimi:

        Köyümüz Hasanpaşa deresi kenarında oldukça düz hiç yokuşu olmayan bir arazide kurulmuştur. İnegöl’den Pazaryeri ve Kurşunluya giden yol köyün tam güneyinden geçer.Bu yoldan köye dört adet yol girer. Bunlar aynı zamanda köyün sokaklarını oluşturur. Bu sokaklara evler dizilmiştir. Sokaklar çok geniş evler bahçelidir.

        Köyümüzden başka bir köye yol geçmez. Ancak arazi olarak çevre köylerle komşudur.


        Köyümüzün Sınırları ve Komşuları:

        Köyümüzün Komşuları: Doğuda Süpürtü,batıda Alibey ve Bilal köy. Kuzeyde Yiğit köy. Güneyde Çitli, güneybatıda ise Hamamlı köyü ile komşudur.

        Köyümüzün Sınırları: Doğuda Hasanpaşa deresi, batıdan Bilal köy yolu izleyerek köy çayırı ve Kulaca çayırını takiben Alibey köyle sınırlıdır. Güneyde ise Çitli tarlalarından Ahlat su mevkiinden Oylat-Tahtaköprü yolu ve Hamamlı köyü ile sınırdır.


        Tanıtım ve Yeri:

        Bursa iline bağlı İnegöl ilçesinin bir köyü olan Hasanpaşa İnegöl ovasının güney doğusunun ucunda kurulmuş güzel bir köydür. Köyümüz sınırlarından 3 km sonra Mezit boğazı ormanlık alanı başlar.

 Hasanpaşa köyü sınırları içerisinde tarıma çok elverişli verimli topraklar vardır. Kullanılmayan kıraç arazi hiç yoktur. Sınırlarımız içindeki toplam alan 3000 dönüm kadardır. Köyün doğusundan Hasanpaşa deresi geçer. Bu dereden sulamada yararlanılır. Dere kenarında kum ve çakıl işletmeleri vardır. Ayrıca derenin kenarında ve köyün kuzeyinde 150-200 dönüm kadar köy çayırı bulunmaktadır.

        Hasanpaşa köyü sınırları içinde ve yakınında hiçbir yükselti (tepe-dağ vb.) yoktur. Dere kenarında söğüt tarlalarda kavak ve meyve ağaçları en önemli bitki örtüsüdür. Ekilip dikilen bitkilerden başka bitki örtüsü yoktur. Yer altı zenginliği olarak her hangi bir maden bulunmamaktadır.

        İklim:

        İnegöl Marmara bölgesinde bulunmasına rağmen Akdeniz iklimi ile karakış iklim tipi arasında değişikliğe uğramış bir karakterde iklim tipi görülür.

        Yazlar sıcak, yağış en az düzeydedir. Kışlar soğuk ve yağışlıdır. Kar yağışı normaldir. Don hadisesine sıkça rastlanır. İnegöl ve çevresindeki akarsular en çok suyu kışın ve ilkbaharın başında taşır. En az su taşıdıkları zaman yaz aylarıdır.

        Yıllık ortalama sıcaklık 12ºc, en sıcak ay ortalaması 22ºc ile Temmuz, en soğuk ay ortalaması 2º ile Ocak ayıdır. En yüksek sıcaklık Ağustos ayında 41ºc, en düşük sıcaklık –22ºc  Ocak ayında kaydedilmiştir.
 Hasanpaşa ve çevresinde kuzeybatı rüzgarları çok eser. İnegöl’deki nispi nem değeri 69 dur. Üç beş yılda bir çok kar yağışı yaşandığı görülür.


        Nüfus:

        Hasanpaşa köyü 1877 tarihinde kurulduğundan beri 80-100 hane arasında değişim göstermiştir. Türkiye’nin nüfus karakterine uygun olarak köyümüzde de göç hareketleri olmuştur. 
 
       2003 yılı durumuna göre Hasanpaşa köyü 115 hane olup 585 nüfusa sahiptir. Köyden göç etmiş hane sayısıda 100-150 civarındadır. Bu aile fertleri köyümüzle ilişiğini kesmemiştir. Zaman zaman köye gelerek ziyarette bulunurlar.

        Hasanpaşa köyü ve civarında ulaşım çok müsait olduğundan Kurşunlu-İnegöl yolu üzerinde Hasanpaşa köyü muhtarlığına bağlanmış Gümüşhaneli-Trabzonlu–Erzurumlu vb. illerden göç ederek gelmiş ailelerde mevcuttur.

        İş dolayısı ile her gün günlük 50 kişilik geliş-gidiş nüfus harekatı görülür.

        Hasanpaşa Köyünün Kurucusu Olan Hasanpaşa’nın Özgeçmişi:

        Batumi Becenoğlu Ailesi (Bejanidze) Becenoğulları ailesi, Batumi'de yaşamış olan itibarı yüksek köklü ve güçlü bir ailedir. Becenoğlu ailesi Batumi'ye çok büyük hizmetler ve imarlar yapmış bir ailedir. Bu aile insan ayırımı yapmadan her insana çok önemli yardımlarda bulundukları ve en önemlisi Batumilileri Rusların baskı ve şiddetinden korudukları gibi bir çok yönleri vardır. Ayrıca Batumi'de aile adına bir kütüphane mevcuttur.


        Ailenin Soy Gelimi Olarak Bilinenler:

        Tarafımızdan aile ile ilgili bilinen bilgi ve kayıtlar ancak 1750–1780 yıllarından itibarendir. 1750–60 yıllarında doğduğu tahmin edilen Emin bey isimli zattan olan oğlu Sefer bey ve onun oğulları olan Hamit bey, Mahmut bey, Ferhat bey ve Hüseyin bey isimli zatlar ailenin bilinen en uç isimleridir. Bu kişilerden Hamit beyin evlatları ise bugün Bursa ve havalisinde (İnegöl-Gemlik) kurulu bulunan Hasanpaşa, Haydariye ve Muradiye köylerinin kurucuları olan Hasan bey, Murat bey ve Haydar bey’dir.


        Bilinen Özgeçmişleri:

        Hasan Paşa: 1846 tarihinde Batumi'de doğmuştur. Göstermiş olduğu hizmet ve yararlıklardan dolayı Osmanlı devleti tarafından paşalık rütbesiyle taltif edilmiştir. 93 Osmanlı-Rus harbinde Gürcüstan’dan gemilerle soydaşlarını getirmiş ve padişah II Abdülhamit tarafından verilen izinle kendi adını taşıyan köyü kurmuştur. Bursa’da emi sultan camiinde gömülüdür.
 
       Murat Bey: Batumi doğumludur. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekte ve 1848 doğumlu olduğu tahmin edilmektedir. 93 Osmanlı-Rus harbinde Gürcüstan’dan gemilerle soydaşlarını getirmiş ve padişah II Abdülhamit tarafından verilen izinle kendi adını taşıyan köyü kurmuştur. Murat bey Yenişehir, Orhaniye ve İnegöl kaymakamlıkları yaptıktan sonra görevli olarak gittiği Bağdat veya Şamdan dönerken yolda vefat etmiştir. Mezarı tam olarak bilinememektedir. Yapmış olduğu üstün hizmet ve görevlerden dolayı II. Abdülhamit tarafından takdirname ile taltif edilmiştir.

        Haydar Bey: Batumi doğumludur. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekte ve 1849–1850 doğumlu olduğu tahmin edilmektedir. 93 Osmanlı-Rus harbinde Gürcüstan’dan gemilerle soydaşlarını getirmiş ve padişah II. Abdülhamit tarafından verilen izinle kendi adını taşıyan köyü kurmuştur. Haydar bey İstanbul’da Nafia Umum Müdürlüğü (İmar-İskan Genel Müdürlüğü) yapmış Kadıköy'deki ilk Haydarpaşa mendireğinin yapımı sırasında göstermiş olduğu yüksek dirayet ve çalışmalardan ötürü padişah tarafından ve Alman imparatoru II.Wilhem tarafından takdirname ile taltif edilmiştir. Haydar beyin mezarı Fatih Cami'nde bulunan Fatih Sultan Mehmet'in türbesinin hemen yanındaki mezarlıktadır. Buraya padişahın izni ve emri ile gömülmüştür.

        Köyün Kuruluş Öyküsü:

        Tarihe 93 harbi diye geçen 1877–1878 Osmanlı Rus harbi neticesinde Gürcüstan’ı işgale başlamaları üzerine durumun vahametini (kötüye gideceğini) gören bu beylerin tuttukları tekneler ile 1877 yılında ilkbahar mevsiminde Gürcüstan'ın Acara Muhtar Cumhuriyeti olan Batumi ili Kobuleti kazası Çakvi nahiyesi Didame köyü ve çevresinde oturan soydaşlarını İstanbul’a nakil ederek büyük bir mezalimden (baskı, şiddet ve soykırım) kurtarmışlardır. Becanoğlu ailesinin ve bilhassa Osmanlı idaresi tarafından rütbeyle taltif edilmiş olan Hasan paşa, Murat bey ve Haydar beylerin Osmanlı devleti üzerindeki itibarları neticesi II.Abdülhamit han tarafından verilen özel bir izinle Bursa’ya yerleşmelerine ve istedikleri bir yere iskan edilmelerine müsaade edilmiştir. Bu izin ile beyler soydaşlarından kurdukları birer heyet ile yerleşmeleri için uygun olan alanları tespit etmek üzere günlerce-haftalarca süren araştırmalar yapmışlar ve köylülerinin de uygun gördüğü bugünkü yerlere yerleşmelerini temin etmişler ve ilk yerleşim evleri de bu beylerin imkanları ile yapılmıştır. Bugünkü köyler bu zatların isimlerini taşımaktadır. Hasanpaşa itibarı yüksek bir zat olduğundan ve kendiside Bursa'da yerleştiğinden ona özel bir ayrıcalıkla ovada bulunan Hasan Paşa köyünün bugünkü yeri verilmiştir. Köyümüz önce şimdiki köy çayırının olduğu yere kurulmuş ancak sel felaketine uğradıklarından daha sonra şimdiki yerine tekrar kurulmuştur.

        Murat bey İnegöl’de kaymakam olduğu için köyümüz halkının yerleşmesinde herhangi bir sorun yaşanmamış bilakis Osmanlı idaresi yardımcı olmuştur.


        Köyün Adının Kaynağı:

        Rivayet olunduğuna göre köyümüz şimdiki yerine kurulduğunda Süpürtü, Kulaca, Bilal, Çitli, Yiğitköy ve Kurşunlu köyleri arazinin azalacağını düşünerek biraz tedirgin olmuştur. Bunun üzerine Hasanpaşa ve Murat bey bu köylerin ileri gelenlerini toplayarak “iyi geçinmelerini yeni göç eden bu insanlara yardımcı olmalarını bu halkın burada oturacağını söylemiş.” Bu köylülerde peki paşam mademki siz öyle uygun gördünüz öyle olsun demişler.
Bunun üzerine Hasan paşa;
-Peki bu köyün adı ne olsun ? diye sormuş.
-Toplantıda bulunanlarda
-Toplantıda sizin adınız Yeni HASANPAŞA Köyü olsun demişler .
Köyümüzün adı o günden beri Hasanpaşa köyü olarak anılmakta ve kullanılmaktadır.


        Kurtuluş savaşı'nda Hasanpaşa Köyü:
  
      Yunanlıların Bursa ve İnegöl’ü istilası ile köyümüz Hasanpaşa da 20 Temmuz 1920’den 6 Eylül 1922 tarihine kadar Yunan işgalinde kalmıştır. İşgal sırasında köy halkı Murat bey Alibey köy taraflarına göç ederek arazilerini oradan gelip işlemişlerdir. En son Hasanpaşa’da bir Yunan yüzbaşının öldürülmesi ile Yunanlı işgalciler Hasanpaşa köyünü yakmışlar. Sadece  caminin minaresi sağlam kalmıştır.İşgalden sonra herkes evini yeniden yapmıştır.

        I.Dünya ve Kurtuluş Savaşı'nda Köyümüzden şehit Olanlar:
        Seferoğlu Mehmet
        Süleymanoğlu Emin
        Eyüpoğlu Ali
        Dursunalioğlu Ali
        Abdullah Demirhan
        Arif Anıl
        Ali Tomaç
        Mehmet Yılmaz
        İlyas Çakmak

        Aile yapısı:
        Hasanpaşa köyündeki ailelerin büyüklüğü 2-8 kişi arasında değişmektedir. Büyük haneler genellikle ataerkil ailelerden oluşmaktadır. Köyün kuruluşunda ilke edinilen saygı günümüzde  aile içerisinde kaybolmamıştır. Bu yüzden köydeki ataerkil ailelerin sayısı  oldukça fazladır.

        Son yıllarda azınlıkta olmakla beraber küçük karı-koca ve çocuklardan oluşan ailelerde vardır.

        Ailede büyüklerin sözü dinlenir ve saygı gösterilir.A ilede büyükler nine-dede veya sadece biri de olabilir. Ailedeki büyük kadın bile olsa ona danışılır ve görüşü alınır. 

        18 yaştan yukarı herkes Gürcüce konuşur. Çocukların çoğunluğu da konuşulanı anlayabilir.

        Hasanpaşa köyünde hanelerin büyüklüğü 1-12 kişi arasında değişim göstermektedir. 10-12 nüfuslu üç aile, 5-8 nüfuslu 20 aile bulunmaktadır.

        Evlenme yaşı erkeklerde 25-30 yaş arası  kızlarda ise 18-25 yaşları arasındadır.

        Ailelerde okuma-yazma oranı %98’dir. İlkokul mezunu %90, lise ve dengi okul mezunu %10’dır. 20 ve 40 yaş arasındaki nüfusun %50’si lise mezunudur.

        Evlenmeler önceleri köy içinden olurken son yıllarda köy dışından gelin alma ,köy dışına kız verme çoğalmıştır.


        Adet ve Gelenekler:
 Hasanpaşa köyünün giyim şekli genellikle yaş gruplarına göre değişiklik gösterir. Çağın getirdiği yeniliklere uyum sağlayan giysiler tercih edilir. Geleneksel giysi olarak köyün yaşlı bayanlarının örttüğü “peştemal” adı verilen bir örtü kullanılmaktadır. Ortama göre giyinmesini bilen genç kesim kıyafet seçiminde modayı göz önünde bulundurur. Köyde zorunlu giyilmesi gereken bir kıyafet olmamakla beraber herkes istediği kıyafeti giymekte özgürdür. 


        Komşuluk:
       Köy insanının yapısından doğan sıcaklık komşuluk ilişkilerinin güçlü olmasında büyük rol oynamaktadır. Komşular arasında büyük ölçüde yardımlaşma vardır. Maddi ve manevi yönde oldukça cömert olan köy insanı birbirinden hiçbir yardımı esirgemezler. İyi ve kötü günde her zaman destek olmayı bilen komşular “paylaşmak” terimini esas almışlardır.


        İnançlar:
        Hasanpaşa köyünde batıl inançların yaygın olamamasıyla birlikte, herkes inancı gereği yaşamını sürdürmektedir.

        Doğum Adetleri:
        Bebek bekleyen aileler doğuma kadar büyük bir hazırlık içerisine girerler. Cinsiyeti belirlendikten sonra, bebek için hazırlanan giysilerin bir kısmı evde hazırlanırken, bir kısmı ise hazır alınır. Annenin akrabaları doğuma kadar, bebek için bir çok hediye hazırlar. Bebek doğunca büyük bir sevince boğulan aile,b ebeğe verilecek ismi beraberce kararlaştırırlar. Ailenin erkek büyüklerinden biri bebeğin kulaklarına ezan okuyarak ismi verilir. Bir süre sonra isteğe bağlı olarak ailenin yakınları çağrılıp evde mevlid okutulur. Bebeğin kıyafetleri ve hediyeleri evin içerisinde sergilenir. Bebek kırk günlük olduktan sonra, yakınlara kırk uçurmak adı verilen bir ziyaret yapılır. Ziyarete gidilen ev oturma bittikten sonra bebeği adet gereği yumurta vererek uğurlar.


        Ölüm Adetleri:
        Ölen kişinin ilk önce selası  verilir. Daha sonra ölü daha fazla bekletilmeden yıkanır. Kefenlenir. Duyan herkes cenaze evine sabır dilemeye gider. Hangi vakitten sonra gömülecekse, erkekler camiden çıktıktan sonra ölüyü tabut içerisinde mezarlığa götürürler. Cenaze namazı kılındıktan sonra ölü defnedilir. Cenaze evinde yedi gece boyunca tebareke okunarak gelene ikramda bulunulur. 7 gece 7 mevlidi okunur. Cenazeden 40 ve 52 gün sonra mevlitler okutulur.

        Evlenme Adetleri: 
        Kız İsteme: Önce erkek tarafı kız tarafına geleneklerine dair haber verir. Kız tarafı kabul edince, erkek tarafı aile büyükleriyle birlikte, kız istemeye giderler. Giderken yanlarında çiçek ve çikolata götürürler. Kız konuklara kahve ikram eder. Erkek tarafından en yaşlısı  kızı Allah’ın emriyle ister. Eğer evlenecek kişiler razı olursa kız verilir.

        Çeyiz: Kız verildikten sonra düğün tarihine kadar çeyiz hazırlıkları devam eder. Kız ve erkek tarafı anlaşarak gerekli eşyaları alırlar. Kız tarafı çeyizin büyük bir kısmını örgü ve dikim ile gerçekleştirir.

        Nişan: Aileler oturup, nişan tarihi belirlerler. Nişan alışverişine gidilir. Kız tarafı erkeğe, erkek tarafı kıza takı ve kıyafet alır. Nişana yakın dostlar davet edilir. Nişan töreni kız tarafının evinde yapılır. İki ailenin de uygun gördüğü bir kişi iyi dileklerde bulunarak yüzüklere bağlı olan kurdeleyi keser. Konuklar gelin ve damadı tebrik ederek hediyelerini verir. Daha sonra müzik eşliğinde eğlence yapılır.

        Düğün: Düğün tarihi belirlendikten sonra davetiyeler  basılır. Tüm tanıdıklara davetiyeler gönderilir. Düğünden üç gün önce kız evinden çeyiz alınarak çiftin evinde sergilenir. Cuma gecesi kız evi kına gecesi düzenler. Kına gecesinde gelinin ellerine kına yakılıp çeşitli eğlenceler yapılıp, konuklara çerez ikram edilir. O gece gelinin arkadaşları ve yakın çevresi erkek tarafına tavuk almaya giderler. Onlara pilav,tavuk ve çeşitli hediyeler verilir. Erkek tarafı da aynı şekilde kız tarafına gider. Daha sonra gelin ve arkadaşları sabahın ilk saatlerine kadar eğlenirler. Cumartesi gecesi erkek tarafında çalgı ve yemek eşliğinde eğlenceler olur. Pazar günü damat tarafı kalabalık bir şekilde gelin almaya giderler.Gelin alırken eğer damat tarafı köyün dışında ise köydeki genç kızlara ve erkeklere belirli miktarda para verilir. Pazar gecesi gelin ile damat odalarına çekilerek gerdeğe girerler.


        Sünnet:
        Aileler çocukların yaşları fazla ilerlemeden sünnet cemiyeti yaparlar. Sünnetten önce sünnet çocuğunun yatağı yakınlar çağırılarak süslenir. Sünnetten bir önceki gece eğlence yapılarak sünnet çocuğuna kına yakılır. Sünnet günü araba ile sünnet çocuğu ve arkadaşları gezdirilir. Daha sonra davetli olan misafirlere yemek verilir. Mevlit eşliğinde sünnet yapılır.


        Asker Uğurlama:
        Askere gidecek olan gençlerin gitme tarihi belirlendikten sonra yakın tanıdıkları çeşitli hediyeler getirerek ziyarete gelirler.Gitme tarihinde askere gidecek olan gençlerin evlerinde arkadaşlarına yemek verilir.Askere gitmeden 1-2 gün önce askere gidecek olan kişinin arkadaşları hep birlikte eğlence düzenler.Gitme günü geldiğinde,askerin yakınları ve arkadaşları garajda yapılan eğlencelerle askeri uğurlar.Asker dönüşünde askerden gelen kişinin evine yakınları göz aydınlığına gelirler.


        Geleneksel Yemekler:
        Gürcü Sarması: (Saniye Yılmaz (Cincaradze) 'nin tarifi) 
Malzemesi: 
• 1 – 2 demet karalahana 
• 1 – 2 kg haşlanmış patates 
• 1 demet maydanoz 
• 3 – 4 adet taze soğan 
• 2 adet sivri biber 
• Yarım su bardağı ceviz içi 
• 1 su bardağı bulgur 
• Kırmızı pul biber 
• Kara biber 
• 2 çorba kaşığı domates salçası 
• Tereyağı ve tuz 

Yapılışı: Kaynar suya atılan kara lahanalar az haşlanır. Patatesler de haşlanıp soyulur ve püre haline getirilir. Tereyağı veya arzuya göre zeytinyağına ince doğradığınız maydanoz, taze soğan, ve bulgur az kavrulup ateşten alınır. Pişirdiğimiz bu harç püreye eklenip, iyice yoğrulur. Bu harca kırmızı pul biber, kara biber ve tuz da eklenir. Ayrıca ceviz içi, biber, bir diş sarımsak da havanda iyice dövülür. Bu harç da püreye eklenir ve tekrar yoğrulur. Püre tamamlandıktan sonra lahanalar tek tek sarma şeklinde sarılır. Sarmalar, öncelikle dibine sapları olmak üzere tencereye üst üste dizilir. Tencerenin üzerine dökmek için ayrı bir tavada bir miktar tereyağı eritilip, salça kavrulur; sonra 1 veya 2 su bardağı ölçüsünde su eklenip biraz kaynatılır. Üzerine son olarak bu karışım dökülen sarmalar, kısık ateşte pişene kadar haşlanır. Arzuya göre sade yada yanında yoğurtla servis yapılır.

        Haçapuri: (Lamara Deida’nın tarifi)
Malzemesi: 
• 1 Kilogram un 
• 1 Küçük paket yaş maya 
• Yarım tatlı kaşığı karbonat 
• 2 Yumurta • 1/4 Paket tereyağı 
• Su 
• İç malzemesi olarak kullanılmak üzere; az tuzlu, erimeyen yumuşak köy peyniri ve dış kısmına sürmek için tereyağı. 

Yapılışı: Havuz şeklinde açılan unun ortasına maya, yumurta, karbonat, tereyağı ve su koyup, kulak memesi yumuşaklığından daha yumuşak bir hamur elde edilir. Yarım saat dinlendirilerek hamurun mayalanması sağlanmalıdır. Kabaran hamurdan bolca unlanmış bir zemine yumruk büyüklüğünde alınan parçalar kalınca açılır ve ortasına, çatalla ezip elimizle yoğurduğumuz peynir koyulur. Sonra hamur elimizle inceltilir. Peynirin hamurun her tarafına yayılmasına dikkat edilir. Artık hazır olan hamurumuz önceden ısıtılmış sıvı yağlı teflon tavada (veya varsa demir sac da) altlı üstlü pişirilir. Pişirilen haçapurilerin üzerindeki unlar fırçayla temizlendikten sonra, her iki tarafına bolca tereyağı sürülür ve servis yapılır. Tereyağı hem daha lezzetli, hem de daha yumuşak olmasını sağlar.

        Malahto: (Kişniş ve baharatlı taze fasulye)
Malzemesi:
• 1 veya 1,5 kg boncuk fasulye 
• 1 su bardağı ceviz içi 
• Yarım demet kindzi (taze kişniş otu) 
• Yarım demet şaşprami (taze yada kuru fesleğen) 
• 2-3 dal yeşil pırasa yaprağı 
• 2-3 dal maydanoz 
• 2-3 adet sivri biber 
• Yarım bardak süt ve varsa 2 çorba kaşığı süt kreması 

Yapılışı: Ayıklanan boncuk fasulyeler tencereye koyulur. Tencereye, fasulyeleri aşmayacak şekilde su eklenir ve fasulyeler haşlanır. Fasulyelerin pişmesine yakın tencereye yarım bardak süt eklenir. Fasulyeler pişerken, tahta geniş bir havana koyulan ceviz, kişniş, fesleğen, pırasa, maydanoz ve sivri biberler hep birlikte iyice dövülür. Bu malzeme harcı ne kadar iyi dövülür ve ince olursa, Malahto o kadar lezzetli olacaktır. Ocaktan alınmaya yakın pişen fasulyeye bu malzeme harcı eklenir ve bir taşım kaynatıldıktan sonra ocaktan alınır. Servise hazır olan Malahto’nun Cadi yani mısır ekmeğiyle yenmesi tavsiye edilir. Bu yemeğin özelliği hem sıcak hem de soğuk olarak yenilebilmesidir.

        Lobyo Phala (Barbunyalı Karalahana): 
Malzemesi: 
• 2 demet Karalahana 
• 1 su bardağı barbunya 
• 2 çorba kaşığı mısır unu 
• 1,5 çorba kaşığı tereyağı ve süt 
Harcı için: 
• 1 su bardağı ceviz içi 
• 1 diş sarımsak 
• Yarım demet kindzi (taze yada kuru kişniş otu) 
• 3 adet sivri biber 
• 2 yada 3 dal maydanoz 
• 2 yada 3 dal şaşprami (taze yada kuru fesleğen) 

Yapılışı: Karalahanalar küçük küçük doğranır. Bir tencerede kaynayan suya atılan karalahanalar bir süre haşlanır. Rengi değişen ve yumuşayan karalahanaların ilk suyu, süzülerek dökülür. Üzerine yeniden su eklenen karalahanalar, iyice yumuşayana kadar tekrar haşlanır. Ayrı tencerede, geceden suya bastırılan barbunyalar da haşlanana kadar kaynatılır. Yumuşayan barbunyalara lahanaya eklenir ve haşlanana kadar pişirilir. Lobyo Phala, kaynarken mısır unu da eklenir. Karalahananın harcı, tahta havanda hazırlanır. Ceviz, tuz, sarımsak, kindzi, şaşprami, biber ve maydanoz havanda iyice dövülür. Lobyo Phala piştikten sonra ocaktan alınmaya yakın bu harç eklenir ve fazla kaynatılmadan ocaktan alınır. Üzerine tereyağı eklenen Lobyo Phala sıcak olarak servis yapılır.
        Cadi (Mısır Ekmeği):
Malzemesi:
• 4 su bardağı mısır unu 
• 1 çorba kaşığı tuz 
• 4,5 su bardağı kaynar su 

Yapılışı: Tuz ve orta kararda kaynar su eklenen mısır unu, kaşıkla iyice yoğrulur. Kaynar su, Cadi’ye hem lezzet hem de kıvam verir. Yoğrulan hamur, az miktarda sıvı yağlı tavaya düzgün bir şekilde yerleştirilir ve altlı, üstlü olarak kızarana kadar pişirilir. Cadi’nin fırında pişirilmesi durumunda sıcaklık 200 dereceye ayarlanır. Yüksek sıcaklıktaki fırında pişirilecek Cadi daha lezzetli olur. Özellikle, yoğurt, malahto, lobyo phala, süt ve tereyağıyla pişirilen tavada yumurtayla yenmesi halinde Cadi’nin tadına doyum olmaz.


        Ekonomik Hayat:
 
       Tarım: Hasanpaşa Köyü verimli İnegöl ovasının en güneyinde bulunduğundan toprakları verimlidir.Her tür tarıma elverişlidir.arazinin tamamı ekilir mera yoktur.

        Son yıllarda modern tarım araçları ile tahıl, meyve, sebze üretimi yapılmaktadır. Arazinin tümü ekilip biçilir ancak nüfusun veya hane sayısının %30’u çiftçilikle uğraşmaktadır. Diğer haneler ticaret ve ücretli işçilik yaparlar.

        En çok yetiştirilen ürün patates yıllık ortalama 7000 ton
        İkinci öncelikli ürün lahana yıllık ortalama  5000 ton
        Üçüncü öncelikli ürün buğday yıllık ortalama 1000 ton
        Ayrıca sıra gelirse pancar ve arazide bulunan meyve bahçelerinde armut, elma, kiraz yetiştirilmektedir.bazı yıllarda kabak, patlıcan, domates ekilir. Orta ölçekli fidancılık ve kavakçılık yapılır. 

        Üç adet son model çift çeker gelişmiş traktör,10 adette orta boy traktör vardır.
        Tarımda tohum,gübreleme,ilaçlama,hasat son teknolojiler kullanılarak yapılır.

        Hayvancılık: Hayvancılık çok gelişmemiştir. Köyde toplam 40 adet büyükbaş 100 adet küçükbaş hayvan vardır. Kümes hayvancılığı köyümüzde yapılmamaktadır.

        Ticaret: En önemli ticaret tarımsal ürünler patates ,lahana,sebze alım satımıdır. Diğer yönden bıçkı atölyelerinde üretilen kereste, palet, sandık, odun, talaş ticareti önemli ticaret olaylarıdır.

        Köyümüzde iki adet market işletmecisi vardır. 6 adette faal durumda bıçkı atölyesi vardır.

        Fabrika ve İmalathaneler: Balcıoğlu palet fabrikası , Çetsan Plastik Enjeksiyon imalathanesi, Umut palet, Yelbey Palet, Global kereste, Özbek kereste, Tayyar kereste, ekmek fırını, Kahveci parke, Saraçoğlu Kontraplak, Kaynakçı Kum Ocağı, Tecimer kereste gibi işletmeler mevcuttur.

        Kerestecilik: Hasanpaşa köyünde öncelikli yıllarda sayıları 30’u bulan bıçkı atölyelerinde kereste, sandık, parke, palet imalatı yapılmaktaydı. Ancak bıçkı atölyelerinin sayısı bugün 6 ya düşmüştür. Biçki atölyelerinde her türlü kereste, sandık, palet üretimi yapılmaktadır.


        Nakliye ve Taşımacılık: Hasanpaşa Köyü halkının birinci geçim kaynağı nakliyeciliktir. Çünkü 6 adet büyük 15 adet orta boy kamyon ile taşımacılık yapılmaktadır. İnegöl’de faaliyet gösteren Barış Nakliyat, Özgür Nakliyat, Paşa Nakliyat gibi nakliyat firmaları köyümüz halkı tarafından işletilmektedir. Bu firmalarda yükleme boşaltma işlerini yapan 10-15 kişi geçimini sağlamaktadır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.